Önceki ayet· 7:18Sonraki ayet· 7:20

A'râf Suresi 19. Ayet· 7:19

↗ A'râf suresi
Mekki
وَيَـٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz
Elmalılı Hamdi Yazır
(Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Yaşar Nuri Öztürk
"Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz."
Süleyman Ateşen ayrışan
(Sonra Allah, Adem'e hitabetti): "Ey Adem, sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.4%
İngilizce
And "O Adam, dwell, you and your wife, in Paradise and eat from wherever you will but do not approach this tree, lest you be among the wrongdoers
Fransızca
«O Adam, habite le Paradis, toi et ton épouse; et mangez en vous deux, à votre guise; et n'approchez pas l'arbre que voici; sinon, vous seriez du nombre des injustes.»
İspanyolca
¡Oh, Adán! Habita el Paraíso con tu esposa. Coman cuanto deseen de lo que hay en él, pero no se acerquen a este árbol, pues de hacerlo se contarían entre los injustos
Rusça
О Адам! Поселись в Раю вместе со своей супругой. Ешьте, где (или когда) пожелаете, но не приближайтесь к этому дереву, а не то окажетесь беззаконниками»
Endonezce
Dan (Allah berfirman), "Wahai Adam! Tinggallah engkau bersama istrimu dalam surga dan makanlah apa saja yang kamu berdua sukai. Tetapi janganlah kamu berdua dekati pohon yang satu ini. (Apabila didekati) kamu berdua akan termasuk orang-orang yang zalim
Bengalce
হে আদম তুমি এবং তোমার স্ত্রী জান্নাতে বসবাস কর। অতঃপর সেখান থেকে যা ইচ্ছা খাও তবে এ বৃক্ষের কাছে যেয়োনা তাহলে তোমরা গোনাহগার হয়ে যাবে।
Çince
“阿丹啊!你和你的妻子同住乐园吧,你们可以随意吃园里的食物。但不要临近这棵树;否则,就要变成不义者。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, Âdem’e şöyle dedi: "Ey Âdem! Sen ve eşin Havva cennete yerleşin. İçinde bulunan tertemiz yemeklerden dilediklerinizi yiyin, fakat sakın bu ağaçtan (Allah’ın onlar için belirlediği bir ağaçtır) yemeyin. Eğer size yasaklamış olmamın sonrasında bu ağaçtan yerseniz, Allah’ın sınırlarını aşan kimselerden olursunuz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
19- “Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin ve ikiniz de dilediğiniz yerden yiyin. Yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” 20- Derken şeytan kendilerine gizli bırakılmış avret yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve:“Rabbiniz size bu ağacı ancak iki melek yahut ebedi kimseler olmayasınız diye yasakladı” dedi. 21- Ve her ikisine:“Şüphesiz ben, size öğüt verenlerdenim” diye de yemin etti. 22- Nihâyet ikisini de aldatarak mertebelerini düşürdü. Ağaçtan tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerine cennet yapraklarından koyarak (avretlerini örtmeye) başladılar. Rab’leri de onlara:“Ben, size o ağacı yasak etmedim mi ve size şeytan gerçekten sizin apaçık bir düşmanınızdır, demedim mi?” diye seslendi. 23- Dediler ki:“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen şüphe yok ki zarara uğrayanlardan oluruz.” 19. Yani Yüce Allah Adem’e ve onunla huzur bulsun diye ona ihsan etmiş olduğu zevcesi Havva’ya cennetten istedikleri gibi yiyebileceklerini ve diledikleri şekilde faydalanabileceklerini söyledi. Ancak onlara belli bir ağacı istisna ettiğini belirterek ondan yemelerini yasakladı. Bu ağacın ne ağacı olduğunu en iyi bilen Allah’tır. Onun ne ağacı olduğunu bilmemizde bizim için faydalı olacak bir taraf da yoktur. İşte Allah onlara bu ağaçtan yemelerini haram kılmıştır. Buna delil ise Yüce Allah’ın:“yoksa zalimlerden olursunuz” buyruğudur. Her ikisi de Yüce Allah’ın bu emrine uymaya devam ettiler. Bu, düşmanları İblis, hile ve tuzakları ile kendilerine sokuluncaya kadar devam etti. 20. İblis, onlara vesvese verdi ve bu vesvesesi ile onları aldattı, gerçeği onlara başka türlü gösterdi ve onlara gerçeği tahrif ederek:“Rabbiniz size bu ağacı ancak iki melek” yani siz melek türünden olmayasınız “yahut ebedi kimselerden olmayasınız diye yasakladı, dedi” Bir başka âyette de bu husus şöyle ifade edilmektedir: “Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez bir mülkü göstereyim mi?”