Kök Analizi
قرن

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

36 geçiş34 ayet33 Mekki · 1 Medeni5 türev/anlamqrn
KÖK ANLAMI
Bu kök, yaşça denk olmak, bir nesil veya çağdaş insanlar anlamına gelir. Ayrıca, başın yan tarafı veya boynuzun çıktığı yer gibi fiziksel özellikler için de kullanılır.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
قَرْنٌ (karnun): Yaşça denk olan kişi; eş anlamlısı لِدَةٌ (lidetun) veya تِرْبٌ (tirbun)'dur (Kâmûs'a göre). Yaşla ilgili olduğunda fetha (üstün) ile, dövüş ve benzeri durumlarda ise kesra (esre) ile okunur (Harîrî'nin 572 ve 64. sayfalarına göre). قَرْنٌ (karnun) (Cevherî'nin es-Sıhâh'ına, Misbâh'a göre) veya قَرْنٌ مِنَ النَّاسِ (karnun mine'n-nâs) (Cevherî'nin es-Sıhâh'ına göre): [Bir nesil insan]; birbiri ardına gelen (Cevherî'nin es-Sıhâh'ına göre) aynı zamanda yaşayan insanlar (Cevherî'nin es-Sıhâh'ına, Zeccâcî'ye, Misbâh'a göre). Bu nesil içinde bir peygamber veya âlimler sınıfı bulunur, yılları ister çok ister az olsun (Zeccâcî'ye, Misbâh'a göre). قَرْنٌ (karnun): İnsanın başının, hayvanda boynuzun çıktığı yere denk gelen kısmı (Kâmûs'a göre); veya başın yan tarafı (Cevherî'nin es-Sıhâh'ına göre), ya da üst tarafı (Kâmûs'a göre); veya [daha doğru bir ifadeyle şakak kemiği çıkıntısı (صُدْغٌ (sudğun) kelimesine bakınız) yani] هَامَة (hâmetun) (başın orta ve ana kısmı [yani kafatası])'nın sağ ve sol kenarıdır (Zeccâcî'nin “Halku'l-İnsân” adlı eserinde). Başın قُرُونٌ (kurûnun)'u: خَيَّطَ (hayyata) kelimesi altında alıntılanan bir ayete bakınız. Atların قُرُونٌ (kurûnun)'u: أَجَمُّ (ecemmu) kelimesine bakınız. Katı tırnağın قَرْنٌ (karnun)'u: جُبَّةٌ (cubbetun) kelimesine bakınız. Çölün قَرْنٌ (karnun)'u: En yüksek kısmı (Tâcu'l-Arûs'ta جحف (cahf) maddesinde). قَرْنُ أَعْفَرَ (karnu a'fara), mızrak ucu anlamında: أَعْفَرُ (a'faru) kelimesine bakınız. قَرْنٌ (karnun): Keçiboynuzu ağacınınki gibi bir bakla; çoğulu قُرُونٌ (kurûnun)'dur. Ebû Hanîfe'nin bitkiler üzerine yazdığı eserde ve Tâcu'l-Arûs'ta vb. sıkça geçer. غَافٌ (ğâfun) kelimesine bakınız. قَرْنٌ (karnun): Dişi devede, kadındaki عَفَل (afalun) gibi olan bir şeydir; ve kızgın taşlarla dağlanır (Ebû Amr eş-Şeybânî'ye, Tâcu'l-Arûs'ta عفل (afal) maddesinde). قَرْنٌ (karnun): Terin akışı; çoğulu قُرُونٌ (kurûnun)'dur: سَنَّ (senne) kelimesi altında iki örneğe bakınız.
Türev ve anlam dağılımı
Aynı kökün farklı kalıpları farklı anlamlar taşır — bir türeve tıkla, liste yalnız o kullanıma filtrelensin.
