Kök Analizi
قول

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

1722 geçiş1383 ayet1064 Mekki · 319 Medeni2 anlam · 6 türevqwl
KÖK ANLAMI · söz, söylemek
  1. Dedi, söyledihakiki
    قَالَ fiili: söylemek, demek; geçmiş, şimdiki ve emir kiplerinde her tür söz söyleme bildirir.
    Kur'an'daki kullanım: “dedi”
  2. Söz, kavlhakiki
    قَوْل ismi: söz, kavl; söylenen veya ifade edilen sözün kendisi.
    Kur'an'daki kullanım: “söz”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (4) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. İftira, yalan isnatdeyim
    Birine karşı yalan ya da yanlış bir söz söylemek, iftira etmek.
    Lane's Lexicon: “قَالَ عَلَيْهِ (kâle aleyhi), muzari fiili قَوُلَ (yakûlü), "ona karşı yalan söyledi" veya "ona karşı yanlış bir şey söyledi" anlamına gelir.”
  2. İşaret etmekmecazi
    Söz yerine işaretle anlatmak: başıyla, eliyle vb. işaret etmek.
    Lane's Lexicon: “قَالَ (kâle) "işaret etti" anlamına gelir; eş anlamlısı أَوْمَأَ (evme'e) fiilidir.”
  3. İddia etmekdeyim
    Bir doktrine veya görüşe inandığını ileri sürmek, iddia etmek.
    Lane's Lexicon: “قَالَ بِكَذَا (kâle bi-kezâ) "şöyle bir şeye, bir doktrin veya benzeri bir şeye inandığını iddia etti"; iyi bilinen bir anlamdır.”
  4. Bir iş yapmakdeyim
    قَالَ + بِ + uzuv/şey: "eliyle aldı, yürüdü, elbisesini kaldırdı" gibi o şeyle bir iş yapmak.
    Lane's Lexicon: “قَالَ بِيَدِهِ (kâle bi-yedihî) "[eliyle] aldı" anlamına gelir.”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
1. قَالَ (kâle) fiilinin nesnesi, yani "dedi" anlamına gelen veya "sözün söylenen kısmı" (makûlu'l-kavl) olarak adlandırılan şey, tam bir cümle olmalı veya en azından "kelâmâ" gibi tam bir cümleyi ifade eden bir kelime olmalıdır; yahut bir emir veya benzeri bir şeyi ifade eden bir kelime; veya "ismu savt" (ses ismi) olarak adlandırılan bir sesi ifade eden bir kelime olmalıdır. Bu nesne bir fiil olabilir; ancak "ibâdetün" gibi bir mastar olamaz. (Gramerciler böyle der.) [Bu, Keşşâf'ta] "el-ibâdetü lâ tukâlü" (ibadet söylenmez/denmez) denilmesiyle kastedilen şeydir. (Kull, s. 327). 2. قَالَ لَهُ (kâle lehû) "ona hitap etti" (hâtâbe lehû) anlamına gelir. قَالَ عَنْهُ (kâle anhû) "ondan rivayet etti" (ravâ anhû) anlamına gelir. قَالَ عَلَيْهِ (kâle aleyhi) "ona iftira etti" (ifterâ aleyhi) anlamına gelir. قَالَ بِهِ (kâle bihî) "onunla hükmetti" (hakeme bihî) anlamına gelir. Ve قَالَ فِيهِ (kâle fîhi) "onun hakkında içtihat etti" (ictehede fîhi) anlamına gelir. (KT nüshasının eklerindeki kenar notu). 3. قَالَ فِيهِ فَمَا اتَّرَكَ (kâle fîhi femâ't-terake), yani "onun hakkında içtihat etti"; تَرَكَ (terake) maddesine bakınız. 4. قَالَ عَلَيْهِ (kâle aleyhi), muzari fiili قَوُلَ (yakûlü), "ona karşı yalan söyledi" veya "ona karşı yanlış bir şey söyledi" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs'ta تلو maddesinde). تَقَوَّلَ (tekavvele) fiiline bakınız. 5. قَالَ فِيهِ (kâle fîhi) ve عَنْهُ (anhû) "onun hakkında şöyle bir şey söyledi" anlamına gelir. 6. قَالَ بِكَذَا (kâle bi-kezâ) "şöyle bir şeye, bir doktrin veya benzeri bir şeye inandığını iddia etti"; iyi bilinen bir anlamdır. 7. قَالَتِ العَيْنَانِ (kâleti'l-aynân) "gözler işaret etti [sanki şöyle diyormuş gibi...]" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs). 8. قَالَ بِرَأْسِهِ (kâle bi-ra'sihî) "başıyla işaret etti" anlamına gelir; (Tâcu'l-Arûs'a göre) veya "bir hareket yaptı" anlamına gelir. (Hamâse, s. 242). 9. قَالَ بِيَدِهِ (kâle bi-yedihî) "[eliyle] aldı" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs). 