Önceki ayet· 7:188Sonraki ayet· 7:190

A'râf Suresi 189. Ayet· 7:189

↗ A'râf suresi
Mekki
۞هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ وَجَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡهَاۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتۡ حَمۡلًا خَفِيفٗا فَمَرَّتۡ بِهِۦۖ فَلَمَّآ أَثۡقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنۡ ءَاتَيۡتَنَا صَٰلِحٗا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."
Yaşar Nuri Öztürk
O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."
Süleyman Ateşen ayrışan
O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce (eşiyle birleşince) eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. (Yükü) ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" (dediler).
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.9%
İngilizce
It is He who created you from one soul and created from it its mate that he might dwell in security with her. And when he covers her, she carries a light burden and continues therein. And when it becomes heavy, they both invoke Allah, their Lord, "If You should give us a good [child], we will surely be among the grateful
Fransızca
C'est Lui qui vous a créés d'un seul être dont il a tiré son épouse, pour qu'il trouve de la tranquillité auprès d'elle; et lorsque celui-ci eut cohabité avec elle, elle conçut une légère grossesse, avec quoi elle se déplaçait (facilement). Puis lorsqu'elle se trouva alourdie, tous deux invoquèrent leur Seigneur: «Si Tu nous donnes un (enfant) sain, nous serons certainement du nombre des reconnaissants»
İspanyolca
Él es Quien los creó a partir de un solo ser, del cual hizo surgir a su cónyuge para que encontrara en ella sosiego. Y cuando se unió a ella, quedó embarazada y llevó en su vientre una carga liviana con la que podía andar, pero cuando ésta se hizo pesada, ambos invocaron a Dios [diciendo]: "¡Oh, Señor nuestro! Si nos agracias con un hijo sano y virtuoso seremos agradecidos
Rusça
Он - Тот, Кто сотворил вас из одного человека. Он создал из него супругу, чтобы он нашел в ней покой. Когда же он вступил с ней в близость, она понесла легкое бремя и ходила с ним. Когда же она отяжелела от бремени, они вдвоем воззвали к Аллаху, своему Господу: «Если Ты даруешь нам праведного ребенка, то мы непременно будем в числе благодарных»
Endonezce
Dialah yang menciptakan kamu dari jiwa yang satu (Adam) dan daripadanya Dia menciptakan pasangannya, agar dia merasa senang kepadanya. Maka setelah dicampurinya, (istrinya) mengandung kandungan yang ringan, dan teruslah dia merasa ringan (beberapa waktu). Kemudian ketika dia merasa berat, keduanya (suami-istri) bermohon kepada Allah, Tuhan mereka (seraya berkata), "Jika Engkau memberi kami anak yang saleh, tentulah kami akan selalu bersyukur
Bengalce
তিনিই সে সত্তা যিনি তোমাদিগকে সৃষ্টি করেছেন একটি মাত্র সত্তা থেকে; আর তার থেকেই তৈরী করেছেন তার জোড়া, যাতে তার কাছে স্বস্তি পেতে পারে। অতঃপর পুরুষ যখন নারীকে আবৃত করল, তখন, সে গর্ভবতী হল। অতি হালকা গর্ভ। সে তাই নিয়ে চলাফেরা করতে থাকল। তারপর যখন বোঝা হয়ে গেল, তখন উভয়েই আল্লাহকে ডাকল যিনি তাদের পালনকর্তা যে, তুমি যদি আমাদিগকে সুস্থ ও ভাল দান কর তবে আমরা তোমার শুকরিয়া আদায় করব।
Çince
