Kök Analizi
سدد

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

6 geçiş5 ayet3 Mekki · 2 Medeni2 anlam · 2 türevsdd
KÖK ANLAMI · engel, set; doğruluk
  1. Sed, set ve engelhakiki
    Bir yol veya boşluğu kapatmak için yapılan engel, set, sed; tıkamak, kapatmak, engellemek.
    Kur'an'daki kullanım: “bir sed”
  2. Doğru, isabetli sözhakiki
    Doğru, isabetli ve sağlam söz söylemek; doğru ve isabetli olmak, doğruyu bulmak.
    Kur'an'daki kullanım: “doğru”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (2) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. Doğru yola yönelmemecazi
    Doğru yolu bulmak, isabetli davranmak ve hakka yönelmek; doğruya ve hakka yöneliş.
    Lane's Lexicon: “doğru yolu bulmak, isabetli davranmak, hakka yönelmek”
  2. Düzeltme ve sağlamlaştırmahakiki
    Bir şeyi düzeltmek, doğrultmak ve sağlamlaştırmak; eksikliği giderip güçlendirmek.
    Lane's Lexicon: “düzeltmek, sağlamlaştırmak”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
سدد (s-d-d) kökü, Kur'an'da 6 kez geçmektedir. Temel anlamı 'doğru ve isabetli olmak, hedefe ulaşmak, düzeltmek, sağlamlaştırmak'tır. Özellikle 'doğru yolu bulmak, isabetli davranmak, hakka yönelmek' gibi manalarda kullanılır. Örneğin, 'doğru söz söylemek' veya 'doğru iş yapmak' bağlamlarında geçer.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
5 / 5 ayet
4:9
وَلۡيَخۡشَ ٱلَّذِينَ لَوۡ تَرَكُواْ مِنۡ خَلۡفِهِمۡ ذُرِّيَّةٗ ضِعَٰفًا خَافُواْ عَلَيۡهِمۡ فَلۡيَتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلۡيَقُولُواْ قَوۡلٗا سَدِيدًا
سَدِيدًا — doğru
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler
Nisâ Suresi · Medeni
18:93
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيۡنَ ٱلسَّدَّيۡنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوۡمٗا لَّا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ قَوۡلٗا
ٱلسَّدَّيْنِ — iki sed
Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı
Kehf Suresi · Mekki
18:94
قَالُواْ يَٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِنَّ يَأۡجُوجَ وَمَأۡجُوجَ مُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَهَلۡ نَجۡعَلُ لَكَ خَرۡجًا عَلَىٰٓ أَن تَجۡعَلَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَهُمۡ سَدّٗا
سَدًّا — bir sed
Dediler ki: Zülkarneyn! Doğrusu Yecüc ve Mecüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi
Kehf Suresi · Mekki
33:70
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوۡلٗا سَدِيدٗا
سَدِيدًا — doğru
Ey inananlar, Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.
Ahzâb Suresi · Medeni
36:9
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ سَدّٗا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدّٗا فَأَغۡشَيۡنَٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ
سَدًّا — bir sedسَدًّا — bir sed
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler
Yâsîn Suresi · Mekki