Bu sayfa, bu kökten türeyen tüm kelimeleri, geçtiği ayetleri ve taşıdığı anlam yelpazesini bir arada gösterir — kökün Kur'an genelindeki kullanım haritası.
4 geçiş4 ayet4 Mekki · 0 Medeni2 türev/anlamwqf
KÖK ANLAMI
وقف (vakf) durmak, durdurmak, sabit kalmak anlamlarına gelir. Bir şeyi durdurmak, bekletmek veya bir şeye vakıf olmak, onu anlamak demektir.
Sözlük tanımı (Lane's Lexicon)
وَقَفَ (vakafa) fiili: 1. Bir şeyin hareketsiz, sabit veya durağan olması anlamına gelir (el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre). Durdu, ayakta durmaya devam etti (el-Kâmûs sözlüğüne göre). Ayrıca sadece 'durdu' anlamına da gelir; جَلَسَ (celese - oturdu) fiilinin zıttıdır (Tâcu'l-Arûs'a göre). 2. وَقَفَ الدَّابَّةَ (vakafa'd-dâbbe): Hayvanı hareketsiz veya durağan hale getirdi. Mastarı وَقْفٌ (vakf) şeklindedir (el-Misbâhu'l-Münîr sözlüğüne göre). 3. وَقَفَ عَلَيْهِ (vakafa aleyhi): Birine veya bir şeye geldiğinde durdu veya mola verdi; bir şeyin yanında veya olduğu yerde durdu veya mola verdi. 4. وَقَفَ عَلَى شَىْءٍ (vakafa alâ şey'in): Bir şeyin üzerinde durdu ve ona dikkatini verdi. 5. وَقَفَ عَلَيْهِ (vakafa aleyhi): Bir şeyi, özellikle bir anlamı kavradı; onu anladı (Tâcu'l-Arûs'a göre). (Ancak doğru kullanımın وُقِفَ (vukife) olması gerekir, çünkü orada bu şekilde değiştirilmiştir.) 6. وَقَفَ عَلَيْهِ (vakafa aleyhi): Okurken bir kelime veya benzeri bir şeyle karşılaştı. Bu anlamda sıkça kullanılır. 7. وُقِفَ عَلَيْهِ (vukife aleyhi): Onu gördü; ona tanıtıldı ve içinde ne olduğunu öğrendi (Tâcu'l-Arûs'a göre). Ona kesin olarak bildirilmişti. Beyzâvî Tefsiri'nde 6. surenin 27. ve 30. ayetlerine bakınız. 8. وَقَفْتُهُ على ذَنْبِهِ (vakaftehu alâ zenbihi): Onu suçundan, günahından, hatasından veya benzeri bir şeyden haberdar ettim veya ona bildirdim (Sihâh'a göre, el-Kâmûs sözlüğüne göre). Aynı şekilde عَلَيْهِ (aleyhi) ile de kullanılır (el-Muğrib sözlüğüne göre). 9. وَقَفَ (vakafa) fiili, muzari fiili وَقِفَ (yakifu) ve mastarı وُقُوفٌ (vukûf) ile: Karşı koydu, direndi. Bu kullanımda عَنْ (an) edatıyla birlikte kullanılır. 10. وَقَفَهُ (vakafahu), أَوْقَفَهُ (evkafahu) ve وَقَّفَهُ (vakkafahu): Bir şeyi vakfetti veya devredilemez şekilde bağışladı. Bu kullanımlardan ilki en fasih olanıdır. Sonuncusu ise hoş karşılanmaz ve nadirdir (Tâcu'l-Arûs'a göre, حبس maddesi). مُؤَبَّدٌ (müebbed - ebedi kılınmış) kelimesine bakınız.
Türev ve anlam dağılımı
Aynı kökün farklı kalıpları farklı anlamlar taşır — bir türeve tıkla, liste yalnız o kullanıma filtrelensin.