ق
Ayet Atlas
Kökler Kur'an'da geçen Arapça kökler, ilk harflerine göre gruplu. Bir köke girip taşıdığı anlamı, türevlerini ve geçtiği bütün ayetleri görebilirsiniz. Dizinde 1.025 kök var.
أ ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن ه و ي 1.025 kök
أ 48 kök
أله 1.879 ayet
Allah (اللّٰهُ), en doğru görüşe göre, zorunlu olarak var olan, tüm mükemmellik sıfatlarını kapsayan tek gerçek Tanrı'nın özel ismidir. Bu isim, tüm ilahi isimleri ve varoluşun özlerini birleştirir.
أمن 723 ayet
Bu kök, 'güvende olmak', 'korkusuz olmak' ve 'emin olmak' anlamlarına gelir. Kalbin veya zihnin huzurlu olması, gelecekte kötü bir şey beklememek demektir.
أيي 562 ayet
Bu kök, bir şeyi veya birini belirtmek, işaret etmek anlamındadır. "Hangi" veya "herhangi bir" gibi soruları ifade etmek için kullanılır. Belirsizliği veya seçimi vurgular.
أتي 486 ayet
Bir yere veya bir şeye ulaşmak, gelmek, varmak anlamındadır. Bazen bir şeyi getirmek, vermek veya bir işi yapmak manasına da gelir. Geniş bir kullanım alanına sahiptir.
أرض 440 ayet
Arz (أَرْضُ), üzerinde insanların yaşadığı yer küre, yeryüzü ve zemin anlamlarına gelir. Dişil bir kelimedir ve çoğulu arad (أَرَاضٍ) veya urud (أُرُوضٌ) şeklinde gelir.
أنس 317 ayet
İns (أنس) kökü, "insan" anlamına gelir. Aynı zamanda "yakın arkadaş" veya "seçkin dost" anlamında da kullanılır. İnsanlık, cinlerin zıttı olarak da ifade edilir.
أخذ 244 ayet
أخذ (Akhdh) kelimesi, bir şeyi elle almak, tutmak veya ele geçirmek anlamına gelir.
أخر 242 ayet
أخر (Akhr) kökü, 'son, en son, sonraki' anlamlarına gelir. Bir şeyin bitimini, son kısmını veya zamanın sonunu ifade eder.
أمر 226 ayet
Bu kök, birine bir şeyi yapmasını emretmek, buyurmak veya talimat vermek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir topluluğa liderlik etmek, komuta etmek veya yönetmek anlamında da kullanılır.
أهل 120 ayet
Ahl, bir evde, şehirde veya ülkede yaşayan insanları, bir erkeğin ailesini ve akrabalarını ifade eder. Ayrıca bir mesleğe, dine veya topluluğa mensup kişileri de kapsar.
أول 119 ayet
Bu kök, bir şeyin aslına, başlangıcına veya önceki durumuna geri dönmesini ifade eder. Ayrıca bir durumun belirli bir sonuca ulaşması veya bir sıvının kıvamının koyulaşması anlamlarına da gelir.
أمم 108 ayet
Bir şeye yönelmek, onu hedeflemek veya ona doğru gitmek anlamındadır. Bir topluluğun veya önderin peşinden gitmeyi, ona uymayı da ifade eder. Ayrıca, bir topluluk veya ümmet anlamına gelir.
أبو 104 ayet
Bu kök, 'baba' anlamına gelir ve aslen 'ebuv' şeklindedir. Çoğulu 'âbâun' veya 'ebûne' olabilir. 'Lâ ebâ leke' ifadesi, 'baban olmasın' anlamında bir beddua veya şaşkınlık ifadesi olarak kullanılır.
أكل 101 ayet
أكل (Akl) kelimesi, yiyecekleri çiğneyip yutmak anlamına gelir. Mecazi olarak mal tüketmek, gıybet etmek veya bir şeyin başka bir şeyi yok etmesi gibi anlamlarda da kullanılır.
أجر 99 ayet
Bu kök, birine yaptığı iş karşılığında karşılık vermek, ödüllendirmek veya ücret ödemek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyi kiralamak veya kiraya vermek için de kullanılır.
أذن 90 ayet
أذن kelimesi, hem gerçek anlamda 'kulak' organını hem de mecazi olarak 'dinleyen, itaat eden' kişiyi ifade eder. Ayrıca, bir şeyin 'sapı' veya 'tutacağı' gibi kulak benzeri çıkıntıları da tanımlar.
أحد 82 ayet
Ahad (أحد), aslında 'vahid' (واحد) kökünden gelir ve 'bir' anlamına gelir. Allah'a nispet edildiğinde 'Tek, Eşsiz, Bölünemez' anlamlarına gelir.
أخو 80 ayet
أخ (akh) kökü, 'erkek kardeş' anlamına gelir. Hem kan bağı olan kardeşler hem de süt kardeşler için kullanılır. Mecazi olarak 'arkadaş' veya 'yoldaş' anlamlarına da gelir.
ألم 73 ayet
Bu kök, "acı çekmek" veya "ağrımak" anlamlarına gelir. Bir kişi veya organın ağrı hissetmesini ifade eder. Örneğin, karın veya baş ağrısı için kullanılır.
أجل 48 ayet
Ecel, bir şeyin belirlenmiş süresi veya vadesidir. Özellikle ölüm zamanı, borçların ödeme süresi veya kadınların iddet süresi gibi belirli zaman dilimlerini ifade eder.
أثم 42 ayet
Bu kök, günah işlemek, haram bir fiilde bulunmak anlamlarına gelir. Bir şeyi günah saymak veya birini günahkar ilan etmek için de kullanılır.
ألو 37 ayet
Bu edat, bir şeyin sonunu veya bir yere kadar olan mesafeyi belirtir. Bazen "ile birlikte" veya "nezdinde" anlamlarına da gelir. Kuran'da sıkça kullanılır.
أوي 36 ayet
Bir yere sığınmak, barınmak veya geri dönmek anlamındadır. Genellikle güvenli bir yer bulma, korunma ve huzura kavuşma durumunu ifade eder.
أفك 29 ayet
Bu kök, bir şeyi aslından saptırmak, değiştirmek veya birini yalanla kandırıp doğru yoldan çevirmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda yalan söylemek ve iftira atmak manasında da kullanılır.
أبد 28 ayet
أبد kelimesi, sonsuz zamanı, ebediyeti ifade eder. Genellikle "dehr" (uzun zaman) kelimesiyle eş anlamlı kullanılır. Başlangıcı olmayan "ezel" kelimesinin zıttıdır.
أنث 26 ayet
أنث kökü, dişil veya yumuşaklık ifade eder. "Anîth" kelimesi, verimli, yumuşak toprağı veya keskin olmayan, yumuşak demirden yapılmış kılıcı tanımlar.
أدم 25 ayet
Bu kök, yiyeceklere lezzet katan 'idâm' maddesini ifade eder. Ayrıca tabaklanmış deri, yani 'deri' anlamına gelir.
أذي 22 ayet
Bu kök, bir şeye zarar vermek, rahatsız etmek veya eziyet etmek anlamlarını taşır. Genellikle fiziksel veya duygusal bir rahatsızlık verme durumunu ifade eder.
أثر 21 ayet
أثر (Athr), bir şeyin geride kalan izi, kalıntısı veya işaretidir. Ayak izi, bir darbenin izi gibi somut olabileceği gibi, bir durumun etkisi veya bir geleneğin aktarımı gibi soyut da olabilir.
ألف 19 ayet
Bu kök, bir şeye alışmak, onu sevmek veya ona bağlanmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir yere sıkça gidip gelmek, aşina olmak ve dostluk kurmak gibi anlamları da içerir.
أوب 17 ayet
أوب (Awb) kökü, bir yere veya bir şeye geri dönmek, özellikle yolculuktan dönmek anlamına gelir. Güneşin batması ve tövbe ederek Allah'a dönmek gibi farklı dönüşleri de ifade eder.
أبي 12 ayet
Bu kök, bir şeyi reddetmek, kabul etmemek veya ondan yüz çevirmek anlamlarına gelir. Genellikle isteksizlik, kibir veya itaatsizlikten kaynaklanan bir karşı çıkışı ifade eder.
أيد 11 ayet
Bu kök, bir şeyi güçlendiren, koruyan veya savunan her şeyi ifade eder. Bir sığınağı, ordunun kanatlarını veya bir şeyi sağlamlaştırmak için etrafına konulan toprağı tanımlar.
أصل 10 ayet
Bir şeyin en alt, temel veya kök kısmı. Bir dağın eteği, bir ağacın gövdesi veya kökü gibi. Aynı zamanda bir şeyin üzerine inşa edildiği temel, başlangıç veya kaynak anlamına gelir.
أني 8 ayet
Bu kök, 'ana' maddesine yönlendirir. Orada, bir şeyin zamanının gelmesi, olgunlaşması veya gecikmesi gibi anlamlar bulunur.
أون 8 ayet
Bu kök, dinlenmek, rahatlamak ve huzur bulmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda nazik olmak, acele etmeden, ölçülü ve sakin davranmak demektir. Yorgunluk ve zahmete katlanma anlamları da taşır.
أسو 7 ayet
Bu kök, birine malından vermek, onu kendine benzetmek veya onunla eşit olmak anlamlarına gelir. Özellikle ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak ve onlara yardım etmek için kullanılır.
أسر 6 ayet
Bu kök, bir şeyi bağlamak, tutsak etmek veya hapsetmek anlamlarına gelir. Ayrıca, Allah'ın bir şeyi güzel bir şekilde yaratması ve idrarın tutulması gibi durumları da ifade eder.
أدي 5 ayet
Bir şeyi yerine getirmek, ifa etmek veya ödemek anlamındadır. Bir görevi tamamlamak, borcu ödemek veya bir şeyi teslim etmek fiilini ifade eder. Genellikle bir yükümlülüğü yerine getirmeyi anlatır.
أرك 5 ayet
Bu kök, develerin 'arak' ağacından yemesini veya o ağaçların arasında kalmasını ifade eder. Mecazi olarak, bir yerde kalmak, sebat etmek veya bir işte ısrar etmek anlamlarına gelir.
أسف 5 ayet
أسف (Asf) kelimesi, kaçırılan bir şeyden dolayı yoğun üzüntü duyan, kederlenen veya pişman olan kişiyi ifade eder. Aynı zamanda çabuk üzülen ve hassas kalpli anlamlarına da gelir.
أمد 4 ayet
أمد, bir şeyin sonu veya nihai sınırı olan zamanı ifade eder. Bir sürenin bitiş noktasını, yaşamın sonunu veya bir yarışın bitiş çizgisini belirtir. Bazen belirsiz bir zaman dilimi için de kullanılır.
أفل 3 ayet
أفل, genç deve yavrusu demektir. İkinci veya üçüncü yılına girmiş, sütten kesilmiş deve yavruları için kullanılır. Büyüğün küçüklükten geldiğini anlatan bir atasözünde geçer.
أبل 3 ayet
Bu kök, deve yönetimi ve çobanlıkta ustalık anlamına gelir. Ayrıca develerin çoğalması, yeşil otla yetinmesi ve susuzluğa dayanması gibi durumları ifade eder.
أجج 3 ayet
Ajj kökü, bir şeyin alevlenmesi, tutuşması veya şiddetlenmesi anlamını taşır. Ateşin yükselmesi, parlaması veya bir durumun kızışması gibi durumları ifade eder.
أصر 3 ayet
Bu kök, çadırı yere sabitleyen kısa ip veya kazık anlamlarına gelir. Ayrıca, eşyaları sıkıca bağlayan bir şeyi veya deve semerinin parçalarını birleştiren bir kayışı ifade eder.
أفف 3 ayet
Bu kök, bir şeyi küçümsemek, hor görmek veya tiksintiyle reddetmek anlamını taşır. Genellikle 'öf!' gibi bir ünlemle ifade edilen, hafif bir rahatsızlık veya hoşnutsuzluk sesidir.
أفق 3 ayet
Bu kök, bir kişinin kendi yoluna gitmesi, ülkenin dört bir yanına yayılması anlamlarına gelir. Aynı zamanda cömertlik, bilgi veya belagatta en üst dereceye ulaşmayı ifade eder.
ب 54 kök
بين 454 ayet
بين (beyn) kelimesi hem ayrılık ve uzaklık, hem de birlik ve yakınlık anlamlarına gelir. Örneğin, "ذات البين" ifadesi hem düşmanlık hem de dostluk durumunu ifade edebilir.
بعد 223 ayet
بعد (bEd) kelimesi, bir şeyin uzak olması, uzağa gitmesi veya uzaklaşması anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin imkansız veya olası olmaması durumunu da ifade edebilir.
بني 150 ayet
Bina etmek, inşa etmek, kurmak anlamındadır. Bir şeyi temelden yükseltmek, sağlamlaştırmak ve yerleştirmek demektir. Çadır kurmak veya ev yapmak gibi eylemleri ifade eder.
بصر 139 ayet
بصيرة, zihinsel algı, idrak ve anlayış yeteneğidir. Aynı zamanda bilgi, kesin inanç ve bir şeydeki kanıtı ifade eder. Kalbin veya zihnin sağlam inancı anlamına da gelir.
بشر 119 ayet
Bşr kökü, bir derinin yüzeyini soymak veya bir şeyin dış katmanını çıkarmak anlamına gelir. Mecazi olarak, bir şeyi ortaya çıkarmak veya bir habere sevinmek anlamında da kullanılır.
بغي 90 ayet
BGY kökü, haddi aşmak, sınırı geçmek ve zulmetmek anlamlarını taşır. Bir şeyi aramak, istemek ve haksız yere talep etmek de bu kökün temel manalarındandır.
بعض 87 ayet
بعض (ba'd), bir şeyin veya şeylerin bir kısmını, bir bölümünü ifade eder. Az veya çok olabilir. Genellikle 'bazı' veya 'bir kısmı' anlamında kullanılır. Kur'an'da da bu anlamda geçer.
بلغ 73 ayet
Bu kök, bir şeye ulaşmak, varmak veya erişmek anlamındadır. Bir yere, zamana, olaya veya duruma ulaşmayı ifade eder. Ayrıca, ergenliğe erişmek veya olgunlaşmak gibi durumlar için de kullanılır.
بأس 70 ayet
Bu kök, zorluk, sıkıntı ve tehlike gibi olumsuz durumları ifade eder. Aynı zamanda cesaret ve kahramanlık gibi zıt anlamları da barındırır. Bir şeyin kötü veya çirkin olması durumunu da kapsar.
بعث 64 ayet
بعث kökü, bir engeli kaldırarak birini harekete geçirmeyi ifade eder. Birini göndermek, uyandırmak veya ölüleri diriltmek anlamlarına gelir.
بيت 54 ayet
Beyt (بيت), hem çadır hem de ev anlamına gelir. Çadır olarak keçi kılından yapılan, birden fazla direği olan büyük çadırları ifade eder. Ev olarak ise her türlü meskeni, odayı veya yapıyı kapsar.
بدل 40 ayet
Bedel (بدل) kökü, bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek veya ikame etmek anlamına gelir.
بحر 40 ayet
Bahr (بحر), hem deniz hem de büyük nehir anlamına gelir. Geniş su kütlelerini, tatlı veya tuzlu fark etmeksizin ifade eder. Derinliği ve genişliği nedeniyle bu adı almıştır.
بلو 35 ayet
Bu kök, Allah'ın bir kişiye iyilik yapması, nimet vermesi veya bir lütufta bulunması anlamında kullanılır.
بطل 34 ayet
Bir şeyin batıl, yani yanlış, geçersiz, boş veya faydasız olmasıdır. Ayrıca bir kişinin işsiz kalması veya cesur olması anlamlarına da gelir.
برك 32 ayet
برك (brk) kökü, develerin göğüsleri üzerine çökmesini ifade eder. Bu durum, sıcaklık, tokluk veya soğuktan kaynaklanabilir. Ayrıca devenin göğüs kısmını ve kışın başlangıcını da ifade eder.
برر 30 ayet
برر (brr) kökü, iyilik yapmak, doğru ve dürüst olmak, sözünde durmak anlamlarına gelir. Allah'a karşı itaatkar olmak ve insanlara karşı hayırsever davranmak bu kökün temelini oluşturur.
بدو 29 ayet
Bu kök, bir şeyin ortaya çıkması, görünür hale gelmesi veya belirginleşmesi anlamlarına gelir.
برأ 28 ayet
Bu kök, bir şeyden arınmak, kurtulmak veya özgür olmak anlamlarına gelir. Hastalıktan iyileşmek, borçtan kurtulmak veya bir ayıptan beri olmak gibi durumları ifade eder.
بطن 25 ayet
Bu kök, karın veya batın anlamına gelir. Bir şeyin içini, iç kısmını veya vadinin içini ifade eder. Ayrıca bir kabilenin alt kolunu veya bir arazinin alçak, çukur kısmını da belirtir.
بوب 24 ayet
بâb, kapı veya geçit demektir. Bir yere giriş noktasını veya bu noktayı kapatan şeyi ifade eder. Mecazi olarak, bir şeye ulaşma aracı, bir yöntem, bir kategori veya bir kitabın bölümü anlamına gelir.
بسط 23 ayet
بسط (bsT) kökü, bir şeyi yaymak, sermek, genişletmek veya uzatmak anlamlarına gelir. Elini uzatmak, cömert olmak veya bir şeyi açıklamak gibi mecazi kullanımları da vardır.
بقي 21 ayet
Bir şeyin kalması, devam etmesi veya artması anlamındadır. Bir şeyin geri kalan kısmı veya artığı için de kullanılır. Allah'ın ebediliği ve lütfunun kalıcılığı bağlamında da geçer.
بلد 19 ayet
بلد (bld) kökü, bir yerleşim yeri veya ülkeyi ifade eder. Ayrıca, yolunu bulmanın zor olduğu çorak araziler ve geniş toprak parçaları için de kullanılır.
بوأ 16 ayet
Bu kök, "جوز بوا" ve "خير بوا" gibi ifadelerde geçer. Bu ifadelerin anlamları için "جوز" ve "خير" köklerine bakılmalıdır. Kökün kendisi bağımsız bir anlam taşımaz.
بدأ 14 ayet
Başlamak, bir şeyi ilk kez yapmak anlamına gelir. Bir işe ilk girişilmesi veya bir şeyin başlangıcıdır. "Sana başlamak düşer" gibi ifadelerde kullanılır.
بغت 13 ayet
Bu kök, bir şeyin aniden, beklenmedik bir şekilde veya habersizce gelmesini ifade eder. Bir olayın veya durumun kişiyi gafil avlaması, sürpriz yapması anlamında kullanılır.
بكر 12 ayet
Bu kök, sabahın erken saatlerinde bir işe başlamayı veya bir yere gitmeyi ifade eder. Aynı zamanda, bir şeye veya bir işe acele etmek, hızlı davranmak anlamlarına da gelir.
بيض 12 ayet
Bu kök, 'yumurta' anlamına gelir ve devekuşu veya kuş yumurtası gibi şeyleri ifade eder. Beyaz renginden dolayı bu ismi almıştır.
بيع 11 ayet
بَاعَ (byE) hem "satmak" hem de "satın almak" zıt anlamlarına gelir. Temelde mülk değişimi demektir. Kur'an'da genellikle bir şeyi elden çıkarmak veya edinmek anlamında kullanılır.
بثث 9 ayet
Bir şeyi yaymak, dağıtmak veya ifşa etmek anlamlarına gelir. Sırrı açığa vurmak, üzüntüyü dile getirmek veya bir haberi yaymak gibi durumlar için kullanılır.
برز 9 ayet
برز (brz) kökü, bir şeyin gizlilikten veya kapalılıktan çıkıp görünür hale gelmesi, ortaya çıkması anlamına gelir.
بقر 9 ayet
بقر, sığır cinsi hayvanları ifade eder. Hem evcil hem de vahşi türleri kapsar. Tekil hali 'bakara' olup, dişi ve erkek için kullanılır.
بطش 8 ayet
Bu kök, birine şiddetle saldırmak, onu zorla yakalamak veya ele geçirmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi güçlü bir şekilde tutmak veya kavramak için de kullanılır.
برهن 8 ayet
برهان, kesin ve açık bir delil veya kanıt demektir. En güçlü ve geçerli kanıt türüdür, doğruluğu zorunlu kılar. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler vardır.
بهت 8 ayet
Bu kök, şaşkınlık, hayret ve ne yapacağını bilememe hallerini ifade eder. Birini şaşkına çevirmek veya gafil avlamak anlamında da kullanılır.
بخل 7 ayet
Bu kök, cimrilik, pintilik ve açgözlülük gibi anlamlara gelir. Bir şeyi vermekten veya paylaşmaktan kaçınan kişiyi ifade eder. Aşırı cimri veya çok cimri anlamında da kullanılır.
بخس 7 ayet
Bu kök, bir şeyi eksiltmek, azaltmak veya kusurlu hale getirmek anlamındadır. Özellikle ölçüde hile yapmak veya birinin hakkını kısmak, haksızlık etmek için kullanılır.
برق 7 ayet
Bu kök, bir şeyin parlaması, ışıldaması veya şimşek çakması anlamlarına gelir. Ayrıca, bir tehditte bulunmak veya bir kadının kendini güzelleştirmesi gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
بكي 7 ayet
Bu kök, gözyaşı dökmek, ağlamak ve yas tutmak anlamlarına gelir. Genellikle üzüntü, keder veya pişmanlık gibi güçlü duygusal tepkileri ifade eder.
برج 6 ayet
Burç, yüksek ve belirgin yapıları, özellikle kale veya şehir kulelerini ifade eder. Aynı zamanda gökyüzündeki burçlar kuşağını, yani Zodyak'ın on iki bölümünü de belirtir.
بضع 6 ayet
بضع (bDE) kelimesi, genellikle üç ile dokuz arasındaki sayıları ifade eder. Bazen on ile yirmi arasındaki sayılar için de kullanılır. Belirsiz, küçük bir miktar veya bir şeyin bir kısmını belirtir.
بكم 6 ayet
Bu kök, doğuştan dilsiz veya konuşma yeteneği olup da kendini ifade edemeyen kişiyi anlatır. Anlama ve iyi konuşma yeteneği olmayan, cevap veremeyen kimse için kullanılır.
بعل 5 ayet
بعل (ba'l) kelimesi, koca, sahip veya efendi anlamlarına gelir. Ayrıca, İlyas peygamberin kavminin taptığı bir putun adıydı.
برد 5 ayet
Bu kök, bir şeyin soğuk olması veya soğuması anlamına gelir. Aynı zamanda ölüm, hareketsizlik, zayıflık ve bir hakkın kesinleşmesi gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
بغض 5 ayet
Bu kök, birine karşı duyulan nefreti ifade eder. Genellikle "nefret etmek" anlamında kullanılır. "İğrenç" veya "tiksinç" gibi anlamlara da gelebilir.
بلس 5 ayet
Balsam ağacı veya Mekke balsamı üreten türdür. Yaprakları beyazımsı, kokusu sedaba benzer. Meyvesinden elde edilen merhem çok değerlidir. Tıbbi faydaları olan, sıcak ve kuru bir bitkidir.
بور 5 ayet
Bu kök, bir şeyin helak olması, yok olması veya işe yaramaz hale gelmesi anlamlarını taşır. Ayrıca, bir malın satılamaz hale gelmesi veya bir pazarın durgunlaşması gibi durumları da ifade eder.
بدع 4 ayet
Bu kök, bir şeyi daha önce benzeri olmayan bir şekilde, ilk defa ortaya çıkarmak, icat etmek veya yaratmak anlamlarına gelir.
بول 4 ayet
Bal kelimesi, bir kişinin içinde bulunduğu durumu, halini veya önem verdiği bir meseleyi ifade eder. Aynı zamanda kalp, zihin veya dikkat anlamlarına da gelir.
برح 3 ayet
برح (brH) kökü, bir yerden ayrılmak veya bir şeyi bırakmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir eylemi sürekli yapmak veya bir durumda kalmak için de kullanılır.
برزخ 3 ayet
Berzah, iki şey arasındaki engel veya ayırıcı bir şeydir. Ölümden kıyamete kadar olan ara dönemi ifade eder.
بهج 3 ayet
Bu kök, bir şeyin güzel, hoş veya parlak olmasını ifade eder. Aynı zamanda bir kişinin sevinçli, neşeli veya mutlu olmasını, yüzünde neşe belirmesini anlatır.
بهم 3 ayet
Bu kök, kapalı, kilitli veya yolu bulunamayan bir şeyi ifade eder. Anlaşılması zor, belirsiz veya şüpheli durumlar için de kullanılır.
ت 12 kök
تبع 156 ayet
Bu kök, birinin veya bir şeyin peşinden gitmek, onu takip etmek veya arkasından yürümek anlamlarına gelir.
توب 69 ayet
Tevbe, günahından dönmek, pişman olmak ve Allah'a yönelmektir. Allah'ın tevbeleri kabul etmesi, kuluna merhametle yönelmesi ve onu bağışlamasıdır.
تلو 61 ayet
Bu kök, bir şeyi takip etmek, arkasından gitmek veya birinin izinden gitmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda Kur'an veya başka bir metni okumak, tilavet etmek ve ona göre amel etmek manasını da taşır.
تحت 50 ayet
تَحْت (taht), bir şeyin altında, aşağısında veya dibinde olma durumunu ifade eder. Genellikle bir şeyin diğerinden ayrı olduğu durumlarda kullanılır.
ترك 37 ayet
ترك (trk) kökü, bir şeyi kasten veya zorunlulukla bırakmak, terk etmek, vazgeçmek veya ihmal etmek anlamlarına gelir. Ayrıca bir şeyi atmak, reddetmek veya bir yerden ayrılmak manasında da kullanılır.
ترب 22 ayet
Bu kök, 'toprak' veya 'toz' anlamına gelir. Genellikle ince, kuru toprak parçacıklarını ifade eder. Kur'an'da insanın yaratıldığı madde olarak geçer ve ölümden sonraki dönüşümü simgeler.
تمم 20 ayet
Bir şeyin eksiksiz, tam ve bitmiş olmasıdır. Bir işin sonuna ulaşması, tamamlanması ve mükemmel hale gelmesi anlamlarını taşır. Eksiklikten arınmış, kusursuz bir durumu ifade eder.
تجر 8 ayet
تَاجِرٌ, ticaret yapan, alıp satan kişidir. Başlangıçta şarap satıcısı anlamına da gelirdi. Bir işte usta olan veya kolay satılan mal/deve için de kullanılır.
ترف 8 ayet
Mütref, istediğini yapmakta serbest bırakılan, engellenmeyen kişidir. Bol ve rahat bir hayat süren, lüks içinde yaşayan, zenginliğin şımarttığı ve nankörce davranan kimse anlamına gelir.
تسع 6 ayet
تسع (tisʿa) kelimesi, dokuz sayısını ifade eder. Eril ve dişil formları vardır. Kur'an'da Musa'ya verilen dokuz mucize gibi bağlamlarda geçer. Bileşik sayılarda da kullanılır.
تبر 4 ayet
Tibr, işlenmemiş altın veya gümüşü ifade eder. Genellikle madeninden çıkarılmış, toz veya külçe halindeki altını tanımlar. İşlendikten sonra altın ve gümüş olarak adlandırılır.
تبب 3 ayet
Bu kök, bir şeyin kaybolması, helak olması veya zarar görmesi anlamlarını taşır. Genellikle kötü bir sonu, başarısızlığı veya yok oluşu ifade eder.
ث 12 kök
ثلث 28 ayet
Bu kök, bir şeyin üçte birini almak, üçüncü olmak veya bir şeyi üçlemek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir atın yarışta üçüncü gelmesi veya bir işi üç kez yapmak gibi durumları da ifade eder.
ثقل 26 ayet
ثقل (thql) kökü, bir şeyin ağır, yüklü veya hantal olması anlamına gelir.
ثني 24 ayet
ثني (thny) kökü, bir şeyi ikiye katlamak, bükmek veya çevirmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi tekrarlamak, ikinci kez yapmak veya birinden yüz çevirmek, geri dönmek anlamlarını da taşır.
ثوب 23 ayet
ثوب, giysi, elbise anlamına gelir. Genellikle tek parça kumaştan yapılan giysiler için kullanılır, ancak bazen gömlek gibi dikilmiş giysileri de ifade edebilir.
ثمر 22 ayet
ثمر (thmr) kökü, ağaçların meyvelerini ifade eder. Ayrıca mal, mülk, altın, gümüş gibi zenginlikleri ve çocukları da simgeler. Bir şeyin faydası veya sonucu anlamında da kullanılır.
ثمن 19 ayet
ثمن (thmn) kökü, 'sekiz' sayısını ifade eder. Hem eril (ثَمَانِيَةٌ) hem de dişil (ثَمَانٍ) formları vardır.
ثبت 17 ayet
ثبت (thbt) kökü, bir şeyi sağlam, kalıcı ve sabit kılmak anlamına gelir. Bir gerçeği ispatlamak, birini yerinde tutmak veya bir yarayla hareket edemez hale getirmek gibi anlamlarda kullanılır.
ثوي 14 ayet
Bir yerde kalmak, ikamet etmek veya yerleşmek anlamına gelir. Genellikle bir yere sürekli olarak yerleşmeyi veya orada uzun süre kalmayı ifade eder. Konaklama ve yerleşik hayatla ilişkilidir.
ثقف 6 ayet
Bu kök, bir kişinin becerikli, zeki ve hızlı olmasını ifade eder. Ayrıca bir şeyi çabucak öğrenmek, anlamak veya bulmak anlamlarına gelir.
