Kök Analizi
حوت

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

5 geçiş5 ayet5 Mekki · 0 Medeni1 türev/anlamHwt
KÖK ANLAMI
Birini bir şeyden vazgeçirmeye çalışmak, kandırmak veya ikna etmeye uğraşmak anlamına gelir. Balığın suda yaptığı gibi, hile ile birini çevirmeye çalışmak da bu kökten türemiştir.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
3. حاوتهُ حاوته حاوتة (Mecazi anlamda): Onu bir şeyden, örneğin ailesinden veya malından döndürmeye veya döndürmesi için ayartmaya çalıştı, çabaladı. Bu, es-Sıhâh, el-Lisan ve Esâsu'l-Belâga sözlüklerine göre رَاوَغَهُ (onu kandırdı, atlattı) kelimesinin eş anlamlısıdır. el-Kâmûs sözlüğünde رَاغَمَهُ olarak geçse de, Tâcu'l-Arûs'a göre doğru açıklama birincisidir. (Mecazi anlamda): Onu aldatmaya çalıştı, çabaladı. Esâsu'l-Belâga'ya göre şöyle denir: ظَلَّ يُحَاوِتُنِى بِخُدَعَةٍ (Mecazi anlamda): Bütün gün beni hile ile döndürmeye veya ayartmaya çalıştı, tıpkı balığın (حُوت) suda yaptığı gibi. (Varsayılan mecaz): Onunla mücadele etti veya onu püskürtmek için çekişti. (el-Kâmûs sözlüğüne göre). (Varsayılan mecaz): Ona danıştı veya onunla istişare etti. (el-Kâmûs sözlüğüne göre). (Varsayılan mecaz): Bir satış durumunda danışarak veya vaatlerde bulunarak onunla konuştu. (el-Kâmûs sözlüğüne göre).
Türev ve anlam dağılımı
Aynı kökün farklı kalıpları farklı anlamlar taşır — bir türeve tıkla, liste yalnız o kullanıma filtrelensin.
Geçtiği ayetler
5 / 5 ayet
7:163
وَسۡـَٔلۡهُمۡ عَنِ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَتۡ حَاضِرَةَ ٱلۡبَحۡرِ إِذۡ يَعۡدُونَ فِي ٱلسَّبۡتِ إِذۡ تَأۡتِيهِمۡ حِيتَانُهُمۡ يَوۡمَ سَبۡتِهِمۡ شُرَّعٗا وَيَوۡمَ لَا يَسۡبِتُونَ لَا تَأۡتِيهِمۡۚ كَذَٰلِكَ نَبۡلُوهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
حِيتَانُهُمْ — balıkları
Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk
A'raf Suresi · Mekki
18:61
فَلَمَّا بَلَغَا مَجۡمَعَ بَيۡنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِي ٱلۡبَحۡرِ سَرَبٗا
حُوتَهُمَا — balıklarını
İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı
Kahf Suresi · Mekki
18:63
قَالَ أَرَءَيۡتَ إِذۡ أَوَيۡنَآ إِلَى ٱلصَّخۡرَةِ فَإِنِّي نَسِيتُ ٱلۡحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيۡطَٰنُ أَنۡ أَذۡكُرَهُۥۚ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِي ٱلۡبَحۡرِ عَجَبٗا
ٱلْحُوتَ — balığı
O da: "Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş" dedi
Kahf Suresi · Mekki
37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٞ
ٱلْحُوتُ — balık
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu
Saffat Suresi · Mekki
68:48
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومٞ
ٱلْحُوتِ — balık
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti
Qalam Suresi · Mekki