Kök Analizi
مدد

kökünün Kur'an'daki kullanımı

Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.

32 geçiş29 ayet22 Mekki · 7 Medeni6 anlam · 9 türevmdd
KÖK ANLAMI · uzatma, yardım, destek
  1. Uzatmak, artırmakhakiki
    Bir şeyi fiziksel ya da soyut olarak uzatmak, uzamış ve uzatılmış duruma getirmek.
    Kur'an'daki kullanım: “uzattı”
  2. Bol bol vermek, nimetlendirmekhakiki
    Birine mal, evlat ve rızık vererek bolca destek olmak; nimetlerle donatmak.
    Kur'an'daki kullanım: “size bol bol veren”
  3. Mühlet vermek, süreyi uzatmakhakiki
    Birine tanınan süreyi uzatmak, mühlet vermek; azgınlık ve ceza içinde uzatıp bırakmak.
    Kur'an'daki kullanım: “süre versin”
  4. Yardım etmek, destek olmakhakiki
    Birine yardım etmek, destek olmak; Allah'ın kullarına yardım göndermesi.
    Kur'an'daki kullanım: “size yardım eder”
  5. Yeri yaymak, döşemekhakiki
    Yeryüzünü yaymak, genişletmek ve döşemek.
    Kur'an'daki kullanım: “yaydık”
  6. Mürekkep, yazı mürekkebihakiki
    Yazı yazmakta kullanılan mürekkep.
    Kur'an'daki kullanım: “mürekkep”
Sözlükte geçen diğer anlamlar (1) — Kur'an'da kullanılmıyor
  1. Güç ve kuvvet vermekhakiki
    Birine güç ve kuvvet vermek, güçlendirmek.
    Lane's Lexicon: “güçlendirmek”
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
مدد (madd): Bir şeyi uzatmak, artırmak, desteklemek, yardım etmek, güçlendirmek. Allah'ın kullarına yardım etmesi, rızıklarını artırması, onlara güç ve kuvvet vermesi anlamlarında kullanılır. Ayrıca bir şeyin süresini uzatmak veya birine destek olmak manalarına da gelir.
Anlam dağılımı
Aynı kök Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır — bir anlama tıkla, liste o anlamın örnek ayetlerine filtrelensin. Sayılar örnek ayet sayısıdır, anlamın tüm geçişleri değildir.
Kök → anlamları → örnek ayetler. Bir ayet düğümüne tıklayınca o ayete gidersiniz.
köktürev (lemma)ayet — tıkla, git
Geçtiği ayetler
20 / 29 ayet
2:15
ٱللَّهُ يَسۡتَهۡزِئُ بِهِمۡ وَيَمُدُّهُمۡ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
وَيَمُدُّهُمْ — ve onları bırakır
Onlarla Allah alay eder ve taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakır
Bakara Suresi · Medeni
3:124
إِذۡ تَقُولُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ أَلَن يَكۡفِيَكُمۡ أَن يُمِدَّكُمۡ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ
يُمِدَّكُمْ — sizi destekler
O zaman sen mü'minlere: "Rabbinizin, size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi, size yetmez mi?" diyordun.
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
3:125
بَلَىٰٓۚ إِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ وَيَأۡتُوكُم مِّن فَوۡرِهِمۡ هَٰذَا يُمۡدِدۡكُمۡ رَبُّكُم بِخَمۡسَةِ ءَالَٰفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ
يُمْدِدْكُمْ — size yardım eder
Evet, sabreder, korunursanız; onlar hemen şu dakikada üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı beşbin melekle yardım eder.
Âl-i İmrân Suresi · Medeni
7:202
وَإِخۡوَٰنُهُمۡ يَمُدُّونَهُمۡ فِي ٱلۡغَيِّ ثُمَّ لَا يُقۡصِرُونَ
يَمُدُّونَهُمْ — onları çekerler
Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar
A'râf Suresi · Mekki
8:9
إِذۡ تَسۡتَغِيثُونَ رَبَّكُمۡ فَٱسۡتَجَابَ لَكُمۡ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلۡفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُرۡدِفِينَ
مُمِدُّكُم — size yardım edeceğim
Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermişti
Enfâl Suresi · Medeni
9:4
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ثُمَّ لَمۡ يَنقُصُوكُمۡ شَيۡـٔٗا وَلَمۡ يُظَٰهِرُواْ عَلَيۡكُمۡ أَحَدٗا فَأَتِمُّوٓاْ إِلَيۡهِمۡ عَهۡدَهُمۡ إِلَىٰ مُدَّتِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
مُدَّتِهِمْ — tanıdığınız süreye
Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever
Tevbe Suresi · Medeni
13:3
وَهُوَ ٱلَّذِي مَدَّ ٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۡهَٰرٗاۖ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَتَفَكَّرُونَ
مَدَّ — uzattı
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır
Ra'd Suresi · Medeni
15:19
وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءٖ مَّوۡزُونٖ
مَدَدْنَٰهَا — yaydık
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik
Hicr Suresi · Mekki
15:88
لَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجٗا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
تَمُدَّنَّ — uzatma
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al
Hicr Suresi · Mekki
17:6
ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَٰكُم بِأَمۡوَٰلٖ وَبَنِينَ وَجَعَلۡنَٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِيرًا
وَأَمْدَدْنَٰكُم — ve sizi destekledik
Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız
İsrâ Suresi · Mekki
17:20
كُلّٗا نُّمِدُّ هَـٰٓؤُلَآءِ وَهَـٰٓؤُلَآءِ مِنۡ عَطَآءِ رَبِّكَۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحۡظُورًا
نُّمِدُّ — uzatırız
Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmış değildir
İsrâ Suresi · Mekki
18:109
قُل لَّوۡ كَانَ ٱلۡبَحۡرُ مِدَادٗا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّي لَنَفِدَ ٱلۡبَحۡرُ قَبۡلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّي وَلَوۡ جِئۡنَا بِمِثۡلِهِۦ مَدَدٗا
مِدَادًا — mürekkepمَدَدًا — yardım için
De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi
Kehf Suresi · Mekki
19:75
قُلۡ مَن كَانَ فِي ٱلضَّلَٰلَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرّٞ مَّكَانٗا وَأَضۡعَفُ جُندٗا
فَلْيَمْدُدْ — süre versinمَدًّا — bi süre
De ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir
Meryem Suresi · Mekki
19:79
كَلَّاۚ سَنَكۡتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلۡعَذَابِ مَدّٗا
وَنَمُدُّ — ve uzatacağızمَدًّا — uzattıkça
Hayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız
Meryem Suresi · Mekki
20:131
وَلَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجٗا مِّنۡهُمۡ زَهۡرَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا لِنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَرِزۡقُ رَبِّكَ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰ
تَمُدَّنَّ — dikme
Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır
Tâhâ Suresi · Mekki
22:15
مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ
فَلْيَمْدُدْ — uzansın
Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi
Hac Suresi · Medeni
23:55
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٖ وَبَنِينَ
نُمِدُّهُم — kendilerine verdiğimiz
Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve oğullar ile,
Mü'minûn Suresi · Mekki
25:45
أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنٗا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَيۡهِ دَلِيلٗا
مَدَّ — uzattı
Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?
Furkân Suresi · Mekki
26:132
وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ
أَمَدَّكُم — size bol bol veren
Size bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun.
Şuarâ Suresi · Mekki
26:133
أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمٖ وَبَنِينَ
أَمَدَّكُم — ki O size vermiştir
O size verdi: davarlar, oğullar,
Şuarâ Suresi · Mekki