ثور 5 ayet
ثور (thwr) kökü, bir şeyin yükselmesi, uyarılması veya harekete geçirilmesi anlamlarını taşır.
ثبر 4 ayet
Bu kök, birini bir şeyden alıkoymak, engellemek veya kısıtlamak anlamlarına gelir. Ayrıca, birini mahrum bırakmak, hayal kırıklığına uğratmak veya lanetlemek manaları da taşır.
ثلل 3 ayet
Bir şeyi yıkmak, bozmak veya parçalamak anlamındadır. Özellikle bir yapının veya düzenin temelini sarsmak, çökertmek veya dağıtmak için kullanılır.
ج 37 kök
جعل 311 ayet
جعل (ceale) kelimesi, bir şeyi yapmak, yaratmak, dönüştürmek veya atamak gibi geniş anlamlara gelir. Bir şeyi başka bir şeye çevirmek, bir durumu oluşturmak veya bir hüküm bildirmek için kullanılır.
جيأ 262 ayet
Bu kök, bir şeyin gelmesi, hazır bulunması veya meydana gelmesi anlamlarına gelir. Hem somut hem de soyut durumlar için kullanılır. Bir şeyi getirmek veya bir şeyi yapmak anlamında da kullanılır.
جنن 196 ayet
Temel anlamı örtmek, gizlemek veya görünmez olmaktır. Bu kökten gelen kelimeler genellikle gizli, örtülü veya duyularla algılanamayan şeyleri ifade eder.
جمع 123 ayet
جَمْعٌ (cem') kelimesi toplamak, bir araya getirmek anlamındadır. Kıyamet günü, insanların bir araya geleceği gün olan 'Yevmü'l-Cem'' olarak da kullanılır.
جزي 109 ayet
Cezalandırmak veya ödüllendirmek, bir karşılık vermek anlamına gelir. Yapılan bir işin sonucunu almak, iyilik veya kötülüğe göre karşılık görmek demektir.
جرم 65 ayet
جرم kelimesi kesmek, biçmek, özellikle hurma ve yün kesmek anlamlarına gelir. Ayrıca günah işlemek, suç işlemek ve bir şey kazanmak, elde etmek manalarında da kullanılır.
جري 64 ayet
جري (jry) kökü, bir şeyin akması, hareket etmesi veya hızla ilerlemesi anlamlarını taşır. Su, gemi, at gibi varlıkların akışını veya koşmasını ifade eder.
جوب 41 ayet
Bu kök, bir şeyi delmek, kesmek veya oyarak şekil vermek anlamlarına gelir. Özellikle kayaları oyarak evler yapmak veya giysinin yaka kısmını kesmek için kullanılır.
جبل 39 ayet
جبل (jbl) kökü, genellikle "büyük insan topluluğu" veya "kalabalık" anlamına gelir. Kur'an'da da bu anlamda kullanılmıştır. Çeşitli okunuşları ve çoğul biçimleri vardır.
جهد 36 ayet
Cehd, bir iş için tüm gücünü, çabasını ve yeteneğini kullanmak, gayret göstermek demektir. Aynı zamanda birini zorlamak, yormak veya bir şeyin zor ve sıkıntılı olması anlamlarına da gelir.
جنح 32 ayet
جنح (cenaha) kelimesi bir şeye doğru eğilmek, meyletmek veya yaslanmak anlamlarına gelir. Kuran'da barışa yönelmek bağlamında kullanılır.
جنب 31 ayet
Cenab, bir kişinin yanı, tarafı veya yan tarafı anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin bir kısmı veya büyük bir bölümü için de kullanılır.
جدل 27 ayet
جديلة, bel çevresine takılan bir tür kuşak veya etekliktir. Ayrıca bir kabile, bölge veya bir iş yapma şekli anlamına da gelir.
جند 27 ayet
جند (cünd) kelimesi, savaş için toplanmış askerî birlik, ordu veya yardımcı kuvvet anlamına gelir. Ayrıca, Allah'ın yarattığı her bir tür veya sınıf için de kullanılır.
جحم 26 ayet
جحم kökü, şiddetli yanan kömür veya ateşi ifade eder. Aynı zamanda çok sıcak bir yer veya savaşın en şiddetli, kızgın anı için kullanılır. Ölümün yakıcı ateş gibi olduğunu da anlatır.
جهل 24 ayet
Cahillik, bilgisizlik veya bir şeyi bilmeme durumudur. Aynı zamanda, doğru olanın aksini yapmak, akılsızca davranmak veya öfkeyle hareket etmek anlamlarına da gelir.
جهر 15 ayet
جَهَرَ, bir şeyin açık, belirgin veya aleni olması demektir. Sesin yükselmesi, yüksek sesle konuşmak veya bir şeyi açıkça ifade etmek anlamlarına gelir.
جبي 12 ayet
Zencefil, Arabistan, Umman ve Yemen'de yetişen, baharat olarak kullanılan bir bitki köküdür. Kur'an'da cennet şarabının karışımı olarak geçer, hoş tadı nedeniyle Araplar tarafından sevilir.
جحد 12 ayet
جحد (cehd) kelimesi, bir şeyi inkar etmek, reddetmek anlamına gelir. Özellikle bir hakkı bilerek veya bilmeyerek inkar etmeyi ifade eder.
جمل 11 ayet
Cemel, erkek deve anlamına gelir. Genellikle deve türünü ifade etmek için kullanılır. Ayrıca denizde yaşayan büyük bir balık türünü ve mecazi olarak hurma ağaçlarını da ifade edebilir.
جور 10 ayet
جَارٌ (câr) kelimesi komşu, yakınında yaşayan kişi demektir. Aynı zamanda koruyan, yardım eden veya koruma talep eden anlamlarına da gelir. Eş, ortak veya bir mülkün ortağı için de kullanılır.
جبر 10 ayet
Bu kök, kırık bir kemiği onarmak veya yoksul birini zenginliğe kavuşturmak gibi şeyleri düzeltmek, iyileştirmek anlamlarına gelir.
جدد 10 ayet
Bir şeyi yenilemek, yeni yapmak veya eskisini tazelemek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyin yeni veya taze olması durumunu da ifade eder. Genellikle bir şeyin tazeliğini veya yeniliğini vurgular.
جلد 9 ayet
جلد (jld) kökü, birine kırbaçla vurmak, dövmek veya ceza olarak sopa atmak anlamlarına gelir.
جثم 5 ayet
جُثْمَانٌ, bir kişinin veya hayvanın tüm uzuvlarıyla birlikte bedenini ifade eder. جِسْمٌ ve شَخْصٌ kelimeleriyle eş anlamlıdır. Genellikle bir bütün olarak vücudu veya kişiyi tanımlar.
جلو 5 ayet
Bu kök, bir şeyin veya durumun açık, net ve görünür hale gelmesini ifade eder. Ayrıca, bir yerden ayrılmak, göç etmek veya sürgün edilmek anlamlarına da gelir.
جوز 5 ayet
Bir şeyi geçirmek, yürürlüğe koymak veya izin vermek anlamlarına gelir. Birine bir şeyde yetki vermek veya bir anlaşmayı geçerli kılmak da bu kökten türemiştir.
جوع 5 ayet
جوع (jwE) kelimesi açlık veya karnın boş olması anlamına gelir. Şibâ' (tokluk) kelimesinin zıttıdır. "Jû'an lehu ve nev'an" ifadesi, bir beddua olup, "Allah ona açlık ve susuzluk versin" demektir.
جدر 4 ayet
Bu kök, etrafı duvarla çevrili bir yeri ifade eder. Aynı zamanda bir şeye uygun, yetenekli, layık veya elverişli olmayı da anlatır.
جرح 4 ayet
Bu kök, hem fiziksel olarak yaralamak hem de sözle incitmek, kötülemek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şahidin güvenilirliğini sorgulamak veya geçersiz kılmak için de kullanılır.
جسد 4 ayet
جسد, insan, cin ve melek gibi akıl sahibi varlıkların bedenini ifade eder. Kur'an'da bu kelime, İsrailoğulları'nın buzağısını tanımlamak için de kullanılmıştır.
جأر 3 ayet
جأر, yüksek sesle bağırmak, inlemek veya feryat etmek anlamına gelir. Özellikle yardım veya merhamet dilemek için yapılan yakarışları ifade eder.
جثو 3 ayet
Bu kök, toplanmış taş veya toprak yığınlarını ifade eder, özellikle mezar höyüğü gibi. Ayrıca, kutsal bölgedeki sınır taşları veya kurban kesilen taşlar için de kullanılır.
جدث 3 ayet
جدث (jedes) kelimesi 'mezar' veya 'kabir' anlamına gelir. Çoğulu 'ecdâs' şeklindedir. Tihâme lehçesinde kullanılırken, Necid halkı 'cedef' der. Bu kelime, ölülerin defnedildiği yeri ifade eder.
جذع 3 ayet
جذع (cez') kelimesi, hayvanlar için belirli bir yaşa gelmiş olanı ifade eder. Örneğin, koyun veya keçi için bir yaşında, deve için beş yaşında olan hayvanı tanımlar.
جزأ 3 ayet
Bu kelime, bir bütünün parçası veya bölümü olma niteliğini ifade eder. Bir şeye ait olma, bir kısmını oluşturma veya özgül bir nitelik taşıma anlamlarına gelir.
جيب 3 ayet
Ceyb, gömlek veya benzeri giysilerin boyun ve göğüs kısmındaki açıklıktır. Mecazi olarak kalp veya gönül anlamında da kullanılır. Ayrıca bir ülkenin giriş yeri için de kullanılır.
ح 63 kök
حقق 263 ayet
Haqq, bir şeyin gerçekliğini, doğruluğunu ve kesinliğini ifade eder. Bir durumun veya sözün sağlam, şüphesiz ve yerli yerinde olması anlamına gelir.
حكم 189 ayet
Hükmetmek, bir şeyi engellemek, kısıtlamak veya alıkoymak anlamına gelir. Aynı zamanda yargılamak, hüküm vermek ve adaletle karar kılmak demektir.
حسن 177 ayet
حسن (Hsn) kelimesi, güzel, iyi, hoş ve beğenilen anlamlarına gelir. Hem fiziksel güzellik hem de ahlaki iyilik için kullanılır.
حيي 166 ayet
Hyy kökü, yaşam, canlılık ve dirilik anlamlarını taşır. Hem fiziksel hem de manevi hayata işaret eder. Canlı olmak, yaşamak, dirilmek ve hayat vermek gibi fiilleri kapsar.
حسب 102 ayet
Bu kök, bir şeyi saymak, hesaplamak veya tahmin etmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi düşünmek, zannetmek veya öyle varsaymak için de kullanılır.
حبب 85 ayet
Sevmek, beğenmek, tercih etmek anlamlarına gelir. Bir şeyi arzu etmek, ona meyletmek ve gönül bağlamak demektir. Güzellik ve iyilikle ilişkilidir.
حرم 71 ayet
Haram, yasaklanmış, kutsal veya saygıdeğer olma durumudur. Aynı zamanda saygı duyulması gereken bir şeyi veya bir kişinin eşlerini ve ailesini ifade eder.
حمد 66 ayet
حمد (Hmd) övgü, şükür ve takdir anlamlarını taşır. Birini iyi niteliklerinden dolayı övmek, takdir etmek demektir.
حمل 50 ayet
Bu kök, bir şeyi taşımak, yüklenmek veya bir sorumluluğu üstlenmek anlamlarına gelir.
حلل 43 ayet
Çözmek, serbest bırakmak, helal kılmak anlamlarına gelir. Bağlı olanı açmak, yasak olanı mubah kılmak demektir. Bir şeyi yasal veya caiz hale getirmekle ilgilidir.
حشر 43 ayet
حشر, insanları bir araya getirmek, toplamak ve sürmek anlamına gelir. Aynı zamanda bir yerden başka bir yere topluca çıkarmak veya göçe zorlamak demektir.
حفظ 42 ayet
حفظ (Hfzh) kökü, bir şeyi korumak, muhafaza etmek, gözetmek ve kollamak anlamlarına gelir. Aynı zamanda Kur'an'ı veya bilgiyi ezberlemek, akılda tutmak ve emanete sahip çıkmak manalarını da taşır.
حزن 42 ayet
HZN kökü, üzüntü, keder ve hüzün duymak anlamlarına gelir. Bir şeyi veya bir olayın kişiyi üzmesi durumunu ifade eder. Ayrıca, arazinin engebeli veya sert olması anlamında da kullanılır.
حدث 36 ayet
Hadath, yeni veya daha önce bilinmeyen bir şeyi ifade eder, özellikle İslam'da dini doktrin veya uygulamalarla ilgili yenilikleri. Ayrıca, kötü bir olay, kaza veya musibet anlamında da kullanılır.
حين 33 ayet
Hîn, zaman, vakit veya belirli bir zaman dilimi anlamına gelir. Kısa veya uzun, herhangi bir süreyi ifade edebilir.
حيث 29 ayet
حيث (hayth), "nerede" anlamına gelen, yer bildiren bir zarftır. Genellikle bir cümleciğin başında kullanılır ve "her nerede" anlamı katmak için "mâ" eki alabilir. Kur'an'da da bu anlamda geçer.
حوط 27 ayet
Bu kök, bir şeyi korumak, muhafaza etmek, kollamak ve gözetmek anlamlarına gelir. Birini veya bir şeyi tehlikelerden uzak tutmak, ona özen göstermek ve iyiliği için çabalamak demektir.
حجج 26 ayet
Hac, bir yere gitmek, birini ziyaret etmek veya bir şeyi amaçlamak demektir. Tartışmak, delil getirmek ve üstün gelmek anlamlarına da gelir.
حضر 25 ayet
Bu kök, bir yerde bulunmak, hazır olmak veya bir olaya şahit olmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir yerleşim yerinde ikamet etmek veya bir şeyin zihne gelmesi gibi kullanımları da vardır.
حول 25 ayet
Bir şeyin durumunun, halinin veya özünün değişmesi, dönüşmesi anlamına gelir. Bir yerden başka bir yere geçmek, hareket etmek veya bir engelin araya girmesi durumlarını da ifade eder.
حدد 20 ayet
Bir şeyi sınırlamak, belirlemek veya tanımlamak anlamına gelir. Bir şeyin sınırlarını çizmek, onu diğerlerinden ayırmak ve belirli bir çerçeveye oturtmaktır.
حلم 20 ayet
حلم (Hlm) rüyâ görmek, ergenliğe ulaşmak ve cinsel olgunluğa erişmek anlamlarına gelir. Ayrıca, hoşgörülü, bağışlayıcı ve ağırbaşlı olmak gibi erdemli davranışları da ifade eder.
حمم 20 ayet
Hammam, sıcak su veya kömürle ısıtılan yer anlamına gelir. Genellikle hamam, banyo yapılan veya yıkanılan yerdir. Kömürleşmiş, simsiyah olmuş şeyleri de ifade eder.
حذر 19 ayet
حذر (Hdhr), dikkatli, tedbirli ve uyanık olmayı ifade eder. Bir tehlikeye karşı hazırlıklı olmak veya korku içinde bulunmak anlamlarına gelir.
حجر 18 ayet
Hicr, yasaklanmış, haram kılınmış veya dokunulmaz anlamına gelir. Kuran'da farklı bağlamlarda geçer; örneğin, bir şeyin yasak olduğunu belirtmek veya anlayış/akıl anlamında kullanılır.
حزب 17 ayet
Hzb, bir olaya bağlı olarak bir araya gelen insan topluluğu veya partidir. Ayrıca, Kur'an'dan veya duadan düzenli okunan belirli bir bölümü ifade eder. Savaş aleti anlamı da vardır.
حبط 16 ayet
Hayvanın çok otlamasıyla karnının şişip ölmesi veya bir işin boşa gitmesi, karşılıksız kalmasıdır. Kanın heder olması veya yaranın iyileştikten sonra iz bırakması anlamlarına da gelir.
حصن 12 ayet
Bu kök, bir şeyi korumak, sağlamlaştırmak ve güvence altına almak anlamlarına gelir. Özellikle iffeti korumak, zinadan uzak durmak ve evlilik yoluyla namuslu olmakla ilişkilidir.
حلف 12 ayet
Hlf kökü, su kenarlarında yetişen, uzun ve pürüzlü bir bitki olan "halfaa"yı ifade eder. Bu bitki, aslanların saklandığı yer olarak da bilinir.
حور 12 ayet
Bu kök, bir şeyin başlangıç noktasına geri döndüğü veya geri dönüşün yapıldığı bir yeri ifade eder. İnci kabuğu, istiridye kabuğu veya benzeri kemik yapılar için kullanılır.
حسر 12 ayet
Haser kökü, bir şeyi örtülü olduğu yerden kaldırmak, açmak veya soymak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir hayvanı yormak, bitkin düşürmek veya suyun çekilmesi, alçalması gibi durumları ifade eder.
حنف 12 ayet
Hanif, doğruya yönelen, batıldan hakka dönen demektir. Özellikle Hz. İbrahim'in tevhid inancına bağlı olanları ifade eder. İslam öncesinde de sünnet olan ve Kabe'yi ziyaret edenler için kullanılırdı.
حرج 11 ayet
Bu kök, bir şeyin toplanıp daralması, sıkışması veya zorlaşması anlamlarını taşır. Kalbin daralması, şüpheye düşme veya günah işleme gibi manevi sıkıntıları da ifade eder.
حرر 11 ayet
Hür olmak, serbest bırakılmak, kölelikten kurtulmak anlamlarına gelir. Bir şeyi kısıtlamalardan arındırmak, özgürleştirmek veya bir göreve adamak da bu kökten türeyebilir.
حرث 11 ayet
Bu kök, toprağı ekmek, tohum atmak ve araziyi işlemek anlamlarına gelir. Aynı zamanda rızık kazanmak, mal toplamak ve ahiret için çalışmak gibi geniş anlamları da kapsar.
حرب 11 ayet
Harp (حَرْبٌ), savaş, muharebe veya çatışma demektir. Genellikle dişil bir kelimedir. Ok atma, mızrak ve kılıçla dövüşme gibi aşamaları içerir. Ayrıca düşman anlamına da gelir.
حصي 11 ayet
HSy kökü, bir şeyi saymak, hesaplamak veya kuşatmak anlamlarını taşır. Aynı zamanda bir şeyi engellemek, kısıtlamak veya korumak manalarına da gelir.
حيق 10 ayet
Bu kök, genellikle kötülüklerin bir kişiyi veya topluluğu kuşatması, sarması veya başına gelmesi anlamında kullanılır.
حرق 9 ayet
Bu kök, bir şeyi törpülemek veya sürtmek anlamlarına gelir. Ayrıca, öfkeyle diş gıcırdatmak veya bir şeyin tamamen yenilmesi gibi durumları da ifade eder.
حلي 9 ayet
Bu kök, bir şeyin tatlı, hoş veya güzel olması anlamını taşır. Aynı zamanda süslemek, ziynet takmak ve helal kılmak anlamlarına da gelir. Genellikle hoş ve güzel şeyleri ifade etmek için kullanılır.
حجب 8 ayet
Hicab, bir şeyi engelleyen, gizleyen veya örten perdedir. İki şey arasına giren, görüşü engelleyen bir bariyer veya engel anlamına gelir.
حظظ 7 ayet
Bu kök, bir şeyin kenarını keskinleştirmek, sivri hale getirmek veya bir şeyi keskin bir şekilde bölmek anlamlarına gelir.
حبل 6 ayet
حبل (Hbl) kelimesi, ip veya halat anlamına gelir. Aynı zamanda bir bağı, bağlantıyı veya ahdi ifade eder. Kur'an'da Allah'ın ipi, yani O'nun ahdi veya Kur'an-ı Kerim anlamında kullanılır.
حبر 6 ayet
حُبَارَى, toy kuşu anlamına gelir. Uzun boyunlu, kül rengi bir kuştur. Suyu nadiren içer ve yavrularına uçmayı öğretmek için yanlarında uçar. Aptallığıyla meşhur olsa da yavrularına düşkündür.
حرف 6 ayet
حسس 6 ayet
Hss kökü, bir şeyi hissetmek, algılamak veya duymak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi gizlice araştırmak, yoklamak veya bir şeyin izini sürmek manalarını da taşır.
حصد 6 ayet
حصر 6 ayet
Bu kök, bir şeyi kuşatmak, çevrelemek, hapsetmek veya engellemek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir kişinin konuşmada zorlanması veya utanması durumunu da ifade eder.
حطم 6 ayet
حطم (HTm) kökü, bir şeyi kırmak, parçalamak veya ezmek anlamlarına gelir. Özellikle kuru ve sert şeylerin kırılması için kullanılır.
حمر 6 ayet
حمر (Hmr) kökü, genellikle kırmızı rengi ifade eder. Ancak, bağlama göre kahverengi veya benzeri renkleri de içerebilir. İnsanlar için kullanıldığında beyaz tenli veya yabancı anlamlarına gelebilir.
حمي 5 ayet
Hmy kökü, bir şeyi korumak, muhafaza etmek ve savunmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeye karşı kıskançlık veya koruyucu bir sahiplenme hissi taşır.
حرص 5 ayet
Bu kök, bir şeyi yırtmak, soymak veya yüzeyini kazımak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi şiddetle, açgözlülükle veya aşırı derecede istemek, ona karşı hırs duymak demektir.
حصب 5 ayet
حصب (HSb), çakıl taşı atmak, taşlamak demektir. Rüzgarın çakılları savurması veya bir yere çakıl sermek anlamında da kullanılır. Ateşe odun atmak veya ateşi körüklemek manasına gelir.
حوت 5 ayet
Birini bir şeyden vazgeçirmeye çalışmak, kandırmak veya ikna etmeye uğraşmak anlamına gelir. Balığın suda yaptığı gibi, hile ile birini çevirmeye çalışmak da bu kökten türemiştir.
حيص 5 ayet
Bu kök, 'hayse bayse' ifadesinde geçer ve bir çıkış yolu olmayan karışıklık, zorluk veya sıkıntı anlamına gelir. Bir durumdan kaçış veya geri çekilme anlamlarını taşır.
حسد 4 ayet
Hased, bir nimeti başkasında görüp ondan gitmesini dilemektir. Bu, o nimeti kendisi için istemek veya sadece başkasının mahrum kalmasını arzulamak şeklinde olabilir.
حمأ 4 ayet
Bu kök, kuyuyu siyah, kötü kokulu çamurdan temizlemek veya suyun bu çamurla karışıp bulanıklaşması anlamlarına gelir. Ayrıca birine karşı öfkelenmek manasında da kullanılır.
حدق 3 ayet
حدق (Hdq) kökü, gözün siyah kısmını, yani göz bebeğini ifade eder. Genellikle gözün ortasındaki yuvarlak, siyah kısmı için kullanılır.
حرض 3 ayet
Bu kök, bedende, zihinde veya davranışlarda bozukluk, çürüklük ve yozlaşma anlamlarını taşır. Genellikle hastalıklı, bitkin, ölüm döşeğinde veya aşırı üzüntüden erimiş kişileri ifade eder.
حضض 3 ayet
HDD kökü, bir şeyi engellemek, alıkoymak veya kısıtlamak anlamındadır. Birini bir şeyden caydırmak, geri çevirmek veya ona karşı durmak fiillerini ifade eder.
حفو 3 ayet
Bu kök, yalınayak yürümek veya ayağın çok yürümekten aşınması anlamlarına gelir. Ayrıca birine çok saygı göstermek, nazik davranmak ve durumunu çokça sormak gibi anlamları da içerir.
حلق 3 ayet
Bu kök, saçları tıraş etmek veya bir şeyi soymak/kazımak anlamlarına gelir. Ayrıca, birine acı vermek veya bir şeyi yok etmek gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
حوج 3 ayet
حوج (Hwj) kökü, "ihtiyaç, gereklilik, zorunluluk" anlamlarına gelir. Aynı zamanda "istenilen şey, ihtiyaç duyulan nesne veya iş" demektir.
خ 46 kök
خلق 218 ayet
Bu kök, bir şeyi ölçmek, oranlamak ve bu ölçüye göre yapmak anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, yoktan var etmek, benzersiz bir şekilde yaratmak demektir.
خير 178 ayet
Hayır (خير), hem ahlaki hem de fiziksel olarak iyi olan her şeyi ifade eder. İnsanların arzuladığı, faydalı ve değerli olan her şeydir. Zenginlik ve atlar gibi somut şeyleri de kapsayabilir.
خرج 157 ayet
Bu kök, bir şeyi dışarı çıkarmak, göndermek veya ortaya koymak anlamlarına gelir. Bir yerden ayrılmak, bir şeyi üretmek veya bir durumu sonlandırmak gibi çeşitli bağlamlarda kullanılır.
خلف 116 ayet
خلف (khlf) kökü, birinin ardından gelmek, yerine geçmek veya bir şeyin yerini almak anlamlarına gelir.
خوف 112 ayet
خوف kelimesi korkmak, çekinmek ve ürkmek anlamlarına gelir. Bir şeyden veya bir kimseden korkmak için kullanılır. Bazen bilmek veya zannetmek anlamında da kullanılır.
خلد 86 ayet
خَلَد (khld) kökü, ebedilik ve kalıcılık anlamı taşır. Cennet için kullanılan "Dâru'l-Huld" (ebedilik yurdu) tabiri buradan gelir.
خسر 60 ayet
خسر (hasara) kelimesi, kaybetmek, zarar etmek, aldanmak veya eksilmek anlamlarına gelir. Ticarette sermayeyi kaybetmek veya akıl, sağlık gibi kişisel değerleri yitirmek için kullanılır.
خبر 52 ayet
خبر (khbr) kökü, bir şeyi içsel veya gerçek haliyle bilmek, denemek ve tecrübe etmek anlamlarına gelir. Ayrıca toprağı sürmek ve yemeği yağlamak gibi farklı kullanımları da vardır.
خشي 40 ayet
خشي (khashy) kökü, Allah'tan duyulan derin saygı ve korkuyu ifade eder. Bu, bilgiye dayalı bir huşu ve çekinmedir. Bilgisizlikten kaynaklanan korkudan farklıdır.
خفي 31 ayet
Bir şeyi gizlemek, saklamak veya örtmek anlamındadır. Bir şeyin görünmez kılınması veya bilinmemesi durumunu ifade eder. Gizli tutulan, saklanan bir şeyi de anlatır.
خلص 30 ayet
خلص (khlS) kökü, tereyağının tortudan arındırılması ve saflaştırılması sürecini ifade eder. Bu işlemde hurma veya un gibi maddeler kullanılarak yağın berraklaşması sağlanır.
خلو 28 ayet
خلو (khlw) kökü, bir yerin boş, ıssız veya bir şeyin içinde hiçbir şeyin kalmaması anlamına gelir.
خزي 24 ayet
Bu kök, bir kişinin utanç, aşağılanma veya rezillik hissetmesini ifade eder. Hem dünyevi hem de ahiretteki küçük düşürücü durumları kapsar.
خطأ 20 ayet
خطأ (khTA) kökü, bilerek veya bilmeyerek doğru yoldan sapmayı, hataya düşmeyi ifade eder. Yanlış yapmak, kusur işlemek veya isabet edememek anlamlarına gelir.
خصم 17 ayet
خصم (khSm) kelimesi, bir şeyin yan tarafı, kenarı veya köşesi anlamına gelir. Örneğin, bir yükün veya yatağın kenarı, ya da bir su tulumunun uç kısmı için kullanılır.
خفف 17 ayet
خفف (khff) kökü, bir şeyin hafiflemesi, yükünün azalması veya kolaylaşması anlamlarını taşır. Bir şeyi hafifletmek, azaltmak veya kolaylaştırmak için yapılan eylemleri ifade eder.
خشع 16 ayet
خَشَعَ (haşea), alçakgönüllü, boyun eğen veya itaatkar olmak demektir. Genellikle sesin alçalması, gözlerin yere inmesi ve kalbin huşu içinde olması gibi durumları ifade eder.
خزن 13 ayet
خزن (khzn) kökü, bir şeyi saklamak, depolamak veya korumak anlamına gelir. Mal veya sır gibi şeyleri bir yerde muhafaza etmeyi ifade eder.
خلل 13 ayet
Bir şeydeki boşluk, aralık veya kusur anlamına gelir. Bir şeyin düzgünlüğünü bozan, eksiklik veya gedik oluşturan durumu ifade eder.
خرر 12 ayet
Bu kök, bir şeyin yüksekten düşmesi, yuvarlanması veya çökmesi anlamlarını taşır. Genellikle bir sesle birlikte ani ve kontrolsüz bir düşüşü ifade eder.
خطب 12 ayet
Hitabet, konuşma veya vaaz anlamına gelir. Özellikle Cuma namazında minberden okunan, Allah'a hamd, Peygamber'e salavat ve cemaate öğüt içeren sözlerdir.
خون 11 ayet
خون (khwn) kökü, emanete hıyanet etmek, güveni kötüye kullanmak veya sözleşmeyi bozmak anlamlarına gelir. Birine karşı sadakatsiz olmak veya bir şeyi eksiltmek, zarar vermek de bu kökten türemiştir.
خبث 10 ayet
Kötü, bozuk, pis veya iğrenç anlamlarına gelir. Hem duyusal hem de zihinsel nesneler için kullanılır. Yiyecek, insan, söz ve davranış gibi birçok şeye atfedilebilir.
خوض 9 ayet
خوض (khawd), suya girmek, suda yürümek veya at sürmek demektir. Mecazi olarak bir konuya dalmak, bir işe girişmek veya batıl sözlere dalmak anlamlarında kullanılır.
