Kök Analizi
رعي

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

10 geçiş9 ayet6 Mekki · 3 Medeni4 anlam · 6 türevrEy
KÖK ANLAMI · gütmek, gözetmek
  1. Emanete ve ahde riayetmecazi
    Bir emaneti, ahdi veya sorumluluğu gözetmek, korumak ve gereği gibi yerine getirmek.
    Kur'an'daki kullanım: “riayet ederek”
  2. Hayvan gütmek, çobanlıkhakiki
    Hayvanları otlatmak, gütmek ve onlara bakmak; çobanlık yapmak.
    Kur'an'daki kullanım: “ve otlatın”
  3. Otlak, merahakiki
    Hayvanların otlayıp beslendiği yer, otlak, mera.
    Kur'an'daki kullanım: “otlağı”
  4. Râ'inâ: bizi gözetdeyim
    Râ'inâ: 'bizi gözet, bize kulak ver' anlamında hitap; kaba sözle karıştırılmasın diye sakındırılır.
    Kur'an'daki kullanım: “Ra'ina (bizi gözet yahut: kaba söz)”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (1) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. Allah'ın emirlerine riayetmecazi
    Allah'ın emirlerine bağlılıkla uymak, dinî yükümlülükleri gözetmek.
    Lane's Lexicon: “Allah'ın emirlerine riayet etmek veya bir emaneti korumak gibi”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
رعي (raʿā) kökü, Kur'an'da genellikle 'gütmek, çobanlık etmek, korumak, gözetmek, riayet etmek' anlamlarında kullanılır. Özellikle hayvanları otlatma ve onlara bakma eylemini ifade ederken, mecazi olarak bir anlaşmaya, ahde veya sorumluluğa riayet etmeyi, onu gözetmeyi de kapsar. Örneğin, Allah'ın emirlerine riayet etmek veya bir emaneti korumak gibi.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
9 / 9 ayet
2:104
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَقُولُواْ رَٰعِنَا وَقُولُواْ ٱنظُرۡنَا وَٱسۡمَعُواْۗ وَلِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٞ
رَٰعِنَا — Ra'ina (bizi gözet yahut: kaba söz)
Ey inananlar! Peygamber'e, "Bizi de dinle" (raina; kötü anlama gelebilecek söz) demeyin, "Bizi gözet" (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır
Bakara Suresi · Medeni
4:46
مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَٱسۡمَعۡ غَيۡرَ مُسۡمَعٖ وَرَٰعِنَا لَيَّۢا بِأَلۡسِنَتِهِمۡ وَطَعۡنٗا فِي ٱلدِّينِۚ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَا وَٱسۡمَعۡ وَٱنظُرۡنَا لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ وَأَقۡوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا
وَرَٰعِنَا — ve ra'ina
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır
Nisâ Suresi · Medeni
20:54
كُلُواْ وَٱرۡعَوۡاْ أَنۡعَٰمَكُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّأُوْلِي ٱلنُّهَىٰ
وَٱرْعَوْا۟ — ve otlatın
İster yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri için şüphesiz dersler vardır
Tâhâ Suresi · Mekki
23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
رَٰعُونَ — özen gösterirler
Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler
Mü'minûn Suresi · Mekki
28:23
وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدۡيَنَ وَجَدَ عَلَيۡهِ أُمَّةٗ مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسۡقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمۡرَأَتَيۡنِ تَذُودَانِۖ قَالَ مَا خَطۡبُكُمَاۖ قَالَتَا لَا نَسۡقِي حَتَّىٰ يُصۡدِرَ ٱلرِّعَآءُۖ وَأَبُونَا شَيۡخٞ كَبِيرٞ
ٱلرِّعَآءُ — çobanlar
Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" dedi. "Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler
Kasas Suresi · Mekki
57:27
ثُمَّ قَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيۡنَا بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَۖ وَجَعَلۡنَا فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأۡفَةٗ وَرَحۡمَةٗۚ وَرَهۡبَانِيَّةً ٱبۡتَدَعُوهَا مَا كَتَبۡنَٰهَا عَلَيۡهِمۡ إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ رِضۡوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوۡهَا حَقَّ رِعَايَتِهَاۖ فَـَٔاتَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۡهُمۡ أَجۡرَهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
رَعَوْهَا — ona uymadılarرِعَايَتِهَا — riayet ederek
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır
Hadîd Suresi · Medeni
70:32
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
رَٰعُونَ — gözetirler
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler
Meâric Suresi · Mekki
79:31
أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا
وَمَرْعَىٰهَا — ve otlağını
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir
Nâziât Suresi · Mekki
87:4
وَٱلَّذِيٓ أَخۡرَجَ ٱلۡمَرۡعَىٰ
ٱلْمَرْعَىٰ — otlağı
O, yeşillikler bitirmiştir
A'lâ Suresi · Mekki