他从一个人创造你们,他使那个人的配偶与他同类,以便他依恋她。他和她交接后,她怀了一个轻飘飘的孕,她能照常度日,当她感觉身子重的时候,他俩祈祷安拉——他俩的主——说:“如果你赏赐我们一个健全的儿子,我们一定感谢你。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey erkekler ve kadınlar topluluğu! Sizi tek bir candan var eden O'dur. Bu can Âdem -aleyhisselam-'dır. Gönlünün ısınması ve huzur bulması için eşi Havva'yı Âdem -aleyhisselam-'ın kaburga kemiğinden yarattı. Erkek eşiyle bir araya geldikten sonra hanımı ilk başta hissetmeyecek derecede hamileliği hafif olur. Çünkü daha hamileliğin başındadır. Bu hamileliğinden bir ağırlık hissetmediği için ihtiyaçlarını gidermeye ve günlük işlerine devam eder. Fakat yük ağırlaşınca ve karnındaki bebek büyüyünce, karı koca Rableri olan Yüce Allah'a şöyle dua ederler: "Ey Rabbimiz! Eğer bize salih, tam ve kusursuz sağlam bir evlat verirsen, mutlaka senin vermiş olduğun nimetlerine şükredenlerden oluruz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
189- Sizi tek bir candan yaratan, ondan da kendisinde sükûn bulsun diye eşini yaratan O’dur. O, eşini örtüp bürüyünce eşi hafif bir yük yüklendi. Bununla gider gelirdi. Nihâyet (yükü) ağırlaşınca her ikisi de Rab’leri olan Allah’a şöyle dua ettiler: “Eğer bize sağlam bir çocuk verirsen muhakkak ki şükredenlerden oluruz.” 190- Allah, onlara sağlam bir evlat verince de kendilerine verdiği (bu evlat) hakkında O’na ortaklar koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuklarından çok yücedir. 191- Hiçbir şey yaratamayan aksine kendileri yaratılmış olan şeyleri mi (Allah'a) ortak koşuyorlar? 192- Halbuki onlar, onlara hiçbir şekilde yardım edemez, hatta onlar kendilerine bile yardım edemezler. 193- Siz (ey müşrikler) onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları çağırmanız da (çağırmayıp) susmanız da sizin için birdir. 189. “Sizi tek bir candan” yani beşeriyetin atası olan Adem aleyhisselam’dan “yaratan, ondan da kendisinde sükûn bulsun diye eşini” Adem’den zevcesi olan Havva’yı “yaratan O’dur.” Ey yeryüzünde yayılmış bulunan erkekler ve kadınlar! Çokluğunuza ve dört bir yana dağılmış olmanıza rağmen sizin yaratılışınızın aslı budur. Eşinin, sükun bulsun diye kendisinden yaratılmış olmasına gelince, bunun sebebi eşinin de ondan yaratılmış olmasıdır. Böylelikle aralarında bir uyum ve münasebet meydana gelmiştir. Bu ise birinin diğeri ile sükûn bulmasını gerektirmektedir. Böylece onların her biri, diğerine arzu dizgini ile bağlanmış haldedir. “O, eşini örtüp bürüyünce” yani cima için onu sarıp sarmalayınca yaratıcı olan Yüce Allah, o arzudan ve o cimadan bir nesil var edilmesini takdir etti ve o vakit “eşi hafif bir yük yüklendi.” Bu, hamileliğin başlangıcında böyledir. Kadın, bunun farkına bile varmaz ve yükü ona ağırlık vermez. “Nihâyet” bu hali devam edip de karnındakinin büyümesi üzerine “(yükü) ağırlaşınca” işte o vakit her ikisinin kalbinde de yavruya karşı, onun canlı, sağlıklı, herhangi bir sakatlığı olmayan tam bir yavru olarak doğması için bir şefkat belirdi. Bu yüzden “ikisi de Rabbleri olan Allah’a şöyle dua ettiler: Eğer bize sağlam” yani yaratılışı tam ve eksiksiz “bir çocuk verirsen muhakkak ki şükredenlerden oluruz.” 