خيل 9 ayet
Bu kök, bir şeyi zihinde canlandırmak, hayal etmek veya bir şeyin zihinde imgesinin oluşması anlamlarına gelir.
ختم 8 ayet
ختم (khtm) kökü, bir şeyi mühürlemek, kapatmak veya sona erdirmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin sonu, bitimi veya nihai sonucu için de kullanılır.
خسف 8 ayet
Bu kök, bir yerin veya şeyin yere batması, içine gömülmesi anlamlarına gelir. Ayın tutulması ve gözün çukura kaçması gibi durumlar için de kullanılır.
خضر 8 ayet
خضر (khDr) kökü, yeşil rengi ifade eder. Ancak, Arapçada siyah, koyu renkler ve hatta bereket, asalet gibi mecazi anlamlarda da kullanılır. Örneğin, 'gökyüzü' için 'el-hadra' denir.
خمس 8 ayet
خمس (khms), develerin beşinci gün su içmesi anlamına gelir. Bu, develerin bir gün su içip üç gün otladıktan sonra beşinci gün tekrar suya gelmesini ifade eder.
خمر 7 ayet
Bu kök, bir şeyi örtmek, gizlemek veya saklamak anlamlarını taşır. Örneğin, bir kabı veya yüzü örtmek, bir sırrı gizlemek gibi. Ayrıca, hamuru mayalamak veya şarap yapmak gibi süreçleri de ifade eder.
خول 6 ayet
خول (khwl) kökü, anne tarafından amca veya dayı anlamına gelir. Ayrıca bir atın sahibi, hayvanların veya insanların işlerini iyi yöneten çoban/idareci ve yüzde çıkan benek (ben) anlamlarına da gelir.
خطف 6 ayet
خطف (khaṭafa) fiili, bir şeyi hızla, zorla veya aniden kapmak, çalmak veya alıp götürmek anlamlarına gelir. Gözün kamaşması veya duyma fırsatını çalmak gibi mecazi kullanımları da vardır.
خلط 6 ayet
Bu kök, bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak, harmanlamak veya iç içe geçirmek anlamındadır.
خرص 5 ayet
Bu kök, hurma ağaçlarındaki meyve miktarını tahmin etme, yani 'tahmin yürütme' anlamını taşır. Ayrıca, kesin bilgiye dayanmayan 'fikir yürütme' veya 'yalan söyleme' anlamlarında da kullanılır.
خنزر 5 ayet
Bu kök, "خزر" maddesine yönlendirir. Orada, domuz anlamına gelen "خِنْزِيرٌ" kelimesinin kökeni ve ilgili kullanımları açıklanır.
خوي 5 ayet
Bu kök, bir yerin boş ve ıssız kalması, harabeye dönmesi anlamını taşır. Aynı zamanda bir şeyin içini boşaltmak veya birinin karnının açlıktan boşalması durumunu da ifade eder.
خيب 5 ayet
خيب (khyb) kökü, ateş çıkarmayan çakmak taşı gibi, çabaların boşa gitmesini ifade eder. Bir işin başarısızlıkla sonuçlanması veya umutların suya düşmesi anlamında kullanılır.
خطو 4 ayet
Bu kök, bir şeyin veya birinin üzerinden geçmek, onu aşmak veya ötesine geçmek anlamlarına gelir. Özellikle insanların omuzları üzerinden geçerek ilerlemek veya bir sınırı aşmak için kullanılır.
خسأ 4 ayet
Bir şeyi kovmak, uzaklaştırmak veya hor görmek anlamlarına gelir. Köpek gibi bir hayvanı kovmak veya birini aşağılayarak uzaklaştırmak için kullanılır. Genellikle aşağılama ve reddetme ifade eder.
خصص 4 ayet
Bir şeyi diğerlerinden ayırmak, ona özel bir nitelik vermek veya onu belirli bir amaç için tahsis etmek anlamına gelir. Bu kök, bir şeyi özelleştirmeyi ve ona ayrıcalık tanımayı ifade eder.
خفض 4 ayet
خدع 3 ayet
Bu kök, bir şeyi gizlemek veya saklamak anlamındadır. Genellikle aldatma, kandırma ve hile yapma eylemlerini ifade eder.
خرق 3 ayet
خبت 3 ayet
خبت (khbt) kelimesi, değersiz, kötü, bozuk veya iğrenç anlamlarına gelir. Genellikle خبيث (habîs) kelimesiyle eş anlamlıdır. Bir şeyin veya kişinin kötü niteliklerini ifade eder.
خذل 3 ayet
Bu kök, birine yardım etmeyi bırakmak, onu yüzüstü bırakmak veya yalnız bırakmak anlamlarına gelir. Allah'ın bir kulunu kötü bir eylemden korumaması durumunu da ifade eder.
خفت 3 ayet
خفت (khft) kökü, sesin kısılması, alçalması veya tamamen kesilmesi anlamlarına gelir. Ölmek, aniden ölmek veya zayıf düşmek gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
د 26 kök
دعو 182 ayet
Bu kök, 'çağırmak', 'davet etmek', 'dua etmek' ve 'istemek' gibi anlamlara gelir. Hem Allah'a yakarışı hem de birini bir yere çağırmayı ifade eder.
دون 142 ayet
دون (dwn) kelimesi, alçak, değersiz, bayağı anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyden daha aşağı, daha az veya daha kötü olanı ifade eder.
دنو 128 ayet
Bu kök, bir şeyin veya bir kimsenin yakınlaşması, yaklaşması anlamına gelir. Hem fiziksel hem de zaman veya durum açısından yakınlığı ifade eder.
دخل 111 ayet
Bu kök, bir yere veya bir şeye 'girmek' anlamını taşır. Hem fiziksel girişi hem de bir duruma veya dine dahil olmayı ifade eder.
دين 87 ayet
Bu kök, itaat etmek, boyun eğmek ve bir dine bağlanmak gibi anlamlara gelir. Aynı zamanda borç almak veya borç vermek, hatta birine karşılık vermek gibi zıt anlamları da ifade edebilir.
دور 53 ayet
Dâr, ev, konut veya mesken anlamına gelir. Geniş avlulu veya birden çok daireli büyük evleri ifade eder. Ayrıca bir kavmin veya kabileyi de temsil edebilir.
دبر 44 ayet
Bu kök, bir şeyin arkasını dönerek gitmesi, geri çekilmesi veya gerilemesi anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir işin kötüye gitmesi veya bir durumun sona ermesi gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
دري 28 ayet
Bu kök, bir şeyi bilmeden, farkında olmadan yapmak veya söylemek anlamını taşır. Aynı zamanda bir şeyi gizlemek, saklamak veya örtmek manasına da gelir.
درج 20 ayet
Bu kök, genellikle bir yol, patika veya geçit anlamında kullanılır. Bir şeyin izlediği rota veya gidişat için de kullanılır.
دبب 18 ayet
Dbb kökü, yavaş ve tembel adımlarla yürümek, sürünmek veya emeklemek anlamlarına gelir. Genellikle yaşlılık, zayıflık veya tembellikten kaynaklanan ağır ve güçsüz hareketi ifade eder.
درك 11 ayet
درك kökü, bir şeye ulaşmak, yetişmek veya birbiri ardına gelmek anlamlarını taşır. Kuran'da "bir araya gelmek" veya "bilginin kesintisiz olması" gibi bağlamlarda kullanılır.
دمو 10 ayet
دَمٌ kelimesi 'kan' anlamına gelir. Aslen دَمَوٌ veya دَمَىٌ kökünden türemiştir. Çoğulu دِمَاءُ veya دُمِىٌّ şeklindedir. Ayrıca 'bir miktar kan' veya 'kan davası' gibi anlamlarda da kullanılır.
دفع 9 ayet
Bu kök, bir şeyi itmek, savmak veya geri püskürtmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi bir yerden uzaklaştırmak veya defetmek için de kullanılır.
دوم 9 ayet
Bu kök, bir şeyin dönmesi, daire çizmesi veya hareket etmeden havada durması gibi anlamlara gelir.
دمر 8 ayet
Bu kök, bir kişinin soysuz veya aşağılık olduğunu ifade eder. Ayrıca küçük, kısa veya kusurlu bir tür Arap tavşanını (jerboa) tanımlar.
دلل 8 ayet
Bir şeyi açıkça göstermek, yol göstermek veya rehberlik etmek anlamındadır. Aynı zamanda bir şeyin delili veya kanıtı olmak, bir iddiayı desteklemek için sunulan argümanları ifade eder.
دأب 6 ayet
Sirdâb, Farsça kökenli olup "soğuk su" anlamına gelir. Yazın serinlemek için kullanılan yer altı yapısı veya dar bir geçittir. Günümüzde kiler veya mahzen olarak bilinir.
درس 6 ayet
درس (drs) kökü, bir iz veya eserin silinmesi, yok olması anlamına gelir. Ayrıca, bir giysinin eskimesi veya bir kitabın okunarak ezberlenmesi, öğrenilmesi anlamlarında da kullanılır.
درأ 5 ayet
Bu kelime, hemen sonraki maddeye bakılması gerektiğini belirtir. Kökün anlamı için bir sonraki girişe yönlendirme yapar.
دكك 4 ayet
Bir şeyi düzlemek, ezmek veya ufalamak anlamlarına gelir. Yüksek bir şeyi alçaltmak, düz bir hale getirmek veya parçalamak için kullanılır. Dağların düzlenmesi gibi durumları ifade eder.
دهن 4 ayet
Bu kök, bir şeyi yağlamak veya ıslatmak anlamına gelir. Yağmurun toprağı hafifçe ıslatması veya birine nazikçe vurmak gibi mecazi anlamları da vardır.
دحر 4 ayet
دحر (dHr) kökü, birini şiddetle kovmak, uzaklaştırmak veya defetmek anlamlarına gelir. Allah'ın şeytanı uzaklaştırması gibi, bir şeyi zorla itip püskürtmeyi ifade eder.
دحض 4 ayet
دحض (dHD) kökü, bir şeyin kayması veya ayağın kayması anlamlarına gelir. Güneşin batıya doğru kayması veya bir argümanın geçersiz olması gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
دخر 4 ayet
Bu kök, bir şeyin değersiz, aşağılık veya hor görülecek hale gelmesini ifade eder. Hem fiil hem de isim olarak kullanılır ve alçak gönüllülük veya küçümsenme anlamı taşır.
درر 4 ayet
درر (dürer) kelimesi, inci ve değerli taşlar anlamına gelir. Genellikle dizilmiş, sıralanmış inciler için kullanılır. Aynı zamanda bir şeyin en değerli, seçkin kısmını ifade eder.
دلو 3 ayet
Bu kök, kovayı kuyuya sarkıtmak ve su çekmek anlamına gelir. Mecazi olarak, bir iddiayı veya hakkı ortaya koymak, delil sunmak veya birine mal vermek anlamlarında kullanılır.
ذ 12 kök
ذكر 264 ayet
ذكر (dhkr) kökü, bir şeyi hatırlamak, akılda tutmak veya anmak anlamlarına gelir. Hem zihinsel hatırlamayı hem de sözlü olarak bahsetmeyi ifade eder.
ذوق 61 ayet
ذوق (dhwq) kelimesi, bir şeyi tatmak, lezzetini algılamak anlamına gelir. Geniş anlamda ise bir şeyi deneyimlemek, bilmek veya sınamak için kullanılır.
ذهب 56 ayet
ذهَبَ (dhebe) fiili, gitmek, geçip gitmek, ayrılmak anlamlarına gelir. Bir yere yönelmek, bir şeyle birlikte gitmek veya bir şeyi alıp götürmek için de kullanılır.
ذنب 37 ayet
ذنب (dhanab), hayvanların kuyruğu anlamına gelir. Mecazi olarak bir şeyin sonu, artçı kısmı veya bir olayın neticesi için kullanılır. Örneğin, 'vadinin kuyruğu' vadinin sonu demektir.
ذرر 36 ayet
Bir şeyi saçmak, dağıtmak veya serpmek anlamındadır. Özellikle tohum, toz gibi küçük parçacıkların yayılması için kullanılır.
ذلل 23 ayet
ذلل (dhll) kökü, bir şeyi kolaylaştırmak, itaatkâr kılmak veya alçaltmak anlamlarına gelir. Zorlukları gidermek, boyun eğdirmek veya bir şeyi kullanışlı hale getirmek için kullanılır.
ذبح 9 ayet
ذبح (dhbH) kökü, hayvanı boğazından keserek helal kılmak veya öldürmek anlamına gelir. Ayrıca bir şeyi kesmek, yarmak veya boğmak gibi anlamlarda da kullanılır.
ذرأ 6 ayet
ذرأ (dhrA) kökü, bir şeyi yaratmak, meydana getirmek veya var etmek anlamındadır. Özellikle Allah'ın yaratma fiilini ifade eder. Bir şeyi yoktan var etme, ortaya çıkarma manası taşır.
ذمم 5 ayet
Bir şeyi korumak, himaye etmek veya sorumluluğunu üstlenmek anlamındadır. Ayrıca bir anlaşma veya sözleşme ile bağlanan yükümlülükleri de ifade eder.
ذرع 4 ayet
Bu kök, dirsek ile parmak uçları arasındaki kol kısmını ifade eder. Aynı zamanda bir ölçü birimi olarak arşın (yaklaşık 6 yumruk genişliği) anlamına gelir.
ذأب 3 ayet
ذأب kelimesi, bir şeyin sürekli ve alışkanlık haline gelmesi, bir işe devam etme ve onu âdet edinme anlamlarını taşır.
ذقن 3 ayet
Bu kelime, Farsçadan Arapçaya geçmiş olup "köy veya kasaba reisi" anlamına gelir. Genellikle toprak sahibi, çiftçi veya tüccar gibi önemli kişileri ifade eder.
ر 53 kök
ربب 871 ayet
Bu kök, bir şeyi büyütmek, geliştirmek, terbiye etmek ve ona sahip olmak anlamlarını taşır. Aynı zamanda bir şeyin efendisi, sahibi veya yöneticisi olmak demektir.
رسل 429 ayet
Resul, gönderilen, elçi demektir. Allah tarafından gönderilen peygamberler için kullanılır. Hem tekil hem çoğul, hem erkek hem dişi için kullanılabilir. Mesajı ileten kişi anlamındadır.
رحم 313 ayet
رأي 297 ayet
Rüya görmek, bir şeyi gözle görmek veya kalben idrak etmek anlamlarına gelir. Bir şeyi bilmek, düşünmek veya bir görüşe sahip olmak da bu kökten türemiştir.
رود 120 ayet
Bu kök, naziklik, yavaşlık ve acele etmeme anlamlarını taşır. Bir işi sakin ve telaşsız bir şekilde yapmayı ifade eder.
رزق 109 ayet
Rızık, Allah'tan gelen ve fayda sağlayan her türlü nimettir. Hem maddi (yiyecek gibi) hem de manevi (ilim gibi) olabilir. Genellikle geçim kaynağı, maişet ve ihsan anlamlarında kullanılır.
رجع 103 ayet
رجوع, bir yere, duruma veya eyleme geri dönmek demektir. Bir yerden ayrıldıktan sonra tekrar oraya gelmeyi veya bir halden başka bir hale geçmeyi ifade eder.
رجل 66 ayet
Ricl (رجل), insan ve hayvanlarda bacağın kökünden ayağa kadar olan kısmıdır. Genellikle yürüme organı olarak kullanılır.
رضو 64 ayet
Bu kök, bir şeyden veya bir kimseden memnun olma, hoşnut kalma, razı olma anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi beğenme, onaylama veya tercih etme manalarını da taşır.
ردد 57 ayet
Bir şeyi geri çevirmek, reddetmek veya tekrarlamak anlamlarına gelir. Sözü veya eylemi geri döndürmek, bir şeyi tekrar etmek veya bir yere geri dönmek gibi durumları ifade eder.
روح 52 ayet
Bu kök, rüzgarlı veya hoş rüzgarlı bir günü ifade eder. Aynı zamanda bir şeyden ferahlamak, canlanmak veya bir işe hevesle girişmek anlamlarına gelir. Cömertlik ve merhametle de ilişkilidir.
ريب 35 ayet
Bu kök, zihinde huzursuzluk, rahatsızlık veya şüphe uyandıran bir durumu ifade eder. Bir şeyin kişide şüphe veya kötü bir düşünceye yol açması anlamına gelir.
رفع 29 ayet
رفع (rafaʿa) kelimesi, bir şeyi yukarı kaldırmak, yükseltmek veya yüceltmek anlamlarına gelir.
رجو 27 ayet
Bu kök, bir şeyi ummak, dilemek ve beklemek anlamlarına gelir. Bazen olumsuz bir ifadeyle kullanıldığında korkmak anlamına da gelebilir.
ربع 21 ayet
Bu kök, bir şeyin dörtte birini almak, dördüncü olmak veya bir şeyi dört bükümle bükmek gibi anlamlara gelir.
رقب 20 ayet
Rakîb, gözeten, bekleyen, koruyan ve muhafaza eden demektir. Allah'ın isimlerinden olup, her şeyi görüp gözeten, hiçbir şeyin gizli kalmadığı anlamına gelir.
رشد 19 ayet
Doğru yolu bulmak, doğru yolda olmak veya doğru bir iş yapmak anlamına gelir. Hem dünya işleri hem de ahiret işleri için kullanılır. Doğruluk üzere sebat etmeyi de ifade eder.
رأس 17 ayet
Baş, bir şeyin en üst veya ön kısmı demektir. Bir topluluğun lideri veya bir işin başlangıcı anlamında da kullanılır. İsim olarak, bir şeyin en önemli veya temel kısmını ifade eder.
ربو 15 ayet
ربو (rbw) kökü, bir şeyin artması, çoğalması veya yükselmesi anlamlarına gelir. Özellikle malın faizle artması veya çocuğun büyümesi gibi durumlar için kullanılır.
ركب 15 ayet
ركب (rkb) kökü, bir şeye binmek, üzerine çıkmak veya bir şeyi takip etmek anlamlarına gelir. Yolculuk yapmak, bir işe girişmek veya bir günah işlemek gibi mecazi kullanımları da vardır.
رجم 14 ayet
RCM kökü, taş atmak, taşlamak anlamına gelir. Mecazi olarak lanetlemek, kovmak, uzaklaştırmak ve bilinmeyen hakkında tahminde bulunmak gibi anlamlara da gelir.
رسو 14 ayet
Bir şeyin sabit, durağan, sağlam veya kararlı olmasıdır. Gemi için demirlemek, dağ için sağlam durmak, savaşta ayakların yere sağlam basması anlamlarına gelir.
رأف 13 ayet
Rauf, acıma ve şefkat gösterme, merhametli olma anlamlarına gelir. Birine karşı duyulan derin şefkat ve incelik halini ifade eder. Allah'ın sıfatlarından biridir.
ربص 12 ayet
Bu kök, bir şeyi beklemek, gözetlemek veya bir olayın gerçekleşmesini ummak anlamlarına gelir. Genellikle bir durumun veya sonucun ortaya çıkmasını sabırla beklemeyi ifade eder.
رهب 12 ayet
رهب (rhb) kökü, Hristiyan keşişlerin dünyadan el etek çekme, aşırı ibadet ve inziva halini ifade eder. İslam'da bu tür bir ruhbanlık yoktur; cihat, ümmetin ruhbanlığı olarak görülür.
ركع 10 ayet
ركع (rke) kökü, eğilmek, bükülmek veya başını eğmek anlamlarına gelir. Özellikle namazda rüku etmek, yani Allah'a karşı tevazu ile eğilmek için kullanılır.
رهق 10 ayet
Bu kök, bir şeyin bir başkasına yaklaşması, onu kuşatması veya ona ulaşması anlamlarını taşır.
رجز 9 ayet
رجز, deveye özgü bir hastalığı ifade eder. Ayrıca, "recez" denilen bir şiir vezninde şiir söylemek veya bestelemek anlamına gelir.
رجس 9 ayet
Rics, pislik, kirlilik veya tiksindirici bir şeyi ifade eder. Aynı zamanda günah, suç, haram veya küfür gibi kötü eylemleri de kapsar.
رعي 9 ayet
Bu kök, bir şeyi gözetmek, korumak ve idare etmek anlamlarını taşır. Çobanlık yapmak, hayvanları otlatmak ve onlara bakmak gibi eylemleri ifade eder.
رغب 8 ayet
Bu kök, bir şeyi şiddetle arzu etmek, istemek veya ona karşı istek duymak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyden yüz çevirmek, onu terk etmek veya ondan uzak durmak manasında da kullanılır.
رمي 7 ayet
رمي (rmy) kökü, bir şeyi atmak, fırlatmak veya hedefe göndermek anlamındadır. Ok, taş gibi nesneleri atmayı ifade eder. Mecazi olarak iftira atmak veya bir şeyi terk etmek anlamında da kullanılır.
رجف 7 ayet
رجف, bir şeyin şiddetli hareket, sarsıntı veya çalkantı içinde olmasıdır. Depremler, titreyen eller veya korkudan çarpan kalp gibi durumları ifade eder.
رضع 6 ayet
ردي 6 ayet
Bu kök, bir şeyin kötüleşmesi, bozulması veya yok olması anlamlarını taşır. Genellikle bir durumun düşüşünü, helak oluşunu veya birinin mahvolmasını ifade eder.
رصد 6 ayet
Rasad, bir yolu veya bir pusu yerini ifade eder. Birini gözetlemek, beklemek veya pusuya düşürmek anlamında kullanılır. Ayrıca az miktarda yağmur veya bitki örtüsü için de kullanılır.
ربط 5 ayet
ربط kökü, bir şeyi bağlamak, tutmak veya sabitlemek anlamındadır. Özellikle atların bağlanması veya düşman sınırında nöbet tutan atlar için kullanılır.
رعب 5 ayet
Bu kök, korkmak, dehşete düşmek anlamlarına gelir. Birini korkutmak veya dehşete düşürmek için de kullanılır. Ayrıca bir vadiyi suyla doldurmak veya bir şeyi kesmek gibi farklı anlamları da vardır.
رفق 5 ayet
Bu kök, nazik, yumuşak ve kibar olmayı ifade eder. Bir işi özenle, ustalıkla ve doğru bir şekilde yapmak anlamına da gelir. Yolculukta ölçülü ve dengeli ilerlemek de bu kökün anlamlarındandır.
رحب 4 ayet
Bu kök, cami veya evin geniş, açık alanını ifade eder. Genellikle avlu, meydan veya etrafı çevrili geniş bir yer anlamına gelir. Ayrıca, verimli otlakları veya vadinin su akan kısımlarını da tanımlar.
رحل 4 ayet
Rahle, deve semeri veya yolculuk için hazırlanan eşyalar anlamına gelir. Ayrıca bir kişinin evi, meskeni veya konakladığı yer için de kullanılır. Kur'an'ın konulduğu sehpaya da rahle denir.
رذل 4 ayet
Bu kök, bir kişinin veya şeyin düşük, değersiz, bayağı veya kötü niteliklerini ifade eder. Hem görünüş hem de durumlar için kullanılır.
ركن 4 ayet
Rukn, bir şeyin en güçlü yanı, köşesi veya dayanağıdır. Aynı zamanda bir kişiyi güçlendiren akrabaları, ordusu veya nüfuzu gibi unsurları ifade eder.
رقي 3 ayet
Bir yerden yukarı çıkmak, yükselmek veya tırmanmak anlamındadır. Aynı zamanda bir şeyi yükseltmek, yüceltmek veya ilerletmek manasına da gelir.
ردف 3 ayet
Bu kök, birinin arkasına binmek veya bir şeyi takip etmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir olayın ardından başka bir olayın gelmesini veya bir şeyin birine yetişmesini ifade eder.
رغد 3 ayet
Bu kök, bolluk ve rahatlık ifade eder. Mal, su, yaşam veya bitki örtüsü için kullanıldığında, bunların bol ve zahmetsiz olduğunu belirtir. "Rahat bir yaşam" veya "bol geçim" gibi anlamlara gelir.
رقم 3 ayet
Bu kök, yazmak, mühürlemek ve bir şeyi işaretlemek anlamlarına gelir. Özellikle bir yazıyı belirginleştirmek veya bir kumaşı desenlemek için kullanılır.
ركض 3 ayet
ركض (rkD) kökü, bir şeyi ayakla itmek, vurmak veya hareket ettirmek anlamlarına gelir. Özellikle hayvanları sürmek, koşturmak veya bir yerden kaçmak için ayakla yapılan eylemleri ifade eder.
ركم 3 ayet
Bir şeyin üst üste yığılması, birikmesi veya toplanması anlamına gelir. Bulutların veya işlerin yığılması gibi durumları ifade eder. Ayrıca devenin etlenip semirmesi için de kullanılır.
رمن 3 ayet
رُمَّانٌ (rummân) nar meyvesidir. Tatlısı bağırsakları rahatlatır, ekşisi ise kabız yapar. Tatlı ve ekşi arası olanı mide iltihabı ve kalp ağrısına iyi gelir.
رهط 3 ayet
رهط, bir erkeğin yakın akrabalarını ve kabilesini ifade eder. Ayrıca, ondan az, kadınsız bir grup erkeği (genellikle 3 ila 10 kişi) tanımlar.
رهن 3 ayet
Rehin (رهن), bir borca karşılık teminat olarak bırakılan veya bir şeyin yerine geçen eşyadır.
روغ 3 ayet
Bu kök, bir şeyden kurnazca veya hileyle dönmek, sapmak veya gizlice bir yere yönelmek anlamlarına gelir. Tilkinin kurnazca hareket etmesi veya birinin gerçeği saptırması gibi durumları ifade eder.
ز 22 kök
زوج 72 ayet
Zevc (زوج), bir şeyin eşini veya benzerini ifade eder. Hem erkek hem de dişi için kullanılır. Kur'an'da eş, çift veya tür anlamlarında geçer.
زيد 59 ayet
Ziyade, bir şeyin artması, çoğalması veya eklenmesi anlamına gelir. Arapçada kelimelere eklenen harflere de 'ziyade harfleri' denir. Karaciğerin küçük bir uzantısı için de kullanılır.
زكو 56 ayet
Zekat, artış ve bereketi ifade eder. Malın temizlenmesi ve arındırılması anlamına gelir. Aynı zamanda Allah rızası için fakirlere verilen belirli bir mal payıdır.
زين 43 ayet
زين (zyn) kökü, bir şeyi güzelleştirmek, süslemek veya donatmak anlamlarına gelir. Hem fiziksel nesneler hem de soyut kavramlar için kullanılır.
زعم 16 ayet
Bu kök, genellikle şüphe veya yanlışlık içeren bir iddiayı, sözü veya inancı ifade eder. Bir şeyi kesin bilmeden söylemek, varsaymak veya yalan söylemek anlamlarına gelir.
زرع 12 ayet
Bu kök, tohum ekmek, toprağı işlemek ve bitki yetiştirmek anlamlarına gelir. Allah'ın bitkileri büyütmesi ve insanlara rızık vermesiyle de ilişkilidir.
زبر 11 ayet
ZBR kökü, bir kuyuyu taşlarla güçlendirmek veya bir yapıyı katmanlı inşa etmek anlamlarına gelir. Ayrıca, birini azarlamak, engellemek veya taş atmak manasında da kullanılır.
زلف 10 ayet
Bu kök, "yakınlık" veya "yakın olma" anlamlarına gelir. Hem mekânsal hem de mertebe veya derece açısından yakınlığı ifade eder. Ayrıca gecenin bir bölümünü de tanımlar.
زيل 10 ayet
Bu kök, bir şeyi ayırmak, uzaklaştırmak veya ayırmak anlamlarına gelir. Genellikle olumsuzluk edatlarıyla kullanılarak bir eylemin sürekliliğini ifade eder. Örneğin, "yapmaya devam etti" gibi.
زيغ 8 ayet
زيغ, doğru yoldan sapmak, eğilmek veya dönmek anlamına gelir. Güneşin batıya kayması veya gözün bulanıklaşması gibi durumlar için de kullanılır. Kur'an'da hakikatten sapma ve şüphe anlamında geçer.
زيت 6 ayet
Zeytin, iyi bilinen bir ağaç türüdür ve meyvesinden zeytinyağı elde edilir.
زور 6 ayet
Bu kök, bir misafiri ağırlamak, ona ikramda bulunmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi iptal etmek, yalanı süslemek veya bir şeyi düzeltmek, güzelleştirmek manalarında da kullanılır.
زني 5 ayet
Zinâ, nikahsız cinsel ilişkiyi ifade eder. Bu fiil, evlilik dışı her türlü cinsel birleşmeyi kapsar ve İslam hukukunda büyük günahlardan sayılır.
زجر 5 ayet
Bu kök, birini azarlayarak, sesle veya sert sözlerle engellemeyi, durdurmayı ifade eder. Ayrıca hayvanları (köpek, deve vb.) seslenerek sürmek veya durdurmak anlamında da kullanılır.
زلزل 4 ayet
Zelzele, şiddetli sarsıntı ve deprem anlamına gelir. Bir şeyi yerinden oynatmak, sallamak ve alt üst etmek fiillerini de kapsar. Kur'an'da kıyamet ve dünya sarsıntılarını ifade eder.
زهق 4 ayet
Bu kök, bir şeyin zorlukla çıkıp gitmesi, yok olması veya batılın ortadan kalkması anlamlarına gelir. Ayrıca, bir okun hedefini aşması veya bir atın öne geçmesi gibi hareketleri de ifade eder.
