Önceki ayet· 7:28Sonraki ayet· 7:30

A'râf Suresi 29. Ayet· 7:29

↗ A'râf suresi
Mekki
قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ
De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şunu da söyle: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz."
Süleyman Ateş
De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hiçbir benzer, eş, ortak koşmadan, gönlünüze başka tanrılar getirmeden sırf Allah'a yönelerek O'na kulluk edin). İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Say, [O Muhammad], "My Lord has ordered justice and that you maintain yourselves [in worship of Him] at every place [or time] of prostration, and invoke Him, sincere to Him in religion." Just as He originated you, you will return [to life]
Fransızca
Dis: «Mon Seigneur a commandé l'équité. Que votre prosternation soit exclusivement pour Lui. Et invoquez-Le, sincères dans votre culte. De même qu'Il vous a créés, vous retournerez à Lui»
İspanyolca
Diles: "Mi Señor solo ordena la justicia, que se mantengan en adoración en las mezquitas, y que Lo invoquen solo a Él practicando sinceramente Su religión". Así como los creó [por primera vez] los hará volver [a la vida]
Rusça
Скажи: «Мой Господь велел поступать справедливо». Обращайте к Нему лица в любом месте поклонения и взывайте к Нему, очищая перед Ним веру. Он сотворил вас изначально, и так же вы будете возвращены»
Endonezce
Katakanlah, "Tuhanku menyuruhku berlaku adil. Hadapkanlah wajahmu (kepada Allah) pada setiap salat, dan sembahlah Dia dengan mengikhlaskan ibadah semata-mata hanya kepada-Nya. Kamu akan dikembalikan kepadanya sebagaimana kamu diciptakan semula
Bengalce
আপনি বলে দিনঃ আমার প্রতিপালক সুবিচারের নির্দেশ দিয়েছেন এবং তোমরা প্রত্যেক সেজদার সময় স্বীয় মুখমন্ডল সোজা রাখ এবং তাঁকে খাঁটি আনুগত্যশীল হয়ে ডাক। তোমাদেরকে প্রথমে যেমন সৃষ্টি করেছেন, পুনর্বারও সৃজিত হবে।
Çince
你说:“我的主,命令人主持公道,在每次礼拜的时候,你们要专心致志地趋向他,要心悦诚服地祈祷他。你们要像他创造你们的时候那样返本还原。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Muhammed!- O müşriklere de ki : "Şüphesiz Allah, adaletli olmayı emreder. Hayâsızlığı ve çirkin şeyleri ise asla emretmez. Özellikle mescitlerde yapılan ibadetler olmak üzere, bütün ibadetleri sadece Allah'a has kılmayı, ibadetleri sadece O'na yapmayı ve bir tek O'na dua etmenizi emreder. O sizi, ilk başta yoktan yarattığı gibi, tekrar diri olarak tekrardan döndürecektir. Sizleri yoktan var etmeye kadir olan, sizleri tekrar geri döndürmeye ve yeniden diriltmeye de kadirdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
28- Onlar bir hayasızlık yapsalar:“Biz atalarımızı böyle bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki:“Allah (asla) hayasızlığı emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” 29- De ki:“Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) çevirin ve dininizi halis kılarak O’na dua edin. Sizi ilkin yarattığı gibi yine (O’na) döneceksiniz.” 30- O, bir gruba hidâyet vermiştir, bir gruba da dalalet hak olmuştur. Çünkü onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdir. Üstelik onlar, doğru yolda olduklarını sanırlar. 28. Yüce Allah günah işleyen ve bu günahı Allah’a nispet ederek bunu kendilerine Allah’ın emrettiğini ileri süren müşriklerin durumunun çirkinliğini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlar bir hayasızlık yapsalar” ki hayasızlık her türlü çirkin ve hoş karşılanmayan iştir. Beytullah’ı çıplak tavaf etmeleri de bunlardan birisidir. “Biz atalarımızı böyle bulduk” bu iddiaları doğrudur “Allah da bize bunu emretti, derler”; ancak bu iddiaları yalandır. Çünkü Yüce Allah, bu iddialarını redederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah (asla) hayasızlığı emretmez.” Yani ister müşriklerin bu yaptıkları olsun, ister başkalarınınkiler olsun, kulların hayasızlıkları işlemesini emretmesi O’nun kemaline ve hikmetine yakışmaz. “Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” ki bundan daha büyük bir iftira olabilir mi? 29. Daha sonra Yüce Allah neleri emrettiğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Rabbim adaleti emretti.” Yani O, ibadetlerde de karşılıklı ilişkilerde de adaleti emretmiştir. Zulüm ve haksızlığı değil. “Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) çevirin.” Yani Allah’a yöneltin; ibadetlerinizi özellikle namazı zahiren ve batınen en mükemmel şekilde eda etmek için bütün gayretinizi ortaya koyun, ibadetlerinizi her türlü eksiklikten ve ifsad edici unsurdan arındırın. “Dininizi halis kılarak O’na dua edin.” İbadetinizde O’na hiçbir şey ortak koşmaksızın yalnızca O’nun rızasını gözetin. Dua hem istekte bulunma anlamındaki duayı hem de ibadet olan duayı kapsar. Yani sizler yapmış olduğunuz dualarınızda Yüce Allah’a kulluk ve O’nun rızasını elde etmekten başka hiçbir maksat gözetmeyin. “Sizi ilkin yarattığı gibi yine” öldükten sonra dirilip O’na “döneceksiniz.” Çünkü sizi yoktan var etmeye kadir olanın sizi tekrar diriltmeye de gücü yeter. Hatta diriltmek, ilk defa yaratmaktan daha da kolaydır. 