Kök Analizi
دري

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

29 geçiş28 ayet25 Mekki · 3 Medeni4 anlam · 2 türevdry
KÖK ANLAMI · Bilgi ve idrak
  1. Bilmek / bilgi sahibi olmakhakiki
    Bilmek fiilinin olumlu biçimleri; bir konuda bilgi sahibi olmak, bilmek ve anlamak.
    Kur'an'daki kullanım: “bilirsin”
  2. Bildirmek / haber vermekhakiki
    Bildirmek, haber vermek; bir kimseyi bir şeyden haberdar kılmak.
    Kur'an'daki kullanım: “sana bildiren”
  3. Bilmeden yapmak / farkında olmamakhakiki
    Bir şeyi bilmeden, farkında olmadan yapmak veya söylemek; Allah'ın ilmi karşısında insanın sınırlı idraki.
    Kur'an'daki kullanım: “bilmem”
  4. Nereden bileceksin? (retorik)deyim
    Cevabı bilinemeyecek olanı vurgulayan retorik soru kalıbı: 'sen nereden bileceksin?', 'bilir misin?'.
    Kur'an'daki kullanım: “sen nereden bileceksin?”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (1) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. İdrak etmek / farkına varmakhakiki
    İdrak etmek, farkına varmak, haberdar olmak; kökün sözlükteki genel anlamları.
    Lane's Lexicon: “İdrak etmek, farkına varmak, haberdar olmak”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
Bu kök, genellikle 'bilmek, anlamak, idrak etmek' anlamlarına gelir. Kur'an bağlamında, özellikle Allah'ın ilmini ve insanların sınırlı idrakini ifade eder. 'İdrak etmek, farkına varmak, haberdar olmak' gibi anlamlarda kullanılır. Örneğin, Allah'ın her şeyi bilmesi ve insanların bazı şeyleri ancak sonradan idrak etmesi gibi durumlarda geçer.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
20 / 28 ayet
4:11
يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِيٓ أَوۡلَٰدِكُمۡۖ لِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءٗ فَوۡقَ ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۖ وَإِن كَانَتۡ وَٰحِدَةٗ فَلَهَا ٱلنِّصۡفُۚ وَلِأَبَوَيۡهِ لِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٞۚ فَإِن لَّمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٞ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخۡوَةٞ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِي بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍۗ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ لَا تَدۡرُونَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ لَكُمۡ نَفۡعٗاۚ فَرِيضَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا
تَدْرُونَ — bilirsiniz
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır
Nisâ Suresi · Medeni
10:16
قُل لَّوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوۡتُهُۥ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَدۡرَىٰكُم بِهِۦۖ فَقَدۡ لَبِثۡتُ فِيكُمۡ عُمُرٗا مِّن قَبۡلِهِۦٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
أَدْرَىٰكُم — onu size bildirirdi
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz
Yûnus Suresi · Mekki
21:109
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَآءٖۖ وَإِنۡ أَدۡرِيٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٞ مَّا تُوعَدُونَ
أَدْرِىٓ — bilmem
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem
Enbiyâ Suresi · Mekki
21:111
وَإِنۡ أَدۡرِي لَعَلَّهُۥ فِتۡنَةٞ لَّكُمۡ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ
أَدْرِى — bilmem
Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir
Enbiyâ Suresi · Mekki
31:34
إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡأَرۡحَامِۖ وَمَا تَدۡرِي نَفۡسٞ مَّاذَا تَكۡسِبُ غَدٗاۖ وَمَا تَدۡرِي نَفۡسُۢ بِأَيِّ أَرۡضٖ تَمُوتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرُۢ
تَدْرِى — bilmezتَدْرِى — bilmez
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır
Lokmân Suresi · Mekki
33:63
يَسۡـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
يُدْرِيكَ — bilirsin
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır
Ahzâb Suresi · Medeni
42:17
ٱللَّهُ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ وَٱلۡمِيزَانَۗ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ قَرِيبٞ
يُدْرِيكَ — bilirsin
Gerçekten Kitap'ı ve ölçüyü indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır
Şûrâ Suresi · Mekki
42:52
وَكَذَٰلِكَ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ رُوحٗا مِّنۡ أَمۡرِنَاۚ مَا كُنتَ تَدۡرِي مَا ٱلۡكِتَٰبُ وَلَا ٱلۡإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلۡنَٰهُ نُورٗا نَّهۡدِي بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنۡ عِبَادِنَاۚ وَإِنَّكَ لَتَهۡدِيٓ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ
تَدْرِى — biliyor
İşte sana da böyle emrimizden bir ruh (gönüllere can veren bir söz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen, doğru yola götürüyorsun:
Şûrâ Suresi · Mekki
45:32
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنّٗا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ
نَدْرِى — biliriz
Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz
Câsiye Suresi · Mekki
46:9
قُلۡ مَا كُنتُ بِدۡعٗا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدۡرِي مَا يُفۡعَلُ بِي وَلَا بِكُمۡۖ إِنۡ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٞ مُّبِينٞ
أَدْرِى — bilmem
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım
Ahkâf Suresi · Mekki
65:1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحۡصُواْ ٱلۡعِدَّةَۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ رَبَّكُمۡۖ لَا تُخۡرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخۡرُجۡنَ إِلَّآ أَن يَأۡتِينَ بِفَٰحِشَةٖ مُّبَيِّنَةٖۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ لَا تَدۡرِي لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحۡدِثُ بَعۡدَ ذَٰلِكَ أَمۡرٗا
تَدْرِى — bilirsiniz
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir
Talâk Suresi · Medeni
69:3
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَآقَّةُ
أَدْرَىٰكَ — bileceksin
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir
Hâkka Suresi · Mekki
69:26
وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ
أَدْرِ — bilmeseydim
Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!
Hâkka Suresi · Mekki
72:10
وَأَنَّا لَا نَدۡرِيٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدٗا
نَدْرِىٓ — biliriz
Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz
Cin Suresi · Mekki
72:25
قُلۡ إِنۡ أَدۡرِيٓ أَقَرِيبٞ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ يَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّيٓ أَمَدًا
أَدْرِىٓ — bilmem
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem
Cin Suresi · Mekki
74:27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
أَدْرَىٰكَ — sen nereden bileceksin?
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin
Müddessir Suresi · Mekki
77:14
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
أَدْرَىٰكَ — bileceksin
Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin
Mürselât Suresi · Mekki
80:3
وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
يُدْرِيكَ — bilirsin
Ne bilirsin, belki de o arınacak
Abese Suresi · Mekki
82:17
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
أَدْرَىٰكَ — sana bildiren
Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin
İnfitâr Suresi · Mekki
82:18
ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
أَدْرَىٰكَ — sana bildiren
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin
İnfitâr Suresi · Mekki