زخرف 4 ayet
Zuhruf, aslen altın anlamına gelir. Sonradan her türlü süsleme, bezeme ve güzelleştirilmiş şeyi ifade eder.
زلل 4 ayet
ZLL kökü, ayağın kayması, tökezleme ve düşme gibi anlamlara gelir. Mecazi olarak hata yapmak, günah işlemek veya doğru yoldan sapmak anlamında kullanılır.
زول 3 ayet
Bu kök, bir şeyin yerinden ayrılması, hareket etmesi veya sona ermesi anlamlarına gelir. Güneşin meridyenden kayması veya bir şeyin yerini değiştirmesi gibi durumları ifade eder.
زجو 3 ayet
Bu kök, bir şeyi nazikçe itmek veya sürmek anlamındadır. Rüzgarın bulutları sürmesi veya günleri geçirmek gibi durumlar için kullanılır. Aynı zamanda bir ihtiyacı kolaylaştırmak anlamı da taşır.
زفر 3 ayet
Bu kök, ağır yük taşıyan deve, bir yapının temelini oluşturan köşe veya bir kişinin destekçileri gibi anlamlara gelir.
زقم 3 ayet
Zakkum, başlangıçta hurma ve taze tereyağı karışımı bir yiyecek olarak biliniyordu. Ancak Kur'an'da cehennem ehlinin yiyeceği olan acı ve kötü kokulu bir ağaç olarak tasvir edilir.
س 72 kök
سمو 352 ayet
سمو (smw) kökü, bir şeyi tanıtan, ona işaret eden "isim" anlamına gelir. Kelime, bir şeyi öne çıkarıp bilinir kıldığı için "yükselmek" anlamındaki "سمو" kökünden türemiştir.
سبل 164 ayet
سَبَل kökü, bir şeyi serbest bırakmak, aşağı sarkıtmak veya yere sürünmesini sağlamak anlamlarına gelir. Ayrıca yağmur, akan kan ve ekin başakları gibi farklı anlamlarda da kullanılır.
سمع 163 ayet
سمع (sem') kelimesi işitme duyusunu, kulağı ve işitilen şeyi ifade eder. "Sem'an ve ta'aten" ifadesi "işittim ve itaat ettim" anlamına gelir.
سوأ 151 ayet
Bu kök, bir şeyin kötü, çirkin veya nahoş olması anlamına gelir. Aynı zamanda birine hoşlanmadığı bir şeyi yapmak, onu üzmek veya rahatsız etmek anlamında da kullanılır.
سلم 127 ayet
سلم (slm) kökü, her türlü kusur, eksiklik ve kötülükten uzak olmayı ifade eden 'güvenlik, esenlik, selamet' anlamlarına gelir. Aynı zamanda 'barış' ve 'selamlama' manalarında da kullanılır.
سأل 118 ayet
Sormak, istemek, talep etmek anlamlarına gelir. Bir şeyin bilgisini edinmek veya bir ihtiyacı dile getirmek için kullanılır.
سبح 87 ayet
Bu kök, Allah'ı her türlü eksiklikten, kusurdan ve ortak koşulmaktan tenzih etme, yüceltme ve O'nun mutlak mükemmelliğini ifade etme anlamındadır.
سجد 81 ayet
Secde, alçakgönüllülük, boyun eğme ve yere kapanma anlamlarını taşır. Namazdaki secde, alnı yere koyarak Allah'a teslimiyeti ifade eder.
سوي 80 ayet
Bu kök, bir şeyi düzeltmek, dengelemek, tamamlamak ve uygun hale getirmek anlamlarını taşır. Bir şeyi eşit ve kusursuz kılmak, düzenlemek ve olgunlaştırmak da bu kökün temel manaları arasındadır.
سكن 66 ayet
Sakin olmak, durmak, hareket etmeyi bırakmak anlamlarına gelir. Bir yere yerleşmek, ikamet etmek veya bir şeye güvenip rahatlamak manasında da kullanılır.
سحر 59 ayet
سحر, şafak sökmeden önceki zamanı, yani gecenin son kısmını ifade eder. Bu zaman dilimi, gecenin bitip gündüzün başladığı anı simgeler. Ayrıca, bir şeyin ucu veya kenarı anlamında da kullanılır.
سوع 44 ayet
ساعة kelimesi, günün veya gecenin bir bölümünü ifade eden zaman dilimidir. Aynı zamanda belirsiz, kısa bir süreyi veya anı belirtir.
سرر 43 ayet
سرر (srr) kökü, bir şeyi gizlemek, saklamak veya örtmek anlamını taşır. Aynı zamanda bir sırrı açığa vurmak veya bir şeyi ortaya çıkarmak manasına da gelir.
سلط 39 ayet
Sultân kelimesi güç, kudret ve otorite anlamına gelir. Hükmetme yetkisi, egemenlik ve üstünlük ifade eder. Aynı zamanda kanıt, delil ve mucize anlamlarında da kullanılır.
سخر 35 ayet
Bu kök, birini istemediği bir işe zorlamak veya karşılıksız çalıştırmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyi boyun eğdirmek, hizmetine sunmak veya kullanışlı hale getirmek anlamında da kullanılır.
سبق 35 ayet
Sabaka (سبق), birinin önüne geçmek, onu geride bırakmak veya ondan önce gelmek demektir.
سعي 28 ayet
Bir şeye doğru hızla ve gayretle ilerlemek, koşmak veya çabalamak demektir. Bir amaca ulaşmak için gösterilen yoğun çabayı ve koşuşturmayı ifade eder.
سير 25 ayet
سير (syr) kökü, bir yerden başka bir yere gitmek, yolculuk etmek anlamındadır. Hem canlılar hem de cansız nesneler için kullanılır.
سبع 24 ayet
Bu kök, "yedi" sayısını ifade eder. Kur'an'da sıkça geçen bu sayı, bazen "yedi gök" gibi belirli kullanımlarda, bazen de Fatiha suresi gibi yedi ayetli bölümlerde karşımıza çıkar.
سقي 24 ayet
Bu kök, su vermek, sulamak ve içirmek anlamlarına gelir. Hem canlılara hem de toprağa su sağlamayı ifade eder.
سرع 23 ayet
سرع (srE) kökü, bir şeyi hızlandırmak veya acele etmek anlamındadır. Genellikle bir eylemi veya hareketi çabuklaştırmayı ifade eder. Örneğin, yürüyüşü hızlandırmak veya bir işe acele etmek gibi.
سرف 21 ayet
Bu kök, bir şeyi gözden kaçırmak, unutmak veya ihmal etmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi yanlış yapmak veya hedefi şaşırmak manasında da kullanılır.
سنو 20 ayet
Bu kök, genellikle toprağı sulamak veya su çekmek anlamında kullanılır. Bir hayvanın su çekmek için kullanılması veya bir bulutun toprağı sulaması gibi durumları ifade eder.
سعر 19 ayet
Bu kök, ateşi tutuşturmak, alevlendirmek veya körüklemek anlamlarına gelir. Savaş çıkarmak, kötülük yaymak veya bir şeyi kışkırtmak gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
سور 16 ayet
Bu kök, bir sıçrama veya atılımı ifade eder. Şarap, zehir veya öfkenin başa hücum etmesi, şiddeti veya gücü anlamlarına gelir.
سوق 16 ayet
Sâk (ساق), insanlarda diz ile ayak bileği arasındaki bacak kısmıdır. Ağaçlarda ise gövde veya ana dal anlamına gelir.
سطر 16 ayet
Satır, yazılı bir metindeki çizgiyi veya bir dizi şeyi ifade eder. Kitaplardaki yazılar, binaların sıraları veya ağaç dizileri için kullanılır.
سنن 15 ayet
سنن (snn) kökü, bir yol, yöntem veya âdet anlamına gelir. Genellikle takip edilen, yerleşmiş bir uygulamayı veya geleneği ifade eder.
سوم 15 ayet
سوم (sevm) kelimesi, bir şeyi aramak, elde etmek veya peşinden gitmek anlamlarına gelir. Hayvanların otlaması, rüzgarın esmesi veya kuşların bir şey etrafında dönmesi gibi hareketleri ifade eder.
سجن 12 ayet
Siccîn, kötülerin amel defterlerinin kaydedildiği özel bir yerdir. Bazılarına göre cehennemde bir vadi veya yedinci kat yerin altındaki bir taştır.
سفر 12 ayet
Bu kök, bir şeyi örtüsünden ayırmak, açığa çıkarmak veya dağıtmak anlamlarına gelir. Rüzgarın tozu dağıtması veya kadının yüzünü açması gibi durumları ifade eder.
سلك 12 ayet
سلك (slk) fiili, bir yolda yürümek, bir yere girmek veya bir şeyi bir yere sokmak anlamlarına gelir. Örneğin, ipliği iğneye geçirmek veya eli cebe sokmak gibi kullanımları vardır.
سحب 11 ayet
سحب kökü, genellikle 'bulut' anlamına gelir. Rüzgarın sürüklediği veya birbirini sürükleyen bulutları ifade eder. Tekil ve çoğul olarak kullanılabilir.
سبب 10 ayet
سبب (sbb) kökü, bir şeye ulaşmak, ona yol açmak veya bir şeyi elde etmek için kullanılan araç, yol veya sebep anlamlarını taşır.
سفه 10 ayet
Bu kök, kişinin akılsız, anlayışsız veya hafif akıllı olması anlamına gelir. Ayrıca, kişinin kendini küçümsemesi, hakkı cahil görmesi veya bir şeyi aşırı tüketmesi gibi anlamlara da gelir.
سفل 9 ayet
سفل (sfl) kökü, bir şeyin alçalması, aşağı inmesi veya düşmesi anlamlarına gelir. Hem fiziksel bir düşüşü hem de bir kişinin konumunun, değerinin veya ahlakının düşüşünü ifade eder.
سود 9 ayet
Bu kök, hem 'siyah' rengi hem de 'büyüklük, yücelik' anlamlarını taşır. Ayrıca 'cömert' veya 'hoşgörülü' anlamlarına da gelebilir. Kuran'da genellikle 'siyah' anlamında kullanılır.
ستت 8 ayet
Bu kök, bir şeyin düz, pürüzsüz ve eşit olmasını ifade eder. Aynı zamanda bir şeyin örtülmesi, gizlenmesi veya perdelenmesi anlamlarını da taşır.
سري 8 ayet
Bu kök, gece yolculuğu yapmak veya gece hareket etmek anlamındadır. Genellikle gizlice veya sessizce yapılan bir hareketi ifade eder.
سقط 8 ayet
سقط (sqT) kökü, bir şeyin yüksekten alçağa düşmesini, yere düşmesini ifade eder.
سلف 8 ayet
سلف, geçmiş nesilleri, ataları ve kendisinden önce yaşamış saygın kişileri ifade eder. Ayrıca, yolculukta önden giden bir topluluğu veya genel olarak bir grup insanı da belirtir.
سبت 7 ayet
سبت (sbt) kökü, dinlenmek, işlerden el çekmek ve sakinleşmek anlamlarına gelir. Yahudilerin Sebt gününü tutmaları, yani çalışmayı bırakmaları bu kökten türemiştir.
سرق 7 ayet
سرق (s-r-q) kökü, bir şeyi gizlice ve hileyle almayı ifade eder, yani çalmak. Ayrıca, bir yerden gizlice girip başkasına ait olanı almak anlamına gelir.
سكر 6 ayet
Bu kök, sarhoş olmayı, öfkelenmeyi veya bir şeyin dolup taşmasını ifade eder. Ayrıca rüzgarın veya suyun durulması, yiyeceğin kaynamasının durması gibi anlamlara da gelir.
سرح 5 ayet
Sürüler otlamaya çıktı veya otlatıldı. Sel kolayca aktı. İdrar rahatça boşaldı. Birini bir yere göndermek veya bir iş için yollamak anlamında da kullanılır.
سدد 5 ayet
Bir şeyi tıkamak, kapatmak veya engellemek anlamındadır. Bir boşluğu doldurmak, bir yolu kapatmak veya bir engeli kaldırmak için de kullanılır.
سبط 5 ayet
Bu kök, genellikle saçın düz, kıvırcık olmayan yapısını ifade eder. Aynı zamanda uzun boylu, düzgün yapılı insanları ve cömertliği de tanımlar. Mecazi olarak bol yağan yağmur için de kullanılır.
سدس 4 ayet
سدس (sds) kökü, deve ve koyun gibi hayvanların sekiz yaşındaki dişlerini ifade eder. Ayrıca, hurma ölçmek için kullanılan bir tür ölçü birimidir. Dişin dökülmesiyle hayvanın yaşını belirtir.
سنبل 4 ayet
سنبل (snbl) kökü, başak anlamına gelir. Kur'an'da Yusuf Suresi'nde geçer. Ayrıca Başak burcunu ve güzel kokulu bir bitki olan sümbülü de ifade eder.
سجل 4 ayet
سجل (sjl) kelimesi dolu bir kovayı ifade eder. Savaşta zaferin taraflar arasında el değiştirmesi veya bir şeyden alınan pay anlamında da kullanılır.
سحت 4 ayet
Bu kök, bir şeyi tamamen yok etmek, kökünü kazımak veya ortadan kaldırmak anlamlarına gelir. Bir şeyi tamamen kesip atmak, kazımak veya soymak gibi eylemleri ifade eder.
سخط 4 ayet
سخط (skhT) kelimesi, birinden veya bir şeyden hoşnut olmamak, memnuniyetsizlik duymak veya öfkelenmek anlamlarına gelir.
سدر 4 ayet
Sedir ağacı, Arabistan'da yetişen, meyvesi tatlı ve güzel kokulu olan bir ağaçtır. Yaprakları gusül abdestinde kullanılır.
سرب 4 ayet
سرب kökü, bir yerden ayrılmak, gitmek veya uzaklaşmak anlamlarına gelir. Özellikle hayvanların otlaklara gitmesi veya suyun akması gibi hareketleri ifade eder.
سرج 4 ayet
سرج (srj) kökü, yalan söylemek veya yalan uydurmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyin parlak veya ışıltılı olması, yüzün güzelleşmesi gibi anlamlarda da kullanılır.
سفح 4 ayet
سفح (sfH), su, kan veya gözyaşı dökmek, akıtmak demektir. Bir şeyi bolca ve hızla boşaltmayı ifade eder. Gözyaşının akması veya kanın dökülmesi gibi durumlar için kullanılır.
سقف 4 ayet
Skaf (سقف) kelimesi, bir çatıyı veya benzeri bir örtüyü ifade eder. Genellikle evlerin kapıları üzerine uzanan veya iki ev arasına gerilen bir gölgelik, sundurma veya tavan anlamında kullanılır.
سمر 4 ayet
Bu kök, gece sohbet etmek veya uyanık kalmak anlamlarına gelir. Ayrıca hayvanların gece otlaması veya insanların gece şarap içmesi gibi eylemleri de ifade eder.
سمم 4 ayet
Bu kök, bir şeyi işaretlemek, ayırt etmek veya adlandırmak anlamındadır. 'İsim' kelimesi de buradan gelir ve bir varlığı tanımlayan, onu diğerlerinden ayıran sözcüktür.
سمن 4 ayet
سمن kökü, bir şeyin şişmanlaması, semizleşmesi veya dolgunlaşması anlamına gelir. Bu, hem canlılar hem de tahıl gibi cansız şeyler için kullanılabilir.
سول 4 ayet
Bu kök, 'sormak' anlamına gelen 'se'ele' fiilinin bir lehçe varyantıdır. Asıl harfi 'vav'dır. Ayrıca 'gevşek, sarkık olmak' anlamlarına da gelir. Özellikle karın bölgesindeki gevşekliği ifade eder.
سفن 3 ayet
Sefene fiili, bir şeyi soymak, kazımak veya yüzeyini düzeltmek anlamlarına gelir. Rüzgarın tozu savurması veya geminin karaya oturması gibi durumlar için de kullanılır.
سيل 3 ayet
سيل (syl) kökü, kılıç veya bıçak sapının içine giren dile benzer kısmı ifade eder. Ayrıca, dikenli ağaç türleri, özellikle akasya benzeri bitkiler için de kullanılır.
سأم 3 ayet
Sıkılmak, bıkmak, usanmak ve umutsuzluğa düşmek anlamlarına gelir. Bir şeyden dolayı bezginlik hissetmek ve ondan yüz çevirmek demektir.
ستر 3 ayet
ستر (str) kelimesi, bir şeyi örten, gizleyen veya koruyan her türlü örtü, perde veya siper anlamına gelir. Aynı zamanda korku, edep ve akıl gibi soyut kavramları da ifade edebilir.
سجر 3 ayet
سجر kelimesi, bir şeyi suyla doldurmak, özellikle nehir veya kuyuları doldurmak anlamına gelir. Ayrıca fırını yakmak, ısıtmak veya odunla doldurmak anlamında da kullanılır.
سلخ 3 ayet
Bu kök, bir hayvanın derisini yüzmek veya bir giysiyi çıkarmak gibi 'soymak' veya 'çıkarmak' anlamlarına gelir.
سلسل 3 ayet
Silsile, bir şeyin birbirine bağlı, zincirleme veya ardışık olması durumunu ifade eder. Genellikle birbiri ardına gelen olaylar, nesneler veya durumlar için kullanılır.
سلل 3 ayet
Bu kök, bir şeyi bir yerden çekip çıkarmak, sıyırmak veya ayırmak anlamını taşır. Aynı zamanda bir şeyin içinden geçmek veya süzülmek manasına da gelir. Kılıcın kınından çekilmesi gibi.
سلو 3 ayet
Sülvan, unutkanlık, hoşnutluk veya mutluluk veren bir içecek veya nesnedir. Kayıp veya yokluk durumunda teselli eder. Bazen mezar toprağı, özel bir boncuk veya ilaçla ilişkilendirilir.
سوغ 3 ayet
سوغ kökü, bir şeyi kolayca yutmak veya boğazdan geçirmek anlamındadır. Genellikle içecekler için kullanılır. Mecazi olarak, bir işi kolayca tamamlamak veya birine mühlet vermek anlamlarına da gelir.
سيح 3 ayet
Bu kök, bir şeyin genişlemesi, yayılması veya rahatlaması anlamlarını taşır. Karın için 'büyüyüp yere yaklaşmak', durum için 'ferahlamak', kumaş için 'yırtılmak' gibi kullanımları vardır.
ش 38 kök
شيأ 449 ayet
Bu kök, bir şeyi bilmek, fark etmek veya algılamak anlamındadır. Aynı zamanda bir şeyi meydana getirmek, yaratmak veya var etmek manasına da gelir.
شرك 143 ayet
Şirk, bir şeye ortak olmak, pay sahibi olmak veya birine ortak koşmak anlamlarına gelir.
شهد 123 ayet
Şahid, bir olaya tanık olan, gördüğünü veya bildiğini açıklayan kişidir. Aynı zamanda delil sunan, şahitlik eden anlamlarına gelir. Peygamberimiz Hz.
شدد 99 ayet
Şiddet, güç ve sağlamlık ifade eder. Bir şeyi sıkıca bağlamak, güçlendirmek veya zorlamak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin yoğunluğunu veya sertliğini de belirtir.
شطن 78 ayet
Şeytan, haktan ve Allah'ın rahmetinden uzaklaşan, kibirli, isyankar her varlık için kullanılır. İnsan, cin ve hayvanlardan olabilir. Yılan türleri için de kullanılır.
شكر 69 ayet
Şükür, bir iyiliğe karşılık minnettarlık göstermek, övgüde bulunmak ve nimeti dile getirmektir. Kalple, dille ve azalarla yerine getirilir.
شعر 40 ayet
Şiâr, savaşta veya yolculukta insanların birbirini tanımasını sağlayan bir işaret veya çağrıdır. Hac ibadetlerinin ve Allah'ın belirlediği tüm dini uygulamaların genel adıdır.
شرب 34 ayet
شرب (shrb) kökü, genellikle sıvı içmek anlamına gelir. Susuzluğunu gidermek, bir şeyi yutmak veya emmek gibi anlamlarda kullanılır. Mecazi olarak, bir şeyi özümsemek veya anlamak için de kullanılır.
شمس 32 ayet
Bu kök, bir günün güneşli olmasını veya güneşin şiddetli olmasını ifade eder.
شرر 30 ayet
شرر (şerâr) kelimesi, ateşten sıçrayan küçük parçacıklar, kıvılcımlar anlamına gelir. Genellikle hızlı ve ani bir şekilde yayılan, küçük ama etkili unsurları ifade eder.
شفع 26 ayet
Şefaat, bir şeyi çift yapmak veya bir şeye eşlik etmek anlamına gelir. Birine yardım etmek, destek olmak veya aracı olmak için birleşmek demektir.
شجر 26 ayet
Şecer, gövdesi olan bitki türlerini ifade eder; ağaçlar ve çalılıklar gibi. Kökün dallarının iç içe geçmesinden türemiştir.
شقق 25 ayet
ŞKK kökü, bir şeyi yarmak, bölmek veya ayırmak anlamını taşır. Bu, bir şeyin bütünlüğünü bozarak ikiye ayırmak veya çatlatmak şeklinde olabilir.
شري 23 ayet
Bu kök, bir şeyi kesmek, yarmak veya parçalamak anlamını taşır. Ayrıca, bir şeyi satmak veya satın almak, yani ticaret yapmak anlamında da kullanılır.
شهر 17 ayet
شهر (şahr) kelimesi, hilalin ilk göründüğü zamanı ifade eder, çünkü bu dönemde ay belirginleşir. Bu, kelimenin asıl anlamıdır.
شرق 17 ayet
Bu kök, güneşin doğuşunu ve ışık saçmasını ifade eder. Ayrıca, bir şeyin boğazına takılması veya bir yerin dolup taşması gibi anlamlara da gelir. Kulağı yarılmış koyun veya keçiyi de tanımlar.
شكك 15 ayet
Şek, bir şeyin doğruluğundan emin olamama, tereddüt etme ve şüphe duyma halidir. Bu durum, kesin bilgiye ulaşamama veya iki zıt ihtimal arasında kalma anlamını taşır.
شهو 13 ayet
Şehvet, nefsin bir şeye duyduğu güçlü arzu, özlem veya istektir. Hem bedenin ihtiyaç duyduğu meşru arzuları (yemek gibi) hem de aşırı veya gayrimeşru istekleri kapsar.
شقو 12 ayet
Bu kök, birbiriyle mücadele etmek, üstün gelmeye çalışmak veya zorluklara karşı direnmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda sert davranmak veya sabırda yarışmak gibi mecazi anlamları da vardır.
شمل 11 ayet
Bu kök, bir şeyin bir topluluğu veya durumu tamamen kuşatmasını, içine almasını ifade eder. Ayrıca, bir şeyi örtmek, sarmak veya bir hayvanın tohum kabul etmesi gibi anlamlara da gelir.
شيع 11 ayet
Bu kök, çobanın hayvanlarını gütmesi, onları bir araya toplaması veya geride kalanları öne geçirmesi anlamlarına gelir.
شفق 11 ayet
Şefkat, merhamet ve endişe gibi duyguları ifade eder. Aynı zamanda gün batımından sonra ufukta görülen kızıllık veya beyazlık anlamına gelir.
شبه 9 ayet
Şebeh (شبه), benzerlik, benzeyiş veya şekil anlamına gelir. Bir şeyin diğerine benzemesini ifade eder. Örneğin, 'aralarında bir benzerlik var' veya 'babasına benziyor' gibi ifadelerde kullanılır.
شفي 6 ayet
Bu kök, bir şeyin iyileşmesi, şifa bulması veya bir hastalığın giderilmesi anlamlarını taşır.
شتت 5 ayet
Bu kök, bir şeyi dağıtmak, parçalamak veya birbirinden ayırmak anlamlarına gelir. Genellikle birliğin bozulması, ayrılık ve düzensizlik durumlarını ifade eder. Dağılmış, perişan olmuş halleri anlatır.
شرح 5 ayet
Şerh kelimesi, bir şeyi açmak, ortaya çıkarmak, açıklamak anlamlarına gelir. Bir meseleyi izah etmek, gizli olanı yorumlamak veya bir hadisin manasını açıklamak için kullanılır.
شرع 5 ayet
Bu kök, hayvanların suya girip içmesi veya bir işe başlamak gibi 'girmek' anlamını taşır.
شهب 5 ayet
شهب kökü, beyaz ve siyah karışımı bir rengi ifade eder. At, katır gibi hayvanların rengini veya demir gibi nesnelerin parlaklığını tanımlar.
شحح 4 ayet
Şuhh, cimrilik ve açgözlülük demektir. Kişinin malına aşırı düşkünlüğü ve onu başkalarıyla paylaşmaktan kaçınması halidir. Bu durum, başkalarının hakkını gözetmemeyi ve bencilce davranmayı ifade eder.
شأن 4 ayet
Şan kelimesi, bir şeyin durumu, hali veya meselesi anlamına gelir. Önemli bir iş, bir durumun niteliği veya bir olayın mahiyeti için kullanılır. Genellikle yüce ve önemli durumları ifade eder.
شور 4 ayet
شور (shwr) kökü, bal toplamak, bir şeyi sergilemek veya göstermek anlamlarına gelir. Özellikle hayvanları satış için sergilemek, denemek veya eğitmek için kullanılır.
شيخ 4 ayet
Şeyh, yaşlı, saygıdeğer erkekler için kullanılan bir terimdir. Elli yaşından itibaren hayatının sonuna kadar olan kişileri ifade eder.
شطر 3 ayet
شطر kelimesi bir şeyin yarısı, kısmı veya yönü anlamına gelir. Örneğin, "imanın yarısı temizliktir" hadisinde bir kısmını ifade eder.
شحن 3 ayet
Bu kök, bir şeyi doldurmak, özellikle gemi veya şehri askerle doldurmak anlamlarına gelir. Ayrıca birini kovmak, uzaklaştırmak ve şiddetli koşmak, uzağa gitmek anlamlarında da kullanılır.
شطط 3 ayet
Şatt kökü, bir şeyin aşırıya kaçması, haddi aşması veya adaletsiz olması anlamlarını taşır. Doğruluktan sapma, haksızlık yapma veya ölçüyü kaçırma durumlarını ifade eder.
شكو 3 ayet
ŞKW kökü, bir durumu veya rahatsızlığı dile getirme, şikayet etme anlamındadır. Kişi, sıkıntısını Allah'a veya başka birine arz edebilir.
شنأ 3 ayet
Bu kök, birine veya bir şeye karşı duyulan derin nefreti, düşmanlığı ve tiksintiyi ifade eder. Aynı zamanda birini hor görmek, aşağılamak ve ona karşı kötü niyet beslemek anlamlarına da gelir.
شيب 3 ayet
شيب (shyb) kökü, saçları ağarmış, ak saçlı veya kırlaşmış anlamlarına gelir. Genellikle yaşlılık veya beyazlık ifade eder. Dağların karla kaplanması gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
ص 42 kök
صلح 170 ayet
Bu kök, bir şeyi iyi, doğru veya uygun hale getirmek, düzeltmek, onarmak veya iyileştirmek anlamlarına gelir.
صدق 144 ayet
صدق (Sdq) kökü, doğru söz söylemek, gerçeği ifade etmek anlamına gelir. Bir şeyin zihindeki ve dış dünyadaki gerçeklikle örtüşmesidir.
صبر 93 ayet
Sabır, kendini tutmak, kısıtlamak ve zorluklara karşı metanetli olmaktır. Kişi, sabırla öfkesini, şikayetini ve olumsuz tepkilerini kontrol altında tutar.
صلو 90 ayet
صلو (Slw) kökü, namaz kılmak, dua etmek ve Allah'tan af dilemek gibi anlamlara gelir. Allah için kullanıldığında rahmet etmek, yüceltmek ve bereket vermek demektir.
صحب 89 ayet
صاحب (sahib), arkadaş, yoldaş, sahip veya efendi anlamlarına gelir. Bir şeye sahip olan veya bir şeyle ilişkili olan kişiyi ifade eder.
صوب 56 ayet
Bu kök, bir hedefe isabet etmek, doğruyu bulmak veya bir olayın başına gelmesi anlamlarını taşır.
صرط 45 ayet
صراط, yol veya cadde anlamına gelir. Hicaz halkı dişil, Temim halkı eril kabul eder. Ayrıca cehennemin üzerine kurulmuş, kılıçtan keskin, kıldan ince bir köprünün adıdır.
صدر 43 ayet
صدر (Sadr), bir şeyin önünü, yüzünü veya başlangıcını ifade eder. İnsanın göğsü/zihni, vadinin yüksek kısımları veya bir işin başlangıcı gibi anlamlara gelir.
صبح 43 ayet
Sabah, güneşin doğuşundan öğlene kadar olan zaman dilimidir. Bazen gece yarısından öğlene kadar da sayılır. Araplar arasında bir selamlama ve tehlike anında uyarı anlamında da kullanılmıştır.
صدد 41 ayet
Sedd kökü, bir şeyi engellemek, yolunu tıkamak veya bir yerden alıkoymak anlamlarına gelir.
صرف 29 ayet
صرف, bir şeyi yolundan, gidişatından çevirmek, geri döndürmek veya başka bir duruma sokmaktır.
صير 29 ayet
صَيْر (Syr) kökü, bir şeyin başka bir hale dönüşmesini ifade eder. Ayrıca, bir yere ulaşmak veya bir şeye yönelmek anlamlarına da gelir.
صلي 25 ayet
صلي (Sly) kökü, bir şeye yönelmek, ona doğru eğilmek veya onu takip etmek anlamlarını taşır. Özellikle ateşe maruz kalmak, yanmak veya bir şeye ısınmak gibi fiziksel bir teması ifade eder.
