İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız
Elmalılı Hamdi Yazır
Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.
Yaşar Nuri Öztürk
Güzel ve temiz beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar. Pis ve çorak beldeden ise zararlı bitkiden başkası çıkmaz. Şükreden bir topluluk için ayetleri işte böyle çeşitli şekillerde sergiliyoruz.
Süleyman Ateşen ayrışan
Güzel olan ülkenin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için ayetleri böyle döndürüp (tekrar tekrar) açıklarız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
And the good land - its vegetation emerges by permission of its Lord; but that which is bad - nothing emerges except sparsely, with difficulty. Thus do We diversify the signs for a people who are grateful
Fransızca
Le bon pays, sa végétation pousse avec la grâce de son Seigneur; quant au mauvais pays, (sa végétation) ne sort qu'insuffisamment et difficilement. Ainsi déployons-Nous les enseignements pour des gens reconnaissants
İspanyolca
En una buena tierra crece vegetación abundante por voluntad de su Señor, mientras que en un territorio desértico no brota sino poco. Así explico los signos a la gente agradecida
Rusça
На хорошей земле растения растут по воле ее Господа, а на плохой земле они растут с трудом. Так Мы разъясняем знамения для благодарных людей
Endonezce
Dan tanah yang baik, tanaman-tanamannya tumbuh subur dengan izin Tuhan; dan tanah yang buruk, tanaman-tanamannya hanya tumbuh merana. Demikianlah Kami menjelaskan berulang-ulang tanda-tanda (kebesaran Kami) bagi orang-orang yang bersyukur
Bengalce
যে শহর উৎকৃষ্ট, তার ফসল তার প্রতিপালকের নির্দেশে উৎপন্ন হয় এবং যা নিকৃষ্ট তাতে অল্পই ফসল উৎপন্ন হয়। এমনিভাবে আমি আয়াতসমূহ ঘুরিয়ে ফিরিয়ে বর্ণনা করি কৃতজ্ঞ সম্প্রদায়ের জন্যে।
Güzel toprak, bitkilerini Allah’ın izniyle tam ve güzelce çıkartır. Mümin kimse de böyledir. Öğüt dinler, ondan istifade eder ve bu durum salih amelle neticelenir. Çorak tuzlu toprak ise bitkisini ancak hiçbir hayır olmayan zorlukla çıkarır. Kâfirler de böyledir. Öğütlerden faydalanmaz ve bu durum kendisinin de faydalanacağı salih bir amelle neticelenmez. Allah’ın nimetlerine şükreden, onları inkâr etmeyen ve Rablerine itaat eden topluluklara hakkı ispat etmek için tıpkı bu benzersiz çeşitlilikte olduğu gibi kanıtları ve hüccetleri türlü türlü sunarız.
57- Rahmetinin önünde rüzgarları müjde olmak üzere gönderen O’dur. Nihâyet bu rüzgarlar (yağmur yüklü) ağır bulutları kaldırınca biz, onları ölü bir beldeye süreriz de oraya su indiririz ve derken o su ile ürünün her türlüsünü çıkartırız. İşte biz ölüleri de böyle çıkartacağız. Belki düşünüp öğüt alırsınız. 58- İyi ve temiz beldeye gelince oranın bitkisi Rabbinin izni ile çıkar. Kötü ve çorak olandan ise ancak az ve faydasız bir şeyler çıkar. İşte biz âyetlerimizi şükreden bir topluluk için böylece türlü türlü açıklarız.
