Kök Analizi
سبب

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

11 geçiş10 ayet8 Mekki · 2 Medeni3 anlam · 2 türevsbb
KÖK ANLAMI · Yol, sebep
  1. Yol, sebep, vesilehakiki
    Bir şeye ulaşmak, bir amaca ermek için kullanılan araç, yol veya vesile; sebep.
    Lane's Lexicon: “Bir şeye ulaşmak için kullanılan araç, yol veya vesile; sebep, neden.”
  2. Sövmek, hakarethakiki
    Bir kimseye kötü söz söylemek, onu sövmek; hakaret etmek.
    Kur'an'daki kullanım: “sövmek”
  3. Bağ, ilişkihakiki
    Kişiler arasını bağlayan maddi veya manevi bağlantı, ilişki; bağ.
    Kur'an'daki kullanım: “bağları”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
Bir şeye ulaşmak için kullanılan araç, yol veya vesile; sebep, neden. Kur'an'da genellikle bir amaca götüren maddi veya manevi bağlantı, ilişki, ip veya yol anlamında kullanılır.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
10 / 10 ayet
2:166
إِذۡ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُواْ وَرَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَ وَتَقَطَّعَتۡ بِهِمُ ٱلۡأَسۡبَابُ
ٱلْأَسْبَابُ — bağları
Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı görünce uyanlardan uzaklaşacaklar ve aralarındaki bağlar kopacaktır
Bakara Suresi · Medeni
6:108
وَلَا تَسُبُّواْ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّواْ ٱللَّهَ عَدۡوَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمٖۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرۡجِعُهُمۡ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
تَسُبُّوا۟ — sövmekفَيَسُبُّوا۟ — onlar da sövmesinler
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir
En'âm Suresi · Mekki
18:84
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَءَاتَيۡنَٰهُ مِن كُلِّ شَيۡءٖ سَبَبٗا
سَبَبًا — bir sebep
Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik
Kehf Suresi · Mekki
18:85
فَأَتۡبَعَ سَبَبًا
سَبَبًا — bir yol
O da bir yol tuttu
Kehf Suresi · Mekki
18:89
ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا
سَبَبًا — bir yol
Sonra yine bir yol tuttu
Kehf Suresi · Mekki
18:92
ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا
سَبَبًا — bir yol
Sonra yine bir yol tuttu
Kehf Suresi · Mekki
22:15
مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ
بِسَبَبٍ — bir sebep(ip)le
Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi
Hac Suresi · Medeni
38:10
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِي ٱلۡأَسۡبَٰبِ
ٱلْأَسْبَٰبِ — sebepler (vasıtalar)
Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler
Sâd Suresi · Mekki
40:36
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبۡنِ لِي صَرۡحٗا لَّعَلِّيٓ أَبۡلُغُ ٱلۡأَسۡبَٰبَ
ٱلْأَسْبَٰبَ — sebeplere
Fir'avn dedi: "Ey Haman, bana yüksek bir kule yap da o sebeplere (yollara) erişeyim:"
Mü'min Suresi · Mekki
40:37
أَسۡبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّي لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبٗاۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِۚ وَمَا كَيۡدُ فِرۡعَوۡنَ إِلَّا فِي تَبَابٖ
أَسْبَٰبَ — sebeplerine
(Yani) Göklerin yollarına (erişeyim) de çıkıp Musa'nın tanrısına bakayım. Çünkü ben Musa'yı, yalancı sanıyorum. Böylece yaptığı kötü iş, Fir'avn'a süslü gösterildi ve (o), yoldan çıkarıldı. Fir'avn'ın tuzağı, tamamen boşa çıktı.
Mü'min Suresi · Mekki