صنع 19 ayet
صنع (SnE) kökü, bir şeyi ustalıkla, özenle yapmak, imal etmek veya inşa etmek anlamına gelir.
صور 17 ayet
صور kökü, bir şeyi eğmek, yönlendirmek veya çevirmek anlamlarına gelir. Ayrıca bir şeyi parçalara ayırmak veya kesmek manasına da gelebilir. Bir diğer anlamı ise ses çıkarmaktır.
صفو 16 ayet
صفو (Sfw) kökü, düz ve pürüzsüz taşları ifade eder. Tekil hali safât (صَفَاةٌ) olup, sert ve üzerinde bitki yetişmeyen kayaları tanımlar. Mekke'deki Safâ tepesi de bu kökten gelir.
صمم 14 ayet
Smm kökü, bir şeyi tıkamak, kapatmak veya sağır olmak gibi anlamlara gelir. Özellikle kulakların işitmemesi, sağırlaşma durumunu ifade eder.
صغر 13 ayet
صغر kelimesi, bir şeyin küçük, ufak veya az olması anlamına gelir. Hem fiziksel küçüklüğü hem de değer, rütbe veya itibar açısından küçüklüğü ifade edebilir.
صيح 13 ayet
صاح (SyH) kelimesi, sesi yükseltmek, bağırmak, çağırmak veya yüksek sesle haykırmak anlamına gelir. Genellikle insan ve hayvanlar için kullanılır.
صفف 12 ayet
Saf saf dizilmek, sıralanmak veya bir şeyi düzgün bir şekilde yan yana getirmek anlamlarına gelir. Özellikle namazda veya savaşta olduğu gibi düzenli bir sıra oluşturmayı ifade eder.
صوم 11 ayet
صوم (Swm) kelimesi, temel olarak bir şeyden uzak durmak, kendini tutmak anlamına gelir. İslam hukukunda ise, belirli bir süre yiyecek, içecek ve cinsel ilişkiden uzak durarak oruç tutmayı ifade eder.
صعق 10 ayet
Bu kök, gök gürültüsü veya benzeri şiddetli bir sesle çarpılma, bayılma veya ölme anlamlarına gelir. Genellikle ani ve şok edici bir etkiyi ifade eder.
صحف 9 ayet
Sahife, yazılı bir kağıt, deri parçası veya kitaptır. Genellikle "kitap" kelimesiyle eş anlamlıdır. İbrahim ve Musa'ya indirilen kutsal yazıları ifade etmek için de kullanılır.
صعد 9 ayet
Bu kök, bir yerden daha yüksek bir yere doğru gitmeyi veya yolculuk yapmayı ifade eder. Ayrıca, bir vadiden aşağı inmek veya bir dağa tırmanmak gibi zıt anlamlarda da kullanılabilir.
صلب 8 ayet
صَلَبَ kelimesi, sert, sağlam, güçlü ve dayanıklı olmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda engebeli, taşlık yerleri ve omurgayı ifade eder.
صفح 7 ayet
صفح kelimesi bir şeyin yan tarafını, yüzeyini veya önünü ifade eder. İnsan yüzünün, kılıcın veya kitabın sayfaları gibi farklı bağlamlarda kullanılır.
صرر 6 ayet
Srr kökü, bir şeyi sıkıca bağlamak, sarmak veya hapsetmek anlamı taşır. Genellikle bir şeyi biriktirmek, saklamak veya gizlemek için yapılan eylemleri ifade eder.
صوت 5 ayet
صوت (savt) kelimesi, insan veya başka şeylerden çıkan her türlü sesi, gürültüyü, feryadı veya çığlığı ifade eder. Konuşma sesi, şarkı söyleme veya yardım çağrısı anlamlarında da kullanılır.
صيد 5 ayet
صيد (Syd) kökü, avlamak, yakalamak, tuzağa düşürmek anlamlarına gelir. Hem hayvanlar hem de mecazi olarak insanları etkilemek için kullanılır.
صدع 5 ayet
صدع (SdE) kökü, bir şeyi yarmak, bölmek veya çatlatmak anlamına gelir. Ayrıca bir çölü veya nehri geçmek, gece yolculuk yapmak gibi anlamlarda da kullanılır.
صفر 5 ayet
صفر (Sfr) kökü açlık, karın hastalığı veya karındaki bir tür yılanı ifade eder. Ayrıca zihin, kalp veya akıl anlamlarına da gelir. Bir anlaşma veya ahit anlamına da gelebilir.
صنم 5 ayet
صنم, tapınılan bir put veya heykeldir. Genellikle taştan, ahşaptan veya erimiş metallerden yapılır. İnsan veya başka bir varlığın şeklini alabilir.
صبب 4 ayet
Bir şeyi yukarıdan aşağıya dökmek, akıtmak veya boşaltmak anlamına gelir. Genellikle su, yağmur gibi sıvıların dökülmesini ifade eder. Bir şeyin hızla ve bolca akması durumunu da kapsar.
صرخ 4 ayet
Bu kök, korku, sıkıntı veya kötü bir olay anında yüksek sesle bağırmak, çığlık atmak veya yardım istemek anlamlarına gelir. Hem 'bağırmak' hem de 'yardım için bağırmak' manasında kullanılır.
صلصل 4 ayet
Bu kök, kuru çamurun çıkardığı sese veya bir şeyin kurumasıyla oluşan tıkırtı sesine işaret eder. Aynı zamanda, bir şeyin kuruması ve sertleşmesi anlamını da taşır.
صدف 3 ayet
صَدَفٌ, yüksek veya yüce olan her şeyi ifade eder; duvar veya dağ gibi. Ayrıca dağların bitiş veya kırılma noktası, iki dağ arası veya dağın yanı anlamlarına gelir.
صرح 3 ayet
صرح (SrH) kökü, bir şeyin berraklaşması, netleşmesi veya açıkça ortaya çıkması anlamlarını taşır.
صبأ 3 ayet
Bu kök, bir şeyin (diş, tırnak gibi) uzayıp çıkması veya yıldızların doğması anlamlarına gelir.
صبو 3 ayet
صبا (Sbw) kökü, gençlik, çocukluk ve buna bağlı davranışları ifade eder. Bir şeye meyletmek, arzu duymak veya gençlik hevesleriyle hareket etmek anlamlarına gelir.
صخر 3 ayet
صخر (Skhr) kökü, büyük taş kütleleri veya kayalar anlamına gelir. Tekili صخرة (sahra) olup, özellikle sert ve büyük kaya parçalarını ifade eder.
صرصر 3 ayet
Şiddetli rüzgarın sesi veya rüzgarın kendisi. Aynı zamanda bir şeyi keskin bir şekilde kesmek veya parçalamak anlamlarına da gelir. Hızlı ve gürültülü bir hareketi ifade eder.
صرم 3 ayet
صرم (Srm) kökü, bir şeyi kesmek, ayırmak veya koparmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir ilişkiyi kesmek, birinden uzaklaşmak veya bir işi kesin olarak bitirmek gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
ض 13 kök
ضلل 170 ayet
Doğru yoldan sapmak, kaybolmak veya şaşırmak anlamlarına gelir. Bilgisizlik veya kasıtlı olarak doğruyu bulamamayı ifade eder. Hem fiziksel hem de manevi sapmayı kapsar.
ضرر 70 ayet
Zarar, zıt anlamlısı fayda olan bir durumdur. Bir şeye dokunmak, zarar vermek, incitmek veya kötü bir duruma düşürmek anlamlarına gelir. Genellikle olumsuz sonuçları ifade eder.
ضرب 54 ayet
ضَرَبَ (Drb) kelimesi vurmak, çarpmak, dövmek gibi anlamlara gelir. Bir şeyi başka bir şeyin üzerine düşürmek veya şiddetle çarpmak demektir.
ضعف 45 ayet
ضِعْف kelimesi, bir şeyin benzeri veya katı anlamına gelir. Aslen 'benzeri' demekken, zamanla 'katı' ve 'daha fazlası' anlamlarını da kazanmıştır.
ضيق 12 ayet
ضيق (Dyq) kelimesi, bir şeyin veya yerin dar, sıkışık veya yetersiz hale gelmesini ifade eder.
ضحك 10 ayet
ضَحِكَ (dahike) gülmek, sevinçten yüzün açılması ve dişlerin görünmesi demektir. Bazen şaşırmak veya korkmak anlamında da kullanılır.
ضيع 10 ayet
ضَيْعَةٌ kelimesi, bir şeyin kaybolması, zayi olması veya ihmal edilmesi durumunu ifade eder. Ayrıca, tarım arazisi, ev veya hurma ağaçları gibi gelir getiren mülk anlamına da gelir.
ضرع 8 ayet
Bu kök, dişi hayvanın memesinin sütle dolması ve doğum öncesi şişmesi anlamlarına gelir. Mecazi olarak, birine malını cömertçe vermek veya birini alçaltmak, zelil kılmak anlamında da kullanılır.
ضحو 7 ayet
ضَحَّى fiili, kuşluk vakti bir yere gelmek veya hayvanları otlatmak anlamına gelir. Ayrıca, kuşluk vakti yemek yedirmek veya bir işi acele etmeden, nazikçe yapmak anlamlarında da kullanılır.
ضوأ 6 ayet
Karanlıkta durup, başkalarının ateşinin ışığıyla onları, kendisi görünmeden izlemek anlamına gelir. Özellikle bir kadını bu şekilde gözetlemek için kullanılır.
ضيف 6 ayet
ضَيَّفَ (Dayyefe) fiili, birini misafir etmek, ağırlamak veya sığınak vermek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi başka bir şeye eklemek, iliştirmek veya dayamak manasında da kullanılır.
ضجع 3 ayet
ضجع, yan yatmak, uzanmak veya uyumak anlamlarına gelir. Yıldızın batmaya eğilmesi veya güneşin batışa yaklaşması gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
ضغث 3 ayet
ضغث, bir araya getirilmiş ot, dal veya benzeri şeylerden oluşan bir demettir. Karışık ve gerçek dışı rüyalar veya haberler için de kullanılır. Kur'an'da rüyaların karmaşıklığını ifade eder.
ط 26 kök
طوع 118 ayet
طوع (TwE) kökü, itaat etme, boyun eğme ve gönüllü olma anlamlarını taşır. Bir şeye isteyerek, zorlanmadan uymayı ifade eder. Hem kişilerin hem de nesnelerin uyumlu ve itaatkar hallerini tanımlar.
طيب 46 ayet
طَابَ (Tyb) kelimesi, bir şeyin güzel, hoş, lezzetli veya tatlı olması anlamına gelir. Aynı zamanda temiz ve saf olmayı da ifade eder.
طعم 41 ayet
Bu kök, yemek yemeyi ve bir şeyi tatmayı ifade eder. Hem yiyecek hem de içecekler için kullanılır. Mecazi olarak bir dalın aşılanması veya bir işe başlamak anlamında da kullanılır.
طغي 39 ayet
Tgy kökü, haddi aşmak, sınırı geçmek ve azgınlık etmek anlamlarına gelir. Allah'a karşı gelmek, isyan etmek veya zulümde ileri gitmek gibi durumları ifade eder.
طوف 35 ayet
طوف (Twf) kökü, bir şeyin etrafında dönmek, dolaşmak veya bir yerden bir yere gitmek anlamlarına gelir. Kâbe etrafında tavaf etmek veya ülkeleri gezmek gibi durumlar için kullanılır.
طهر 26 ayet
طهر (Thr) kökü, temizlenmek, arınmak veya kendini yıkamak anlamlarına gelir. Özellikle abdest almak, cinsel kirlilikten arınmak veya günahlardan uzak durmak için kullanılır.
طير 24 ayet
طير (Tayr) kökü, uçan varlıkları (kuş veya böcek) ifade eder. Aynı zamanda kader, talih veya kişinin amelleri gibi soyut anlamlara da gelir. Kötü alametler veya uğursuzluk için de kullanılır.
طلق 21 ayet
Bu kök, bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek veya özgür kılmak anlamlarına gelir. Esiri serbest bırakmak, deveyi bağından çözmek gibi kullanımları vardır.
طلع 18 ayet
طلع (T-L-A) kökü, güneşin doğması gibi bir şeyin yükselerek veya belirginleşerek ortaya çıkmasını ifade eder.
طمأن 12 ayet
Bu kök, bir şeyin sakinleşmesi, huzur bulması ve yerleşmesi anlamlarını taşır. Kalbin veya ruhun dinginliğe kavuşması, endişe ve korkudan arınması durumunu ifade eder.
طمع 12 ayet
طمع (TmE) bir şeyi şiddetle, açgözlülükle veya aşırı derecede arzu etmek, ona sahip olmayı istemektir. Genellikle gerçekleşmesi yakın görünen şeyler için kullanılır.
طين 12 ayet
طين (Tyn), bir şeyi çamurla sıvamak, kaplamak veya mühürlemek demektir. Ayrıca, Allah'ın bir kişiyi iyiye yatkın yaratması ve bir işi güzel yapmak anlamlarına da gelir.
طبع 11 ayet
طبع (TbE) kökü, mühürlemek, damgalamak ve iz bırakmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi yaratmak, şekillendirmek veya kalıba dökmek için de kullanılır.
طرف 11 ayet
طرف (Trf), bir şeyin ucu, kenarı veya bir kısmıdır. Vücudun uzuvları, parmaklar ve hatta soyun asil tarafları gibi çeşitli anlamlarda kullanılır.
طرق 11 ayet
Bu kök, bir şeye vurmak, çarpmak veya dövmek anlamlarına gelir. Kapı çalmak, yün dövmek veya demir dövmek gibi eylemleri ifade eder.
طور 11 ayet
طور (Twr) kelimesi zaman, hal, durum ve ölçü anlamlarına gelir. İnsanların farklı hallerini veya bir şeyin sınırını ifade etmek için kullanılır. Örneğin, "haddini aşmak" deyiminde geçer.
طول 10 ayet
Bir şeyin uzun, yüksek veya geniş olması, süresinin uzaması anlamına gelir. Ayrıca birine iyilik veya lütufta bulunmak, onu aşmak veya geçmek anlamlarında da kullanılır.
طمس 5 ayet
Bir şeyin izinin, işaretinin silinmesi, yok olmasıdır. Yıldızların veya gözün ışığını kaybetmesi, kör olması anlamlarına gelir.
طرد 4 ayet
Bu kök, birini veya bir şeyi uzaklaştırmak, kovmak, sürmek anlamlarına gelir. Ayrıca hayvanları avlamak, peşine düşmek ve bir şeyi takip etmek manalarında da kullanılır.
طوي 4 ayet
Bir şeyi katlamak, dürümek veya sarmak anlamındadır. Aynı zamanda bir şeyi gizlemek, örtmek veya saklamak manasına da gelir.
طفل 4 ayet
طفل (Tfl) kelimesi, yeni doğmuş bebekten ergenliğe kadar olan çocuğu ifade eder. Ayrıca, herhangi bir şeyin genç yavrusu veya küçük bir parçası anlamına da gelebilir.
طوق 4 ayet
طوق (Twq) kelimesi, kemerli yapıları, özellikle tuğladan yapılmış kemerleri ifade eder. Aynı zamanda bir duvar nişi veya pencere gibi açıklıkları da tanımlar.
طبق 3 ayet
Bu kök, bir şeyin diğerine tam olarak uyması, onu örtmesi anlamını taşır. Bir kabın kapağı gibi, bir şeyin eşiti veya benzeri demektir.
طلب 3 ayet
Bir şeyi aramak, istemek, talep etmek veya peşine düşmek anlamına gelir. Bir şeyi bulmaya, elde etmeye veya almaya çalışmak için gösterilen çabayı ifade eder.
طفأ 3 ayet
Bu ifade, bir önceki paragrafta açıklanan 'kızgın taşları söndüren' anlamındaki kelimeye atıfta bulunur. Genellikle bir şeyin şiddetini veya sıcaklığını azaltma, söndürme eylemini ifade eder.
طفق 3 ayet
Bu kök, bir işe başlamak, girişmek veya bir şeyi yapmaya koyulmak anlamlarına gelir. Genellikle bir eylemin başlangıcını ifade eder ve devamlılık anlamı taşıyabilir.
ظ 5 kök
ظلم 290 ayet
Zulüm, bir şeyi ait olmadığı yere koymak, haksızlık etmek veya haddi aşmaktır. Birine zarar vermek, hakkını eksiltmek veya gücünün üzerinde yük yüklemek anlamlarına da gelir.
ظنن 57 ayet
ظنن (zhnn) kökü, bir şey hakkında kesin bilgiye dayanmayan bir düşünceye sahip olmak, sanmak veya zannetmek anlamındadır.
ظهر 57 ayet
ظهر (zhhr) kelimesi, bir şeyin arkasını, sırtını ifade eder. Genellikle insan veya hayvan sırtı için kullanılır. Mecazi olarak, bir şeyin dış yüzeyini veya görünen kısmını da anlatır.
ظلل 31 ayet
Bu kök, bir şeyi örtmek, gölgelemek veya bir şeyin altına girmek anlamlarını taşır. Hem fiziksel gölgeyi hem de koruma veya himaye altına almayı ifade eder.
ظمأ 3 ayet
Susuzluk, hararet ve suya şiddetli ihtiyaç duymak anlamına gelir. Aynı zamanda susuzluktan dolayı kurumak ve bitkin düşmek anlamlarını da taşır.
ع 71 kök
علم 728 ayet
علم (ilm) kelimesi, bir şeyi bilmek, tanımak veya farkında olmak anlamına gelir. Genellikle kesin ve doğru bilgi edinmeyi ifade eder.
عذب 336 ayet
عذب (Edhb) kökü, suda yüzen çer çöpü veya yosun gibi maddeleri ifade eder. Ayrıca, kamçı, dil veya herhangi bir şeyin ucu/sarkan kısmı gibi anlamlara da gelir.
عمل 313 ayet
Amel, kasıtlı olarak yapılan bir fiil veya eylemdir. Genellikle zorluk içeren işler için kullanılır ve Allah'a atfedilmez.
عبد 251 ayet
Abd (عَبْد) kelimesi, köle anlamına gelir. Aynı zamanda Allah'ın kulu veya bir ilahın hizmetkarı anlamında da kullanılır. İnsanlar için de kullanılır, çünkü herkes Yaratıcısına bağlıdır.
عند 189 ayet
Bu kök, bir şeyin veya kişinin yakınında, yanında veya nezdinde bulunmayı ifade eder. Hem yer hem de zaman için kullanılır. Bir şeye sahip olmayı veya bir konuda görüş bildirmeyi de anlatır.
عظم 127 ayet
عظم (Ezhm) kelimesi, bir şeyin kemiğinde büyük olması anlamına gelir. Daha sonra mecazi olarak, duyusal veya zihinsel her türlü büyük şey için kullanılır.
عزز 117 ayet
عدو 92 ayet
عقب 74 ayet
Arapça "عقب" (akab) kelimesi, bir şeyin sonunu, ardını veya sonucunu ifade eder. Genellikle bir olayın veya durumun peşinden gelen şeyi, yani "akıbeti" anlatır.
عرض 72 ayet
عرض (ErD) kökü, bir şeyin genişlemesi, yayılması veya görünür hale gelmesi anlamlarına gelir.
علو 68 ayet
علو (Elw) hem edat hem isim hem de fiil olarak kullanılır. Genellikle "üstünlük" veya "üzerinde olma" anlamı taşır.
عرف 63 ayet
عرف (urf), iyilik, güzellik ve faydalı işler anlamına gelir. Aynı zamanda örf, adet ve gelenekleri ifade eder. Atın yelesi veya horozun ibiği gibi yükseltilmiş kısımlar için de kullanılır.
عين 63 ayet
Arapça'da 'ayn' kelimesi, göz organı başta olmak üzere birçok farklı anlama gelir. Kuran'da 17 farklı anlamda kullanılmıştır. Göz, görme duyusu ve bir şeyin özü gibi temel anlamları vardır.
عود 58 ayet
عَوْد (Awd) kökü, bir şeye geri dönmek, tekrar etmek veya bir duruma gelmek anlamlarına gelir.
عدد 50 ayet
عدد (Edd) kökü, bir şeyi saymak, hesaplamak ve miktarını belirlemek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin sayısını veya adedini ifade eder.
عقل 49 ayet
عقل (akl) kökü, bir şeyi bağlamak, tutmak veya engellemek anlamlarına gelir. Deve bağlamak, kan bedeli ödemek veya bir ilacın ishali durdurması gibi farklı bağlamlarda kullanılır.
عجل 44 ayet
Birini acele etmeye teşvik etmek veya bir şeyi vaktinden önce yapmak anlamına gelir. Ayrıca, birini geçmek veya bir şeyin olgunlaşmasını engellemek için acele etmek anlamında da kullanılır.
عهد 36 ayet
Ehd, bir emri, talimatı veya buyruğu ifade eder. Aynı zamanda bir anlaşma, sözleşme, antlaşma veya taahhüt anlamına gelir. Koruma, güvence ve sorumluluk anlamlarını da taşır.
عرش 32 ayet
Arş, gölgelik, çardak veya kamıştan yapılmış barınak anlamına gelir. Aynı zamanda bir evin çatısı veya tavanı için de kullanılır.
عصي 32 ayet
Bu kök, bir şeye karşı gelmek, itaatsizlik etmek veya emre uymamak anlamlarını taşır. Genellikle bir otoriteye veya doğru yola karşı çıkmayı ifade eder. İsyankarlık ve günahkarlıkla ilişkilidir.
عفو 31 ayet
عفو kelimesi, bir şeyin silinmesi, yok olması veya ortadan kalkması anlamına gelir. Aynı zamanda, bir suçu affetmek, bağışlamak ve cezalandırmaktan vazgeçmek anlamında da kullanılır.
عمي 30 ayet
عمي (Emy) kökü, gözün görme yeteneğini kaybetmesi, kör olması anlamına gelir. Mecazi olarak, bir şeyi idrak edememek, hakikati görememek veya bir konuda bilgisiz kalmak anlamlarında da kullanılır.
عسي 28 ayet
Bu kök, bir şeyin zor veya imkansız olması, güçlükle yapılması anlamlarını taşır. Aynı zamanda bir işin olmasını ummak, beklemek veya bir şeye yaklaşmak manasına da gelir.
عشر 26 ayet
Bu kök, "on" sayısını ifade eder. Eril ve dişil formları vardır: "aşaratun" (on erkek) ve "aşrun" (on kadın). Kur'an'da ve günlük dilde onarlı grupları, özellikle geceleri belirtmek için kullanılır.
عجز 25 ayet
عجز (Ejz) kelimesi yaşlı, güçsüz kadın anlamına gelir. Genellikle 'acûz' şeklinde kullanılır. Mecazi olarak eski şarap ve kılıç parçalarını da ifade edebilir.
عدل 24 ayet
عدل (Edl) kökü, adaletli davranmak, doğru yolu izlemek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyden sapmak, dönmek veya bir şeyi başka bir şeye eşitlemek manasında da kullanılır.
عجب 24 ayet
Acayip, şaşırtıcı veya alışılmadık bir durum karşısında duyulan hayret ve şaşkınlık hissidir. Bir şeyin olağan dışı veya beklenmedik olması durumunda kullanılır.
عرب 22 ayet
Bu kök, bir kişinin açık, anlaşılır ve hatasız konuşmasını ifade eder. Özellikle Arapça konuşmada veya sonradan düzgün konuşmaya başlamada kullanılır.
عمر 19 ayet
Ömür sürmek, yaşamak, bir yerde ikamet etmek anlamlarına gelir. Bir yerin şenlenmesi, imar edilmesi veya bir malın çoğalması durumlarını da ifade eder.
عوذ 17 ayet
Bu kök, Allah'a sığınmak, O'ndan korunma dilemek anlamındadır. Bir tehlikeden veya kötü bir durumdan Allah'ın himayesine girmeyi ifade eder.
عتد 16 ayet
عَتَادٌ (etâd), bir iş için hazırlanan araç gereç, silah, binek hayvanı gibi donanımları ifade eder. Ayrıca büyük bir içki kabı veya kâse anlamına da gelebilir.
علن 16 ayet
علن kökü, bir şeyi açıkça ortaya koymak, ilan etmek veya duyurmak anlamındadır. Bir olayın veya durumun alenileşmesi, yani herkes tarafından bilinir hale gelmesi de bu kökten türemiştir.
عشو 14 ayet
Bu kök, akşam yemeği yemek veya yedirmek anlamlarına gelir.
عطو 12 ayet
Bu kök, bir şeyi elle almayı, tutmayı ifade eder. Aynı zamanda, hak olmayan bir şeyi ele geçirme veya bir şeyi elde etmek için çekişme anlamlarına da gelir.
عصم 12 ayet
عصم (ESm) kökü, su tulumu veya deri kapların ağzını bağlayan ipi ifade eder. Aynı zamanda bir şeyi koruyan veya muhafaza eden her türlü bağ veya kayış anlamına gelir.
عسر 12 ayet
عسر (Esr) kökü, bir işin veya durumun zor, çetin veya karmaşık hale gelmesini ifade eder. Aynı zamanda bir kişinin huysuz, cimri veya katı tabiatlı olmasını da anlatır.
عصو 12 ayet
Aslen 'toplamak' fiilinden türeyen 'asâ', bir değnek veya baston anlamına gelir. Genellikle kadınsı bir kelimedir.
عذر 11 ayet
عذر (Edhr) kökü, birini suçlamaktan aklamak, mazur görmek veya özrünü kabul etmek anlamlarına gelir.
عون 11 ayet
Bu kök, 'yardım etmek, destek olmak' anlamlarına gelir. Hem fiil hem de isim olarak kullanılır. Bir kişiye veya bir işe yapılan her türlü yardımı ifade eder.
عنب 11 ayet
عنب (Enb) kelimesi üzüm anlamına gelir. Hem meyvenin kendisi hem de üzüm asması için kullanılır. Kur'an'da bu anlamlarda geçer. Bazı lehçelerde şarap için de kullanılmıştır.
عزل 10 ayet
عزل (Ezl) kelimesi, su tulumunun alt kısmındaki suyun boşaltıldığı ağzı veya çıkış yerini ifade eder. Bu kısım, tulumun köşesinde bulunur ve suyun akmasını sağlayan bir musluk gibidir.
عتو 9 ayet
Bu kök, kibirlenmek, haddi aşmak ve isyan etmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda yaşlılıkta gücünü kaybetmek ve kurumak gibi durumları da ifade eder.
عبر 9 ayet
عبر (Ebr) kökü, bir yerden diğerine geçmek, bir nehri veya yolu aşmak anlamlarına gelir.
عرج 9 ayet
Bu kök, bir yere yükselmek, çıkmak veya bir şeyin yüksek hale gelmesi anlamlarına gelir. Aynı zamanda, bir kaza sonucu veya doğuştan topallamak, aksamak anlamında da kullanılır.
عزم 9 ayet
عزم, bir işe kesin olarak karar vermek, azmetmek ve niyetini sağlamlaştırmak demektir. Ayrıca, birine bir şeyi yapması için ısrarla emretmek veya yemin ettirmek anlamında da kullanılır.
عكف 9 ayet
عكف (Ekf) kökü, bir şeye sürekli bağlı kalmak, ondan yüz çevirmemek veya bir yerde ikamet etmek anlamlarına gelir.
عنق 9 ayet
عنق (unq) kelimesi, baş ile gövde arasındaki bağlantı olan boyun anlamına gelir. Ayrıca, bir topluluğu, bir grubun önde gelenlerini veya bir işin başlangıcını ifade etmek için de kullanılır.
عوج 9 ayet
عوج (Ewc) kökü, bir şeyin kendiliğinden veya dış etkenle eğrilmesi, bükülmesi, çarpıklaşması anlamına gelir.
عقر 8 ayet
Bu kök, birini veya bir hayvanı yaralamak, özellikle bir devenin bacaklarını keserek onu yere sermek anlamlarına gelir.
عيش 8 ayet
Bu kök, 'yaşamak' fiilinden türemiştir ve 'yaşam, geçim, rızık' gibi anlamlara gelir. Bir kişinin hayatını sürdürmesini sağlayan her türlü yiyecek, içecek veya geçim kaynağını ifade eder.
عوم 7 ayet
عَامٌ (âm), "yıl" anlamına gelir.
عقد 7 ayet
عقد (Eqd) kelimesi, bir şeyi bağlamak, düğümlemek veya sıkıca tutturmak anlamına gelir. Anlaşma, yemin veya kararlılık gibi soyut kavramları sağlamlaştırmak için de kullanılır.
عمد 7 ayet
Bu kök, direk, sütun veya destekleyici bir yapı anlamına gelir. Çadır direği, evin sütunu gibi somut nesneleri ifade eder. Ayrıca, bir topluluğun lideri veya dayanağı olan kişiyi de tanımlar.
عمه 7 ayet
Bu kök, şaşkınlık, yolunu kaybetme ve bocalamayı ifade eder. Kişi doğru yolu bulamaz, zihinsel olarak karışıklık yaşar. Aynı zamanda, yol işaretleri olmayan arazi için de kullanılır.
عصف 6 ayet
Bu kök, rüzgarın şiddetli esmesi, bir şeyin hızla hareket etmesi ve savaşın insanları yok etmesi gibi anlamlara gelir.
علق 6 ayet
Bir şeye asılmak, tutunmak veya yapışmak anlamına gelir. Ayrıca birine sevgiyle bağlanmak veya bir işe girişmek anlamlarında da kullanılır.
