Peygamber kıssalarının art arda dizilmesiyle ilerleyen A'râf, Mekke döneminde inmiş ve iki yüz altı ayetle Kur'an'ın uzun surelerinden biri olmuştur; nüzul sıralamasında otuz dokuzuncu sıradadır ve kesik harflerle açılır. Adı yüksek yerler, sırtlar anlamına gelir ve cennet ile cehennem ehli arasında yer alan yüksek bir mevkiden, orada bulunanlardan söz eden bölümden gelir.
Nûh ile başlayıp Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb ile devam eden anlatılar hemen hemen aynı kalıbı tekrarlar: bir topluluğa kendi içlerinden bir uyarıcı gelir, çağrı yalnız Allah'a kulluk etmeye yöneliktir, çoğunluk reddeder ve helâk gelir. Bu tekrar tesadüfi değildir; helâk edilen milletler ile peygamberlerin görevi konuları surede tam da bu kalıp aracılığıyla birbirine bağlanır. Zincirin sonunda gelen Mûsâ kıssası ise surenin en geniş bölümüdür ve Firavun'la yüzleşme, sihirbazların iman etmesi, İsrâiloğullarının çıkışı ve levhaların verilmesi gibi sahnelerle uzar; Firavun burada kibrin ve zorbalığın örneği olarak resmedilir.
Kıssaların arasına yerleştirilen bölümler küfür, şirk ve ilahî ceza başlıklarını doğrudan işler; amellerin tartıldığı hesap sahnesi ile cennet ve cehennem ehlinin karşılıklı seslenişi, anlatılardan çıkan sonucun ahiretteki karşılığını gösterir. Metnin dokusu ağırlıklı olarak diyalogdur: kişilerin sözleri aktarılarak ilerleyen uzun pasajlar, hukukî düzenlemelerden çok anlatı ve tartışma üzerine kuruludur. Sure, Allah'ı anmaya ve O'nun huzurunda büyüklenmeyenlere dair kısa bir kapanışla sona erer.
A'râf suresi 206 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 39).
Bu sayfada A'râf suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.