Kök Analizi
حسن

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

194 geçiş177 ayet115 Mekki · 62 Medeni6 anlam · 11 türevHsn
KÖK ANLAMI · güzellik, iyilik
  1. güzel, iyi (sıfat)hakiki
    İyi veya güzel olan; fiziksel güzellikle ahlaki iyiliği kapsayan temel sıfat.
    Kur'an'daki kullanım: “güzel”
  2. muhsin: iyilik edenhakiki
    Güzel davranan, iyilik eden kimse; Kur'an'da Allah'ın sevdiği ve ödüllendirdiği kişiler için kullanılır.
    Kur'an'daki kullanım: “güzel davrananları”
  3. hasene: iyi işhakiki
    İyi amel, iyilik; kişinin yaptığı ve karşılığını göreceği iyi iş, seyyienin (kötülüğün) karşıtı.
    Kur'an'daki kullanım: “bir iyilik”
  4. ahsen: en güzel, daha güzelhakiki
    Güzelin üstünlük derecesi: en güzel, daha güzel; kıyas ve seçim ifade eden kullanım.
    Kur'an'daki kullanım: “daha güzel”
  5. ihsan: iyilik etmehakiki
    İyilik etmek, güzel davranmak; Allah'a ve insanlara karşı ihsanda bulunmak.
    Kur'an'daki kullanım: “güzelce”
  6. hüsnâ: en güzelhakiki
    En güzel şey, güzel karşılık veya akıbet; Allah'ın güzel isimleri ve iyilik edenlere vaat ettiği en güzel mükâfat.
    Kur'an'daki kullanım: “en güzel”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (1) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. iyi isnadlı hadisdeyim
    Hadis ilminde kabul edilebilir, iyi isnadlı hadis için kullanılan terim.
    Lane's Lexicon: “İyi isnadlı bir hadis; genellikle birden fazla râvi tarafından ilk elden rivayet edilen hadisler için kullanılır.”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
حَسَنٌ (hasen): حُسْنٌ (hüsn) niteliğine sahip olan (yukarıya bakınız; iyi veya güzel, genellikle ikincisi, hoş, çekici, memnun edici veya keyifli vb.); (Mısbâh, Kâmoos, Tâcu'l-Arûs'a göre) ya özünde, Allah'a ve sıfatlarına imanda olduğu gibi; ya da dışsal olarak, kâfirlere karşı savaşta olduğu gibi, zira bu kendi başına iyi değildir: Kâmoos'a göre, bu ölçüdeki tek sıfatın بَطَلٌ (batal) dışında bu olduğu söylenir. (Tâcu'l-Arûs'a göre) Ve حَسِينٌ (hasîn) de aynı anlama gelir, (İbn Berri, Kâmoos'a göre) çünkü حَسُنَ (hasune) fiilinden türemiştir, tıpkı عَظِيمٌ (azîm) ve كَرِيمٌ (kerîm) kelimelerinin عَظُمَ (azume) ve كَرُمَ (kerume) fiillerinden türemesi gibi, (İbn Berri, Tâcu'l-Arûs'a göre) ve حَسْنَاءُ (hasnâ), (Kâmoos'a göre) ancak bu pekiştirilmiş bir sıfattır, [çok iyi veya çok güzel vb. anlamına gelir,] (İbn Berri, Tâcu'l-Arûs'a göre) ve أَحْسَنُ (ahsen), (Kâmoos'a göre) bu da pekiştirilmiş bir sıfattır, (Sihâh'a göre, İbn Berri) ve حَاسِنٌ (hâsin), (Kâmoos'a göre) [doğru anlamı iyi veya güzel olmak veya hale gelmek vb. olan,] Lihyânî tarafından gelecek zaman anlamında kullanıldığı aktarılmıştır, (Tâcu'l-Arûs'a göre) ve bir yüze uygulandığında: (Kâmoos'a göre) Dişili حَسَنَةٌ (hasene)'dir, ve حَسْنَاءُ (hasnâ), bir kadına uygulandığında, (Sihâh'a göre, Mısbâh, Kâmoos'a göre) her ne kadar bunun karşılığı olan erili, yani أَحْسَنُ (ahsen), bir erkeğe uygulandığında kullanılmasa da (Sihâh'a göre, Kâmoos'a göre) [ancak هُوَ أَحْسَنُهُمْ وَجْهًا (huve ahsenühüm vechen) ifadesi, حَسَنُهُمْ وَجْهًا (hasenühüm vechen) anlamında Sihâh'ta بيض (beyd) maddesinde geçmektedir, (بَيَاضٌ (beyâd) maddesine ve aşağıdaki أَحَاسِنُ (ahâsin) çoğuluna da bakınız,)] ve حَسِينٌ (hasîn): (Sihâh'a göre, Kâmoos'a göre) Eril çoğulu حِسَانٌ (hisân)'dır, (Mısbâh, Kâmoos'a göre) حَسَنٌ (hasen) sıfat olarak kullanıldığında; ancak حَسَنٌ (hasen) özel isim olarak