عثو 5 ayet
عثو kökü, bozgunculuk yapmak, fesat çıkarmak veya aşırı derecede zarar vermek anlamlarına gelir. Genellikle yeryüzünde yapılan kötülükleri ifade eder.
عصب 5 ayet
عصب (ESb) kökü, bir şeyi bükmek, sarmak veya bağlamak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyi sıkıca tutmak, bir yere bağlı kalmak veya bir şeyi kuşatmak gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
عصر 5 ayet
عصر (ESr) kökü, bir şeyi sıkıp suyunu çıkarmak, meyve suyu elde etmek anlamındadır. Ayrıca, bir şeyi engellemek, alıkoymak veya tam tersi, birine vermek, ihsan etmek gibi zıt anlamlara da gelir.
عنت 5 ayet
Bu kök, zorluk, sıkıntı veya meşakkatle karşılaşmak anlamına gelir. Bir hayvanın topallaması veya bir kemiğin kırılması gibi durumları da ifade edebilir.
عتب 4 ayet
عتب (etb) kelimesi, bir arkadaşın kızgınlığını veya sitemini ifade eder. Aynı zamanda birini azarlamak, kınamak veya eleştirmek anlamlarına gelir.
عفف 4 ayet
Nefsi arzulara karşı koyarak iffetli ve namuslu olmak, haramdan uzak durmak ve helal ile yetinmektir. İhtiyaç fazlasını istememek, kanaatkar olmak ve başkalarına yük olmamak anlamlarını da içerir.
عقم 4 ayet
Bu kök, 'kısır' veya 'verimsiz' anlamlarına gelir. Rahim, kadın veya erkek için çocuk doğuramama durumunu ifade eder.
عمم 3 ayet
Bir şeyi kuşatmak, çevrelemek veya kaplamak anlamındadır. Genellikle bir şeyin etrafını sarmak, kapsamak veya yayılmak için kullanılır. Bir şeyin genel veya yaygın hale gelmesini de ifade edebilir.
عجم 3 ayet
عجم (Ejm) kökü, bir şeyi ısırmak, çiğnemek veya sertliğini anlamak için denemek anlamlarına gelir. Mecazi olarak, bir kişiyi veya durumu sınamak, tecrübe etmek ve tanımak için kullanılır.
عور 3 ayet
عبس 3 ayet
عبس (abese), yüzünü ekşitmek, kaşlarını çatmak veya asık suratlı olmak demektir. Bir kimsenin hoşnutsuzluğunu veya öfkesini ifade eden yüz hareketlerini tanımlar.
عرو 3 ayet
عرو kökü, bir şeyi sağlamlaştıran veya dayanılan şeyi ifade eder. Gömlek, kova veya kupa gibi eşyaların tutma yerleri, yani kulpları için kullanılır.
عري 3 ayet
Bu kök, bir şeyin çıplak, örtüsüz veya boş olması anlamını taşır. Genellikle bir nesnenin veya yerin üzerindeki örtünün kalkması, açığa çıkması durumunu ifade eder.
عزر 3 ayet
عزر kökü, birini kötü davranıştan caydırmak için terbiye etmek, cezalandırmak veya dövmek anlamına gelir.
عير 3 ayet
عير (Eyr) kelimesi hem vahşi hem de evcil eşeği ifade eder. Ayrıca bir kavmin efendisi veya kralı anlamına da gelir.
غ 29 kök
غفر 202 ayet
غفر kelimesi örtmek, gizlemek anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında günahları örtmek, bağışlamak demektir.
غير 146 ayet
غير (ğayr), 'başka, diğer' anlamına gelir. Bir ismin önüne gelerek onu niteler ve 'değil' anlamı da katabilir. Belirsiz isimleri nitelerken kullanılır, ancak bazen belirli isimlerle de gelebilir.
غني 72 ayet
غني (gny) kökü, zenginlik, yeterlilik ve ihtiyaçsızlık anlamlarını taşır. Bir şeye sahip olmak, ondan müstağni olmak veya başkasına ihtiyaç duymamak demektir.
غيب 59 ayet
غيب (gyb) kökü, bir şeyin veya kişinin hazır bulunmaması, gizlenmesi veya uzaklaşması anlamına gelir. Güneşin batması gibi görünmez hale gelme durumlarını da ifade eder.
غفل 35 ayet
غفل kökü, unutkanlık, dikkatsizlik ve ihmal anlamlarını taşır. Bir şeyi gözden kaçırmak, farkında olmamak veya önemsememek durumunu ifade eder.
غلب 28 ayet
غلب (glb) kökü, birini veya bir şeyi yenmek, üstün gelmek, hakim olmak veya ele geçirmek anlamlarına gelir. Bir konuda başkasından daha iyi olmak veya bir şeyi zorla almak için de kullanılır.
غشو 26 ayet
غشو kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek veya üzerine gelmek anlamlarına gelir. Gece gibi bir şeyin her yeri kaplaması veya bir olayın aniden bastırması durumlarında kullanılır.
غرق 23 ayet
غرق (grq) kökü, bir şeyi suya batırmak veya boğmak anlamına gelir. Ayrıca, bir işi iptal etmek, bir şeyi aşırıya kaçarak yapmak veya bir yayı sonuna kadar çekmek gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
غرر 21 ayet
Bu kök, bir şeyi aldatmak, kandırmak veya yanıltmak anlamı taşır. Aynı zamanda bir şeye cüret etmek, tehlikeye atılmak veya risk almak manasına da gelir.
غضب 21 ayet
غضب (gDb) kelimesi, birine karşı öfkelenmek, kızmak anlamına gelir. Bazen sebepsiz yere öfkelenmek veya başkası adına öfkelenmek için de kullanılır. Atın gemi ısırması gibi mecazi anlamları da vardır.
غوي 18 ayet
Doğru yoldan sapmak, şaşırmak ve azmak anlamlarına gelir. Bilerek veya bilmeyerek doğruyu bulamamak, yanlış yola düşmek demektir. Kuran'da genellikle 'sapıklık' veya 'azgınlık' olarak geçer.
غرب 17 ayet
غَرْبٌ kelimesi uzaklık, ırak olma ve batı yönünü ifade eder. Ayrıca bir şeyin keskinliği, şiddeti ve bir kılıcın veya dilin keskin ucu anlamlarına gelir.
غدو 16 ayet
غدو kökü, sabahın erken saatlerini, özellikle fecir ile güneş doğuşu arasındaki zamanı ifade eder. Hem belirli bir sabahı hem de genel olarak sabah vaktini belirtmek için kullanılır.
غلل 13 ayet
Bir şeyin içine gizlice girmek, nüfuz etmek veya arasına karışmak anlamındadır. Özellikle suyun ağaçların arasına sızması gibi.
غلظ 13 ayet
Bu kök, bir şeyin kalın, kaba, iri veya sert olması anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir kişinin huylarının kaba, katı veya sert olması durumunu da ifade eder.
غلم 13 ayet
غلم (ğlm) kökü, genç erkek, delikanlı veya erkek çocuk anlamlarına gelir. Bıyıkları yeni terlemeye başlayan veya terlemiş kişiyi ifade eder. Doğumdan gençlik çağına kadar olan dönemi kapsar.
غمم 10 ayet
Bu kök, bir şeyi örtmek, gizlemek veya karartmak anlamındadır. Özellikle bulutların gökyüzünü kaplaması gibi, bir şeyin görünürlüğünü engellemek veya bir durumu belirsizleştirmek için kullanılır.
غيظ 10 ayet
Ğayz, gizli veya dışa vurulmamış öfke anlamına gelir. Genellikle kişinin gücü yetmediği durumlarda hissettiği yoğun, içsel bir kızgınlıktır. Gadab'dan daha şiddetli ve yakıcı bir öfke türüdür.
غنم 9 ayet
غنم (ganime) savaşta düşmandan zorla ele geçirilen maldır. Bu malların beşte biri devlete, kalanı ise savaşanlara paylaştırılır. Atlılara daha fazla pay düşer.
غبر 8 ayet
غبر kökü, genellikle "toz rengi" veya "tozlu" anlamlarına gelir. Bu kökten türeyen kelimeler, toprağı, kuraklığı veya yoksulluğu ifade edebilir.
غرم 6 ayet
Bu kök, bir şeyi ödemek veya borcu üstlenmek anlamındadır. Özellikle kan diyeti gibi zorunlu ödemeleri veya isteksizce verilen malları ifade eder.
غرف 5 ayet
غرف (grf) kökü, yay yapımında kullanılan bir ağaç türünü ifade eder. Ayrıca, derileri tabaklamak için kullanılan bir bitki veya bu bitkiyle tabaklanmış deriler anlamına da gelir.
غوث 4 ayet
غوث (ğavs), yardım ve imdat anlamına gelir. Zor durumdan kurtulmak için yapılan yardım veya bu yardımı sağlayan kişidir. Allah, yardım isteyenlerin yardımcısıdır.
غسق 4 ayet
غسق kelimesi, gecenin kararması, zifiri karanlık olması anlamına gelir. Ayın ışığını kaybedip kararması, gözün yaş akıtması veya yaranın sarı su akıtması gibi durumlar için de kullanılır.
غسل 4 ayet
غسل (gsl) kökü, bir şeyi suyla temizlemek, kirini gidermek anlamına gelir. Mecazi olarak günahlardan arınma ve temizlenme anlamlarında da kullanılır.
غضض 4 ayet
Gözü kısmak, bakışı indirmek veya sesi alçaltmak gibi anlamlara gelir. Genellikle edep, haya veya saygıdan dolayı bakışları veya sesi kısmayı ifade eder.
غمر 4 ayet
غمر, çok, bol ve derin su demektir. Aynı zamanda cömert, eli açık ve hızlı koşan at gibi anlamlara gelir. İnsan kalabalığı ve karanlık gece için de kullanılır.
غور 4 ayet
غور kökü, alçak araziye inmek, bir şeye derinlemesine girmek veya suyun toprağa çekilmesi gibi anlamlara gelir. Güneşin batması ve gözün çukura kaçması gibi durumlar için de kullanılır.
غيث 4 ayet
غيث (gyth) kelimesi yağmur anlamına gelir. Özellikle faydalı, bereket getiren yağmuru ifade eder. Aynı zamanda yağmurun neden olduğu bitki örtüsü ve bulutlar için de kullanılır.
ف 49 kök
فعل 102 ayet
Fiil, bir eylem veya hareketi ifade eder. İnsan, hayvan veya cansız varlıklardan kaynaklanan her türlü oluşumu kapsar.
فضل 92 ayet
Fazl, bir şeyin fazlası, artığı veya üstünlüğü anlamına gelir. Hem olumlu (bilgi fazlalığı) hem de olumsuz (gereksiz öfke) durumlar için kullanılır.
فرق 66 ayet
Bu kök, iki şeyi birbirinden ayırmak, farklılaştırmak veya bölmek anlamlarına gelir. Hem somut hem de soyut kavramlar için kullanılır. Ayrıca korkmak ve saç ayırmak gibi farklı kullanımları da vardır.
فتن 58 ayet
فتن (ftn) kelimesi, ateşte yakmak, eritmek veya sınamak anlamlarına gelir. Altın ve gümüşü saflaştırmak için ateşe atmak gibi, insanları da zorluklarla sınamak ve imtihan etmek için kullanılır.
فري 54 ayet
Kuzu veya oğlak derisinin ateşte üst kısımları kuruyacak şekilde kızartılmasıdır. Bu, etin dışının sertleştiği bir pişirme yöntemini ifade eder.
فسق 54 ayet
Fısk, bir şeyin kabuğundan çıkması gibi, doğru yoldan veya itaatten sapmak, Allah'ın emirlerine karşı gelmek demektir.
فسد 47 ayet
فسد (fsd) kökü, bir şeyi kötü, bozuk, yanlış veya zararlı hale getirmek demektir. İyiliğin zıddıdır. Bir şeyi bozmak, çürütmek, işe yaramaz kılmak veya mahvetmek anlamlarında kullanılır.
فصل 42 ayet
Fasl (فصل) kökü, bir şeyi ayırmak, bölmek veya birbirinden uzaklaştırmak anlamlarına gelir. Ayrıca, bir anlaşmazlığı karara bağlamak, hüküm vermek veya bir yerden ayrılmak manasında da kullanılır.
فوق 41 ayet
Bu kök, birinden üstün olmayı, onu geçmeyi ifade eder. Ayrıca, göğüsten gelen rüzgarı (hıçkırık gibi) ve ölüm anındaki nefes darlığını da anlatır.
فلح 40 ayet
Bu kök, bir şeyi yarmak, bölmek veya kesmek anlamlarına gelir. Özellikle demiri yarmak, başı yarmak veya toprağı sürmek için kullanılır.
فتح 33 ayet
Bu kök, bir şeyi açmak, kilidini açmak veya bir kapıyı aralamak gibi fiziksel eylemleri ifade eder.
فوز 27 ayet
فوز (fevz) kelimesi, bir şeye ulaşmak, kazanmak, başarıya ulaşmak veya arzu edilene nail olmak anlamlarına gelir.
فلك 25 ayet
Felek, yıldızların döndüğü gök kubbe veya yörünge anlamına gelir. Ayrıca, denizde çalkalanan dalgalar veya rüzgarla hareket eden su için de kullanılır.
فحش 23 ayet
Fuhş, aşırıya kaçan, ölçüyü aşan, çirkin ve kötü olan her şeyi ifade eder. Sözde, fiilde veya karakterde haddi aşan, edepsiz ve ahlaksız davranışları tanımlar.
فجر 21 ayet
Bu kök, bir şeyi yarmak, kesmek veya ayırmak anlamındadır. Su yolu açmak, suyu akıtmak gibi fiziksel eylemleri ifade eder.
فرح 21 ayet
فرح (frH) kökü, sevinçli, neşeli veya mutlu olmayı ifade eder. Aynı zamanda, aşırı sevinçten dolayı şımarıkça davranmayı veya nankörlük etmeyi de anlatır.
فقه 20 ayet
فقه (fqh) kökü, bir şeyi anlamak, kavramak ve bilmek demektir. Özellikle dinî hükümleri derinlemesine idrak etme ve şeriat bilgisine sahip olma anlamında kullanılır.
فتي 19 ayet
Bu kök, gençlik, tazelik ve yeni olana işaret eder. Bir şeyin genç, taze veya yeni olması, olgunlaşmamış veya tecrübesiz olması anlamlarını taşır.
فطر 19 ayet
Bu kök, bir şeyi yarmak, bölmek veya çatlatmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda, bir şeyi ilk kez yaratmak, var etmek veya başlatmak manasında da kullanılır.
فكه 19 ayet
Bu kök, meyve yemek, meyveyle eğlenmek veya meyveden uzak durmak gibi zıt anlamlara gelir.
فكر 18 ayet
Fikr (فكر), düşünce, tefekkür ve zihinsel inceleme anlamlarına gelir. Bir şeyi net bir şekilde anlamak için zihni kullanma veya bilinmeyene ulaşmak için bilinenleri düzenleme sürecidir.
فأد 15 ayet
Füâd, kalbin iç kısmını, özünü ifade eder. Genellikle aklın ve idrakin merkezi olarak kullanılır. Bazen de sadece kalp anlamında gelir.
فرض 14 ayet
Farz, bir şeyi kesmek, çentik atmak veya işaretlemek anlamına gelir. Okun kiriş takılan yeri veya ateş yakmak için kullanılan çubuğun çentiği gibi belirli bir yeri ifade eder.
فقر 14 ayet
Fakîr, bel kemiği kırılmış veya omurlarında rahatsızlık olan kişiyi ifade eder. Geniş anlamda, yoksul, muhtaç ve ihtiyaç sahibi kimseler için kullanılır.
فدي 13 ayet
Bu kök, bir şeyi veya birini kurtarmak, fidye vermek veya bir bedel ödeyerek serbest bırakmak anlamlarını taşır. Genellikle bir tehlikeden veya esaretten kurtuluş için yapılan fedakarlığı ifade eder.
فوه 13 ayet
فوه (fwh) kökü, ağız anlamına gelen "fûh" kelimesini ifade eder. "Fem" kelimesinin aslı "feveh" olup, telaffuz kolaylığı için "fem"e dönüşmüştür.
فرر 10 ayet
Bu kök, bir yerden hızla kaçmak, uzaklaşmak veya geri dönmek anlamlarını taşır. Genellikle tehlikeden veya bir durumdan kaçışı ifade eder.
فأي 9 ayet
Fay, bir şeyin artığı veya fazlası anlamına gelir. Genellikle ganimet veya savaşsız elde edilen mallar için kullanılır. Allah'ın müminlere lütfettiği bir nimettir.
فرج 9 ayet
Bu kök, iki şey arasında bir açıklık veya boşluk oluşturmayı ifade eder. Aynı zamanda bir şeyi açmak, aralamak veya bir sıkıntıyı gidermek anlamlarına gelir.
فضض 9 ayet
Bir şeyi kırmak, parçalamak veya açmak anlamına gelir. Özellikle mühürlü bir şeyi açmak, bir sırrı ifşa etmek veya bir topluluğu dağıtmak için kullanılır. Dağılma ve ayrılma fikrini taşır.
فيض 8 ayet
فيض (fyD) kökü, bir şeyin taşması, dolup dökülmesi veya bolca akması anlamlarını taşır. Su, gözyaşı gibi sıvıların akması veya bir kabın dolup taşması durumlarında kullanılır.
فرط 8 ayet
Bu kök, birini öne geçirmek, öncelik tanımak veya birini bir iş için önden göndermek anlamlarına gelir.
فيأ 6 ayet
Bu kök, bir şeye geri dönmek, eski haline gelmek veya bir durumdan iyileşmek anlamlarını taşır. Özellikle öfke gibi olumsuz bir durumdan sıyrılıp normale dönmeyi ifade eder.
فخر 6 ayet
فخر (fkhr) kelimesi, kişinin kendisi veya atalarıyla övünmesi, böbürlenmesi ve üstünlük taslaması anlamına gelir. Genellikle kibir ve gururla ilişkilendirilir.
فرش 6 ayet
Bu kök, bir şeyi yaymak, sermek veya genişletmek anlamlarına gelir. Yatak sermek, halı yaymak veya bir durumu açıklığa kavuşturmak gibi farklı bağlamlarda kullanılır.
فرغ 6 ayet
فرغ (frg) kökü, bir şeyin boş, serbest veya tamamlanmış olması anlamlarına gelir. Bir işten boş kalmak, bir şeye yönelmek veya bir şeyin bitmesi gibi durumları ifade eder.
فزع 6 ayet
فزع (fzE) kökü, korkmak, ürkmek ve dehşete düşmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda yardım istemek veya yardım etmek manasında da kullanılır.
فرد 5 ayet
Ferd (فرد), tek, biricik, eşsiz ve yalnız anlamına gelir. Bir şeyin tek başına, diğerlerinden ayrı veya eşi benzeri olmayan bir durumda olduğunu ifade eder.
فوت 5 ayet
Bu kök, bir işi başkasının izni veya danışması olmadan, kendi başına yapmayı ifade eder. Bir şeyi oldubittiye getirmek veya bir konuda tek başına karar vermek anlamlarına gelir.
فوج 5 ayet
Fevc, bir araya gelmiş insan topluluğu, grup veya kalabalık anlamına gelir. Genellikle büyük bir insan yığını veya bir liderin takipçileri için kullanılır. Kur'an'da sıkça geçer.
فشل 4 ayet
Bu kök, korkak, zayıf ve gevşek olmayı ifade eder. Kur'an'da geçen bir fiildir. Bir kadının deve üzerindeki mahfe için örtü asması ve bağlaması anlamında da kullanılır.
فلق 4 ayet
فلق, şafağın sökmesi, aydınlanması ve sabahın ışığı anlamına gelir. Aynı zamanda iki tepe arasındaki çukur yer veya geniş araziyi ifade eder.
فور 4 ayet
فور (fwr) kökü, suyun veya tencerenin kaynaması, coşması anlamına gelir. Ayrıca öfkenin kabarması, damarın hareketlenip kan akıtması ve misk kokusunun yayılması gibi durumları ifade eder.
فتر 3 ayet
فتر kökü, bir şeyin şiddetli halden sakinleşmesi, yatışması veya zayıflaması anlamına gelir.
فتل 3 ayet
Bu kök, bir şeyi bükmek, sarmak veya lifleri birbirine geçirmek anlamlarına gelir.
فجج 3 ayet
Fecr, şafağın sökmesi, karanlığın yarılıp ışığın belirmesi anlamına gelir. Bir şeyi yarmak, ayırmak ve genişletmek anlamlarını da taşır.
فرت 3 ayet
فُرَاتٌ (Furat), çok tatlı ve susuzluğu gideren suyu ifade eder. Bu kelime, susuzluğun şiddetini kıran anlamında kullanılır. Aynı zamanda Fırat Nehri'nin adıdır.
فزز 3 ayet
Fzz kökü, bir şeyin aniden ve hızla yerinden fırlaması, sıçraması veya kaçması anlamını taşır. Aynı zamanda bir şeyin dağılması, parçalanması veya korkuyla irkilmesi durumlarını da ifade eder.
فقد 3 ayet
فقد (fqd) kökü, bir şeyi bulamamak, kaybetmek veya yokluğunu hissetmek anlamlarına gelir. Bir şeyin duyularla algılanabilir olmaması ve yerinin bilinmemesi durumunu ifade eder.
ق 45 kök
قول 1.383 ayet
قَالَ (kâle) genellikle "dedi" veya "söyledi" anlamına gelir. Bir sözü, emri veya sesi ifade eder. Bazen yalan söylemek, işaret etmek veya bir şeyi yapmak gibi farklı anlamlarda da kullanılır.
قوم 597 ayet
قوم (qwm) kökü, 'durmak, ayağa kalkmak, yükselmek' gibi anlamlara gelir. Bir işi üstlenmek, yönetmek veya birine bakmak gibi sorumluluk alma hallerini de ifade eder.
قبل 282 ayet
Bu kök, bir şeye doğru yönelmek, yaklaşmak veya bir işe başlamak anlamlarını taşır.
قلب 155 ayet
Kalp kökü, bir şeyi ters çevirmek, altını üstüne getirmek veya durumunu değiştirmek anlamlarına gelir.
قتل 122 ayet
Bu kök, bir şeyi tam olarak, çok iyi veya mükemmel bir şekilde bilmek anlamına gelir. Bir konuyu derinlemesine kavramak ve onunla ilgili her şeyi öğrenmek demektir.
قدر 121 ayet
Kök, bir şeyi ölçmek, miktarını belirlemek veya bir şeye göre ayarlamak anlamlarına gelir. Aynı zamanda Allah'ın bir şeyi takdir etmesi, yani bir ölçüye göre yaratması veya hükmetmesi demektir.
قرب 91 ayet
قرب kökü, bir şeye veya bir yere "yakın olmak" veya "yaklaşmak" anlamlarını taşır. Hem fiziksel yakınlığı hem de soy veya mevki gibi soyut yakınlıkları ifade edebilir.
قرأ 79 ayet
Bu kök, hem âdet gören kadını hem de âdetten temizlenmiş kadını ifade eder. Ayrıca, Kur'an okumayı veya ezberlemeyi öğreten kişiyi de tanımlar.
قلل 74 ayet
Bir şeyin miktarını, sayısını veya değerini azaltmak, eksiltmek anlamındadır. Az, küçük veya önemsiz hale getirmek, küçümsemek de bu kökten gelir. Bir şeyin azlığı veya kıtlığı durumunu ifade eder.
قضي 59 ayet
قضي (qDy) kökü, bir şeyi tamamlamak, bitirmek veya hüküm vermek anlamlarını taşır. Bir işi yerine getirmek, bir karara varmak veya bir şeyi zorunlu kılmak da bu kökün temel anlamlarındandır.
قري 54 ayet
Bu kök, bir şeyi toplamak, bir araya getirmek veya biriktirmek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir misafiri ağırlamak veya bir şeyi okumak, özellikle Kur'an okumak anlamında da kullanılır.
قدم 48 ayet
Bir şeyi öne sürmek, takdim etmek veya önce yapmak anlamlarına gelir. Birini veya bir şeyi diğerinden üstün tutmak, öncelik vermek veya hazırlamak için de kullanılır.
قوي 39 ayet
Bu kök, bir şeyin güçlü, kuvvetli veya sağlam olması anlamına gelir. Aynı zamanda bir şeyi güçlendirmek, kuvvetlendirmek veya sağlamlaştırmak fiilini de ifade eder.
قرر 37 ayet
Bir şeyin yerleşmesi, sabitlenmesi veya kararlı hale gelmesi anlamındadır. Su gibi bir sıvının dibe çökmesi, bir kararın kesinleşmesi veya bir yerde ikamet etmek gibi durumları ifade eder.
قطع 36 ayet
Bu kök, bir şeyin kesilmesi, sona ermesi veya durması anlamlarını taşır. Yolculuğun kesintiye uğraması, konuşmanın durması veya bir şeyden el çekilmesi gibi durumları ifade eder.
قرن 34 ayet
Bu kök, yaşça denk olmak, bir nesil veya çağdaş insanlar anlamına gelir. Ayrıca, başın yan tarafı veya boynuzun çıktığı yer gibi fiziksel özellikler için de kullanılır.
قسم 31 ayet
Kısmet veya pay anlamına gelir. Bir şeyin bölümlere ayrılmış halini ifade eder. Örneğin, bir arazinin veya evin paylaştırılmış kısımları için kullanılır.
قعد 26 ayet
قعد (qa'ada) kelimesi oturmak, ayakta durduktan sonra oturmak veya uzun süre oturmak anlamlarına gelir.
قمر 26 ayet
قمر (qmr) kökü, kumar oynamak, bahse girmek ve bu yolla birini yenmek anlamlarına gelir. Genellikle hile ve aldatma içerir. Kur'an'da bu tür şans oyunları yasaklanmıştır.
قصص 25 ayet
Bir şeyi takip etmek, izini sürmek veya birinin peşinden gitmek anlamındadır. Ayrıca bir olayı veya haberi anlatmak, nakletmek manasına da gelir. Kıssa kelimesi de buradan türemiştir.
قسط 22 ayet
Kök, adalet ve hakkaniyet anlamına gelir. Aynı zamanda bir pay, hisse veya kısmet demektir. Bir ölçü birimi olarak da kullanılır.
قنت 12 ayet
قنت (qnt) kelimesi, Allah'a itaat etmek, O'nun emirlerini yerine getirmek ve O'na boyun eğmek anlamlarına gelir.
قصر 11 ayet
قصر (qasr) kökü, bir şeyin kısa olması veya kısalması anlamına gelir.
قدس 10 ayet
Kök, kutsallık, saflık ve bereket anlamlarını taşır. Cennet için "kutsallık bahçesi" denir. "Ruhu'l-Kudüs" Cebrail'i, İsa'nın ruhunu veya Allah'ın korumasını ifade eder.
قهر 10 ayet
قهر, birini veya bir şeyi yenmek, boyun eğdirmek, üstün gelmek, zorlamak veya baskı altına almak demektir. Aynı zamanda birine zulmetmek veya onu istemediği bir şeye zorlamak anlamlarına da gelir.
قذف 8 ayet
قذف, bir şeyi atmak, fırlatmak veya savurmak anlamına gelir. Taş, ok veya söz gibi şeyleri atmak için kullanılır. Ayrıca, birine iftira atmak veya zina ile suçlamak anlamında da kullanılır.
قبر 8 ayet
قبر (qbr) kökü, "kuş" anlamına gelir. Özellikle "tarlakuşu" veya "serçe benzeri küçük bir kuş" için kullanılır. Çoğulu "قَنَابِرُ" şeklindedir.
قرض 7 ayet
قرض (qrD) kökü, bir şeyi kesmek, özellikle makasla kumaş kesmek veya bir farenin kemirmesi anlamlarına gelir. Ayrıca, bir vadiden geçmek veya bir yerden ayrılmak gibi hareketleri de ifade eder.
قبض 7 ayet
قبض (qbD) kökü, bir şeyi elle tutmak, kavramak veya ele geçirmek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyi sıkmak, daraltmak veya toplamak gibi zıt anlamları da ifade eder.
قسو 6 ayet
قسو (qsw) kökü, bir şeyin sertleşmesi, katılaşması veya katılığını ifade eder. Kalbin katılaşması, merhametsizleşmesi veya duygusuzlaşması anlamında da kullanılır.
قصد 6 ayet
Kök, bir şeye yönelmek, onu hedeflemek, niyet etmek veya arzu etmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir işte doğru, dengeli ve ölçülü hareket etmek, aşırılıktan kaçınmak demektir.
قمص 6 ayet
Bu kök, bir hayvanın ön ayaklarını kaldırıp indirmesi ve arka ayaklarıyla yeri dövmesi eylemini ifade eder.
قنط 6 ayet
قنط (qnT) kelimesi, Allah'ın rahmetinden veya iyilikten ümit kesmek, şiddetli bir şekilde umutsuzluğa düşmek anlamına gelir. Ayrıca bir şeyi esirgemek, vermemek anlamında da kullanılır.
قتر 5 ayet
قتر kökü, bir şeyin kokusunun yayılmasını ifade eder. Ayrıca, birine karşı cimri davranmak, geçimini daraltmak veya kıtlık içinde olmak anlamlarına gelir. Kuran'da cimrilik bağlamında kullanılır.
قدد 5 ayet
Bir şeyi kesmek, parçalara ayırmak veya bölmek anlamına gelir. Ayrıca bir şeyin ölçüsünü veya miktarını belirlemek, takdir etmek anlamında da kullanılır.
