Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü, güzel, temiz ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Dünya hayatında onlar, inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindir onlar." Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.
Süleyman Ateş
De ki: "Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
Say, "Who has forbidden the adornment of Allah which He has produced for His servants and the good [lawful] things of provision?" Say, "They are for those who believe during the worldly life [but] exclusively for them on the Day of Resurrection." Thus do We detail the verses for a people who know
Fransızca
Dis: «Qui a interdit la parure d'Allah, qu'Il a produite pour Ses serviteurs, ainsi que les bonnes nourritures?» Dis: «Elles sont destinées à ceux qui ont la foi, dans cette vie, et exclusivement à eux au Jour de la Résurrection.» Ainsi exposons-Nous clairement les versets pour les gens qui savent
İspanyolca
Diles: "¿Quién les ha prohibido vestir con las prendas elegantes que Dios les ha concedido a Sus siervos y beneficiarse de todo lo bueno que Dios les ha proveído?" Diles: "Pero de todo eso, el Día de la Resurrección, se beneficiarán exclusivamente quienes hayan sido creyentes durante la vida mundanal". Así es como aclaro Mis signos para un pueblo que comprende
Rusça
Скажи: «Кто запретил украшения Аллаха, которые Он даровал Своим рабам, и прекрасный удел?». Скажи: «В мирской жизни они предназначены для тех, кто уверовал, а в День воскресения они будут предназначены исключительно для них». Так Мы разъясняем знамения людям знающим
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Siapakah yang mengharamkan perhiasan dari Allah yang telah disediakan untuk hamba-hamba-Nya dan rezeki yang baik-baik? Katakanlah, "Semua itu untuk orang-orang yang beriman dalam kehidupan dunia, dan khusus (untuk mereka saja) pada hari kiamat.330) Demikianlah Kami menjelaskan ayat-ayat itu untuk orang-orang yang mengetahui
Bengalce
আপনি বলুনঃ আল্লাহর সাজ-সজ্জাকে, যা তিনি বান্দাদের জন্যে সৃষ্টি করেছেন এবং পবিত্র খাদ্রবস্তুসমূহকে কে হারাম করেছে? আপনি বলুনঃ এসব নেয়ামত আসলে পার্থিব জীবনে মুমিনদের জন্যে এবং কিয়ামতের দিন খাঁটিভাবে তাদেরই জন্যে। এমনিভাবে আমি আয়াতসমূহ বিস্তারিত বর্ণনা করি তাদের জন্যে যারা বুঝে।
-Ey Resul!- Elbise, temiz yemekler ve diğer şeyler arasından Allah’ın helal kıldıklarını haram kılan müşriklere cevap olarak de ki: “Sizler için bir ziynet olan elbiseleri size kim haram kıldı? Allah’ın sizleri rızıklandırdığı tertemiz yiyecekleri, içecekleri ve diğer şeyleri size kim haram kıldı?” -Ey Resul!- De ki: "Muhakkak bu temiz şeylerden dünyada başkaları faydalanıyor olsa da, kıyamet günü yalnızca Müminlere has olacaktır. Kâfirler onlar gibi yararlanamayacaklardır. Çünkü cennet, kâfirlere haram kılınmıştır." İşte bu ayrıntı gibi anlayıp, idrak eden topluluklar için ayetlerimizi kapsamlı bir şekilde açıklıyoruz. Çünkü bu ayetlerden sadece onlar faydalanmaktadır.
32- De ki:“Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılan da kim?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalnız onlarındır.” İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız. 33- De ki:“Rabbim ancak hayasızlıkları, bunların hem açık olanını hem de gizli olanını, günahı, haksız saldırıyı, Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”
32. Yüce Allah dikkafalılık eden ve Allah'ın helal kıldığı hoş ve temiz şeyleri haram kılanların bu yaptıklarını eleştirerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zineti” çeşitli türleriyle elbiseleri “temiz ve hoş rızıkları” her çeşit yiyeceği, içeceği, helal ve hoş rızıkları “haram kılan da kim?” Yani Allah'ın, kullarına ihsan ettiği bu nimetleri haram kılmaya cüret eden de kim? Allah'ın kullara geniş kıldığı bu nimet dairesini daraltan da kim? Allah, kullarına dairesini geniş tuttuğu bu temiz ve hoş nimetleri, kendisine ibadet yolunda kullansınlar diye ihsan etmiştir ve onları, sadece mümin kullarına helal kılmıştır. Bu sebepledir ki devamla şöyle buyrulmuştur:“De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir.” Yani bu nimetlerden istifade etmeleri nedeniyle onlara bir vebal yoktur. Ayetin mefhumu şuna delalet etmektedir: Allah'a iman etmeyen, aksine bu nimetleri O’na isyanda kullananlar için bu nimetler mubah değildir. Aksine onlar bu nimetlerden faydalanmaları dolayısıyla cezalandırılacaklardır. Kıyamet gününde de o nimetlerden sorguya çekileceklerdir. “İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız.” ve beyan ederiz. Çünkü Allah'ın açıklamış olduğu ayetlerden ancak onlar yararlanırlar. Onların Allah'ın katından olduğunu bilirler ve onlar üzerinde düşünüp onları anlarlar.
