Allah'tan başka taptıklarınız putlar da, sizin gibi yaratıklardır. Eğer doğru sözlü iseniz, onları çağırın da size cevap versinler bakalım
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'tan başka taptıklarınız putlar da, sizin gibi yaratıklardır. Eğer doğru sözlü iseniz, onları çağırın da size cevap versinler bakalım
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ı bırakıp taptıklarınız da tıpkı sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda doğru iseniz haydi onları çağırın da size cevap versinler.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah'tan başka yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, (onların tanrı olduğu hakkındaki iddianızda) doğru iseniz, çağırın onları da size cevap versinler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
Indeed, those you [polytheists] call upon besides Allah are servants like you. So call upon them and let them respond to you, if you should be truthful
Fransızca
Ceux que vous invoquez en dehors d'Allah sont des serviteurs comme vous. Invoquez-les donc et qu'ils vous répondent, si vous êtes véridiques
İspanyolca
Lo que adoran en vez de Dios son seres creados igual que ustedes. [Los desafío:] Invóquenlos y que les respondan, si es verdad lo que dicen
Rusça
Те, к кому вы взываете наряду с Аллахом, являются рабами, подобными вам самим. Взывайте к ним, и пусть они ответят вам, если вы говорите правду
Endonezce
Sesungguhnya mereka (berhala-berhala) yang kamu seru selain Allah adalah makhluk (yang lemah) yang serupa juga dengan kamu. Maka serulah mereka lalu biarkanlah mereka memperkenankan permintaanmu, jika kamu orang yang benar
Bengalce
আল্লাহকে বাদ দিয়ে তোমরা যাদেরকে ডাক, তারা সবাই তোমাদের মতই বান্দা। অতএব, তোমরা যাদেরকে ডাক, তখন তাদের পক্ষেও তো তোমাদের সে ডাক কবুল করা উচিত যদি তোমরা সত্যবাদী হয়ে থাক
Ey müşrikler! Kuşkusuz sizin Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz sizin gibi Allah'ın yarattığı varlıklardır. Hepsi Yüce Allah'ın mülküdür. Bu hususlarda onlar da sizin gibidirler. Bununla beraber siz canlı olduğunuz, konuştuğunuz, yürüdüğünüz, duyduğunuz ve gördüğünüzden dolayı haliniz onların halinden daha üstündür. Hâlbuki putların durumu öyle değildir. O halde iddianızda doğruysanız, onları çağırınız da hadi sizin çağrınıza cevap versinler.
194- Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız şüphesiz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söylüyorsanız, haydi onları çağırın da size karşılık versinler. 195- Onların yürüyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var? Yoksa görecek gözleri yahut işitecek kulakları mı var? De ki:“Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra da bana tuzak kurun ve bana göz açtırmayın.” 196- Şüphesiz benim mevlam, Kitab’ı indiren Allah’tır ve O, salihleri dost edinir.
194. Burada putlara tapan müşriklere bir çeşit meydan okuma vardır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız şüphesiz sizin gibi kullardır.” Sizinle onlar arasında herhangi bir fark yoktur. Hep Allah’ın kullarısınız, O’nun mülkündensiniz. “Eğer” sizler onların ibadetten azıcık da olsa bir pay hak ettikleri yönündeki iddianızda “doğru söylüyorsanız haydi onları çağırın da size karşılık versinler.” Eğer size karşılık verir, isteklerinizi yerine getirecek olurlarsa mesele yok. Aksi takdirde sizlerin bu iddianızda yalan söylediğiniz, Allah’a en büyük iftirada bulunduğunuz ortaya çıkmış olacaktır.
195. Bu meselenin açıklığa kavuşturulması için ayrıca çalışılmasına da gerek yoktur. Çünkü sizler bunlara bakacak olursanız, onların şekillerinin dahi bu putların herhangi bir fayda sağlayamayacaklarının delil olduğunu görürsünüz. Bunların kendileri ile yürüdükleri bir ayakları yoktur, kendileri ile tuttukları elleri yoktur, kendileri ile gördükleri gözleri yoktur, kendileri ile işittikleri kulakları yoktur. Bu putlar insanda var olan bütün güç ve araçlardan yoksundur. Bu putları çağırdığınız vakit onlar size karşılık veremeyeceklerine göre o halde bunlar da sizin gibi kullardır. Hatta siz onlardan daha mükemmelsiniz. Zira sizin pek çok işe gücünüz yeter. O halde ne diye bunlara tapmaktasınız? “De ki: Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra da bana tuzak kurun ve bana göz açtırmayın.” Siz ve ortak koştuğunuz kimseler bana bir kötülük ve hoşuma gitmeyecek işler yapmak için bana hiç süre tanımaksızın ve göz açtırmaksızın toplanıp bir araya gelin. Ama sizler hiçbir zaman bana bir kötülük yapamayacaksınız.