قرع 5 ayet
قرع, vurmak, çarpmak anlamlarına gelir. Bir şeyi sertçe vurmak, kapı çalmak veya birine sözle saldırmak gibi durumları ifade eder. Ayrıca birini reddetmek veya geri çevirmek anlamında da kullanılır.
قصو 5 ayet
قصو (qSw) kökü, bir şeyden uzaklaşmak, ayrılmak veya bir şeyi kesip atmak anlamlarına gelir. Genellikle bir mesafeyi ifade eder ve bir şeyin erişilemez hale gelmesi durumunu anlatır.
قطر 5 ayet
Bu kök, su veya başka bir sıvının damla damla akması, damlaması anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyi damlatmak veya damla damla akıtmak için de kullanılır.
قرف 4 ayet
قرف, başkalarıyla, özellikle de hastalıklı kişilerle karışmak veya onlara yakın olmak anlamına gelir. Hastalık veya salgın olan bir yere yakın bulunmayı da ifade eder.
قفو 4 ayet
Birinin izini veya ayak izlerini takip etmek, peşinden gitmek anlamına gelir. Birinin adımlarını izlemek, onun yolundan gitmek demektir.
قلد 4 ayet
Bu kök, anahtar anlamına gelir. Genellikle kapıları açmak için kullanılan bir aracı ifade eder. Mecazi olarak, bir şeyin kontrolünü veya hazinelerini elinde tutmayı da anlatır.
قلم 4 ayet
قلم (kalem), yazmak için hazırlanmış bir kamış kalemi veya genel olarak yazı aracıdır. Arapçada bu kelime, kesme ve düzeltme anlamındaki جلم (celem) köküyle de ilişkilidir.
قنطر 3 ayet
Kantar, belirsiz ama büyük bir ağırlık veya ölçü birimidir. Genellikle çok miktarda mal, altın veya gümüşü ifade eder.
قبس 3 ayet
قبس, birinden ateş almak veya ateş yakmak demektir. Mecazi olarak, birinden ilim öğrenmek veya hastalık kapmak anlamında da kullanılır. Birinden bir şey talep etmek veya istemek manasına da gelir.
قرد 3 ayet
قرد, yün artığı, dökülen yün veya tüy yumağı anlamına gelir. Ayrıca, yaprakları soyulmuş hurma dalları veya konuşmada tereddüt etme durumunu ifade edebilir.
ك 35 kök
كون 1.176 ayet
كون (kwn) kökü, "olmak" anlamına gelir. Genellikle geçmiş zamanı ifade eder ve bir durumun veya eylemin gerçekleştiğini belirtir.
كفر 465 ayet
Kök anlamı "örtmek, gizlemek"tir. Tohumu toprakla örtmek, bulutların gökyüzünü kaplaması gibi kullanımları vardır.
كلل 355 ayet
Bu kök, bir şeyin etrafını sarmak, kuşatmak veya örtmek anlamlarını taşır. Genellikle bir tacın başı sarması gibi, bir şeyi tamamen çevrelemeyi ifade eder.
كتب 279 ayet
كتب (keteb) kelimesi, yazmak, kaydetmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda Allah'ın bir şeyi farz kılması, emretmesi veya takdir etmesi manasında da kullanılır.
كذب 257 ayet
كذب (kdhb) kökü, bilerek veya bilmeyerek gerçeğe aykırı söz söylemek, yalan beyanda bulunmak anlamına gelir.
كثر 162 ayet
كَثُرَ (kesura) kökü, "çokluk, bolluk, fazlalık" anlamlarına gelir. Bir şeyin miktar, sayı veya yoğunluk bakımından fazla olduğunu ifade eder. Hem somut hem de soyut kavramlar için kullanılır.
كبر 153 ayet
كَبُر (kbr) kökü, 'büyük olmak, yaşça büyük olmak' anlamlarını taşır. Hem fiziksel büyüklüğü hem de rütbe, onur gibi soyut büyüklükleri ifade eder.
كيف 83 ayet
كيف (kyf) kökünden türeyen fiiller, İslam ilahiyatçıları tarafından kullanılmıştır. Bir şeyin niteliğini belirterek onu tanımlamak anlamına gelir.
كلم 71 ayet
Kelim (كَلِم) ve kelam (كَلَام) söz, konuşma, laf anlamına gelir. Hem tekil hem çoğul için kullanılır. İslam'da "İlm-i Kelam" Allah'ın varlığını ve sıfatlarını inceleyen ilahiyat bilimidir.
كسب 60 ayet
كسب (ksb) kökü, mal toplamak, kazanmak veya elde etmek anlamlarına gelir. Hem iyi hem de kötü fiilleri kapsar; bir şeyi yapmakla ödül veya ceza kazanmayı ifade eder.
كرم 46 ayet
كَرِيم kelimesi cömert, asil, şerefli ve değerli anlamlarına gelir. Bir şeyin üstün nitelikli, kıymetli veya nadir olduğunu ifade eder.
كره 35 ayet
Bu kök, bir şeyi beğenmemek, onaylamamak, ondan hoşlanmamak veya nefret etmek anlamlarına gelir. İstemek ve razı olmanın zıttıdır. Bir şeyi sevmemek ve tasvip etmemek durumunu ifade eder.
كفي 32 ayet
Bir şeyi yeterli kılmak, birine yetmek veya bir şeyin ihtiyacını karşılamak anlamlarına gelir. Bir işi tamamlamak, birine kafi gelmek veya bir şeyi gidermek de bu kökten türeyen anlamlardır.
كيد 29 ayet
Bu kök, birine hile yapmak, aldatmak veya tuzak kurmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir işi kurnazca planlamak veya bir şeyi başarmak için çaba göstermek demektir.
كود 24 ayet
كَادَ fiili, bir şeyin neredeyse olacağını, az kalsın gerçekleşeceğini ifade eder.
كتم 20 ayet
كتم (ktm) kökü, bir sırrı gizlemek veya saklamak anlamına gelir. Bir şeyi örtbas etmek, açığa vurmamak ve gizli tutmak bu kökün temel anlamıdır.
كشف 20 ayet
كَاشَفَ (kāshafe) birine karşı açık davranmak, düşmanlık göstermek veya bir şeyi açıkça ortaya çıkarmak anlamlarına gelir.
كفف 14 ayet
Bir şeyi engellemek, alıkoymak veya durdurmak anlamındadır. El ile tutmak, kontrol altına almak veya bir şeyi geri çevirmek fiillerini de kapsar.
كيل 13 ayet
Mikyâl, tahıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan bir ölçü birimidir. Hacim ölçüsü olarak da geçer. Çoğulu mekâyîl'dir.
كنن 12 ayet
Bir şeyi örtmek, gizlemek veya saklamak anlamına gelir. Genellikle bir şeyi koruma, muhafaza etme veya barındırma bağlamında kullanılır.
كفل 10 ayet
كفل (kfl) kökü, bir mal veya kişi için sorumlu, kefil veya garantör olmak anlamlarına gelir. Birinin borcunu veya mahkemede hazır bulunmasını üstlenmek demektir.
كلف 8 ayet
Bu kök, bir işi zorla, zahmetle veya isteksizce üstlenmeyi ifade eder. Kişi, doğal olmayan bir şeyi yapmaya veya bir niteliği taklit etmeye çalışır.
كنز 7 ayet
Bu kök, malı veya hazineyi toprağa gömmek, gizlice biriktirmek ve saklamak anlamlarına gelir.
كأس 6 ayet
Kâs (كأس), genellikle içki kabı olan kadehi ifade eder. İçindeki içecekle birlikte anılır ve bazen içeceğin kendisi için de kullanılır. Boş kadeh için genellikle kûb (كوب) kelimesi tercih edilir.
كرر 6 ayet
Bir şeyi tekrar etmek, geri dönmek veya bir yere tekrar tekrar gitmek anlamlarına gelir. Bir olayın veya durumun defalarca yaşanmasını ifade eder.
كظم 6 ayet
كظم (kzhm), öfkeyi, gazabı veya herhangi bir duyguyu bastırmak, dizginlemek ve kontrol altında tutmak anlamına gelir. Kişinin kendini tutması, sabretmesi ve tepkisini göstermemesi durumunu ifade eder.
كهف 6 ayet
كهف (kehif), dağda veya kayada doğal olarak oluşan büyük bir oyuk veya mağara anlamına gelir. Genellikle sığınak veya barınak olarak kullanılır. Kur'an'da Ashab-ı Kehf kıssasında geçer.
كسف 5 ayet
Bu ifade, "kederli, üzgün" anlamında kullanılan bir deyimdir. "Bal" kelimesinin tanımına bakılması gerektiği belirtilmiştir. Kısaca, gönlü sıkıntılı, morali bozuk kişi demektir.
كسو 5 ayet
كمل 5 ayet
كَمَلَ, bir şeyin mükemmel, tam, eksiksiz veya bütün olması anlamına gelir. Bazen tamamlanma anlamında kullanılsa da, bu anlam için تَمَّ kökü daha uygundur.
كوكب 5 ayet
Bu kök, "كوكب" (kevkeb) kelimesiyle ilgilidir. Daha fazla bilgi için "ككب" maddesine bakınız. Genellikle yıldız veya gezegen anlamında kullanılır.
كلب 4 ayet
كلب (klb) kelimesi, bilinen anlamıyla 'köpek' demektir. Ancak, yırtıcı hayvanlar için de kullanılır. Bazen 'dişi köpek gibi kadın' anlamında sıfat olarak da kullanılır. Çeşitli çoğul biçimleri vardır.
كرب 4 ayet
Bu kök, bir şeyin yaklaşması veya neredeyse gerçekleşmesi anlamlarını taşır. Ayrıca, bir şeyi bağlamak, sıkmak veya üzüntü vermek gibi farklı eylemleri de ifade eder.
كعب 4 ayet
كعب kelimesi kemik eklemi, özellikle ayak bileği kemiği anlamına gelir. Ayrıca zar olarak kullanılan küçük kemiklere ve kamışın boğumlarına da denir.
كوب 4 ayet
كوب (kübe) kelimesi, bir hadiste yasaklanan bir oyun olan nerde veya satranca verilen isimdir. Ayrıca ortası ince, küçük bir davul veya berbat adı verilen müzik aleti anlamına da gelebilir.
ل 33 kök
لقي 135 ayet
Bir şeyle karşılaşmak, ona rastlamak veya onu bulmak anlamındadır. Bir şeyi atmak, bırakmak veya bir yere koymak da bu kökten gelir.
ليس 85 ayet
ليس (leys) olumsuzluk bildiren bir fiildir. Geçmiş zaman kipinde kullanılır ve "değildir" anlamı taşır. Genellikle isim cümlesinin başına gelerek özneyi merfu, haberi mansup yapar.
ليل 81 ayet
لَيْل (leyl) kelimesi, gece anlamına gelir. "بَنَاتُ اللَّيْلِ" (gecenin kızları) istekleri ve endişeleri ifade eder. "اِبْنُ اللَّيْلِ" (gecenin oğlu) hırsız veya yolcu demektir.
لعن 36 ayet
Bu kelime, hurma salkımının dip kısmını, yani salkımın ana gövdeye bağlandığı alt bölümünü ifade eder. Genellikle hurma ağacının meyve veren kısmının başlangıcını belirtir.
لبث 27 ayet
Bir yerde kalmak, durmak, beklemek veya oyalanmak anlamlarına gelir. Bir işi yapmakta gecikmemek veya sabırla beklemek de bu kökten türemiştir.
لسن 24 ayet
لِسَانٌ kelimesi, ayakkabının ön kısmındaki çıkıntıyı, terazinin dilini veya ibresini ve haber/bilgi anlamlarını taşır. Bu kök, bir şeyin uzantısı veya ifade aracı olma fikrini yansıtır.
لبس 20 ayet
Bu kök, bir şeyi giymek, örtmek veya kuşatmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir durumu karmaşık hale getirmek, gerçeği gizlemek veya karıştırmak manasında da kullanılır.
لعب 20 ayet
لعب (le'abe) kelimesi, oynamak, eğlenmek, şaka yapmak anlamlarına gelir. Ciddi olmanın zıttıdır. Rüzgarın bir yeri silmesi veya dalgaların insanları sürüklemesi gibi mecazi kullanımları da vardır.
لدن 17 ayet
لَدُنْ (ledün) kelimesi, "-den beri" veya "-tarafından" anlamlarına gelir. Genellikle bir zaman diliminin başlangıcını veya bir şeyin kaynağını belirtmek için kullanılır.
لبب 16 ayet
Bu kök, bir şeyin özü, en iyi ve saf kısmı anlamına gelir. Akıl, zeka ve anlayış da bu kökten türemiştir, çünkü bunlar insanı diğerlerinden ayıran öz niteliklerdir.
لهو 15 ayet
لَهَاةٌ, ağzın üst kısmından sarkan küçük et parçası, yani küçük dil anlamına gelir. Deve için ise gırtlak kesesi anlamında kullanılır. Kök, genellikle oyalanma ve eğlence ile ilişkilidir.
لوم 12 ayet
Bu kök, birini bir şeyden dolayı kınamak, ayıplamak veya azarlamak anlamlarına gelir. Genellikle bir hatadan dolayı yapılan eleştiriyi ifade eder.
لحم 12 ayet
Bu kök, bir deliği yama ile kapatmak veya yaraları iyileştirmek gibi anlamlara gelir. Ayrıca, birinin şerefini başkasına kötülemesi için yetki vermek gibi mecazi kullanımları da vardır.
لغو 11 ayet
لغو, söz veya benzeri şeyler için "boş, faydasız, anlamsız" demektir. Değersiz ve yararsız olanı ifade eder. Yemin-i lağv ise kasıtsız, boş yere edilen yemindir.
لطف 8 ayet
Birine nazik, yumuşak ve şefkatli davranmak, onu okşamak veya tatlı sözlerle ikna etmeye çalışmaktır. Karşılıklı iyi muamele ve anlayış göstermeyi de ifade eder.
لون 7 ayet
تَلَوَّنَ (telavvene) bir şeyin renklenmesi, renginin değişmesi veya çeşitlenmesi anlamına gelir. Aynı zamanda bir durumun veya halin değişken olması, farklı hallere bürünmesi demektir.
لؤلؤ 6 ayet
Lü'lü', inci anlamına gelir. Denizden çıkarılan, parlak ve değerli bir taştır. Kur'an'da cennet tasvirlerinde ve değerli eşyaları anlatmak için kullanılır.
لحد 6 ayet
Bu kök, bir şeyden sapmak, eğilmek veya doğru yoldan ayrılmak anlamlarına gelir. Özellikle dinde doğru yoldan sapmayı veya kutsal bir yerde yanlış yapmayı ifade eder.
لحق 6 ayet
Bir şeye veya birine ulaşmak, yetişmek, yakalamak anlamlarına gelir. Bir şeyin diğerine eklenmesi, katılması veya birleşmesi durumunu da ifade eder.
لوح 6 ayet
لوح kelimesi parlamak, görünmek ve ortaya çıkmak anlamlarına gelir. Bir şeyin belirginleşmesi veya ışık saçması durumunu ifade eder.
لزم 5 ayet
Bu kök, bir şeyi zorunlu kılmak, mecbur etmek veya bir şeye bağlı kılmak anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, bir şeyi takdir etmek veya hükmetmek demektir.
لمس 5 ayet
لمس (lms) kökü, bir şeye elle dokunmak veya hissetmek anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyi aramak, peşine düşmek veya bir bilgiye ulaşmaya çalışmak gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
لوي 5 ayet
Bu kök, bir şeyi bükmek, eğmek veya dolamak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyi engellemek, geciktirmek veya birinden yüz çevirmek manalarını da taşır.
لين 5 ayet
Bu kök, bir şeyin yumuşak, pürüzsüz, esnek veya nazik olmasını ifade eder. Aynı zamanda bir kişinin yumuşak huylu veya uysal olması anlamına da gelir.
لجج 4 ayet
Bir şeyin derinliklerine dalmak, içine girmek ve orada kalmak anlamındadır. Özellikle bir tartışmada veya inatlaşmada ısrarla devam etmeyi ifade eder.
لمز 4 ayet
لمز (Lemz), başkalarını çokça veya alışkanlıkla ayıplayan, kınayan, kusur bulan kişidir. Hem erkek hem kadın için kullanılır.
لجأ 3 ayet
Bu kök, bir yere sığınmak, korunmak veya iltica etmek anlamlarına gelir. Tehlikeden kaçıp güvenli bir yer arayışını ifade eder.
لذذ 3 ayet
Bir şeyin tadını almak, lezzetli bulmak ve ondan zevk duymak anlamlarına gelir. Hoş ve güzel bir deneyimi ifade eder. Hem maddi hem de manevi hazları kapsar.
لفت 3 ayet
Bu kök, bir şeyi doğru yönünden saptırmak, çevirmek veya döndürmek anlamlarına gelir. Birini bir şeyden veya fikrinden uzaklaştırmak, yüz çevirmek gibi mecazi kullanımları da vardır.
لفف 3 ayet
Bir şeyi sarmak, bükmek veya katlamak anlamlarına gelir. Genellikle bir şeyi örtmek, gizlemek veya bir araya getirmek için kullanılır. Sarılmış, bükülmüş veya katlanmış bir nesneyi ifade eder.
لفو 3 ayet
Bu kök, bir eksikliği veya hatayı düzeltmek, telafi etmek anlamlarına gelir. Bir şeyi onarmak, yoluna koymak veya bir durumu iyileştirmek için kullanılır.
لقف 3 ayet
Bir şeyi hızla yakalamak veya almak anlamına gelir. Özellikle atılan veya söylenen bir şeyi çabucak kapmak için kullanılır. Ani ve hızlı bir eylemi ifade eder.
لهب 3 ayet
Bu kök, ateşin dumansız alevlenmesi veya şimşeğin kesintisiz çakması anlamlarına gelir.
م 44 kök
ملك 191 ayet
ملك (mlk) kökü, bir şeye sahip olmayı, onu tek başına elinde tutma gücünü ve üzerinde otorite kurmayı ifade eder. Aynı zamanda bir halk üzerinde hükmetme ve emir verme yetkisini de kapsar.
مثل 148 ayet
مثل (mesel), bir şeyi başka bir şeye benzeterek yapılan tanım veya tasvirdir. Bir durumun, halin veya özelliğin karşılaştırmalı olarak anlatılmasıdır.
موت 143 ayet
Bu kök, "ölmek" anlamının yanı sıra, toprağın çoraklaşması, ateşin sönmesi, rüzgarın dinmesi gibi mecazi anlamlara da gelir.
مول 80 ayet
Māl, sahip olunan her şeyi ifade eder: para, altın, gümüş, hayvanlar, giysiler. Başlangıçta altın ve gümüş için kullanılsa da, sonradan edinilen her türlü maddi varlığı kapsar.
متع 65 ayet
Mata' kelimesi, faydalı veya avantajlı her şeyi ifade eder. Ev eşyaları, ticari mallar gibi maddi değerleri kapsar.
موه 60 ayet
Bu kök, bir şeyi gümüş veya altınla kaplamak, yaldızlamak anlamına gelir.
مسس 57 ayet
Bir şeye dokunmak, temas etmek veya el sürmek anlamındadır. Genellikle fiziksel teması ifade eder, ancak bazen bir durumun veya etkinin bir kişiye ulaşmasını da anlatır.
ملأ 40 ayet
ملأ (mlA) kökü, bir şeyi doldurmak, bir yeri veya kabı tamamen kaplamak anlamlarına gelir. Aynı zamanda, bir kişinin zenginleşmesi veya korkuyla dolması gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
مرأ 37 ayet
Bu kök, "kişi" veya "kadın" anlamındaki kelimelerle ilişkilidir. Genellikle insanı, erkeği veya kadını ifade etmek için kullanılır. Daha fazla bilgi için مَرْءٌ köküne bakınız.
مرر 32 ayet
Bir şeyin geçip gitmesi, akıp gitmesi veya bir yerden geçmesi anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin acı veya buruk olması, tadının bozulması durumunu da ifade edebilir.
مدد 29 ayet
مدد (mdd) kökü, birine yardım etmek, destek olmak, güçlendirmek veya bir şeyi uzatmak, artırmak anlamlarına gelir.
مدن 27 ayet
Bu ifade, bir şehri çok iyi tanıyan, adeta şehrin çocuğu gibi olan yetenekli bir rehber için kullanılır. Şehrin her yerini avucunun içi gibi bilen kişiyi anlatır.
منن 25 ayet
منن (mnn) kökü, bir şeyi kesmek, zayıflatmak veya gücünü azaltmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda birine lütufta bulunmak, iyilik yapmak veya minnet etmek manalarını da taşır.
مسك 24 ayet
مسك (msk) kökü, bir şeyi tutmak, alıkoymak, hapsetmek veya bir şeyden el çekmek anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeye sıkıca sarılmak veya tutunmak manasında da kullanılır.
مكر 23 ayet
Mekr, gizlice ve kurnazca birine zarar verme veya aldatma eylemidir. Bu, hile, entrika veya ustaca planlama yoluyla yapılabilir. Amacına göre övülebilir veya yerilebilir.
مرض 23 ayet
Bu kök, bedensel rahatsızlık, hastalık ve sakatlık anlamlarına gelir. Aynı zamanda mecazi olarak kalpteki şüphe, ikiyüzlülük, inanç zayıflığı ve manevi kusurları ifade eder.
مشي 20 ayet
Mekandan mekana hareket etmek, yürümek anlamındadır. Genellikle ayaklarla yapılan bir eylemi ifade eder. Bazen de bir şeyin yavaşça ilerlemesi veya yayılması için kullanılır.
مني 19 ayet
Meni, kaderi belirlemek, ölçmek ve takdir etmek anlamlarına gelir. Bir şeyin sonunu tayin etmek, imtihan etmek ve denemek de bu kökten türemiştir.
مري 19 ayet
Bu kök, bir şeyi çıkarmak, ortaya çıkarmak veya elde etmek anlamlarını taşır. Özellikle süt sağmak, ateş çıkarmak veya bir tartışmayı kışkırtmak gibi eylemler için kullanılır.
منع 17 ayet
Mane kökü, bir şeyin engellenmesi, imkansız hale gelmesi veya bir şeyden kaçınılması anlamlarını taşır. Ayrıca, bir şeye karşı direnmek veya ulaşılmaz olmak manasına da gelir.
مكن 16 ayet
Bu kök, birine yer vermek, onu bir yere yerleştirmek ve sağlamlaştırmak anlamlarına gelir. Ayrıca, birine bir şey üzerinde güç, yetki veya kontrol vermek, onu bir şeye muktedir kılmak demektir.
ملل 16 ayet
ملل (mll) kökü, bir şeyden bıkmak, usanmak, sıkılmak anlamlarına gelir. Tekrar eden bir durumdan dolayı bezginlik hissetmek veya bir şeyi yapmaktan yorulmak demektir.
مهد 15 ayet
مَهَدَ (mehede) kelimesi, bir şeyi düzeltmek, yaymak veya hazırlamak anlamlarına gelir. Özellikle bir yatağı düzeltmek veya bir yeri düzgün hale getirmek için kullanılır.
مسح 12 ayet
مسح, ıslak veya kirli bir şeyi elle silmek, sıvıyı veya kiri temizlemek anlamına gelir. Başını suyla silmek veya alnını terden temizlemek gibi eylemleri ifade eder.
مطر 9 ayet
مطر kelimesi genellikle gökten inen rahmet yağmurunu ifade ederken, emtara kelimesi azap yağmurunu belirtir. Her ikisi de yağmur yağdırmak anlamına gelir.
ملو 9 ayet
Bu kök, bir şeyi doldurmak, tamamlamak veya bir yere ulaşmak anlamlarını taşır. Genellikle bir kabın dolması veya bir sürenin tamamlanması gibi durumları ifade eder.
مأي 7 ayet
Bu kök, suyun akışını ve bir yerden bir yere geçişini ifade eder. Aynı zamanda bir şeyin akıp gitmesi, kaybolması veya tükenmesi anlamlarını da taşır. Genellikle su ile ilişkilendirilir.
مكث 7 ayet
Bir yerde durmak, beklemek veya oyalanmak anlamlarına gelir. Sabırla beklemek, bir yerde kalmak veya bir şeyi beklemek için durmak gibi durumları ifade eder.
موج 6 ayet
موج (mevc) kelimesi, denizin dalgalanması, çalkalanması ve karışık bir halde olması anlamına gelir.
مرج 6 ayet
Bu kök, hayvanların otlaması, serbest bırakılması ve karıştırma anlamlarına gelir.
مقت 5 ayet
مقت (mqt) kökü, birini şiddetli bir şekilde, özellikle de kötü bir eyleminden dolayı, nefret etmek anlamına gelir. Bu nefretin en yoğun halini ifade eder.
مهل 5 ayet
Birine karşı nazik, yumuşak veya yavaş davranmak. Birine erteleme veya mühlet vermek, bir süreliğine yalnız bırakmak. Bir işi yapmak için zaman tanımak.
مرد 5 ayet
Bu kök, bir şeyi suda ıslatıp yumuşatmak, ezmek veya ufalamak anlamlarına gelir.
مصر 5 ayet
Mısır kelimesi, iki şey arasındaki engel veya sınırı ifade eder. Aynı zamanda büyük şehir veya eyalet başkenti anlamına gelir.
مضي 5 ayet
Madi (مضي) kelimesi, bir şeyin geçip gitmesi, sona ermesi veya bir zamanın akıp gitmesi anlamlarına gelir.
ميد 5 ayet
Bu kök, bir şeyin şiddetli hareket, sarsıntı veya çalkantı içinde olmasını ifade eder. Depremler, deniz tutması veya baş dönmesi gibi durumları anlatır.
مجد 4 ayet
Bu kök, birini onurlandırmak, cömertçe ağırlamak veya birine bolca ikramda bulunmak anlamlarına gelir. Ayrıca, hayvanları bol yemle doyurmak veya karınlarını doldurmak için de kullanılır.
مهن 4 ayet
Mihne, iş, emek veya hizmet anlamına gelir. Bir görevi yerine getirme veya hizmet etme durumunu ifade eder. Ayrıca, hizmet esnasında giyilen kıyafetler için de kullanılır.
ميز 4 ayet
Bu kök, bir şeyin başka şeylerden ayrılması, uzaklaşması veya farklılaşması anlamlarını taşır. Bir şeyin belirginleşmesi, öne çıkması veya ayırt edilmesi durumlarını ifade eder.
ميل 3 ayet
تَمَايَلَ, yürüyüşte bir yana eğilmek veya sallanmak anlamına gelir. Bir şeyden sapmak veya yoldan ayrılmak için de kullanılır.
متن 3 ayet
Metin, sırtın iki yanındaki kaslı kısımları ifade eder. Ayrıca kılıcın keskin olmayan yüzeyi, sert ve yüksek zemin veya bir hadisin ana metni gibi anlamlara gelir. Sağlamlık ve güç çağrıştırır.
محو 3 ayet
محو, bir şeyi silmek, yok etmek veya izini ortadan kaldırmak anlamına gelir. Rüzgarın bulutları dağıtması veya şafağın geceyi yok etmesi gibi durumlar için kullanılır.
مرح 3 ayet
Bu kök, su tulumunun sızdırması veya bulutların yağmur boşaltması gibi akışkan şeylerin hareketini ifade eder. Ayrıca gözün zayıflaması veya iltihaplanması gibi durumları da anlatır.
مزج 3 ayet
Bu kök, bir şeyle karıştırılan veya harmanlanan maddeyi ifade eder. İçeceklerle karıştırılan şeyleri, özellikle şarapla karıştırılanları belirtir.
ن 63 kök
نفس 270 ayet
Nefs, ruh, can veya benlik anlamlarına gelir. İnsanın özünü, bilincini ve yaşam ilkesini ifade eder. Kuran'da hem ruh hem de benlik anlamında kullanılır, ancak ruh ile arasında ince farklar bulunur.
نزل 257 ayet
Bu kök, bir şeyin aşağı inmesi veya indirilmesi anlamlarını taşır. Özellikle deve sütünün memesine inmesi veya misafiri ağırlamak gibi durumlar için kullanılır.
نور 174 ayet
نور (nwr) kökü, 'ateş' anlamına gelir. Hem gerçek ateşi hem de cehennem ateşini ifade eder. Savaşın şiddeti veya bir fikrin yol göstericiliği gibi mecazi anlamlarda da kullanılır.
نبأ 151 ayet
Bu kök, alçak ses çıkarmak veya havlamak gibi anlamlara gelir. Ayrıca, yücelmek veya yükselmek, bir yere saldırmak veya bir yerden başka bir yere gitmek gibi farklı durumları da ifade eder.
نصر 137 ayet
نصر (nSr) kökü, birine yardım etmek, destek olmak ve düşmanına karşı zafer kazanmasını sağlamak anlamlarına gelir.
نعم 128 ayet
نعم (nEm) kökü, Allah'tan gelen bir lütuf, iyilik, nimet veya bereketi ifade eder. Bu, bir fayda, ihsan veya bahşedilen bir güzellik olabilir.
نذر 115 ayet
نذر (ndhr) kökü, bir şeyi kendine farz kılmak, adak adamak anlamına gelir. Bir şarta bağlı olarak Allah'a ibadet veya sadaka sözü vermek demektir.
نظر 115 ayet
نظر (nzhr) kelimesi, bir şeye bakmak, görmek anlamlarına gelir. Hem fiziksel gözle bakmayı hem de zihinsel olarak düşünmeyi, incelemeyi ifade eder.