30. Sizden “bir gruba” Allah “hidâyet vermiştir.” Yani onları hidâyete muvaffak kılmış, hidâyet sebeplerini onlara kolaylaştırmış, hidâyete engel olan hususları da onlardan uzaklaştırmıştır. “Bir gruba da dalalet hak olmuştur.” İşledikleri sebebiyle ve yaptıkları azgınlıklardan ötürü haklarında sapıklık kaçınılmaz olmuştur. “Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdir.” Her kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse apaçık bir hüsrana mahkum olur. Onlar da Rahman olan Allah’ın dostluğundan sıyrılıp şeytanı dost edinmeyi tercih edince Allah’ın yardımından alabildiğine mahrum kaldılar. Kendi hallerine bırakıldılar ve en ağır zarara uğradılar. “Üstelik onlar, doğru yolda olduklarını sanırlar.” Çünkü onlar için gerçekler ters yüz olmuştur. Artık batılı hak, hakkı da batıl zannederler. Bu âyet-i kerimede emir ve yasakların, hikmet ve maslahata tâbi olduğuna delil vardır. Çünkü ayette Yüce Allah'ın, akılların kabul etmeyeceği ve çirkin göreceği şeyleri emretmesinin düşünülemeyeceğini, aksine O’nun adaleti ve ihlası emrettiği bildirilmektedir. Yine bu buyruklarda hidâyetin Allah’ın lütuf ve ihsanı ile olduğuna, sapıklığın ise Allah’ın, kulu yardımsız bırakması dolayısı ile söz konusu olduğuna delil vardır. Çünkü kişi, cahilliği ve zulmü sebebi ile şeytanı dost edinir ve böylelikle kendi kendisinin sapıklığa düşmesine sebep olur. Her kim sapık olduğu halde hidâyet üzere bulunduğunu zannedecek olursa böyle bir kimsenin ileri sürecek bir mazereti de kalmaz. Çünkü böyle bir kimse esasen hidâyet bulma imkânına da sahiptir. Ancak zulmünden kaynaklanan bu yersiz kanaati, onu hidâyete ulaştıran yolu terk etmeye itmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyette kendi yanlış inanç ve uygulamaları, bâtıl gelenekleri hakkında “Allah bize bunu emretti” diyenler ve böylece “Allah hakkında bilgisizce konuşanlar” kınanmıştı. Çünkü o türlü geleneklere uymak gibi onları Allah’ın emri saymak da yanlış ve haksız bir tutumdur. Oysa Allah peygamberine ve onun şahsında bütün insanlığa “adaleti emretmiştir.” Adalet, inançta ve yaşayışta doğruluğu, dengeli ve ölçülü olmayı gerektirir. Bunun için İbn Abbas bu âyetteki kıst (adalet) kelimesini “lâ ilâhe illallah”, yani “Allah’tan başka tanrı bulunmadığını kabul ve ikrar etmek” şeklinde yorumlamıştır (Râzî, XIV, 57; Şevkânî, II, 228). Bir âyette de (Lokmân 31/13) “O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır” buyurulmuştur. Şu halde Allah adaleti yani doğruluk ve dürüstlüğü, gerçek ne ise ona inanıp onu söylemeyi ve onu uygulamayı emretmiştir. Yine buyurmuştur ki, insanlar atalarını putlaştırmasın; onlardan kalma çirkinlikleri, yanlış fikirleri, bozuk gelenekleri din gibi kutsallaştırmasın; görünüşteki değerleri, varlık ve mevkileri ne olursa olsun, yoldan sapmışlara kul olmasın; günah ve isyan yuvalarının müdavimleri olmasın. Aksine, şöyle hitap etmiştir: “(Ey insanlar!) Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin, kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla O’na yalvarın! Başlangıçta sizi O yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.” Âyetin bu son kısmı, insanların tuttuğu yolun, Mekkeli putperestlerinki gibi “fahişe” mi, yoksa “adalet” yolu mu olduğu hususunun sonunda mutlaka ortaya çıkacağı ve herkesin hesabının ona göre yapılacağı uyarısını da içermektedir.
A'râf Suresi 29. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Muhammed!- O müşriklere de ki : "Şüphesiz Allah, adaletli olmayı emreder. Hayâsızlığı ve çirkin şeyleri ise asla emretmez. Özellikle mescitlerde yapılan ibadetler olmak üzere, bütün ibadetleri sadece Allah'a has kılmayı, ibadetleri sadece O'na yapmayı ve bir tek O'na dua etmenizi emreder. O sizi, ilk başta yoktan yarattığı gibi, tekrar diri olarak tekrardan döndürecektir. Sizleri yoktan var etmeye kadir olan, sizleri tekrar geri döndürmeye ve yeniden diriltmeye de kadirdir.