Diyanet İşleri
Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yakındır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Ürpererek ve ümit ederek dua edin O'na. Hiç kuşkusuz, Allah'ın rahmeti, güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
Süleyman Ateş
Yeryüzü düzeltildikten sonra onda bozgunculuk yapmayın, korkarak ve umarak O'na du'a edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah’ın, peygamberleri -aleyhimusselam- göndererek ıslah etmesinin ve bir tek O'na itaat etmek üzere orayı imar etmesinin ardından günah işleyerek yeryüzünü ifsat etmeyin. O'nun azabına karşı korku hissederek ve mükâfatını elde etmeyi arzulayıp, bekleyerek, bir tek Allah’a dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti hayırsever kimselere çok yakındır. Öyleyse siz de onlardan biri olun.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
55- Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Gerçek şu ki O, haddi aşanları sevmez. 56- Islah edilmişken yeryüzünde fesat çıkarmayın. O’na korku ve ümitle dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti, ihsan sahiplerine yakındır.
55. “Rabbinize… dua edin.” Buradaki duanın kapsamına hem Allah’tan istekte bulunmak için yapılan dua, hem de ibadet anlamındaki dua girmektedir. Yüce Allah kendisine “yalvara yakara” ısrarla istekte bulunarak ve ibadetlere de devam ederek “ve gizlice dua edin” diye emretmektedir. Yani duanız, riyanın bulaşacağından korkulacak şekilde açık ve aleni olmasın. Aksine Yüce Allah’a ihlasla ve sessizce dua edin. “Gerçek şu ki O, haddi” bütün hususlarda sınırları “aşanları sevmez.” Kulun Yüce Allah’tan kendisine uygun olmayan bir dilekte bulunmak yahut da istekte aşırı gitmek ve yapmacık davranmak ya da dua ederken sesi aşırı yükseltmek gibi. Bütün bu hususlar yasak kılınmış olan haddi aşmanın kapsamı içerisindedir.
56. İtaatler ile “ıslah edilmişken yeryüzünde” masiyetler işlemek sureti ile “fesat çıkarmayın.” Çünkü masiyetler ahlakı, amelleri ve rızıkları bozar. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesat başgösterdi.”(en-Nur, 30/41) Diğer taraftan taatler ile de ahlak, ameller, rızıklar, dünya ve âhiret halleri salah bulur, düzene girer. “Ona korku ve ümitle dua edin”; yani O’nun cezasından korkarak ve mükâfaatını umarak, kabul edileceğini umarak ve reddedileceğinden korkarak dua edin. Yoksa kendisini beğenen ve kendini gerçek konumundan yukarıda kabul edip Rabbinden ukalaca isteklerde bulunan kimse yahut da gafil ve kalbi başka şeylerle oyalanıp duran kimse gibi dua etmeyin. Yüce Allah’ın, dua adabı ile ilgili olarak zikrettiklerinden anlaşılanlar özetle şudur: Dua ihlas içinde ve yalnızca Allah’a yapılmalıdır. Çünkü duanın gizli yapılmasının ihtiva ettiği mana budur. Yine dua, gizlice ve sessizce yapılmalı, kalp korku ve ümit içinde olmalıdır. Gafil, duasının kabul edileceğinden emin ya da kabul edilip edilmemesine aldırış etmeyen bir halde olmamalıdır. Bu şekilde dua etmek, duanın ihsan ile yapılması demektir. İhsan ise bütün ibadetlerde gayretin tümünü ortaya koymak, o ibadeti tam anlamı ile ve herhangi bir şekilde eksik içermeksizin eda etmek demektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz Allah’ın rahmeti ihsan sahiplerine yakındır.” Yani Allah'ın rahmeti, Allah’a ibadetinde ihsan sahibi olup Allah’ın kullarına da ihsanda bulunan kimselere yakındır. Kulun ihsanı ne kadar çok olursa Rabbinin rahmetine o kadar yakın olur. Rabbi de rahmeti ile ona o kadar yakın olur. Bu buyruklarda -açıkça görüleceği gibi- ihsana büyük bir teşvik vardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıdaki âyette Kur’an’ın ulûhiyyet öğretisi veciz bir şekilde verildikten sonra bu iki âyette, tam yeri gelmişken, insanlara çok önemli iki hatırlatma yapılıyor: a) 55. âyette insanlardan, rablerine yakarır bir tarzda, gizli gizli veya alçak sesle dua etmeleri istenmekte; Allah’ın, aşırı gidip buyruğundan çıkanları, bu cümleden olmak üzere duada yakarış ve gizlilik sınırını aşanları sevmediği bildirilmekte; bu suretle, hadiste “ibadetin özü” diye nitelenen (Tirmizî, “Du‘â”, 1) dua münasebetiyle insanın rabbi ile ilişkisine bir disiplin getirilmektedir. Nitekim bazı müfessirler buradaki “Dua ediniz” buyruğunu “İbadet ediniz” şeklinde açıklamışlardır (Râzî, XIV, 128; dua hakkında bilgi için bk. Bakara 2/186). b) 56. âyette ise, Allah arzı yani dünyayı veya ülkeyi ıslah etmiş, düzene koymuşken, insanların orada fesat çıkarıp düzeni bozmaları yasaklanmakta; böylece insanın tabii ve beşerî çevresiyle ilişkisi düzenlenmektedir. Râzî âyetin bu bölümünü özetle şöyle açıklar: Dünyadaki hiçbir düzenli şeyi bozmayın. Öldürme, yaralama, gasp ve hırsızlık gibi insana verilen zararlar; inkâr ve bid‘atlarla dine verilen zararlar; zina, livata, zina iftirası gibi insan onuruna, namusuna ve aileye verilen zararlar; sarhoş edici şeylerle akla verilen zararlar bu yasağın kapsamına girer. Çünkü dünya hayatında insanlara ait beş temel hak ve menfaat konusu vardır: Can, mal, nesep, din ve akıl. “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!” buyruğu bütün bu hak ve menfaatlerle bunların kapsamına giren diğer şeylerin korunmasını öngörür. Zira Allah’ın yeryüzünü ıslah ettiğini, düzene soktuğunu belirten ifade, Allah tarafından dünyaya bütün yaratılmışların menfaatlerini en uygun biçimde karşılayacak düzenlerin verildiğini bildirir. Öte yandan yüce Allah, peygamberler göndermek, kitaplar indirmek ve hüküm ve yasalar koymak suretiyle de dünyayı ıslah etmiş olup bu âyette, bir bakıma, insanlara “Peygamberleri yalanlamaya, kitapları inkâr etmeye, yasalara karşı gelmeye kalkışmayın!” denilmiştir. Zira bu isyanlar dünyada karışıklıklar çıkmasına, düzenin bozulmasına yol açar (XIV, 133).
İnsanın çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurup fesattan korunması iyi bir kullukla mümkün olacağı için âyetin sonunda tekrar dua konusuna dönülerek hem korku hem de ümit duygularıyla dua edilmesi istenmiş; nihayet “Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır” buyurulmuştur. Buradaki “iyilik edenler” (muhsinîn) kelimesi hem Allah’a kulluk ve dua ödevini hem de her türlü bozgunculuktan uzak durma, dünyanın düzenini yaşatma, kısaca iyi kul ve iyi insan, iyi komşu, iyi ana-baba, iyi vatandaş... olma yükümlülüklerini yerine getirenleri kapsar.