Geçtiği ayetler
20 / 34 ayet
4:38
وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيۡطَٰنُ لَهُۥ قَرِينٗا فَسَآءَ قَرِينٗا
قَرِينًا — arkadaşıقَرِينًا — bir arkadaş(ı var)dır
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır
Nisa Suresi · Medeni
6:6
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
قَرْنٍ — generationsقَرْنًا — bir nesil
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik
An'am Suresi · Mekki
10:13
وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَا ٱلۡقُرُونَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
ٱلْقُرُونَ — nice nesilleri
And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız
Yunus Suresi · Mekki
11:116
فَلَوۡلَا كَانَ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِن قَبۡلِكُمۡ أُوْلُواْ بَقِيَّةٖ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡفَسَادِ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّنۡ أَنجَيۡنَا مِنۡهُمۡۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَآ أُتۡرِفُواْ فِيهِ وَكَانُواْ مُجۡرِمِينَ
ٱلْقُرُونِ — nesiller
Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular
Hud Suresi · Mekki
14:49
وَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٖ مُّقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ
مُّقَرَّنِينَ — birbirine yaklaştırılmış
O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün
Ibrahim Suresi · Mekki
17:17
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِنۢ بَعۡدِ نُوحٖۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرٗا
ٱلْقُرُونِ — nesiller
Nuh'dan sonra nice nesilleri yok etmişizdir. Kullarının günahlarından haberdar ve onları gören olarak Rabbin yeter
Isra Suresi · Mekki
18:83
وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَن ذِي ٱلۡقَرۡنَيۡنِۖ قُلۡ سَأَتۡلُواْ عَلَيۡكُم مِّنۡهُ ذِكۡرًا
ٱلْقَرْنَيْنِ — Zu'l-Karneyn'den
Sana Zülkarneyn'i sorarlar, "Onu size anlatacağım" de
Kahf Suresi · Mekki
18:86
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغۡرِبَ ٱلشَّمۡسِ وَجَدَهَا تَغۡرُبُ فِي عَيۡنٍ حَمِئَةٖ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوۡمٗاۖ قُلۡنَا يَٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمۡ حُسۡنٗا
ٱلْقَرْنَيْنِ — Zu'l-Karneyn
Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. "Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik
Kahf Suresi · Mekki
18:94
قَالُواْ يَٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِنَّ يَأۡجُوجَ وَمَأۡجُوجَ مُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَهَلۡ نَجۡعَلُ لَكَ خَرۡجًا عَلَىٰٓ أَن تَجۡعَلَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَهُمۡ سَدّٗا
ٱلْقَرْنَيْنِ — Karneyn
Dediler ki: Zülkarneyn! Doğrusu Yecüc ve Mecüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi
Kahf Suresi · Mekki
19:74
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَحۡسَنُ أَثَٰثٗا وَرِءۡيٗا
قَرْنٍ — a generation
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, onlar varlıkça ve gösterişçe bunlardan daha üstündüler
Maryam Suresi · Mekki
19:98
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هَلۡ تُحِسُّ مِنۡهُم مِّنۡ أَحَدٍ أَوۡ تَسۡمَعُ لَهُمۡ رِكۡزَۢا
قَرْنٍ — a generation
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik, şimdi onlardan hiçbirini duyuyor veya bir ses işitiyor musun
Maryam Suresi · Mekki
20:51
قَالَ فَمَا بَالُ ٱلۡقُرُونِ ٱلۡأُولَىٰ
ٱلْقُرُونِ — nesillerin
Firavun: "Öyleyse önceki nesillerin durumu ne oluyor?" dedi
Taha Suresi · Mekki
20:128
أَفَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِي مَسَٰكِنِهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّأُوْلِي ٱلنُّهَىٰ
ٱلْقُرُونِ — nesiller
Onları yerlerinde gezdikleri, kendilerinden önce yok etmiş olduğumuz bunca nesiller doğru yola sevketmedi mi? Doğrusu bunlarda akıl sahipleri için ibretler vardır
Taha Suresi · Mekki
23:31
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
قَرْنًا — bir nesil
Bunların ardından başka nesiller varettik
Mu'minun Suresi · Mekki
23:42
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ
قُرُونًا — nesiller
Ardlarından başka nesiller varettik
Mu'minun Suresi · Mekki
25:13
وَإِذَآ أُلۡقُواْ مِنۡهَا مَكَانٗا ضَيِّقٗا مُّقَرَّنِينَ دَعَوۡاْ هُنَالِكَ ثُبُورٗا
مُّقَرَّنِينَ — bağlı olarak
Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler
Furqan Suresi · Mekki
25:38
وَعَادٗا وَثَمُودَاْ وَأَصۡحَٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونَۢا بَيۡنَ ذَٰلِكَ كَثِيرٗا
وَقُرُونًۢا — ve nesilleri
Ad, Semud milletleri ile Ress'lileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik
Furqan Suresi · Mekki
28:43
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَهۡلَكۡنَا ٱلۡقُرُونَ ٱلۡأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ
ٱلْقُرُونَ — nesilleri
And olsun ki, Musa'ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap'ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik
Qasas Suresi · Mekki
28:45
وَلَٰكِنَّآ أَنشَأۡنَا قُرُونٗا فَتَطَاوَلَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۚ وَمَا كُنتَ ثَاوِيٗا فِيٓ أَهۡلِ مَدۡيَنَ تَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ
قُرُونًا — birçok nesiller
Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz
Qasas Suresi · Mekki
28:78
قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَلَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ وَلَا يُسۡـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ
ٱلْقُرُونِ — kuşaklar
Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir" demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz
Qasas Suresi · Mekki