190. “Allah, onlara” isteklerine uygun “sağlam bir evlat verince” ve böylelikle de üzerlerindeki nimet tamamlanınca “kendilerine verdiği” bu çocuk “hakkında O’na ortaklar koşmaya başladılar” yani Allah'ın tek başına var ettiği, nimet olarak onlara ihsan ettiği ve onun sebebi ile anne babasını mutlu ettiği o yavru hakkında Allah’a ortak koştular, onu Allah’tan başkasının kulu haline getirdiler. Bu ise ya Allah’ın kulu olan bu yavruya Abdulharis (Haris’in kulu), Abduluzza (Uzza’nın kulu) ve Abdulka’be (Ka’be’nin kulu) gibi isimler vermeleri ile yahut da Yüce Allah kendilerine bunca lütufları, hiçbir kimsenin sayamayacağı kadar nimetleri ihsan etmiş olmasına rağmen ibadette Allah’a ortak koşmaları ile olmuştur. Bu buyruklarda özelden genele geçiş şeklinde bir anlatım üslubu vardır. Çünkü ayetlerin baş tarafı, Adem ve Havva ile ilgilidir. Daha sonra ise insan cinsi hakkında genel açıklamalara geçilmiştir. Şüphesiz ki zikri geçen bu tutum, Adem’in zürriyetinde çokça görülür. İşte bu yüzden Yüce Allah hem onların ortak koşmalarından yüce ve münezzeh olduğunu belirtmekte, hem de Yüce Allah’a bu konuda şirk koşmakla -bu şirkleri ister sözlü olsun, ister fiili olsun- en ileri derecede zulme sapmış olduklarını onlara ikrar ettirmektedir. Şöyle ki onları tek bir candan yaratan, o candan da eşini yaratan, onlara kendi nefislerinden eşler yaratan Allah’tır. Daha sonra bu eşler arasında sevgi ve rahmet var etmiştir ki bu yolla birbirleri ile huzur bulurlar, birbirleriyle kaynaşırlar ve birbirlerinden zevk alırlar. Daha sonra Yüce Allah, onları bu arzularını gerçekleştirip zevklerini tatmin edecek hem de onlara çocuk ve nesil sağlayacak yolu göstermiştir. Arkasından annelerinin karınlarında belli bir süre kalacak olan zürriyetleri var etmiştir. Onlar bu zürriyeti dört gözle bekleyip Yüce Allah’tan da onun sağlıklı ve sağlam olarak dünyaya gelmesi için dua ederler. Allah da onlara bu nimeti tam ve eksiksiz ihsan edip onların isteklerini yerine getirir. O halde onların yalnızca O’na ibadet etmeleri, O’na ibadette hiçbir kimseyi ortak koşmamaları ve dinlerini sadece O’na halis kılmaları gerekmez mi? Ancak durum tam aksi olarak ortaya çıkmış ve onlar Allah'a ortak koşmuşlardır. 191-192. Bu uydurma ilahlar, zerre ağırlığı kadar dahi hiçbir şey yaratamadıklarına, bizzat kendileri yaratılmış olduğuna, kendilerine tapanların başına gelecek hoş olmayan herhangi bir şeyi önleyemeyeceklerine, hatta bizzat kendilerinin hoşlanmayacakları bir şeyi bile önleyemeyeceklerine göre nasıl olur da onlar Allah ile birlikte ilah edinilebilir? Şüphesiz ki bu, ancak zulmün en ileri derecesi ve akılsızlığın en uç noktasıdır. 193. “Siz” ey müşrikler “onları” Allah’tan başka kendilerine tapındığınız o putları “doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırmanız da (çağırmayıp) susmanız da sizin için birdir.” Bu durumda insan, bu putlardan daha üstün bir konumdadır. Çünkü putlar işitmez, görmez, doğru yola iletmez, başkaları vasıtasıyla da doğru yola iletilemezler. Bütün bunları aklı başında bir kimse sadece hatırına getirip düşünecek olsa bile onların ilahlıklarının batıl olduğuna, onlara tapanların da akılsız olduklarına kesinlikle hüküm verir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Can” diye çevirdiğimiz âyetteki nefs kelimesi eski tefsirlerde genellikle Hz. Âdem olarak yorumlanmıştır (meselâ bk. Taberî, IX, 143; Kurtubî, VII, 337; Şevkânî, II, 313). Ancak Fahreddin er-Râzî’nin de geniş olarak açıkladığı gibi bu yorum önemli problemlere yol açmaktadır. Her şeyden önce, eğer âyetteki nefis kelimesiyle Hz. Âdem’in, ondan yaratılan “eş” ile de Havvâ’nın kastedildiği kabul edilecek olursa, bu durumda âyetin devamındaki bilgiye göre onların çocukları doğduktan sonra Allah’a ortak koşmuş oldukları sonucu çıkmaktadır. Halbuki ne Kur’an-ı Kerîm’in başka bir yerinde ne hadislerde ne de