(Tâhâ, 20/120) 21. İblis bu sözleri ile birlikte bir de Allah adına onlara şöyle yemin etti:“Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” Yani ben size nasihat verenlerdenim; o yüzden size bunları söylüyorum, dedi. İkisi de bu sözlere aldandılar, böyle bir durumda arzuları akıllarına galip geldi. 22. “Nihâyet ikisini de aldatarak mertebelerini düşürdü.” Onları günahlardan ve masiyetlerden uzak oldukları o üstün mertebelerinden günah ve masiyetin pislikleri ile kirlenme seviyesine indirdi ve her ikisi de o yasak ağaçtan yeme cüretini gösterdi. “Ağacı tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü.” Önceleri örtülü iken her ikisinin de avretleri ortaya çıktı. İşte böyle bir durumda batının takvadan sıyrılması, zahir elbise üzeridne de etkili oldu. Böylece elbiseleri de üzerlerinden sıyrıldı ve avretleri göründü. Avretleri görününce her ikisi de utandılar. Bu sefer cennet ağaçlarının yapraklarını alıp örtünmek için avret yerlerinin üstüne koymaya başladılar. “Rableri de onlara” bu halde iken onları azarlayarak: “Ben size o ağacı yasak etmedim mi ve size şeytan gerçekten sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi, diye seslendi.” Niçin yasak kılınan bir şeyi işlediniz ve düşmanınıza itaat ettiniz? 23. İşte o vakit Yüce Allah onlara hem tevbe etmeyi hem de tevbelerinin kabul edilmesi nimetini lütfetti. Onlar da günahlarını itiraf ettiler ve Yüce Allah’tan bağışlanma dileyerek şöyle dediler:“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik…” Yani biz, hakkında bizi uyarmuş olduğun günahı işledik, bu günahı işlemekle de kendimize zarar verdik, hüsrana uğramaya sebep olan bir iş işledik. Eğer bu günahın izini silmek ve cezasını affetmek sureti ile “bizi bağışlamaz”, tevbemizi kabul ederek ve buna benzer başka günahlardan yana esenlik vererek “bize merhamet” buyurmayacak olursan hiç şüphesiz biz “zarara uğrayanlardan oluruz.” Yüce Allah da onların bu günahlarını bağışladı: “Adem, Rabbine karşı geldi ve şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve onu doğruya iletti.”(Taha, 20/121-122) Bununla birlikte İblis azgınlığını devam ettirmekte ve isyanından vazgeçmemektedir. Bu yüzden her kim günah işlediği takdirde günahını itiraf etmek, mağfiret dilemek, pişmanlık duymak, günahından vazgeçmek suretiyle Adem’e benzeyecek olursa Rabbi onu seçer ve onu doğruya iletir. Her kim de günah işleyip masiyetlerini daha da artırmak sureti ile İblis’e benzeyecek olursa hiç şüphesiz o kimse de bu tutumu ile ancak Allah’tan uzaklaşmasını artırmış olacaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah İblîs’i bulunduğu makamdan kovduktan sonra Âdem’e de, “Sen eşinle birlikte cennette yerleş…” buyurdu. Buradaki cennet kelimesinin ne anlama geldiği tartışmalıdır. Bir görüşe göre bu cennet, sözlük anlamıyla “dünyadaki bağlık bahçelik bir yer” olup Âdem ve Havvâ’nın burada yaşamaları istenmiştir (bu görüşü savunanlar ve ileri sürdükleri deliller için bk. Süleyman Hayri Bolay, “Âdem”, DİA, I, 360-361). Ancak ilgili âyetler topluca değerlendirildiğinde şu sonuçlar çıkmaktadır: İlk insanı Allah özel bir topraktan yeryüzünde yaratmış, ondan eşini de var etmiş, sonra bunları cennete koymuştur. Bu cennetin ve içindeki hayatın yeryüzündeki hayattan farklı olduğu bildirilmiştir. Şu halde bu, kulların ödüllendirileceği, içinde ebedî olarak mutlu yaşayacakları cennettir (ayrıca bk. Bakara 2/35).
A'râf Suresi 19. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah, Âdem’e şöyle dedi: "Ey Âdem! Sen ve eşin Havva cennete yerleşin. İçinde bulunan tertemiz yemeklerden dilediklerinizi yiyin, fakat sakın bu ağaçtan (Allah’ın onlar için belirlediği bir ağaçtır) yemeyin. Eğer size yasaklamış olmamın sonrasında bu ağaçtan yerseniz, Allah’ın sınırlarını aşan kimselerden olursunuz.