10. قَالَ بِرِجْلِهِ (kâle bi-riclihî) "yürüdü" veya "[bacağıyla veya ayağıyla] vurdu" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs). 11. قَالَ بِثَوْبِهِ (kâle bi-sevbihî) "elbisesini kaldırdı" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs). 12. قَالَ بِالمَآءِ عَلَى يَدِهِ (kâle bi'l-mâi alâ yedihî) "suyu koluna veya eline döktü" anlamına gelir. (Tâcu'l-Arûs). 13. قَالَ فِيهِ (kâle fîhi) "onun aleyhinde konuştu"; "onu kötüledi" anlamına gelir. 14. قَالَ شِعْرًا (kâle şi'ran) kelimenin tam anlamıyla "şiir söyledi" veya "konuştu" veya "ortaya koydu" veya "dile getirdi" veya "okudu"; "nazım olarak konuştu"; "şairlik yaptı" veya "şiir yazdı" anlamına gelir. 15. قَالَ (kâle) "işaret etti" anlamına gelir; eş anlamlısı أَوْمَأَ (evme'e) fiilidir. (Hamâse, s. 601, diğer anlamlar için oraya bakınız; ayrıca aynı eserin s. 242'sine bakınız; ve Mğribî'ye bakınız). قَالَ بِيَدِهِ (kâle bi-yedihî) "[eliyle işaret etti, şunu demek istiyordu...]" anlamına gelir. (حَطَّ (hatta) maddesinde zikredilen bir hadis; ve حَرَّفَ (harrafe) maddesinde zikredilen başka bir hadis). Ayrıca, "elini bir şeyin üzerine vurdu" anlamına da gelir. (Mğribî). أَشْرَبَ (eşrabe) maddesinde bir örneğe bakınız.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
20 / 1383 ayet
2:8
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَمَا هُم بِمُؤۡمِنِينَ
يَقُولُ — derler
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır
Bakara Suresi · Medeni
2:11
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ قَالُوٓاْ إِنَّمَا نَحۡنُ مُصۡلِحُونَ
قِيلَ — denildiğiقَالُوٓا۟ — derler
Kendilerine: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiği zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler
Bakara Suresi · Medeni
2:13
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ ءَامِنُواْ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُۗ أَلَآ إِنَّهُمۡ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعۡلَمُونَ
قِيلَ — denildiğiقَالُوٓا۟ — derler
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler
Bakara Suresi · Medeni
2:14
وَإِذَا لَقُواْ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوۡاْ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمۡ قَالُوٓاْ إِنَّا مَعَكُمۡ إِنَّمَا نَحۡنُ مُسۡتَهۡزِءُونَ
قَالُوٓا۟ — derlerقَالُوٓا۟ — derler
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler
Bakara Suresi · Medeni
2:25
وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنۡهَا مِن ثَمَرَةٖ رِّزۡقٗا قَالُواْ هَٰذَا ٱلَّذِي رُزِقۡنَا مِن قَبۡلُۖ وَأُتُواْ بِهِۦ مُتَشَٰبِهٗاۖ وَلَهُمۡ فِيهَآ أَزۡوَٰجٞ مُّطَهَّرَةٞۖ وَهُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
قَالُوا۟ — derler
İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar
Bakara Suresi · Medeni
2:26
۞إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسۡتَحۡيِۦٓ أَن يَضۡرِبَ مَثَلٗا مَّا بَعُوضَةٗ فَمَا فَوۡقَهَاۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَيَعۡلَمُونَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّهِمۡۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرٗا وَيَهۡدِي بِهِۦ كَثِيرٗاۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلۡفَٰسِقِينَ
فَيَقُولُونَ — derler ki
Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstünde olan(ondan daha zayıf bir varlığ)ı misal vermekten utanmaz. İnananlar onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise: "Allah, bu misalle ne demek istedi?" derler. (Allah), onunla birçoğunu saptırır ve yine onunla birçoğunu yola getirir. Onunla sadece fasıkları saptırır.
