Kök Analizi
سفح

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

4 geçiş4 ayet1 Mekki · 3 Medeni3 türev/anlamsfH
KÖK ANLAMI
سفح (sfH), su, kan veya gözyaşı dökmek, akıtmak demektir. Bir şeyi bolca ve hızla boşaltmayı ifade eder. Gözyaşının akması veya kanın dökülmesi gibi durumlar için kullanılır.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
سَفَحَ (sefaha) fiili, es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga, el-Misbâhu'l-Münîr ve Kâmûs sözlüklerine göre, muzari fiili سَفَحَ (sefaha) olup, mastarı سَفْحٌ (safhun)'dur (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre). Görünüşe göre سُفُوحٌ (süfûhun) da bir mastardır ve aşağıda bahsedilmektedir. Su dökmek veya akıtmak anlamına gelir (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga'ya göre). Ayrıca kan dökmek (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga, el-Misbâhu'l-Münîr, Kâmûs'a göre), başkasının kanını dökmek (es-Sıhâh, Esâsu'l-Belâga'ya göre) ve gözyaşı dökmek (el-Misbâhu'l-Münîr, Kâmûs'a göre) anlamlarına gelir. Mastarı yukarıdaki gibidir ve سُفُوحٌ (süfûhun) da kullanılır (Kâmûs'a göre). Veya Esâsu'l-Belâga'ya göre, سَفَحَتِ العَيْنُ دَمْعَهَا (el-aynu dem'ahâ sefehat) "gözyaşlarını akıttı" anlamına gelir. Bir hadiste geçen فَقَتَلَ عَلَى رَأْسِ المَاءِ حَتَّى سَفَحَ الدَّمُ المَاءَ (fekatele alâ ra'si'l-mâi hattâ sefeha'd-demu'l-mâe) ifadesi, "suyun başında öldürdü, öyle ki kan suyu kapladı" şeklinde açıklanmıştır. Ancak İbnu'l-Esîr, bunun dilbilgisi açısından tutarlı olmadığını belirtir; çünkü سَفْحٌ (safhun) "dökmek" veya "akıtmak" eylemini ifade eder. Bu nedenle anlamın, kanın suyu akıttığı şeklinde olabileceğini söyler; tıpkı dolu bir kaba, içindekinden daha ağır bir şey döküldüğünde, dökülen miktar kadar suyun dışarı akması gibi (Tâcu'l-Arûs'a göre). سُفِحَ فِى الأَرْضِ (süfiha fi'l-ard) ifadesi (varsayılan mecaz olarak), bir deve için kullanıldığında "yere serildi" veya "yere uzatıldı" anlamına gelir (Kâmûs'a göre). Fiil ayrıca geçişsiz (intransitif) olarak da kullanılır. Şöyle denir: سَفَحَ المَاءُ (sefeha'l-mâu) (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre) ve الدَّمْعُ (ed-dem'u) (el-Kâmûs'a göre). Mastarları سُفُوحٌ (süfûhun), سَفَحَانٌ (sefehânun) (el-Kâmûs'a göre) ve سَفْحٌ (safhun)'dur (el-Kâmûs'a göre). Bu durumda "su" (el-Misbâhu'l-Münîr'e göre) ve "gözyaşları" (el-Kâmûs'a göre) "aktı" veya "döküldü" anlamına gelir (el-Kâmûs, el-Misbâhu'l-Münîr'e göre).
Türev ve anlam dağılımı
Aynı kökün farklı kalıpları farklı anlamlar taşır — bir türeve tıkla, liste yalnız o kullanıma filtrelensin.
Geçtiği ayetler
4 / 4 ayet
4:24
۞وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡۖ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمۡ أَن تَبۡتَغُواْ بِأَمۡوَٰلِكُم مُّحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَۚ فَمَا ٱسۡتَمۡتَعۡتُم بِهِۦ مِنۡهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةٗۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا تَرَٰضَيۡتُم بِهِۦ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡفَرِيضَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا
مُسَٰفِحِينَ — (to be) lustful
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir
Nisa Suresi · Medeni
4:25
وَمَن لَّمۡ يَسۡتَطِعۡ مِنكُمۡ طَوۡلًا أَن يَنكِحَ ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِكُمۚ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٖۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذۡنِ أَهۡلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِ مُحۡصَنَٰتٍ غَيۡرَ مُسَٰفِحَٰتٖ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخۡدَانٖۚ فَإِذَآ أُحۡصِنَّ فَإِنۡ أَتَيۡنَ بِفَٰحِشَةٖ فَعَلَيۡهِنَّ نِصۡفُ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ مِنَ ٱلۡعَذَابِۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَشِيَ ٱلۡعَنَتَ مِنكُمۡۚ وَأَن تَصۡبِرُواْ خَيۡرٞ لَّكُمۡۗ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
مُسَٰفِحَٰتٍ — fuhuş yapanlar
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder
Nisa Suresi · Medeni
5:5
ٱلۡيَوۡمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُۖ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حِلّٞ لَّكُمۡ وَطَعَامُكُمۡ حِلّٞ لَّهُمۡۖ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِيٓ أَخۡدَانٖۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلۡإِيمَٰنِ فَقَدۡ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
مُسَٰفِحِينَ — iffetsizlik ederek
Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir
Ma'idah Suresi · Medeni
6:145
قُل لَّآ أَجِدُ فِي مَآ أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمٖ يَطۡعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيۡتَةً أَوۡ دَمٗا مَّسۡفُوحًا أَوۡ لَحۡمَ خِنزِيرٖ فَإِنَّهُۥ رِجۡسٌ أَوۡ فِسۡقًا أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغٖ وَلَا عَادٖ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
مَّسْفُوحًا — akıtılmış
De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder
An'am Suresi · Mekki