kullanıldığında çoğulu حَسَنُونَ (hasenûn)'dur; (Mısbâh'a göre) ve حِسَانٌ (hisân) aynı zamanda حَسِينٌ (hasîn)'in çoğulu da olabilir; (Tâcu'l-Arûs'a göre) ve حُسَّانُونَ (hussânûn), (Sîbeveyh, Kâmoos'a göre) حَسَّانٌ (hassân)'ın çoğuludur, ki bunun kırık çoğulu yoktur: (Sîbeveyh'e göre) ve أَحَاسِنُ القَوْمِ (ahâsinu'l-kavm) حِسَانُهُمْ (hisânühüm) anlamına gelir [topluluğun, veya erkekler grubunun iyileri, güzelleri vb.]: (Kâmoos'a göre) Dişil çoğulu حِسَانٌ (hisân)'dır, (Kâmoos'a göre) eril gibi, حَسْنَاءُ (hasnâ)'nın çoğuludur, ve عِجَافٌ (icâf), عَجْفَاءُ (acfâ)'nın çoğulu dışında kendi türünde tek örnektir. (Tâcu'l-Arûs'a göre) رَجُلٌ حَسَنٌ بَسَنٌ (racülün hasenün besenün) dersiniz [Çok iyi veya çok güzel vb. bir adam], pekiştirme amacıyla taklitçi bir takipçi olarak بسن (besen) kelimesini kullanarak. (Sihâh'a göre) -b2- [ حَدِيثٌ حَسَنٌ (hadîsün hasenün) İyi isnadlı bir hadis; genellikle birden fazla râvi tarafından ilk elden rivayet edilen hadisler için kullanılır. -b3- Ayrıca iyi, hoş, neşeli, memnun edici veya keyifli söylem veya konuşma anlamına da gelir.] -b4- الحَسَنُ (el-hasen) Dirseğe yakın olan kemik; aynı zamanda الحَسَنَةُ (el-hasene) de denir: (Kâmoos'a göre) veya kolun üst yarısının omuz eklemine yakın olan kemiğinin ucu, üzerindeki et bolluğu nedeniyle; o kemiğin dirseğe yakın olan ucuna القَبِيحُ (el-kabîh) denir: (قبح (kabh) maddesinde Tâcu'l-Arûs'a göre) veya o kemiğin üst kısmı; alt kısmına القَبِيحُ (el-kabîh) denir. (Ferrâ, o maddede Tâcu'l-Arûs'a göre) -b5- Güzel görünümlü bir ağaç türü, (Kâmoos'a göre, Tâcu'l-Arûs'a göre) aynı zamanda أَلآء (el-elâ) olarak da adlandırılır, bir kum tepesi (كَثِيب (kesîb)) üzerinde sıralar halinde büyür; güzelliği nedeniyle böyle adlandırılır; bu yüzden كثيب (kesîb)'e نَقَا الحَسَنِ (nakâ'l-hasen) denir: Bu, Azharî tarafından Ali İbn Hamza'dan naklen böyle tarif edilmiştir. (Tâcu'l-Arûs'a göre) -b6- [Ve belki de buradan,] حَسَنٌ (hasen) aynı zamanda yüksek bir كَثِيب (kesîb) [veya kum tepesi] anlamına da gelir: (İbnü'l-A'râbî, Kâmoos'a göre) Bu yüzden bir erkek çocuğuna özel isim olarak kullanılır. (İbnü'l-A'râbî, Tâcu'l-Arûs'a göre) -A2- Ayrıca حُسْنٌ (hüsn) maddesinin ilk cümlesine bakınız.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
20 / 177 ayet
2:58
وَإِذۡ قُلۡنَا ٱدۡخُلُواْ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةَ فَكُلُواْ مِنۡهَا حَيۡثُ شِئۡتُمۡ رَغَدٗا وَٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدٗا وَقُولُواْ حِطَّةٞ نَّغۡفِرۡ لَكُمۡ خَطَٰيَٰكُمۡۚ وَسَنَزِيدُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ — güzel davrananlara
Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bağışla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız" demiştik
Bakara Suresi · Medeni
2:83
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ لَا تَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَانٗا وَذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنكُمۡ وَأَنتُم مُّعۡرِضُونَ
إِحْسَانًا — iyilik edeceksinizحُسْنًا — güzel söz
İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz
Bakara Suresi · Medeni
2:112
بَلَىٰۚ مَنۡ أَسۡلَمَ وَجۡهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَلَهُۥٓ أَجۡرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
مُحْسِنٌ — işini güzel yaparak
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir
Bakara Suresi · Medeni
2:138
صِبۡغَةَ ٱللَّهِ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبۡغَةٗۖ وَنَحۡنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ
