Önceki ayet· 7:175Sonraki ayet· 7:177

A'râf Suresi 176. Ayet· 7:176

↗ A'râf suresi
Mekki
وَلَوۡ شِئۡنَا لَرَفَعۡنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخۡلَدَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلۡكَلۡبِ إِن تَحۡمِلۡ عَلَيۡهِ يَلۡهَثۡ أَوۡ تَتۡرُكۡهُ يَلۡهَثۚ ذَّـٰلِكَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۚ فَٱقۡصُصِ ٱلۡقَصَصَ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, sonsuza dek kalacakmış gibi, yerküreye bağlandı; iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.
Süleyman Ateş
Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
And if We had willed, we could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought
Fransızca
Et si Nous avions voulu, Nous l'aurions élevé par ces mêmes enseignements, mais il s'inclina vers la terre et suivit sa propre passion. Il est semblable à un chien qui halète si tu l'attaques, et qui halète aussi si tu le laisses. Tel est l'exemple des gens qui traitent de mensonges Nos signes. Eh bien, raconte le récit. Peut-être réfléchiront-ils
İspanyolca
Y si hubiera querido habría elevado su rango [en esta vida y en la otra, preservándolo], pero se inclinó por los placeres de este mundo y siguió sus pasiones. Se comportó como el perro que si lo llamas jadea, y si lo dejas también jadea. Éste es el ejemplo de quienes desmienten Mis signos. Nárrales estas historias a ver si reflexionan
Rusça
Если бы Мы пожелали, то возвысили бы его посредством этого. Однако он приник к земле и стал потакать своим желаниям. Он подобен собаке: если ты прогоняешь ее, она высовывает язык, и если ты оставишь ее в покое, она тоже высовывает язык. Такова притча о тех, которые считают ложью Наши знамения. Рассказывай эти истории, - быть может, они призадумаются
Endonezce
Dan sekiranya Kami menghendaki niscaya Kami tinggikan (derajat)nya dengan (ayat-ayat) itu, tetapi dia cenderung kepada dunia dan mengikuti keinginannya (yang rendah), maka perumpamaannya seperti anjing, jika kamu menghalaunya dijulurkan lidahnya dan jika kamu membiarkannya ia menjulurkan lidahnya (juga). Demikianlah perumpamaan orang-orang yang mendustakan ayat-ayat Kami. Maka ceritakanlah kisah-kisah itu agar mereka berpikir
Bengalce
অবশ্য আমি ইচ্ছা করলে তার মর্যাদা বাড়িয়ে দিতাম সে সকল নিদর্শনসমূহের দৌলতে। কিন্তু সে যে অধঃপতিত এবং নিজের রিপুর অনুগামী হয়ে রইল। সুতরাং তার অবস্থা হল কুকুরের মত; যদি তাকে তাড়া কর তবুও হাঁপাবে আর যদি ছেড়ে দাও তবুও হাঁপাবে। এ হল সেসব লোকের উদাহরণ; যারা মিথ্যা প্রতিপন্ন করেছে আমার নিদর্শনসমূহকে। অতএব, আপনি বিবৃত করুন এসব কাহিনী, যাতে তারা চিন্তা করে।
Çince
假若我意欲,我一定要借那些迹象而提升他,但他依恋尘世,顺从私欲,所以他像狗一样,你呵斥它,它就伸出舌头来,你不呵斥它,它也伸出舌头来,这是否认我的迹象者的譬喻。你要讲述这个人的故事,以便他们省悟。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer onun bu ayetlerden faydalanmasını dileseydik onu yükseltirdik ve bu ayetlerle amel etmeye muvaffak kılardık. Böylece dünyada ve ahirette yükselirdi. Fakat o dünyasını ahiretine tercih ederek dünyanın şehvetlerine, nefsinin arzuladığı batıl olan şeylere kapılmıştı. Dünyaya olan aşırı hırsı tıpkı köpeğin durumuna benzer. Zira bütün hallerde dilini çıkartıp solur. Üstüne varsan da uzanmış halde bıraksan da solumaya devam eder. Zikredilen bu örnek, ayetlerimizi yalanlayarak sapıtan kavmin misalidir. Ey Resul! Onlara bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünüp ayetlerimizi yalanlamaktan ve sapıklıktan vazgeçerler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
175- Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp çıkan, derken şeytanın kendisine uydurduğu ve böylece azgınlardan olan kişinin haberini onlara oku. 176- Eğer biz dileseydik onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o yere mıhlandı ve hevasına uydu. Artık onun misali, üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte âyetlerimizi yalanlayan kimselerin misali budur. Artık sen kıssayı anlat, belki iyice düşünürler. 177- Âyetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendilerine zulmetmekte olanların durumu ne kötüdür! 178- Allah kime hidâyet verirse işte doğru yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa işte onlar da zarara uğrayanların ta kendileridirler. 175. Yüce Allah peygamberine şöyle hitap etmektedir:“Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz” Allah’ın Kitabını öğrettiğimiz, böylece büyük bir ilim adamı ve derin alim olduğu “halde onlardan sıyrılıp çıkan” yani Allah’ın âyetlerini bilmenin gerektirdiği gerçek vasıftan sıyrılmıştı. Çünkü Allah’ın âyetlerini bilmek sayesinde kişi üstün ahlakî değerler kazanır. Güzel ameller işler, en yüksek derecelere ve en üstün makamlara çıkar. Ancak bu kişi, Allah’ın Kitabını arkasına attı, Kitabın emretmiş olduğu ahlakı bir kenara bıraktı ve elbisenin çıkarılması gibi bu ahlakı kendinden soyup çıkardı. İşte bunlardan sıyrıldıktan sonra da şeytan onu kendisine uydurdu:“derken şeytanın kendisine uydurduğu” Yani artık o, en sağlam ve koruyucu kalenin içinden çıktıktan sonra şeytan da ona musallat oldu ve aşağıların aşağısına düştü. Şeytan onu masiyetlere doğru ittikçe itti, onları işlemeye teşvik edip kışkırttı. Sonunda o da azgınlardan oldu:“ve böylece” daha önce doğru yolda giden ve doğru yola ileten bir kimse iken “azgınlardan olan kişinin haberini onlara oku!” 176. Bunun sebebi ise şudur: Yüce Allah onu yardımından mahrum etmiş ve kendi haline bırakmıştır. İşte bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:“Eğer biz dileseydik onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik.” Onlarla amel etmeye muvaffak kılardık, o da dünya ve âhirette yükselir ve düşmanlarına karşı koruma altında olurdu. “Fakat o” Allah’ın yardımından mahrum kılınmayı gerektiren işleri yaptı. Çünkü “yere mıhlandı” yani aşağılık arzulara ve dünyevi maksatlara yöneldi “ve hevasına uydu” Mevlasına itaati ise terk etti. “Artık onun misali” dünyaya aşırı derecedeki tutkunluğu ve kalbinin büsbütün ona meyletmesi bakımından “üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer.” Yani bu kişi her durumda dilini uzatıp solur. Böyle bir kimse sürekli olarak dünyaya tutkundur. Kalbini büsbütün ona vermiştir, dünyevî hiçbir şey onun açgözlülüğünü gidermeye yetmez. “İşte” Allah kendilerine âyetleri gösterdiği halde itaat etmeyerek, yalanlayarak ve reddederek “âyetlerimizi yalanlayan kimselerin misali budur.” Çünkü bu kimselerin Allah nezdinde hiçbir değerleri yoktur. Bunlar Allah’tan gelen hidâyeti terk edip kendi hevalarına tâbi olmuşlardır. “Artık sen kıssayı anlat, belki iyice düşünürler.” Verilen bu misaller üzerinde, ibretli kıssalar ve âyetler hakkında eğer tefekkür edip düşünecek olurlarsa gerçeği bilirler, bilirlerse amel ederler. 