Önceki ayet· 7:184Sonraki ayet· 7:186

A'râf Suresi 185. Ayet· 7:185

↗ A'râf suresi
Mekki
أَوَلَمۡ يَنظُرُواْ فِي مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءٖ وَأَنۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقۡتَرَبَ أَجَلُهُمۡۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah'ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur'ân'dan sonra başka hangi söze inanacaklar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Göklerin ve yerin melekûtuna, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur'an'dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?
Süleyman Ateş
Göklerin, yerin melekutuna ve Allah'ın yarattığı şeylere ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bak(ıp ibret al)madılar mı? Peki bun(a inanmadık)dan sonra hangi söze inanacaklar?
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
Do they not look into the realm of the heavens and the earth and everything that Allah has created and [think] that perhaps their appointed time has come near? So in what statement hereafter will they believe
Fransızca
N'ont-ils pas médité sur le royaume des cieux et de la terre, et toute chose qu'Allah a créée, et que leur terme est peut-être déjà proche? En quelle parole croiront-ils après cela
İspanyolca
¿Acaso no reflexionaron en el reino de los cielos y de la Tierra y lo que Dios creó en él, ni tampoco en que el final de sus vidas pudiere estar próximo? Si no creen en este Mensaje, ¿en qué otro iban a creer
Rusça
Неужели они не вглядываются в царствие небес и земли, а также всего, что сотворил Аллах? Быть может, их срок уже близок. В какой же рассказ после этого они уверуют
Endonezce
Dan apakah mereka tidak memperhatikan kerajaan langit dan bumi dan segala apa yang diciptakan Allah, dan kemungkinan telah dekatnya waktu (kebinasaan) mereka? Lalu berita mana lagi setelah ini yang mereka percayai
Bengalce
তারা কি প্রত্যক্ষ করেনি আকাশ ও পৃথিবীর রাজ্য সম্পর্কে এবং যা কিছু সৃষ্টি করেছেন আল্লাহ তা’আলা বস্তু সামগ্রী থেকে এবং এ ব্যাপারে যে, তাদের সাথে কৃত ওয়াদার সময় নিকটবর্তী হয়ে এসেছে? বস্তুতঃ এরপর কিসের উপর ঈমান আনবে
Çince
难道他们没有观察天地的主权和安拉创造的万物吗?难道他们没有想到他们的寿限或许已临近了吗?此外,他们将信仰什么言辞呢?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bunlar göklerde ve yerdeki Yüce Allah'ın mülküne ibret almak için bakmazlar mı? Yüce Allah'ın her ikisinde yaratmış olduğu hayvan, nebatat ve diğer mahlukatına hiç bakmazlar mı? Hayatlarının sonu olan ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakıp, hiç vakit kaybetmeden hemen tövbe etmeyecekler mi? Eğer Kur'an'a ve içinde bulunan vaatlere ve tehditlere iman etmiyorlar ise, o halde başka hangi kitaba iman edecekler?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
182- Âyetlerimizi yalanlayanları biz, hiç bilmeyecekleri bir yerden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız. 183- Ben onlara mühlet veririm. Şüphe yok ki Benim tuzağım, pek sağlamdır. 184- Onlar hiç mi düşünmediler ki arkadaşlarında delilikten bir eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır. 185- Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah’ın yarattığı varlıklara ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç mi bakıp düşünmezler? Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar ki?! 186- Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. O, böylelerini taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakıverir. 182. Yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu hidâyetin doğruluğuna delil olan Allah’ın âyetlerini yalanlayarak onları reddeden ve kabul etmeyen kimseleri “Biz hiç bilmeyecekleri bir yerden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.” Bu da onlara bol bol rızık verilmesi suretiyle olur. (Onlar buna aldanıp isyanlarına devam ederler de azap onlara ansızın geliverir.) 183. “Ben onlara mühlet veririm” Onlar da hiç sorgulanmayacaklarını ve ceza görmeyeceklerini zannederler. Bu sebeple küfür ve azgınlıklarını artırırlar, kötülüklerine kötülük katarlar. Böylelikle cezaları artar, azapları katlanır, sonunda hiç bilmedikleri bir yerden kendi kendilerine zarar vermiş olurlar. Bundan dolayı Yüce Allah:“Şüphe yok ki Benim tuzağım, pek sağlamdır” yani son derece güçlüdür, buyurmaktadır. 