Bakara Suresi · Medeni
2:30
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
قَالَ — dedi kiقَالُوٓا۟ — dediler (melekler)قَالَ — dedi
Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi
Bakara Suresi · Medeni
2:31
وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلۡأَسۡمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمۡ عَلَى ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِي بِأَسۡمَآءِ هَـٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
فَقَالَ — ve dedi
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. "Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin" dedi
Bakara Suresi · Medeni
2:32
قَالُواْ سُبۡحَٰنَكَ لَا عِلۡمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمۡتَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ
قَالُوا۟ — dediler ki
Cevap verdiler: "Sen münezzehsin, öğrettiğinden başka bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin
Bakara Suresi · Medeni
2:33
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
قَالَ — (Allah) dedi kiقَالَ — (Allah) dedi kiأَقُل — size demiş
Allah "Ey Adem onlara isimlerini söyle" dedi. Adem isimlerini söyleyince, Allah "Ben gökler ve yerde görünmeyeni biliyorum, sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim?" dedi
Bakara Suresi · Medeni
2:34
وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ وَٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
قُلْنَا — demiştik
Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu
Bakara Suresi · Medeni
2:35
وَقُلۡنَا يَـٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ وَكُلَا مِنۡهَا رَغَدًا حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
وَقُلْنَا — ve dedik ki
Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik
Bakara Suresi · Medeni
2:36
فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ
وَقُلْنَا — ve dedik ki
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik
Bakara Suresi · Medeni
2:38
قُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ مِنۡهَا جَمِيعٗاۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدٗى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
قُلْنَا — dedik
İnin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik
Bakara Suresi · Medeni
2:54
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِنَّكُمۡ ظَلَمۡتُمۡ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلۡعِجۡلَ فَتُوبُوٓاْ إِلَىٰ بَارِئِكُمۡ فَٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ عِندَ بَارِئِكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
قَالَ — demişti ki
Musa milletine "Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizikabul eder" demişti
Bakara Suresi · Medeni
2:55
وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ
قُلْتُمْ — demiştiniz
Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı
Bakara Suresi · Medeni
2:58
وَإِذۡ قُلۡنَا ٱدۡخُلُواْ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةَ فَكُلُواْ مِنۡهَا حَيۡثُ شِئۡتُمۡ رَغَدٗا وَٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدٗا وَقُولُواْ حِطَّةٞ نَّغۡفِرۡ لَكُمۡ خَطَٰيَٰكُمۡۚ وَسَنَزِيدُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
قُلْنَا — demiştik kiوَقُولُوا۟ — ve deyin
Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bağışla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız" demiştik
Bakara Suresi · Medeni
2:59
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَنزَلۡنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ رِجۡزٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
قَوْلًا — bir sözleقِيلَ — denildi
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik
Bakara Suresi · Medeni
2:60
۞وَإِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ فَقُلۡنَا ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنفَجَرَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۖ كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ مِن رِّزۡقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
فَقُلْنَا — demiştik
Musa, milleti için su aramıştı; "Asanla taşa vur" dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Bakara Suresi · Medeni
2:61
وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصۡبِرَ عَلَىٰ طَعَامٖ وَٰحِدٖ فَٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُخۡرِجۡ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۢ بَقۡلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۖ قَالَ أَتَسۡتَبۡدِلُونَ ٱلَّذِي هُوَ أَدۡنَىٰ بِٱلَّذِي هُوَ خَيۡرٌۚ ٱهۡبِطُواْ مِصۡرٗا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلۡتُمۡۗ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلۡمَسۡكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٖ مِّنَ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ
قُلْتُمْ — siz demiştiniz kiقَالَ — dedi ki
Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin" demiştiniz de, "Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır" demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı
Bakara Suresi · Medeni