Önceki ayet· 7:42Sonraki ayet· 7:44

A'râf Suresi 43. Ayet· 7:43

↗ A'râf suresi
Mekki
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلّٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ لَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّۖ وَنُودُوٓاْ أَن تِلۡكُمُ ٱلۡجَنَّةُ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz".
Yaşar Nuri Öztürk
Göğüslerinde düşmanlıktan ne varsa söküp atmışızdır. Irmaklar akar altlarından. Şöyle derler: "Hamt olsun bizi buraya ulaştıran Allah'a. Eğer Allah bize kılavuzluk etmeseydi, biz buraya ulaşamazdık. Yemin olsun ki, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler." Şöyle seslenilir: "İşte size, yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet!"
Süleyman Ateşen ayrışan
Göğüslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elçileri, gerçeği getirmişler (söyledikleri doğruymuş)." dediler. Onlara: "İşte size cennet; yaptıklarınıza karşılık o size miras verildi" diye seslenildi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
And We will have removed whatever is within their breasts of resentment, [while] flowing beneath them are rivers. And they will say, "Praise to Allah, who has guided us to this; and we would never have been guided if Allah had not guided us. Certainly the messengers of our Lord had come with the truth." And they will be called, "This is Paradise, which you have been made to inherit for what you used to do
Fransızca
Et Nous enlèverons toute la rancune de leurs poitrines, sous eux couleront les ruisseaux, et ils diront: «Louange à Allah qui nous a guidés à ceci. Nous n'aurions pas été guidés, si Allah ne nous avait pas guidés. Les messagers de notre Seigneur sont venus avec la vérité.» Et on leur proclamera: «Voilà le Paradis qui vous a été donné en héritage pour ce que vous faisiez»
İspanyolca
Purificaré sus corazones del rencor que hubiere entre ellos. Vivirán donde corren ríos y dirán [en agradecimiento]: "¡Alabado sea Dios, Quien nos guió!, y no hubiéramos podido encaminarnos de no haber sido por Él. La promesa con la que vinieron los Mensajeros de nuestro Señor era verdad". Se les dirá: "Éste es el Paraíso que han heredado [en recompensa] por lo que solían obrar
Rusça
Мы исторгнем из их сердец злобу, и под ними будут протекать реки. Они скажут: «Хвала Аллаху, Который привел нас к этому! Мы не последовали бы прямым путем, если бы Аллах не наставил нас. И посланники Господа нашего принесли истину». Им будет возвещено: «Вот Рай, который вы унаследовали за то, что совершали»
Endonezce
dan kami mencabut rasa dendam dari dalam dada mereka, di bawahnya mengalir sungai-sungai. Mereka berkata, "Segala puji bagi Allah yang telah menunjukan kami ke (surga) ini. Kami tidak akan mendapat petunjuk sekiranya Allah tidak menunjukan kami. Sesungguhnya Rasul-rasul Tuhan kami telah datang membawa kebenaran." Diserukan kepada mereka, "Itulah surga yang telah diwariskan kepadamu, karena apa yang telah kamu kerjakan
Bengalce
তাদের অন্তরে যা কিছু দুঃখ ছিল, আমি তা বের করে দেব। তাদের তলদেশ দিয়ে নির্ঝরণী প্রবাহিত হবে। তারা বলবেঃ আল্লাহ শোকর, যিনি আমাদেরকে এ পর্যন্ত পৌছিয়েছেন। আমরা কখনও পথ পেতাম না, যদি আল্লাহ আমাদেরকে পথ প্রদর্শন না করতেন। আমাদের প্রতিপালকের রসূল আমাদের কাছে সত্যকথা নিয়ে এসেছিলেন। আওয়াজ আসবেঃ এটি জান্নাত। তোমরা এর উত্তরাধিকারী হলে তোমাদের কর্মের প্রতিদানে।
Çince