177. “Âyetlerimizi yalanlayan” Allah’ın âyetlerini yalanlamak ve türlü masiyetler işlemekle de “yalnızca kendilerine zulmetmekte olanların durumu ne kötüdür!” Bunların hali ve misali oldukça kötü ve çirkindir. Allah’ın kendisine âyetlerini verdiği belirtilen bu kişi ile belli bir kimsenin kastedilmiş olma ihtimali vardır. Böyle olması durumunda bu kişi, Yüce Allah’ın sözünü ettiği işleri yapmış, Yüce Allah da kullarını uyarmak kastı ile böyle bir kıssa nakletmiştir. Bununla kastın, belli bir kişi olmaması muhtemeldir. Buna göre ayet, Yüce Allah’ın kendisine âyetlerini verdiği sonra da bunlardan sıyrılıp çıkan herkesi kapsayacak şekilde umumidir. Bu âyet-i kerimelerde öğrenilen ilim gereğince amel etmek teşvik edilmekte, bunun Allah’ın böyle bir kimseyi yüceltmesi ve şeytandan koruması demek olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan ilim gereğince amel etmemekten sakındırılmakta, böyle bir tutumun aşağıların aşağısına inmeye ve şeytanın musallat olmasına yol açacağı da açıklanmaktadır. Yine bu buyruklarla hevaya uyup arzulara meyletmenin, ilâhi yardımdan mahrum kalmaya sebep olacağı da anlatılmaktadır. 178. Daha sonra Yüce Allah hidâyete iletenin de saptıranın da sadece kendisinin olduğunu beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“Allah kime” hayırları işleme muvaffakiyeti vererek, hoş olmayan şeylerden onu koruyarak ve bilmediklerini öğreterek “hidâyet verirse işte” gerçek manada “doğru yolu bulan odur.” Çünkü böyle bir kimse, Yüce Allah'ın hidâyetini tercih etmiştir. “Kimi de saptırırsa” yani yardımından mahrum bırakır ve hayra muvaffak kılmazsa “işte onlar da zarara uğrayanların ta kendileridirler.” Kıyamet gününde kendilerini de aile halkını da ziyana sokanlardır. İşte apaçık hüsran da budur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah dileseydi o kişiyi âyetlerinden yararlandırarak yüceltirdi. Fakat o bunu istemedi, bulunduğu yere saplanıp kaldı, kendini dünyaya kaptırdı, yükselmeyi değil dünyaya çakılıp kalmayı tercih etti. Fıtratındaki yüksek ruhî ve zihnî melekeler onu imana çağırırken o nefsânî tutkularının peşinden gitti. Bu durumda gerçek anlamda insanlık değerini ve ayrıcalığını da yitirdiği için 176. âyette böyle bir insanın psikolojik durumu, sıcaktan veya başka herhangi bir sıkıntıdan dolayı dilini sarkıtıp devamlı soluyan, kovulsa da kendi haline bırakılsa da durumunu değiştirmeyen köpeğin haline benzetilmiştir. Bunca işaretlere ve kanıtlara rağmen o gibi insanlar da durum ve tutumlarını değiştirmemektedir. 177. âyette de bu tip insanların böyle bir aşağılık duruma düşmelerinin, yüce Allah’ın âyetlerini yalanlamaktan, onları hiçe saymaktan başka bir sebebinin bulunmadığı, yani insanın içine düştüğü kötülüğün sebebinin yine onun kendisi olduğu ifade buyurulmuştur. Ama –178. âyette de işaret edildiği gibi– en geniş planda hidayet de dalâlet de Allah’ın takdirine bağlıdır. Onun için insan daima Allah’a yönelmeli, her zaman O’nun yardım ve desteğine muhtaç olduğu bilincini korumalıdır.
A'râf Suresi 176. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer onun bu ayetlerden faydalanmasını dileseydik onu yükseltirdik ve bu ayetlerle amel etmeye muvaffak kılardık. Böylece dünyada ve ahirette yükselirdi. Fakat o dünyasını ahiretine tercih ederek dünyanın şehvetlerine, nefsinin arzuladığı batıl olan şeylere kapılmıştı. Dünyaya olan aşırı hırsı tıpkı köpeğin durumuna benzer. Zira bütün hallerde dilini çıkartıp solur. Üstüne varsan da uzanmış halde bıraksan da solumaya devam eder. Zikredilen bu örnek, ayetlerimizi yalanlayarak sapıtan kavmin misalidir. Ey Resul! Onlara bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünüp ayetlerimizi yalanlamaktan ve sapıklıktan vazgeçerler.