نهر 102 ayet
نهر kelimesi, suyun akıp kendine yol açması, kanın şiddetle akması gibi anlamlara gelir. Aynı zamanda bir nehir kazmak veya birine sert sözlerle çıkışmak, azarlamak manasında da kullanılır.
نفق 86 ayet
نفق kökü, bir şeyin revaç bulması, kolayca satılması veya çok talep görmesi anlamlarına gelir. Ayrıca, paranın tükenmesi veya harcanması durumunu da ifade eder.
نجو 75 ayet
نجو (njw) kökü, dışkılamak veya gaz çıkarmak gibi bedensel boşaltım eylemlerini ifade eder. Ayrıca, hızlı ve atik olmak, birini geçmek anlamlarına da gelir.
نهي 54 ayet
Bu kök, bir şeyi yapmaktan alıkoymak, yasaklamak veya engellemek anlamındadır. Bir şeyin sonuna ulaşmak, bitirmek veya sona erdirmek manasına da gelir. Akıl ve zeka ile de ilişkilidir.
نسو 53 ayet
Nesâ, uylukta bulunan ve bele kadar uzanan bir damardır. Bazen siyatik sinir veya siyatik hastalığı için de kullanılır. Hayvanlarda ise kalçadan tırnağa kadar uzanan bir damardır.
ندي 50 ayet
Bu kök, bir araya gelmek, toplanmak ve bir mecliste oturmak anlamlarını taşır. Özellikle bir topluluğun sohbet etmek veya bir konuda görüşmek üzere bir araya gelmesini ifade eder.
نفع 49 ayet
Bir şeyin faydalı, yararlı veya işe yarar olmasıdır. Bir kişiye veya duruma menfaat sağlaması, fayda vermesi anlamına gelir. Özellikle bir ilacın bir hastalığa iyi gelmesi gibi durumlarda kullanılır.
نسي 37 ayet
Unutmak, ihmal etmek veya terk etmek anlamlarına gelir. Bir şeyi akıldan çıkarmak, bilerek veya bilmeyerek göz ardı etmek demektir. Bazen de bir şeyi ertelemek veya geciktirmek manasında kullanılır.
نكر 37 ayet
Bu kök, bir şeyi bilmemek, tanımamak veya yabancılamak anlamlarına gelir. Ayrıca bir şeyi inkar etmek, reddetmek veya yadırgamak, kötü bulmak manalarında da kullanılır.
نصب 29 ayet
نصب (nSb) kökü, bir şeyi dikmek, yükseltmek veya kurmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda yorgunluk, zorluk çekmek ve çaba göstermek gibi anlamları da içerir.
نشأ 25 ayet
Bir şeyin ortaya çıkması, yükselmesi veya büyümesi anlamındadır. Genellikle bir yerden doğup yükselen, gelişen veya meydana gelen bir şeyi ifade eder.
نبت 23 ayet
نبت kökü, bir şeyin büyümesi, filizlenmesi veya yeşermesi anlamına gelir. Bitkilerin topraktan çıkıp gelişmesini ifade eder. Ayrıca, bir yerin bitki örtüsüyle kaplanması için de kullanılır.
نشر 20 ayet
نشر (nshr) kökü, bir şeyi yaymak, sermek veya açmak anlamlarına gelir. Haber yaymak, ölüleri diriltmek ve toprağın yeşermesi gibi farklı bağlamlarda kullanılır.
نخل 20 ayet
Bu kök, bir şeyi elemek, ayıklamak veya en iyisini seçmek anlamlarına gelir. Bir şeyin en iyi kısmını almak veya kendine ayırmak için kullanılır.
نزع 20 ayet
نزع (nzE) kökü, bir şeye özlem duymak, meyletmek veya benzemek anlamlarına gelir.
نكح 19 ayet
Bu kök, bir erkek için 'evlenmek' veya 'cinsel ilişkiye girmek' anlamlarına gelir. Kur'an'da genellikle 'evlenmek' anlamında kullanılır.
نفخ 18 ayet
Nefh kökü, ağızdan hava üflemek, şişirmek anlamlarına gelir. Boruya üflemek veya ateşi körüklemek gibi eylemleri ifade eder.
نوب 18 ayet
Bu kök, bir şeye sırayla veya zaman zaman gelmeyi ifade eder. Aynı zamanda birinin yerine geçmek, ve bir olayın başına gelmesi anlamlarına da gelir.
نفر 16 ayet
Nefere, bir hayvanın ürküp kaçması, uzaklaşması veya bir durumdan hoşlanmayıp geri çekilmesi anlamına gelir.
نقم 16 ayet
Bu kök, birine yaptığı bir şeyden dolayı intikam almak, ceza vermek veya karşılık vermek anlamlarına gelir. Genellikle bir haksızlığa karşı yapılan misillemeyi ifade eder.
نجم 13 ayet
Necm kelimesi yıldız anlamına gelir ve özel olarak Ülker yıldız kümesini ifade eder. Ayrıca, ağaç köklerinden çıkan filizler ve ödeme vadesi veya taksit anlamlarında da kullanılır.
نبذ 12 ayet
نبذ, bir şeyi değersiz görerek atmak, fırlatmak anlamına gelir. Kur'an'da genellikle bu anlamda kullanılır. Ayrıca bir anlaşmayı bozmak veya bir şeyi ihmal etmek gibi mecazi anlamları da vardır.
نطف 12 ayet
Nâtıf, bir tür tatlıdır. Özellikle "kubbaytâ" olarak bilinen, şeker ve fındıkla yapılan bir tatlı çeşididir.
نصح 11 ayet
Nush (نصح), birine içten, samimi ve dürüstçe öğüt vermek, iyiliğini istemektir. Aynı zamanda bir şeyin saf, katışıksız ve hakiki olması anlamına gelir.
نطق 11 ayet
نطق (nTq) kökü, konuşma ve ifade etme anlamlarını taşır. Kuşların ötüşü, dinarın değeri ve matematiksel kökler gibi farklı bağlamlarda akıl ve mantıkla ilişkilendirilir.
نيل 10 ayet
Bu kök, bir şeye ulaşmak, onu elde etmek veya birine zarar vermek anlamlarına gelir.
نقص 10 ayet
نقص (nqS) kökü, bir şeyin eksilmesi, azalması, kusurlu hale gelmesi anlamlarına gelir. Hem kendiliğinden eksilmeyi hem de bir şeyi eksiltmeyi ifade eder.
نقض 9 ayet
نقض (nqD) kökü, topraktan yer mantarı çıkarmak veya toprağın bitki örtüsünü göstermesi gibi anlamlara gelir. Ayrıca, eklem, parmak veya kartal gibi canlıların çıkardığı sesleri ifade eder.
نوم 9 ayet
Uyku, dinlenme ve hareketsizlik hali. Gözlerin kapanması ve bilincin geçici olarak kaybolmasıdır. Bazen ölüm için de mecazi olarak kullanılır.
ندم 7 ayet
Bir şeyi yaptığı için üzülmek, pişman olmak veya ondan hoşlanmamak anlamına gelir. Bu kök, genellikle bir eylemden sonra duyulan üzüntü ve pişmanlığı ifade eder.
نصف 7 ayet
Birine adaletli davranmak, hakkını vermek veya hakkını almasını sağlamaktır. Bu, birine karşı adil olmak ve ona hak ettiğini sunmak anlamına gelir.
نوق 7 ayet
Bu kök, bir şeyi özenle, titizlikle ve mükemmel bir şekilde yapmayı ifade eder. İşini sağlam, kusursuz ve güzel bir biçimde tamamlamak anlamına gelir.
نسك 6 ayet
Bu kök, kişinin kendini ibadete adaması, dindarca yaşaması ve takva sahibi olması anlamlarına gelir. Özellikle 'tanesseke' fiili, bir kimsenin kendini dini uygulamalara vakfetmesini ifade eder.
نكث 6 ayet
Bu kök, ipin çözülmesi veya bükümünün açılması gibi bir şeyi ifade eder. Aynı zamanda sözden dönme, ahdi bozma veya zor bir durumla karşılaşma anlamlarına gelir.
ندد 6 ayet
Bir şeyi veya birini kınamak, ayıplamak, kötülemek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeye denk veya benzer olmak, eşdeğer olmak manası da taşır.
نقذ 5 ayet
نقذ, kurtarılmış, kurtarılmış veya özgürleştirilmiş bir şeyi ifade eder. Özellikle düşmandan kurtarılan at, deve veya zırh gibi şeyler için kullanılır.
نكل 5 ayet
Nekâl, başkalarına ibret olsun diye verilen veya suçluyu tekrar suç işlemekten alıkoyan cezadır. Caydırıcı ve uyarıcı bir nitelik taşır.
نزغ 4 ayet
نزغ (nzg) kökü, bir şeyi yerinden oynatma, bozma veya karıştırma anlamlarını taşır.
نشز 4 ayet
Bu kök, bir yerden yükselmek, ayağa kalkmak veya bir şeyin yüksekte durması anlamlarına gelir.
نفد 4 ayet
Bir şeyi tüketmek, bitirmek veya sona erdirmek anlamına gelir. Bir şeyin tamamen tükenmesi veya yok olması durumunu ifade eder.
نحت 4 ayet
نحت, bir şeyi kesmek, yontmak veya şekillendirmek demektir. Özellikle taş ve odun gibi sert maddeler için kullanılır. Bir şeyi oyarak şekil vermek veya bir dağda ev oymak anlamlarına gelir.
نسخ 4 ayet
Nesih, bir şeyi iptal etmek, yürürlükten kaldırmak veya yerine başka bir şey koymaktır. Güneşin gölgeyi yok etmesi gibi, bir şeyin yerini alması anlamına gelir.
نسل 4 ayet
Bu ifade, bir kişiye karşı kullanılan bir beddua şeklidir. "Helak olasıca!" veya "Yıkılasıca!" gibi anlamlara gelir. Genellikle olumsuz bir dilek veya lanet ifade etmek için kullanılır.
نصي 4 ayet
Bu kök, bir şeyi veya birini unutmak, ihmal etmek, terk etmek anlamlarına gelir. Ayrıca, bir şeyin zihinden çıkması, kaybolması veya bir anlaşmayı bozmak gibi durumları da ifade eder.
نسف 3 ayet
Rüzgarın tozu veya benzeri hafif şeyleri savurup götürmesi, dağıtmasıdır. Bir şeyi yerinden söküp atmak anlamı da taşır.
نفل 3 ayet
Nâfile, asıl olana eklenen, onu aşan fazlalık demektir. İnfak edilen gönüllü bir bağış veya iyi bir ameldir. Farz veya vacip olmayan, fazladan yapılan ibadetlere de nâfile denir.
نقر 3 ayet
نقara (نقر) kökü, bir kuşun gagasıyla yem toplaması gibi, bir şeyi vurmak, delmek veya oymak anlamlarına gelir.
نأي 3 ayet
Bir şeyden uzaklaşmak, ayrılmak veya bir şeyi uzaklaştırmak anlamlarına gelir. Genellikle fiziksel veya duygusal bir mesafeyi ifade eder. Bir yerden veya durumdan uzak durmayı da kapsar.
نثر 3 ayet
Nethere kökü, bir şeyi dağıtmak, serpmek veya saçmak anlamlarına gelir.
نحس 3 ayet
Bu kök, 'uğursuz, talihsiz, bereketsiz' anlamlarına gelir. Kişiler, günler veya yıllar için kullanılabilir. Kur'an'da da geçer ve bazen kıtlık veya kuraklık yılı için de kullanılır.
نسب 3 ayet
Neseb kökü, bir kişinin soyunu, ailesini veya mensubiyetini belirtmek, sormak veya bir şeye nispet etmek anlamlarına gelir.
نضد 3 ayet
Bu kök, üst üste konulmuş eşyaları veya düzenli bir şekilde yığılmış şeyleri ifade eder. Ayrıca, eşyaların konulduğu bir sedir veya raf anlamına gelir.
نضر 3 ayet
نقب 3 ayet
نقb kökü, bir şeyi delmek, delik açmak veya içinden geçmek anlamlarına gelir. Ayrıca bir yeri baştan başa dolaşmak, araştırmak veya bir topluluğun lideri olmak gibi farklı kullanımları da vardır.
نكس 3 ayet
Bir şeyi ters çevirmek, baş aşağı etmek veya durumunu değiştirmek anlamına gelir. Kur'an'da yaşlılıkta gücün zayıflaması ve hastalığın nüksetmesi gibi durumlar için kullanılır.
ه 17 kök
هدي 268 ayet
Hidayet, doğru yolu göstermek, rehberlik etmek ve yol göstermek anlamlarına gelir. Allah'ın insanlara doğru yolu bildirmesi ve onlara rehberlik etmesi bu kökten türemiştir.
هلك 63 ayet
Bu kök, bir şey için aşırı istekli olmayı veya bir işe büyük bir çaba sarf etmeyi ifade eder. Ayrıca, yavaş yavaş helak olmak veya bir dişi devenin aygırı şiddetle arzulaması anlamlarına da gelir.
هوي 37 ayet
Bu kök, boşluk, düşme ve aşağı inme anlamlarını taşır. Bir şeyin boş olması, bir yerden düşmesi veya aşağı doğru hareket etmesiyle ilişkilidir.
هزأ 32 ayet
هزأ (hzA) kökü, birine alay etmek, dalga geçmek veya küçümsemek anlamlarına gelir. Ayrıca bir şeyi kırmak veya soğuktan öldürmek gibi farklı kullanımları da vardır.
هود 29 ayet
Bu kök, birini Yahudi yapmak, cinlerin fısıltısı, nazikçe şarkı söylemek veya yavaşça yürümek gibi anlamlara gelir.
هجر 27 ayet
Hicret, bir yerden başka bir yere göç etmek, özellikle dini sebeplerle vatanı terk etmektir. İslam tarihinde Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçü bu terimle anılır ve Hicri takvimin başlangıcıdır.
هون 26 ayet
Bu kök, bir şeyin alçak, değersiz, zayıf veya önemsiz olması anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir şeyin kolay veya hafif olması durumunu da ifade eder.
همم 8 ayet
Bir şeyi yapmaya niyet etmek, azmetmek veya bir şeye yönelmek anlamındadır. İçsel bir dürtü veya kararlılık ifade eder. Bir işe girişme isteği veya bir şeyi başarma arzusu da bu kökten türemiştir.
هبط 8 ayet
هبط (hbT) kökü, bir yerden aşağı inmek, alçalmak veya düşmek anlamlarına gelir. Hem fiziksel bir inişi hem de bir durumdan düşüşü, itibar kaybını veya değer azalmasını ifade edebilir.
هزز 5 ayet
Bir şeyi sarsmak, sallamak veya hareket ettirmek anlamındadır. Aynı zamanda bir şeyi kırmak veya parçalamak, hatta birini kışkırtmak veya tahrik etmek manalarına da gelir.
هلل 5 ayet
Bu kök, bir şeyin parlaması, görünür olması ve hilalin ortaya çıkması gibi anlamlara gelir. Ayrıca sevinçle bağırmak, alkışlamak ve Allah'ı yüceltmek (tehlil) manalarını da içerir.
هات 4 ayet
Bir şeyi vermek, sunmak veya getirmek anlamındadır. Genellikle bir talep veya emir üzerine bir şeyin teslim edilmesini ifade eder. "Getir!" veya "Ver!" gibi ifadelerde kullanılır.
هنأ 4 ayet
Bu kök, iyi otlak bulmuş ancak doymamış develeri ifade eder. Bir şeye ulaşmakla birlikte tam tatmin olmamayı anlatır.
هيأ 4 ayet
Bu kelime, bir şeyin dış görünüşünü, şeklini veya durumunu ifade eder. Genellikle bir nesnenin veya kişinin genel halini, duruşunu veya biçimini tanımlamak için kullanılır.
هزم 3 ayet
Bu kelime, kedinin boğazından çıkan hırıltı sesini ifade eder. Ayrıca, köprücük kemikleri arasındaki çukurluk veya bir atın gözünün üzerindeki çukurluk gibi girintili yerleri de tanımlar.
هطع 3 ayet
Bu kök, bir şeye doğru hızla ve boyun eğerek ilerlemeyi ifade eder. Genellikle korku veya zorlama altında, başı öne eğik bir şekilde koşmak veya acele etmek anlamında kullanılır.
همز 3 ayet
Bu kök, bir şeyi sıkmak, ezmek veya itmek anlamlarına gelir. Ayrıca şeytanın vesvese vermesi ve birini arkasından çekiştirmek gibi mecazi anlamları da vardır.
و 49 kök
وقي 237 ayet
Bu kök, bir şeyi korumak, muhafaza etmek ve tehlikelerden sakınmak anlamlarını taşır. Kendini veya başkasını zarardan koruma, kollama ve önlem alma fiillerini ifade eder.
ولي 202 ayet
Bu kök, yakınlık, dostluk, yardım etme ve bir işin sorumluluğunu üstlenme anlamlarını taşır. Birine yakın olmak, onu desteklemek veya onun işlerini idare etmek gibi durumları ifade eder.
وعد 130 ayet
وعد (va'd) kökü, hem iyi hem de kötü anlamda "söz vermek" veya "tehdit etmek" demektir. Genellikle iyi bir şeyi vaat etmek için kullanılırken, kötü bir şeyi tehdit etmek için de kullanılabilir.
وجد 99 ayet
وجد (vecede) fiili, bir şeyi bulmak, elde etmek, keşfetmek, algılamak veya tecrübe etmek anlamlarına gelir.
ولد 80 ayet
وَلِيدٌ, yeni doğmuş çocuk veya genç bebek anlamına gelir. Ayrıca hizmet edebilecek yaştaki erkek çocuk, genç hizmetçi veya köle için de kullanılır.
وجه 71 ayet
Yüz, bir şeyin en önemli veya en asil kısmını ifade eder. Aynı zamanda bir yönü, amacı, gidişatı veya bir şeyin doğru yolunu belirtir.
وحي 70 ayet
Vahy, gizli ve hızlı bir şekilde bir mesaj iletmek, işaret etmek veya ilham vermek demektir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği ilahi mesajlar için kullanılır.
وحد 67 ayet
وَاحِدٌ (vahid), 'bir' veya 'tek' demektir. Sayıların ilki olup, bölünemez bir varlığı ifade eder. Allah için kullanıldığında, eşi ve benzeri olmayan, biricik anlamındadır.
وفي 64 ayet
Bu kök, bir şeyi tamamlama, yerine getirme ve sözünde durma anlamlarını taşır. Bir borcu ödemek, bir vaadi yerine getirmek veya bir şeyi eksiksiz yapmak gibi durumları ifade eder.
وكل 61 ayet
Birine güvenmek, ona dayanmak ve işlerini ona havale etmek demektir. Bir işin sorumluluğunu üstlenmek veya birinin malını yönetmek anlamlarına da gelir.
وذر 43 ayet
وذر (wdhr) kökü, "bırakmak, terk etmek, vazgeçmek" anlamlarına gelir. Genellikle geçmiş zaman (mazi) ve mastar halleri kullanılmaz, yerine "tereke" kökünden türeyen kelimeler tercih edilir.
ورث 34 ayet
ورث (veraset) birinden miras almak, bir şeyi devralmak demektir. Hem maddi mallar hem de şeref, şan gibi manevi değerler için kullanılır. Mirasçı olmak veya bir şeyin varisi olmak anlamlarına gelir.
وري 31 ayet
Bu kök, bir şeyi örtmek, gizlemek veya saklamak anlamlarını taşır. Aynı zamanda bir şeyin arkasına geçmek veya görünmez olmak manasına da gelir.
وثق 29 ayet
وثق kökü, birine güvenmek, bir şeyi sağlamlaştırmak veya bir anlaşmayı güvence altına almak anlamlarına gelir.
وسع 29 ayet
Tevessü', kişinin geçimini genişletmesi, bolluk içinde yaşaması anlamına gelir. Bir işte geniş bir alana yayılmak veya cömertlikte aşırıya kaçmak da bu kökten türemiştir.
ودد 28 ayet
Sevmek, istemek, arzu etmek anlamlarına gelir. Bir şeyi gönülden dilemek, ona meyletmek ve dostluk beslemek demektir. Karşılıklı sevgi ve dostluk ifade eder.
وضع 24 ayet
Bu kök, bir şeyi bir yere koymak, indirmek veya bırakmak anlamlarına gelir.
وعظ 24 ayet
Birine öğüt vermek, nasihat etmek veya uyarmak demektir. Kalbi yumuşatacak, itaat etmeye teşvik edecek ve işlerin sonuçlarını hatırlatacak şekilde iyi tavsiyelerde bulunmaktır.
وهب 22 ayet
وهب (whb) kökü, karşılıksız ve gönüllü olarak bir şey vermek anlamına gelir. Genellikle Allah'ın lütfunu ve bağışını ifade eder. "Farz et ki" anlamında da kullanılır.
وقع 22 ayet
Bu kök, bir olayın meydana gelmesi, gerçekleşmesi veya bir şeyin bir yere düşmesi anlamlarını taşır.
وصي 21 ayet
Birine bir şeyi yapmasını emretmek, tavsiye etmek veya vasiyet etmek anlamlarına gelir. Genellikle bir işin sorumluluğunu devretme veya birine öğüt verme durumlarında kullanılır.
وزن 21 ayet
Bu kök, bir şeyin ağırlığını veya tam ölçüsünü ifade eder. Özellikle "dirhem" gibi para birimleri için kullanıldığında, tam ağırlıkta veya eksiksiz anlamına gelir.
وزر 14 ayet
Bu kök, ağır bir yük veya sorumluluk taşımayı ifade eder. Genellikle günah yükünü veya bir başkasının günahını üstlenmeyi anlatır. Ayrıca, bir yöneticiye vezir olmayı da kapsar.
وصف 14 ayet
Vasıf, bir şeyin niteliği, özelliği veya durumunu ifade eder. Aynı zamanda bir şeyin tüm niteliklerinin toplamı olan bir tanım anlamına gelir.
وقت 13 ayet
Bu kök, bir şeyin zamanını belirlemek, sınırlamak veya tayin etmek anlamlarına gelir. Allah'ın namaz için vakit belirlemesi veya bir iş için belirli bir zaman tayin edilmesi gibi kullanımları vardır.
ودي 11 ayet
Bu kök, bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak, götürmek veya iletmek anlamını taşır. Aynı zamanda bir şeyi bırakmak, terk etmek veya birine emanet etmek manalarına da gelir.
وقد 11 ayet
Vakad kökü, ateşin yanması, alevlenmesi veya parlaması anlamına gelir. Mecazi olarak, bir kalbin coşkuyla dolması veya bir şeyin parlaması, ışıldaması için de kullanılır.
وكأ 11 ayet
Bu kök için doğrudan bir anlam verilmemiş, 8. forma bakılması istenmiştir. Bu durum, kökün anlamının genellikle türetilmiş formlarda daha belirgin olduğunu gösterir.
وصل 10 ayet
Bu kök, akrabalık bağlarını iyilik, şefkat ve anlayışla sürdürmeyi ifade eder.
ولج 9 ayet
وَلَجَ (velece) fiili, bir yere veya bir şeyin içine girmek anlamına gelir. Genellikle bir eve veya başka bir şeye giriş için kullanılır.
ورد 9 ayet
Bu kök, suya veya bir yere ulaşmak, varmak anlamındadır. Bir şeye gelmek, hazır bulunmak veya bir mektubun ulaşması gibi durumları ifade eder.
وقر 9 ayet
Bu kök, kulağın ağırlaşması veya işitme duyusunun azalması anlamlarına gelir.
وهن 8 ayet
Bu kök, bir şeyi zayıflatmak, güçsüzleştirmek veya gevşetmek anlamlarına gelir. Birini yorgun, bitkin veya cesaretsiz kılmak için kullanılır.
وبل 7 ayet
Vâbile, kürek kemiğinin eklem yeri olan ucunu veya kürek kemiğindeki etli kısmı ifade eder. Bu terim, kemik ve kas yapısıyla ilgili bir anatomik detayı belirtir.
وطأ 5 ayet
Bu kök, bir şeye ayakla basmak, çiğnemek veya üzerine çıkmak anlamlarına gelir. Aynı zamanda bir yeri düzlemek, yumuşatmak veya kolay hale getirmek için de kullanılır.
وجل 5 ayet
Korkmak, ürkmek, endişelenmek anlamlarına gelir. Kalbin şiddetli çarpmasıyla hissedilen bir korkuyu ifade eder. Allah'tan duyulan saygılı korku ve titremeyi de kapsar.
وزع 5 ayet
وَزَعَةُ, bir adamın yardımcıları veya destekçileri anlamına gelir. Vazı' ise Fari' ile aynı anlamdadır.
وسط 5 ayet
وَسَطٌ (vasat) bir şeyin ortası, merkezi veya iki ucu arasındaki kısmı ifade eder. Genellikle eşit uzaklıkta olan orta noktayı belirtir.
وسوس 5 ayet
Vesvese, fısıltı veya gizli sesle konuşmak, kötü düşünce veya şüphe uyandırmaktır. Şeytanın insanı aldatmak için içe attığı kötü telkinleri ifade eder.
وعي 4 ayet
Bu kök, bir şeyi idrak etme, anlama ve kavramayı ifade eder. Bilinçli bir şekilde farkına varmak, zihinde tutmak ve korumak anlamlarına gelir.
ودع 4 ayet
Bu kök, bir şeyin sakinleşmesi, durulması veya rahatlaması anlamlarına gelir. Aynı zamanda, kişinin rahat ve geniş bir yaşam sürmesi durumunu da ifade eder.
ورق 4 ayet
ورق (wrq) kökü, ağaçların yapraklı olmasını ifade eder. Özellikle çok yapraklı, gölgelik sağlayan ağaçlar için kullanılır. Bir ağacın gür ve yeşil yapraklara sahip olduğunu belirtir.
وفق 4 ayet
Bu kök, bir şeyin başka bir şeye uygun, denk veya uyumlu olmasını ifade eder. Bir konuda anlaşmak, aynı fikirde olmak veya bir şeye uymak anlamlarına gelir.
وقف 4 ayet
وقف (vakf) durmak, durdurmak, sabit kalmak anlamlarına gelir. Bir şeyi durdurmak, bekletmek veya bir şeye vakıf olmak, onu anlamak demektir.
وتد 3 ayet
Bu kök, yere veya duvara çakılan tahta bir kazık, mandal veya direk anlamına gelir. Dağlar için de kullanılır, çünkü yeryüzünü sağlamlaştırırlar.
وتر 3 ayet
Bir şeyi tek yapmak, tekil hale getirmek veya tekli kılmaktır. Ayrıca, birinin ailesini veya malını elinden almak, ona zarar vermek veya hakkından mahrum bırakmak anlamlarına da gelir.
وثن 3 ayet
وثن (wathn), put demir, taş veya ahşaptan yapılmış, tapınılan bir put veya heykeldir. Genellikle cansız varlıkları temsil eder ve ilahlaştırılır.
وجس 3 ayet
وصد 3 ayet
وَصِيدٌ, evin önündeki açık veya geniş alanı, eşiği veya kapıyı ifade eder. Ayrıca, dağlarda hayvanlar için taştan yapılmış ağıl veya otların köklerinin birbirine yakın olmasını da tanımlar.
ي 9 kök
يوم 437 ayet
Yevm (يوم), genel olarak zamanı ifade eder. Güneşin doğuşundan batışına kadar olan gündüz süresini veya şafaktan gün batımına kadar olan yasal günü de kapsar.
يدي 110 ayet
Yedi (يدي) kökü, bir şeyi elle tutmak, sahip olmak veya kontrol etmek anlamlarını taşır. Aynı zamanda bir şeye güç yetirmek, kudretli olmak ve yardım etmek manalarına da gelir.
يمن 63 ayet
Yemîn, sağ tarafı, güneyi ve yeminle pekiştirilmiş ahdi ifade eder. Allah adına edilen yeminler de bu kökten gelir. Bir şeye yemin etmek veya yeminle söz vermek anlamında kullanılır.
يسر 40 ayet
Yüsr (يسر), kolaylık ve rahatlık anlamına gelir. Zorluğun (usr) zıddıdır. Hem bir durumun kolaylığını hem de maddi refahı ifade eder. Kur'an'da sıkça geçer.
يقن 28 ayet
Bu kök, bir şeyi kesin olarak bilmek, ondan emin olmak veya bir şeye dair tam bir bilgiye sahip olmak anlamlarına gelir. Sezgisel veya çıkarımsal yollarla elde edilen kesin bilgiyi ifade eder.
يتم 22 ayet
Bu fiil, birini babasız bırakmak anlamına gelir. Özellikle bir çocuğun babasını kaybetmesi durumunu ifade eder.
يأس 11 ayet
يأس (yAs) kökü, umutsuzluğa düşmek, ümidini kesmek ve bir şeyden vazgeçmek anlamlarına gelir. Bir durumun veya kişinin çaresizliğini ifade eder.
يمم 10 ayet
YMM kökü, bir şeye yönelmek, kasıtlı olarak bir yere gitmek veya bir şeyi hedeflemek anlamını taşır. Özellikle bir yöne doğru hareket etmeyi veya bir amaca yönelmeyi ifade eder.
يبس 4 ayet
يبس (ybs) kökü, nemli iken kurumuş veya doğal olarak kuru olan şeyleri ifade eder. Ayrıca katı, sert veya bükülmez anlamlarına da gelir.
2 ve daha az ayette geçen 626 kök bu dizine alınmadı; sayfaları duruyor ve ayet sayfalarındaki kelime çiplerinden erişilebilir.