diğer İslâmî kaynaklarda Âdem ile Havvâ’nın şirke saptıklarına dair bilgi bulunmaktadır; aksine onların yasaklanan meyveyi yemelerinin ardından, İslâmî literatürde zelle diye adlandırılan bu hatalarından ötürü bile ağır bir üzüntü ve pişmanlık duyup hemen tövbe ettikleri ifade edilmektedir. Bu durumda Râzî’nin, Kaffâl’ın görüşü olarak verdiği yorum ve buna dayanarak yaptığı açıklamalar daha isabetli görünmektedir. Buna göre âyette gerçekten vuku bulmuş bir olaydan değil, bir “temsil”den söz edilmekte ve bununla da müşriklerin cahilliklerine ve şirk iddialarına işaret edilmektedir. Buradan hareketle Râzî âyete şöyle bir yorum getirmektedir: “O yüce Allah sizin her birinizi bir candan yaratmış; insanlıkta erkeğe eşit bir insan olarak eşini de yine aynı cinsten (özden) yaratmıştır (erkek bir asıldan, kadın ise başka bir asıldan yaratılmış değildir). Erkek eşine yaklaştıktan sonra kadının hamile olduğu anlaşılınca, rablerine, ‘Andolsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen (lutuf ve ihsanından dolayı) kesinlikle (sana) şükredenlerden olacağız!’ diyerek dua ederler. Fakat Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, bu verilenle ilgili olarak Allah’a ortaklar koşmaya kalkışırlar; çünkü bazan natüralistler gibi bu çocuğun yaratılışını tabiat güçlerine, bazan müneccimler gibi yıldızlara, bazan da putperestler gibi putlara nisbet ederler” (XV, 86-87). Kuşkusuz burada, aşağıda söz konusu edilecek olan şirk inancına ve putperestlerin yanlışlarına dair âyetlere bir geçiş olmak üzere, özellikle müşriklerin tutumları anlatılarak dolaylı bir üslûpla genel bir uyarıda bulunulmaktadır. Bu iki âyette erkek ile kadının yaratılıştaki eşitliği, erkeğin kadına karşı hissettiği duygusal ilgi, bunun ardından gelen cinsel birleşme ve nihayet bu birleşmeden çocuğun doğması kısaca anlatılmak suretiyle insan soyunun çoğalma süreci özetlenmiş bulunmaktadır. Fakat bütün bunları yapıp yaratanın yüce Allah olduğunun bilinmesi gerekir. Yaratılışta O’nu dışlayan veya başka yaratılış sebeplerini O’na denk yahut O’nun üstündeymiş gibi gören her inanç bir şirktir. Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestleri çeşitli putlarını yüce Allah’a bu şekilde ortak koştukları gibi dünyanın çeşitli kültürlerinde muhtelif kavimler de birçok yer veya gök cisimlerini, ata ruhlarını vb. yaratılmışları tanrı tanımak suretiyle şirke sapmışlardır. Fakat Allah bütün bu ortak koşulan şeylerden münezzehtir, yücedir. Kimi insanların ihtiyaç duyunca Allah’a yakarıp işi bitince nankörlük ettiklerini bildiren başka âyetler de vardır (Yûnus 10/22; Ankebût 29/65; Rûm 30/33).
A'râf Suresi 189. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey erkekler ve kadınlar topluluğu! Sizi tek bir candan var eden O'dur. Bu can Âdem -aleyhisselam-'dır. Gönlünün ısınması ve huzur bulması için eşi Havva'yı Âdem -aleyhisselam-'ın kaburga kemiğinden yarattı. Erkek eşiyle bir araya geldikten sonra hanımı ilk başta hissetmeyecek derecede hamileliği hafif olur. Çünkü daha hamileliğin başındadır. Bu hamileliğinden bir ağırlık hissetmediği için ihtiyaçlarını gidermeye ve günlük işlerine devam eder. Fakat yük ağırlaşınca ve karnındaki bebek büyüyünce, karı koca Rableri olan Yüce Allah'a şöyle dua ederler: "Ey Rabbimiz! Eğer bize salih, tam ve kusursuz sağlam bir evlat verirsen, mutlaka senin vermiş olduğun nimetlerine şükredenlerden oluruz."