184. “Onlar hiç mi düşünmediler ki arkadaşlarında” Yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’de “delilikten bir eser yoktur?” Yani onlar hiç akıllarını kullanıp da gayet iyi tanıdıkları şu arkadaşlarında böyle bir şey var mı diye düşünmediler mi? Onun halinde onlar için gizli hiçbir taraf yoktur. Acaba o deli midir? Ahlakına, davranışlarına, yaşayışına, niteliklerine bir baksınlar! Neye davet ettiğine de baksınlar! Onda en mükemmel sıfatlardan başka bir şey, en üstün ve eksiksiz ahlaktan, en mükemmel akıl ve görüşten başkasını bulamayacaklardır. O, bütün bunlarda herkesten daha üstün ve ileridir. O, ancak hayırlara davet eder ve ancak her türlü kötülüğü yasaklar. Şimdi ey akıl sahipleri, söyleyin, böylesinde delilik olur mu? O, en büyük önder, apaçık öğüt verip doğru yolu gösteren, oldukça cömert ve şerefli, son derece şefkatli ve merhametli bir lider değil mi? Bundan dolayı da Yüce Allah:“O ancak apaçık bir uyarıcıdır” buyurmaktadır. Yani o, insanları azaptan kurtaracak ve mükâfaat görmelerini sağlayacak şeylere çağırmaktadır. 185. “Göklerin ve yerin hükümranlığına... hiç mi bakıp düşünmezler?” Çünkü bunlara bakacak olurlarsa onların, yaratıcıları olan Rabbin vahdaniyetine dair nice deliller içerdiğini ve O’nun kemal sıfatlarını gösterdiğini göreceklerdir. Aynı şekilde “Allah’ın yarattığı” bütün “varlıklara” da baksınlar. Çünkü alemde her ne varsa Allah’a, kudretine, hikmetine, rahmetinin genişliğine, ihsanının bolluğuna, meşîetinin etkinliğine vb. gibi O’nun tek başına yaratıcı ve idare edici olduğunu gösteren yüce sıfatlarına delalet etmektedir. Bütün bunlar ise biricik mabudun, hamd edilenin, tesbih olunanın, tevhid edilenin ve sevilenin O olmasını gerektirir. “ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine…” Yani özel olarak kendi durumlarına da baksınlar. Ecellerinin yaklaşmasından, ölümün ansızın gelip onları bulmasından, onları gaflet içinde ve yüz çevirmiş bir halde yakalamasından önce kendi hallerini de düşünsünler. Çünkü o zaman geçmişte yaptıklarını telafi etme imkânını bulamayacaklardır. “Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar ki?” Yani bu üstün ve değerli Kitab’a iman etmeyecek olurlarsa hangi söze inanacaklar? O yalan ve sapıklığın kitaplarına mı? Yoksa her bir iftiracı ve yalancının sözlerine mi? Ne var ki sapıtan kimseye karşı yapacak bir şey yoktur. Onu hidâyete iletmenin yolu da yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 186. “Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. O, böylelerini taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakıverir.” Yani onlar şaşkınlık ve tereddüt içerisinde bocalarlar. Azgınlıklarından bir türlü çıkamaz ve hakka bir türlü yol bulamazlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Egemenlik” diye çevirdiğimiz melekût kelimesi, yüce Allah’ın gökler üzerindeki mutlak yönetimini, hükümranlığını ifade eder (ayrıca bk. En‘âm 6/75). Bir önceki âyette Hz. Peygamber’in risâletinin hak olduğu, onun üstün kişiliği kanıt gösterilerek ifade edilirken burada da insanların, yüce Allah’ın evren üzerindeki mükemmel yönetimine bakıp düşünerek bundan Hz. Peygamber’in öğretisinin gerçek olduğuna dair deliller çıkarmaları istenmektedir. Göklerin düzeninde olduğu gibi Allah’ın yarattığı diğer bütün şeylerde de –ibretle ve insafla bakılırsa– Allah’ın varlığına, birliğine inanıp Hz. Muhammed’in bildirdiklerini tasdik etmeye götüren kanıtların bulunduğu görülür. Ayrıca âyet, Hz. Peygamber’in tebliğlerine karşı direnmeyi sürdürdükleri takdirde, –benzer şekilde davranan eski inkârcı kavimler gibi– müşriklerin de sonlarının geleceği uyarısında bulunmaktadır. Onları gökler ve diğer yaratılmışlar üzerinde zihin yormaya, kendi âkıbetlerini düşünmeye çağıran bu sözler; yahut Hz. Peygamber’in uyarıları, açıklamaları, başta Kur’an âyetleri olmak üzere onun ağzından çıkan bütün sözler insanlar için böylesine hayırlı ve yararlı uyarılardır. Şu halde insanlar bu sözlere inanmayacaklarsa başka hangi söze inanacaklar? Allah’ın ve resulünün sözlerinden daha doğru, daha hayırlı ve yararlı başka bir söz olabilir mi? Burada asıl muhatap Hz. Peygamber’in dönemindeki müşrik Araplar olmakla birlikte, âyetin hükmü ve uyarısı, ilâhî yasaları tanımayan bütün âsi topluluklar için geçerlidir. Bütün bu uyarıların amacı da insanları hidayete, yani inançta, yaşayışta, insanlıkta en doğru ve en güzel olana ulaştırmaktır. Fakat eğer insanlar Hz. Peygamber’in bu yoldaki çağrısını iyi niyetle karşılayıp üzerinde düşünmek yerine koyu bir inkâr psikolojisiyle bunları peşinen reddederlerse Allah da onları dalâlet çukuruna düşürür. Allah’a rağmen hiçbir şey yapılamayacağı için bunları içine düştükleri bu çukurdan, bu sapkınlıktan kurtarıp doğru yolu bulmalarını sağlayacak bir güç de asla yoktur.
A'râf Suresi 185. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bunlar göklerde ve yerdeki Yüce Allah'ın mülküne ibret almak için bakmazlar mı? Yüce Allah'ın her ikisinde yaratmış olduğu hayvan, nebatat ve diğer mahlukatına hiç bakmazlar mı? Hayatlarının sonu olan ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakıp, hiç vakit kaybetmeden hemen tövbe etmeyecekler mi? Eğer Kur'an'a ve içinde bulunan vaatlere ve tehditlere iman etmiyorlar ise, o halde başka hangi kitaba iman edecekler?