33. Daha sonra Yüce Allah indirmiş olduğu her bir şeriatte haram kıldığı şeyleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları” yani oldukça kötü ve iğrenç olduklarından dolayı çirkin ve kötü görülen zina, livata ve bunlara benzer günahları; “bunların hem açık olanını hem de gizli olanını” yani gerek bedenin hareketleri ile ilgili gerekse de kibir, ucb, riyakârlık, münafıklık ve buna benzer kalbin davranışları ile alakalı olanları; “günahı, haksız saldırıyı” yani hem kişiyi vebale sokan, Allah’ın hukuku ile ilgili hallerde cezalandırmayı gerektiren işleri hem de kan, mal ve namuslarında insanlara yönelik haksızlıkları… Böylelikle hem Allah’ın hakkı ile alakalı hem de kulların hakkı ile alakalı olan günahlar bunların kapsamına girmektedir. “Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı” Çünkü Yüce Allah, kendisine ortak koşulması konusunda delil indirmek şöyle dursun tam aksine tevhid hakkında delil ve belge indirmiştir. Ortak koşmak (şirk), Allah’a ibadette yaratılmışlardan herhangi birisini ortak koşmak demektir. Bunun kapsamına riyakarlık, Allah’tan başkası adına yemin etmek gibi küçük şirkler de girebilir. “Ve Allah’a karşı” isimleri, sıfatları, fiilleri ve şeriatı hakkında “bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” Bütün bunları Yüce Allah haram kılmış, bunları işlemeyi kullarına yasaklamıştır. Bunun sebebi ise zulüm, Allah’a karşı cüretkârlık, Allah’ın kullarına yönelik haksızlıklar, Allah’ın din ve şeriatının değişikliğe uğratılması vb. gibi bunlarda bulunan özel ve genel fesatlar ve kötülüklerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu ve bundan önceki âyette elbiseye “ziynet” denilmesi, giyinmenin ahlâkî bakımdan olduğu gibi estetik bakımdan da önemli ve gerekli olduğuna işaret eder; ayrıca buradaki ziynet kelimesinden hareketle kaliteli ve değerli elbiseler giyinmenin mubah olduğuna hükmedilmiştir. Taberî (VIII, 163-164), Şevkânî (II, 230) gibi önde gelen müfessirler bu âyeti açıklarken, haram olmayan güzel ve değerli nimetlerden uzak kalmayı zühd ve fazilet sayanların hatalı olduklarını belirtirler. Haram, dinî bir terim olarak, “Açık, kesin ve bağlayıcı bir ifade ve üslûpla yapılması şer‘an yasaklanmış olan tutum ve davranış” anlamına gelir. Bir işin yapılmamasını isteyen bir ifade bulunmakla birlikte, bu talep ve/veya kaynağı kesin değilse buna haram değil mekruh denir. Hakkında yasaklayıcı hiçbir delil bulunmayan fiiller ise mubah ve helâl kabul edilir. Bir fiilin helâl kabul edilmesi için dinî kaynaklarda bu yönde bir açıklama bulunması gerekli değildir; çünkü “Eşyada asıl olan mubah olmasıdır”. Buna göre özel bir delil bulunmadığı halde ölçüsüz dindarlık duygusu, şahsî tercihler, ortalıkta görülen kötülüklerle mücadele arzusu gibi –iyi niyetli de olsa– kişisel hassasiyetlerin etkisiyle dinin izin verdiği alan içinde kalan tutum ve davranışları, yiyecek, içecek, giyecek gibi nesneleri haram, sakıncalı ve günah olarak nitelendirmek bu âyetin hükmüne aykırı ve yanlıştır. Hatta müfessirler, âyetin “De ki: O nimetler dünya hayatında müminlere yaraşır” meâlindeki kısmından hareketle, bunların esas itibariyle müminlere lutuf olmak üzere yaratıldığını ve onlar sayesinde bu nimetlerden herkesin yararlanmalarına imkân verildiğini belirtirler. Âyetin anlatımına göre mânevî kemal ve güzellikler gibi birey ve toplumun refah, sağlık, güvenlik ve esenliğine katkıda bulunacak her türlü maddî imkânlar da öncelikle müminlere yaraşır. Bu imkânlarda geri olan bir toplum, Kur’an bakımından ideal bir toplum değildir. Zühde ve kanaate teşvik eden açıklamalarla bu yöndeki uygulamalar ise, dünya nimetlerini araç olarak görmek yerine amaç kılmayı hedefleyen eğilimleri önlemeye yöneliktir.
-Ey Resul!- Elbise, temiz yemekler ve diğer şeyler arasından Allah’ın helal kıldıklarını haram kılan müşriklere cevap olarak de ki: “Sizler için bir ziynet olan elbiseleri size kim haram kıldı? Allah’ın sizleri rızıklandırdığı tertemiz yiyecekleri, içecekleri ve diğer şeyleri size kim haram kıldı?” -Ey Resul!- De ki: "Muhakkak bu temiz şeylerden dünyada başkaları faydalanıyor olsa da, kıyamet günü yalnızca Müminlere has olacaktır. Kâfirler onlar gibi yararlanamayacaklardır. Çünkü cennet, kâfirlere haram kılınmıştır." İşte bu ayrıntı gibi anlayıp, idrak eden topluluklar için ayetlerimizi kapsamlı bir şekilde açıklıyoruz. Çünkü bu ayetlerden sadece onlar faydalanmaktadır.