我将拔除他们心中的怨恨,他们将住在下临诸河的乐园,他们将说:“一切赞颂,全归安拉!他引导我们获此善报,假若安拉没有引导我们,我们不致于遵循正道。我们的主的众使者,确已昭示了真理。”或者将大声地对他们说:“这就是你们因自己的行为而得继承的乐园。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah’ın, o kimselerin kalplerinden nefret ve kini söküp çıkarması cennette onlara bahşedeceği nimetin tamamındandır. Nehirleri onların ayaklarının altından akıtır ve onlar, Allah’ın üzerindeki nimetlerini kabul ederek şöyle derler: “Bizi salih amellere muvaffak kılarak bu makama nail kılan Allah’a hamt olsun. Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı bizler kendi kendimize muvaffak olacak değildik. Rabbimizin peygamberleri içinde şüphe barınmayan, vaatlerinde ve tehdit ettiklerinde doğru olan hak ile geldi.” Onlara bir münadi seslenerek: “Peygamberlerimin dünyada sizlere haber verdikleri işte bu cennettir. Allah sizleri, Allah’ın yüzünü görmek isteyerek yapmış olduğunuz salih amellere karşılık bu mükâfatla mükâfatlandırdı.” der.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
42- İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. 43- Biz onların kalplerinde kin türünden ne varsa söküp atarız. Altlarından da ırmaklar akar. “Bizi bu (nimetleri kazandıracak amele) hidayet eden Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bizi hidayete erdirmeseydi biz, kendiliğimizden hidayeti bulamazdık. Andolsun ki Rabbimizin peygamberleri hak ile gelmişlerdir” derler. Onlara şöyle seslenilir:“Yapmakta olduğunuz ameller sebebiyle mirasçısı kılındığınız cennet, işte budur.” 42. Yüce Allah zalim ve isyankârların cezalarını söz konusu ettikten sonra itaatkarların mükâfaatlarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: Kalpleri ile “iman edip” azaları ile “salih ameller işleyenlere” böylelikle iman ile ameli, zahirî ameller ile batınî amelleri birlikte yerine getiren, farzları işleyip haramları da terk edenlere “gelince…” Burada “salih ameller işleyenler” buyruğu, farz ve müstehab bütün salih amelleri kuşatan umumi bir lafız olduğundan ve bunların bazılarına kulun güç yetirmeme ihtimali bulunduğundan dolayı Yüce Allah:“ki biz kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz” buyurmaktadır. Yani biz herkesi ancak gücünün yettiği ve kendisini aciz bırakmayacak miktarla mükellef tutarız. O halde her bir kimsenin güç yetirebildiği kadarı ile Allah’tan korkması gerekir. Birilerinin güç yetirebildiği birtakım görevlerden eğer başkaları aciz kalacak olursa aciz olanlardan o görevler düşer. Nitekim Yüce Allah başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah hiçbir kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemez”(el-Bakara, 2/186); “Allah hiçbir kimseye verdiği (imkandan) başkasını yüklemez.”(et-Talak, 65/7); “Dinde sizin aleyhinize bir zorluk kılmamıştır.”(el-Hac, 22/78); “Elinizden geldiğince Allah’tan korkun.”(et-Tağabun, 64/16) O nedenle acizlik halinde farziyet söz konusu olmadığı gibi zaruretle birlikte de haramlık söz konusu değildir. “Onlar” yani iman sahibi olmak ve salih amel işlemek niteliğine sahip olanlar “cennetliklerdir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.” Oradan başka bir yere gitmezler ve yerlerini değiştirmek de istemezler. Çünkü orada çeşit çeşit lezzetlerden ve arzuladıkları şeylerden öylelerini görecekler ki onlardan daha iyisi yoktur. İstenebilecek şeylerin en nihai derecesi onlardır. 43. “Biz onların kalplerinde kin türünden ne varsa söküp atacağız.” Bu da Yüce Allah’ın cennetliklere lütuf ve ihsanındandır. O, dünya hayatında iken kalplerinde bulunan kini ve birbirleriyle yarış hırsını söküp atacak, ortadan kaldıracaktır. Böylelikle birbirini seven gerçek kardeşler, kendilerine karşı olumsuz duyguları bulunmayan samimi dostlar olacaklardır. Bir başka yerde de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.”