196. “Şüphesiz benim mevlam” işlerimi kendisine havale ettiğim, böylelikle bana faydaları sağlayan ve bana gelebilecek zararları önleyen “Kitab’ı indiren Allah’tır.” O’nun bana indirdiği o Kitapta hidâyet, şifa ve nur vardır. O kitap, Yüce Allah’ın kullarını dost edinmesinin ve onları dini yönden hususi bir şekilde terbiye etmesinin bir tecellisidir. “Ve O, salihleri” niyetleri ile amelleri ile sözleri ile salih olanları “dost edinir.” Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan nura çıkarır.”(el-Bakara, 2/257) Salih mü’minler, iman ve takvâ ile Rab’lerini dost edinip O’nun dışında fayda ve zarar veremeyen şeyleri dost edinmediklerinden dolayı Allah onları dost edinmiş, onlara lütufta bulunmuş, din ve dünyaları hususunda kendileri için hayır ve maslahat bulunan konularda onlara yardım etmiş, imanları sayesinde hoş olmayan her şeyi de onlardan bertaraf etmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak Allah mü’minleri savunur.”(el-Hac, 22/38)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyette kimlere hitap edildiği konusunda iki farklı görüş vardır: İbn Âşûr’un da tercih ettiği bir yoruma göre âyette müslümanlara hitap edilmekte; onlardan müşrikleri doğru yola çağırmaları istenmektedir (IX, 217-218). Ancak daha yaygın olarak benimsenen görüşe göre burada müşriklere hitap edilmektedir. Bu müfessirlerin çoğunluğu âyetin ilk cümlesine şu anlamı verirler: “Ey müşrikler! Siz o tanrı diye taptığınız putlarınızı doğru yola çağırsanız çağrınıza uymazlar...” Çünkü onlar doğru yol nedir, eğri yol nedir bilmezler. Ancak Şevkânî, –müşriklerin tanrı diye inandıkları putlarını doğru yola çağırmalarını çok anlamlı bulmamış olmalı ki– daha farklı bir yaklaşımla bu cümleyi şöyle anlamaktadır: “Bu putlarınızdan, sizi doğru yola ve kurtuluşa erdirmelerini isteyerek onlara hidayet ve kurtuluş konusunda yakarışta bulunsanız çağrınıza uyarak size karşılık veremezler” (II, 316).
Sonuç olarak gerek Arap putperestlerinin gerekse tarihin bütün dönemlerindeki müşriklerin tanrısal nitelikler yükleyerek şu veya bu şekilde taptıkları her şey Allah’ın yaratıklarıdır; “O’ndan başka tanrı yoktur.” Şu halde putperestlerin tanrı diye kabul ettikleri ve karşısına geçip dua ettikleri, takdis ettikleri, kendilerine yol göstereceğini, iyilikler kazandırıp kötülüklerden koruyacağını umdukları şeyler, tanrılık niteliklerine sahip olup başkalarına hidayet vermek bir yana, o cansız, şuursuz ve bilgisiz nesneler kendilerine yapılacak çağrıyı bile duyma yeteneğinden yoksundurlar. Onlar da insanlar gibi “birer kuldur”; yani Allah’ın mülk ve tasarrufunda bulunup O’nun kevnî yasalarına boyun eğerler (Şevkânî, II, 317). Sonuç olarak sıradan bir canlıda bulunan yürüyecek ayağa, tutacak ele, görecek göze bile sahip olmayan bu nesneleri tanrı tanımak; insanların, kendilerinde bulunan duyu araçlarından bile yoksun olan, dolayısıyla kendilerinden daha aşağı, daha kusurlu olan şeylere tapmaları akıl kârı mıdır?
Ey müşrikler! Kuşkusuz sizin Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz sizin gibi Allah'ın yarattığı varlıklardır. Hepsi Yüce Allah'ın mülküdür. Bu hususlarda onlar da sizin gibidirler. Bununla beraber siz canlı olduğunuz, konuştuğunuz, yürüdüğünüz, duyduğunuz ve gördüğünüzden dolayı haliniz onların halinden daha üstündür. Hâlbuki putların durumu öyle değildir. O halde iddianızda doğruysanız, onları çağırınız da hadi sizin çağrınıza cevap versinler.