Kök Analizi
غيظ

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

11 geçiş10 ayet3 Mekki · 7 Medeni4 anlam · 4 türevgyzh
KÖK ANLAMI · öfke, gazap
  1. öfke, gazaphakiki
    Öfke ve gazap anlamına gelen isim; gadab ile yakın anlamlıdır.
    Lane's Lexicon: “غَيْظٌ (gayz) kelimesi, öfke ve gazap anlamına gelir.”
  2. öfkelendirmek, kızdırmakhakiki
    Birini şiddetle kızdırmak, öfkelendirmek; Kur'an'da kâfirleri öfkelendirme bağlamında geçer.
    Kur'an'daki kullanım: “öfkelendirecek”
  3. hiddet, öfkeye kapılmahakiki
    Şiddetli öfke ve hiddet hâli; cehennemin kâfirlere karşı öfkeyle kaynamasını ifade eder.
    Kur'an'daki kullanım: “öfkesini”
  4. öfkeden çatlayacak hâle gelmemecazi
    Mecazi kullanım: 67:8'de cehennemin şiddetli sıcaktan ötürü neredeyse parçalanması.
    Lane's Lexicon: “mecazi olarak, cehennemin şiddetli sıcağından dolayı neredeyse parçalanacak anlamına gelir”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (2) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. gizli, dışa vurulmamış öfkehakiki
    Kişinin dışa vurma gücü olmadığında içinde gizlediği öfkedir; açık öfkeden (gadab) ayrılır.
    Lane's Lexicon: “Es-Sıhâh sözlüğüne göre ise غَيْظٌ, onu dışa vurma gücü olmayan bir kişiyi etkileyen gizli öfkedir.”
  2. gadabdan daha şiddetli öfkehakiki
    Ğadabdan daha yoğun bir anlam taşır; şiddetli öfke veya hiddet demektir.
    Lane's Lexicon: “İbn Duraid'e göre ise غَضَبٌ kelimesinden daha yoğun bir anlam taşır; yani şiddetli öfke veya hiddet demektir.”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
غَيْظٌ (gayz) kelimesi, öfke ve gazap anlamına gelir. Kâmûs sözlüğüne göre غَضَبٌ (gadab) kelimesinin eş anlamlısıdır. İbn Duraid'e göre ise غَضَبٌ kelimesinden daha yoğun bir anlam taşır; yani şiddetli öfke veya hiddet demektir. Bazı dilbilimcilere göre غَيْظٌ, gizli öfkeyi ifade ederken, غَضَبٌ açıkça belli olan öfkedir. Veya غَيْظٌ, onu dışa vurma gücü olmayan bir kişiyi etkileyen öfke iken, غَضَبٌ onu dışa vurma gücü olan bir kişiyi etkileyen öfkedir. Tâcu'l-Arûs'a göre bu böyledir. Es-Sıhâh sözlüğüne göre ise غَيْظٌ, onu dışa vurma gücü olmayan bir kişiyi etkileyen gizli öfkedir. Misbâh ve Kâmûs sözlüklerine göre غَيْظٌ, hoşa gitmeyen veya nefret edilen bir olay yüzünden, bazen de sebepsiz yere karaciğeri saran en şiddetli öfkedir. İbn Duraid ve Kâmûs'a göre öfkenin patlaması ve başlangıcıdır. Kur'an-ı Kerim'deki [Mülk Suresi, 67:8] "تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ" (neredeyse öfkeden çatlayacak) ifadesi, mecazi olarak, cehennemin şiddetli sıcağından dolayı neredeyse parçalanacak anlamına gelir. Tâcu'l-Arûs'a göre bu, varsayılan mecazi bir kullanımdır.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
10 / 10 ayet
3:119
هَـٰٓأَنتُمۡ أُوْلَآءِ تُحِبُّونَهُمۡ وَلَا يُحِبُّونَكُمۡ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱلۡكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوۡاْ عَضُّواْ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَنَامِلَ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۚ قُلۡ مُوتُواْ بِغَيۡظِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
ٱلْغَيْظِ — öfkeبِغَيْظِكُمْ — öfkenizden
İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların bütününe inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: "İnandık" derler, yalnız kaldıklarında da, size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden çatlayın". Allah kalblerde olanı bilir
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:134
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلۡكَٰظِمِينَ ٱلۡغَيۡظَ وَٱلۡعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْغَيْظَ — öfke(lerin)i
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
9:15
وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
غَيْظَ — öfkesini
Yüreklerinin öfkesini gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tevbe Suresi · Medeni
9:120
مَا كَانَ لِأَهۡلِ ٱلۡمَدِينَةِ وَمَنۡ حَوۡلَهُم مِّنَ ٱلۡأَعۡرَابِ أَن يَتَخَلَّفُواْ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرۡغَبُواْ بِأَنفُسِهِمۡ عَن نَّفۡسِهِۦۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ لَا يُصِيبُهُمۡ ظَمَأٞ وَلَا نَصَبٞ وَلَا مَخۡمَصَةٞ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوۡطِئٗا يَغِيظُ ٱلۡكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنۡ عَدُوّٖ نَّيۡلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٞ صَٰلِحٌۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
يَغِيظُ — öfkelendirecek
Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez
Tevbe Suresi · Medeni
22:15
مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ
يَغِيظُ — öfkelendiği
Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi
Hac Suresi · Medeni
25:12
إِذَا رَأَتۡهُم مِّن مَّكَانِۭ بَعِيدٖ سَمِعُواْ لَهَا تَغَيُّظٗا وَزَفِيرٗا
تَغَيُّظًا — öfkesini
Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler
Furkân Suresi · Mekki
26:55
وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ
لَغَآئِظُونَ — kızdırmaktadırlar
Bizi kızdırmaktadırlar.
Şuarâ Suresi · Mekki
33:25
وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِغَيۡظِهِمۡ لَمۡ يَنَالُواْ خَيۡرٗاۚ وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلۡقِتَالَۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزٗا
بِغَيْظِهِمْ — öfkeleriyle
Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır
Ahzâb Suresi · Medeni
48:29
مُّحَمَّدٞ رَّسُولُ ٱللَّهِۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَهُمۡۖ تَرَىٰهُمۡ رُكَّعٗا سُجَّدٗا يَبۡتَغُونَ فَضۡلٗا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٗاۖ سِيمَاهُمۡ فِي وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِۚ ذَٰلِكَ مَثَلُهُمۡ فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِۚ وَمَثَلُهُمۡ فِي ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُۥ فَـَٔازَرَهُۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ ٱلۡكُفَّارَۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ مِنۡهُم مَّغۡفِرَةٗ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا
لِيَغِيظَ — öfkelendirsin diye
Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir
Fetih Suresi · Medeni
67:8
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۖ كُلَّمَآ أُلۡقِيَ فِيهَا فَوۡجٞ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٞ
ٱلْغَيْظِ — öfke
Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar
Mülk Suresi · Mekki