(el-Hicr, 15/47) Allah onlara öyle bir lütuf ve ihsanda bulunacak ki her biri mutlu olacak ve içinde bulunduğu nimetlerin daha üstünde bir nimet olmadığı kanaatine sahip olacak. Böylelikle birbirlerini kıskanmaktan, birbirlerine buğzetmekten yana emin olacaklardır. Çünkü bunun sebepleri ortadan kalkmış olacaktır. “Altlarından da ırmaklar akar.” Yani istedikleri yerde ve istedikleri yönde ırmakları bol bol akıtırlar. Dilerlerse saraylarının arasından, dilerlerse o yüksek köşklerde, dilerlerse o cennet bahçelerinde, dilerlerse de göz kamaştırıcı bahçelerin altından… Bu nehirler yatakları olmaksızın akacaktır ve hayırlarının da hiçbir sınırı bulunmayacaktır. İşte Allah’ın kendilerine ihsan etmiş olduğu nimetleri ve lütufları görecekleri vakit:“Bizi bu (nimetleri kazandıracak amele) hidayet eden Allah’a hamd olsun” diyeceklerdir. Yani O, bize bunu lütfedip kalplerimize ilham verdi de böylece O’na iman ettik ve bu güzel yurda ulaştıran amellere yöneldik. İmanımızın ve amelimizin mükâfaatını bizim için sakladı da onlar sebebi ile bizi bu yurda ulaştırdı. İşte bütün bunlar için O’na hamdolsun. En baştan beri bize lütufta bulunan, sayanların saymaktan aciz kalacağı pek çok gizli ve açık nimetleri ihsan eden O cömert Rab ne yücedir! “Eğer Allah bizi hidayete erdirmeseydi biz, kendiliğimizden hidayeti bulamazdık.” Yani Yüce Allah bize hidâyetini ve peygamberlerine tâbi olmayı lütfetmemiş olsaydı bizim kendi kendimize hidâyeti bulma imkanımız olmazdı. “Andolsun ki Rabbimizin peygamberleri hak ile gelmişlerdir.” Yani peygamberlerin kendilerine haber vermiş olduğu nimetlerden yararlandıkları vakit, bu nimetlerin varlığı önceleri onlar için ilme’l-yakin iken hakka’l-yakin derecesine ulaşır ve onlar da: Biz peygamberlerin bize vaadetmiş olduğunun, kesinlikle gerçek olduğunu anladık ve bizatihi gördük. Onların bütün getirdiklerinin, hiçbir şüphe ve kapalılık içermeyen kesin hakikat olduğunu müşahade ettik. “Onlara” tebrik, lütuf, selam ve saygı olmak üzere: “şöyle seslenilir: Yapmakta olduğunuz ameller sebebiyle mirasçısı kılındığınız cennet işte budur.” Artık bu cennetin mirasçıları oldunuz ve bu cennet size kat’i olarak verilmiş oldu. Kâfirlere verilen ise ateştir. Bu cennet size yaptığınız ameller sebebiyle miras verilmiştir. Selef alimlerinden biri şöyle demiştir: Cennetlikler Allah’ın affetmesi ile ateşten kurtulacak, Allah’ın rahmeti ile cennete konulacaklardır. Cennetteki meskenlere salih amelleri vesilesiyle mirasçı olacak ve onları o amellere göre pay edeceklerdir. Bu ameller de O’nun rahmetindendir, hatta rahmetinin en üstün şeklidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah cennet ehlinin ruhlarını her türlü kötü duygulardan, bilhassa toplumsal sevgi ve kardeşliğin en büyük engellerinden olan kin ve öfkeden arındıracaktır. Bu sebeple cennet bir “barış ve esenlik yurdu” (bk. En‘âm 6/127; Yûnus 10/25) olacak; orada bulunanların ayaklarının altından cennet ırmakları akacak; onlar, ruhlarını arındıran, kendilerini cennetin güzelliklerine kabul buyuran Allah’a şükürlerini “Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz kendiliğimizden elde edemezdik” diyerek dile getireceklerdir. Bu ruhanî arınmışlık ve cennet nimetleri kuşkusuz Allah’ın lutfudur. Fakat o lutfa ancak iman ve hayırlı işlerle liyakat kazanıldığı için Allah’a hamdeden cennet ehline “İşte size cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık o size verildi” diye seslenilecektir.
A'râf Suresi 43. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah’ın, o kimselerin kalplerinden nefret ve kini söküp çıkarması cennette onlara bahşedeceği nimetin tamamındandır. Nehirleri onların ayaklarının altından akıtır ve onlar, Allah’ın üzerindeki nimetlerini kabul ederek şöyle derler: “Bizi salih amellere muvaffak kılarak bu makama nail kılan Allah’a hamt olsun. Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı bizler kendi kendimize muvaffak olacak değildik. Rabbimizin peygamberleri içinde şüphe barınmayan, vaatlerinde ve tehdit ettiklerinde doğru olan hak ile geldi.” Onlara bir münadi seslenerek: “Peygamberlerimin dünyada sizlere haber verdikleri işte bu cennettir. Allah sizleri, Allah’ın yüzünü görmek isteyerek yapmış olduğunuz salih amellere karşılık bu mükâfatla mükâfatlandırdı.” der.