57. Yüce Allah, kudretinin etkilerinden ve rahmet esintilerinden birisini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“Rahmetinin önünde rüzgarları müjde olmak üzere gönderen O’dur.” Yani yağmuru müjdeleyen rüzgarları O gönderir. Bu rüzgarlar Allah’ın izni ile bulutları yerden kaldırıp yükseltir, böylelikle insanlar da Allah’ın rahmeti ile sevinir, daha yağmur yağmadan önce bu rahmet dolayısı ile kalpleri ferahlar. “Nihâyet bu rüzgarlar, (yağmur yüklü) ağır bulutları kaldırınca” o rüzgarların bir bölümü bulutları kaldırır, bir bölümü onları birbirine kaynaştırır, başka bir bölümü de onları aşılar “Biz onları ölü” hayvanları neredeyse helak olacak, ahalisi de Allah’ın rahmetinden ümit kesecek hale gelmiş “bir beldeye süreriz de oraya” o ölü beldeye “su indiririz.” O buluttan bol yağmur indiririz. Allah, o bulutun yağmur yağmasını sağlayacak rüzgar ile yine Allah’ın izni ile onu dağıtacak bir başka rüzgar müsahhar kılar. “Ve derken o su ile ürünün her türlüsünü çıkartırız.” Böylelikle Allah’ın rahmetiyle sevinirler ve Allah’ın ihsanından faydalanırlar. “İşte biz ölüleri de böyle çıkartacağız” Yani Biz, ölümünden sonra yeri bitkilerle diriltip canlandırdığımız gibi ölüleri de çürüyüp darmadağın ve kemikleri de toprak olduktan sonra kabirlerinden böylece çıkartacağız. Bu, gayet açık bir delillendirmedir. İki durum arasında bir fark yoktur. Bir benzerini gözüyle gördüğü halde öldükten sonra dirilişi uzak bir ihtimal kabul ederek inkâr eden kimsenin, bu inkârı inat kabilinden ve gözle görülen maddi şeyleri inkâr etmek türündendir. Bu buyrukta Allah’ın nimetleri üzerinde ibretle düşünmeye, bunlara öğüt almak ve istidlal etmek kastı ile bakmaya bir teşvik olduğu gibi gaflet ve ihmal gözü ile bakmamaya da bir irşad vardır. Daha sonra Yüce Allah üzerine yağmurun yağdığı toprakların farklılıklarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
58. “İyi ve temiz beldeye gelince” toprağı ve anamaddesi iyi ve temiz arazinin üzerine yağmur yağacak olursa “oranın bitkisi” bitmeye hazır halde iken “Rabbinin izni ile” O’nun irade ve meşieti ile “çıkar.” Çünkü sebepler, Allah bu konuda izin vermedikçe bağımsız olarak varlıkları vücuda getiremezler. “Kötü ve çorak olandan” bu tür topraklardan “ise ancak az ve faydasız bir şeyler çıkar” yani ancak hiçbir fayda ve bereketi bulunmayan, oldukça önemsiz şeyler biter. “İşte biz âyetlerimizi şükreden bir topluluk için türlü türlü açıklarız.” Çeşitli şekillerde beyan ederiz ve bu âyetlerimizle misaller veririz. Biz bunları Allah’ın nimetlerini hem itiraf ve ikrar etmek hem de onları Allah’ın razı olacağı alanlarda harcamak sureti ile Allah’a şükreden bir topluluğa sunarız. Çünkü Allah’ın, Kitab-ı Keriminde açıklamış olduğu hükümlerden ve ilâhi emirlerden gereği gibi istifade edenler bunlardır. Zira bunlar bu hükümleri Rab’lerinden kendilerine ulaşan en büyük nimetlerden görürler. Bu yüzden de bu hükümleri onlara muhtaç olarak ve sevinçle karşılarlar. Onlar üzerinde iyice düşünürler. İbretle tefekkür ederler ve istidatlarına göre bu hükümlerin manalarını kavrarlar. İşte bu, vahyin indiği kalplerin misalidir. Nasıl ki yağmur bir hayat kaynağı ise kalplerin hayat kaynağı da vahiydir. İyi kalplere vahiy geldi mi o kalpler onu kabul eder, tanır, temizlikleri ve iyilikleri oranında da meyve verir. Hayır içermeyen kötü kalplere gelince vahiy onlara ulaştı mı orada kendisine bir yer bulamaz. Aksine bu kalplerin gafil olduklarını, kendisinden yüz çevirdiklerini yahut da ona karşı çıktıklarını görür. Bu durumda vahiy, kıraç arazilere, kumlara ve kayalara yağıp da onlarda hiçbir etki bırakmayan yağmurlara benzer. Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarını andırmaktadır:“O, gökten bir su indirir de vadiler kendi miktarlarınca sel olup akar. Sel de yüze çıkan bir köpük yüklenip götürür...”(er-Ra’d, 13/17)
Yüce Allah tevhidine dair yeteri kadar delilleri söz konusu ettikten sonra bunu, tevhide davet eden peygamberlerle onu inkâr eden ümmetleri ile aralarında geçenleri söz konusu ederek teyid etmektedir. Bu arada tevhidi kabul edenleri Allah’ın nasıl desteklediğini, buna karşılık peygamberlere karşı inatlaşan ve onlara itaat etmeyenleri de nasıl helak ettiğini, yine bütün peygamberlerin davetinin aynı dine ve aynı akideye çağırmak olduğunu da açıklamaktadır. Yüce Allah rasûllerin ilki Nuh aleyhisselâm’dan şöylece söz etmektedir:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kötü ve elverişsiz bir toprağın, bir yörenin faydasız bitkiler vermesine karşılık iyi ve elverişli bir yörenin faydalı bitkiler vermesi de O’nun izni ve iradesiyledir. Müfessirler çoğunlukla bu âyetten şöyle bir mâna çıkarırlar: Akıllı, kavrayışlı ve erdemli bir insan verimli toprak gibi; ahmak ve erdemsiz insan da verimsiz toprak gibidir. Müminin kalbi faydalı ürünler veren bereketli araziye, kâfirin yahut münafığın kalbi zararlı bitkiler çıkaran değersiz araziye benzer (Râzî, XIV, 144; Şevkânî, II, 246, 247).
Bazı Ehl-i sünnet müfessirlerinin, bu âyeti yorumlarken, herkesin iyi veya kötü, mutlu veya bedbaht olacağının Allah tarafından önceden takdir edildiğini, şu halde kötü arazi gibi kötü nefislerin de iyileştirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek gerek dinî gerekse ahlâkî bakımdan tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir görüşü benimsemeleri (meselâ bk. Râzî, XIV, 144-145) yadırganacak bir durumdur. Oysa âyetin şöyle bir uyarı maksadı taşıdığı açıktır: “Güzel ürünler veren bereketli topraklar gibi olun; faydasız bitkiler çıkaran işe yaramaz topraklar gibi olmayın.” Nitekim hem 57 hem de 58. âyetlerin son cümleleri de bu yorumu desteklemektedir. Yani Allah insanlardan, bu hususları dikkate alarak düşünüp taşınmalarını, gerçeği görmelerini ve nihayet müminler olarak şükretmelerini istemektedir. Eğer söz konusu müfessirlerin belirtilen kötümser yorumları isabetli olsaydı, Allah’ın kullarından bunları istemesinin anlamı kalmazdı.
Güzel toprak, bitkilerini Allah’ın izniyle tam ve güzelce çıkartır. Mümin kimse de böyledir. Öğüt dinler, ondan istifade eder ve bu durum salih amelle neticelenir. Çorak tuzlu toprak ise bitkisini ancak hiçbir hayır olmayan zorlukla çıkarır. Kâfirler de böyledir. Öğütlerden faydalanmaz ve bu durum kendisinin de faydalanacağı salih bir amelle neticelenmez. Allah’ın nimetlerine şükreden, onları inkâr etmeyen ve Rablerine itaat eden topluluklara hakkı ispat etmek için tıpkı bu benzersiz çeşitlilikte olduğu gibi kanıtları ve hüccetleri türlü türlü sunarız.