أَحْسَنُ — daha güzeli
Allah'ın verdiği renge uyun; rengi Allah'ınkinden daha güzel olan kim vardır? "Biz O'na kulluk edenleriz" deyin
Bakara Suresi · Medeni
2:178
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِصَاصُ فِي ٱلۡقَتۡلَىۖ ٱلۡحُرُّ بِٱلۡحُرِّ وَٱلۡعَبۡدُ بِٱلۡعَبۡدِ وَٱلۡأُنثَىٰ بِٱلۡأُنثَىٰۚ فَمَنۡ عُفِيَ لَهُۥ مِنۡ أَخِيهِ شَيۡءٞ فَٱتِّبَاعُۢ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيۡهِ بِإِحۡسَٰنٖۗ ذَٰلِكَ تَخۡفِيفٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَرَحۡمَةٞۗ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٞ
بِإِحْسَٰنٍ — güzelce
Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır
Bakara Suresi · Medeni
2:195
وَأَنفِقُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلۡقُواْ بِأَيۡدِيكُمۡ إِلَى ٱلتَّهۡلُكَةِ وَأَحۡسِنُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَأَحْسِنُوٓا۟ — ve iyilik edinٱلْمُحْسِنِينَ — iyilik edenleri
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever
Bakara Suresi · Medeni
2:201
وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةٗ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
حَسَنَةً — güzellikحَسَنَةً — güzellik
Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru" diyenler vardır
Bakara Suresi · Medeni
2:229
ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِۖ فَإِمۡسَاكُۢ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ تَسۡرِيحُۢ بِإِحۡسَٰنٖۗ وَلَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَأۡخُذُواْ مِمَّآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ شَيۡـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِۖ فَإِنۡ خِفۡتُمۡ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَا فِيمَا ٱفۡتَدَتۡ بِهِۦۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعۡتَدُوهَاۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
بِإِحْسَٰنٍ — güzelce
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir
Bakara Suresi · Medeni
2:236
لَّا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ إِن طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمۡ تَمَسُّوهُنَّ أَوۡ تَفۡرِضُواْ لَهُنَّ فَرِيضَةٗۚ وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلۡمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلۡمُقۡتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعَۢا بِٱلۡمَعۡرُوفِۖ حَقًّا عَلَى ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ — iyilik edenlerin
Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur
Bakara Suresi · Medeni
2:245
مَّن ذَا ٱلَّذِي يُقۡرِضُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضۡعَافٗا كَثِيرَةٗۚ وَٱللَّهُ يَقۡبِضُ وَيَبۡصُۜطُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
حَسَنًا — güzel
Allah'a, kat kat karşılığını arttıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O'na döneceksiniz
Bakara Suresi · Medeni
3:14
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلۡبَنِينَ وَٱلۡقَنَٰطِيرِ ٱلۡمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلۡفِضَّةِ وَٱلۡخَيۡلِ ٱلۡمُسَوَّمَةِ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ وَٱلۡحَرۡثِۗ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلۡمَـَٔابِ
حُسْنُ — güzel
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:37
فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٖ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنٗا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيۡهَا زَكَرِيَّا ٱلۡمِحۡرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزۡقٗاۖ قَالَ يَٰمَرۡيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَاۖ قَالَتۡ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ
حَسَنٍ — güzel birحَسَنًا — güzel
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya'nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" demiş, o da: Bu, Allah'ın katındandır" cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:120
إِن تَمۡسَسۡكُمۡ حَسَنَةٞ تَسُؤۡهُمۡ وَإِن تُصِبۡكُمۡ سَيِّئَةٞ يَفۡرَحُواْ بِهَاۖ وَإِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ لَا يَضُرُّكُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـًٔاۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيطٞ
حَسَنَةٌ — bir iyilik
Size bir iyilik gelse, onların fenasına gider; başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Allah işlediklerinin hepsini ilmiyle kuşatmıştır
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:134
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلۡكَٰظِمِينَ ٱلۡغَيۡظَ وَٱلۡعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
ٱلْمُحْسِنِينَ — güzel davrananları
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:148
فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنۡيَا وَحُسۡنَ ثَوَابِ ٱلۡأٓخِرَةِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
وَحُسْنَ — ve en güzeliniٱلْمُحْسِنِينَ — güzel davrananları
Bu yüzden Allah onlara dünya nimetini de ahiret nimetini de fazlasiyle verdi. Allah işlerini iyi yapanları sever
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:172
ٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلۡقَرۡحُۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ مِنۡهُمۡ وَٱتَّقَوۡاْ أَجۡرٌ عَظِيمٌ
أَحْسَنُوا۟ — güzel davrananlar
Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:195
فَٱسۡتَجَابَ لَهُمۡ رَبُّهُمۡ أَنِّي لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٖ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰۖ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٖۖ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِمۡ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَٰتَلُواْ وَقُتِلُواْ لَأُكَفِّرَنَّ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّهُمۡ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ ثَوَابٗا مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلثَّوَابِ
حُسْنُ — en güzeli
Rableri dualarını kabul etti: "Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
4:36
۞وَٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡـٔٗاۖ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنٗا وَبِذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱلۡجَارِ ذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡجَارِ ٱلۡجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلۡجَنۢبِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخۡتَالٗا فَخُورًا
إِحْسَٰنًا — iyilik edin
Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez
Nisâ Suresi · Medeni
4:40
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا
حَسَنَةً — (zerre miktarı) bir iyilik
Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir
Nisâ Suresi · Medeni
4:59
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَأُوْلِي ٱلۡأَمۡرِ مِنكُمۡۖ فَإِن تَنَٰزَعۡتُمۡ فِي شَيۡءٖ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمۡ تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۚ ذَٰلِكَ خَيۡرٞ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِيلًا
وَأَحْسَنُ — ve daha güzeldir
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir
Nisâ Suresi · Medeni