سفح (sfH), su, kan veya gözyaşı dökmek, akıtmak demektir. Bir şeyi bolca ve hızla boşaltmayı ifade eder. Gözyaşının akması veya kanın dökülmesi gibi durumlar için kullanılır.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
سَفَحَ (sefaha) fiili, es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga, el-Misbâhu'l-Münîr ve Kâmûs sözlüklerine göre, muzari fiili سَفَحَ (sefaha) olup, mastarı سَفْحٌ (safhun)'dur (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre). Görünüşe göre سُفُوحٌ (süfûhun) da bir mastardır ve aşağıda bahsedilmektedir. Su dökmek veya akıtmak anlamına gelir (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga'ya göre). Ayrıca kan dökmek (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga, el-Misbâhu'l-Münîr, Kâmûs'a göre), başkasının kanını dökmek (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga'ya göre) ve gözyaşı dökmek (el-Misbâhu'l-Münîr, Kâmûs'a göre) anlamlarına gelir. Mastarı yukarıdaki gibidir ve سُفُوحٌ (süfûhun) da kullanılır (Kâmûs'a göre). Veya Esâsu'l-Belâga'ya göre, سَفَحَتِ العَيْنُ دَمْعَهَا (el-aynu dem'ahâ sefehat) "gözyaşlarını akıttı" anlamına gelir. Bir hadiste geçen فَقَتَلَ عَلَى رَأْسِ المَاءِ حَتَّى سَفَحَ الدَّمُ المَاءَ (fekatele alâ ra'si'l-mâi hattâ sefeha'd-demu'l-mâe) ifadesi, "suyun başında öldürdü, öyle ki kan suyu kapladı" şeklinde açıklanmıştır. Ancak İbnu'l-Esîr, bunun dilbilgisi açısından tutarlı olmadığını belirtir; çünkü سَفْحٌ (safhun) "dökmek" veya "akıtmak" eylemini ifade eder. Bu nedenle anlamın, kanın suyu akıttığı şeklinde olabileceğini söyler; tıpkı dolu bir kaba, içindekinden daha ağır bir şey döküldüğünde, dökülen miktar kadar suyun dışarı akması gibi (Tâcu'l-Arûs'a göre). سُفِحَ فِى الأَرْضِ (süfiha fi'l-ard) ifadesi (varsayılan mecaz olarak), bir deve için kullanıldığında "yere serildi" veya "yere uzatıldı" anlamına gelir (Kâmûs'a göre). Fiil ayrıca geçişsiz (intransitif) olarak da kullanılır. Şöyle denir: سَفَحَ المَاءُ (sefeha'l-mâu) (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre) ve الدَّمْعُ (ed-dem'u) (el-Kâmûs'a göre). Mastarları سُفُوحٌ (süfûhun), سَفَحَانٌ (sefehânun) (el-Kâmûs'a göre) ve سَفْحٌ (safhun)'dur (el-Kâmûs'a göre). Bu durumda "su" (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre) ve "gözyaşları" (el-Kâmûs'a göre) "aktı" veya "döküldü" anlamına gelir (el-Kâmûs, el-Misbâhu'l-Münîr'e göre).