Önceki ayet· 7:46Sonraki ayet· 7:48

A'râf Suresi 47. Ayet· 7:47

↗ A'râf suresi
Mekki
۞وَإِذَا صُرِفَتۡ أَبۡصَٰرُهُمۡ تِلۡقَآءَ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُواْ رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler.
Yaşar Nuri Öztürk
Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiğinde de şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluğuyla birleştirme!"
Süleyman Ateşen ayrışan
Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da; "Rabbimiz, bizi şu -zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
And when their eyes are turned toward the companions of the Fire, they say, "Our Lord, do not place us with the wrongdoing people
Fransızca
Et quand leurs regards seront tournés vers les gens du Feu, ils diront; «O notre Seigneur! Ne nous mets pas avec le peuple injuste»
İspanyolca
Cuando dirijan sus miradas hacia los habitantes del Fuego dirán: "¡Señor nuestro! No nos juntes con la gente que cometió injusticias
Rusça
Когда же их взоры обратятся к обитателям Огня, они скажут: «Господь наш! Не помещай нас с людьми несправедливыми!»
Endonezce
Dan apabila pandangan mereka dialihkan ke arah penghuni neraka, mereka berkata, "Ya Tuhan kami, janganlah Engkau tempatkan kami bersama-sama orang-orang zalim itu
Bengalce
যখন তাদের দৃষ্টি দোযখীদের উপর পড়বে, তখন বলবেঃ হে আমাদের প্রতিপালক, আমাদেরকে এ জালেমদের সাথী করো না।
Çince
当他们的眼光转向火狱的居民的时候,他们说:“我们的主啊!求你不要使我们与不义的民众同住。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
A'raf ashabının bakışları cehennem ashabına çevrilip onların içinde bulundukları şiddetli azabı gördüklerinde Allah’a dua ederek şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizleri, seni inkâr eden ve sana ortak koşan zalimler topluluğuyla beraber kılma!"
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
46- Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. Âraf üzerinde de her iki grubu simalarından tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere:“Selamun aleykum” diye seslenirler. Bunlar henüz oraya girmemiş (fakat oraya girmeyi) uman kimselerdir. 47- Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman:“Rabbimiz, bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma” derler. 48- A’raf’takiler simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle derler:“Çokluğunuzun da büyüklenip durmanızın da size bir faydası olmadı.” 49- “Allah’ın, kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı idi? İşte (onlara): Girin cennete! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz, (denmiştir).” 46. Yani cennetlikler ile cehennemlikler arasında A’raf diye bilinen bir perde vardır. Bu, cennetten de değildir, cehennemden de değildir. Her iki tarafa da bakar, o nedenle de burada bulunan kimse, her iki kesimin durumu da görür. Bu perde üzerinde ise cennet ve cehennem ehlinden her bir kimseyi “simalarından” yani kendileri vasıtası ile tanındıkları ve başkalarından ayırt edildikleri alametleri ile “tanıyan adamlar vardır.” İşte bunlar cennet ehline baktıklarında “Selamun aleykum” diye seslenirler” ve onlara böylece selam verirler. Bunlar o ana kadar henüz cennete girmemiş olmakla birlikte cennete girmeyi ümid ederler. Allah’ın kalplerine böyle bir ümidi yerleştirmesinin ise onlara lütuf ve ihsanda bulunmak istemesinden başka bir sebebi yoktur. 47. “Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman” dehşetli görüntülerle ve korkunç durumlarla karşı karşıya kalırlar da “Rabbimiz, bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma, derler.” Böylece a’raftakiler cennetlikleri görecekleri vakit onlarla birlikte cennette olmayı ümid ederler ve onları selamlarlar. İstemeyerek de olsa cehennemdekilere doğru gözleri kaydığında ise onların bu hallerinden kendilerini koruması için Allah’a sığınırlar. 48. Bu genel durumdan sonra özel bir durumdan söz edilerek şöyle buyrulmaktadır:“A’raf’takiler yüzlerinden tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle derler...” Burada tanıdıklarından söz edilen kimseler cehennemliklerdir. Dünyada iken bunların azametleri, şerefleri, mal ve çocukları vardı. İşte A’raftakiler bunları tek başlarına yardımcısız ve imdatlarına koşacak kimse bulunmaksızın azap içinde görecekleri vakit şöyle diyeceklerdir:“Çokluğunuzun da büyüklenip durmanızın da size bir faydası olmadı.” Dünyada iken kendileri vasıtası ile hoşlanmadığınız şeylere karşı kendinizi savunduğunuz ve isteklerinizi de bu yolla elde ettiğiniz o topluluğunuz, bugün darmadağın olmuş ve size hiçbir fayda sağlamamıştır. Aynı şekilde hakka karşı, hakkı getirenlere ve hakka uyanlara karşı büyüklenmenizin de size hiçbir faydası olmamıştır. 49. Daha sonra onlara cennet ehlinden olup da dünya hayatında iken fakir ve zayıf olan ve cehennemlik kafirlerin kendileriyle alay ettikleri birtakım kimseleri gösterecekler ve bu cehennemliklere şöyle diyecekler:“Allah’ın kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı idi?” Siz Allah'ın cennetine koyduğu bu kimseleri hakir görp küçümseyerek ve kendinizi de beğenerek böyle yemin ediyordunuz. İşte yeminlerinizin doğru olmadığı ortaya çıkmıştır ve sizin hiçbir şekilde hesaba katmadığınız şeyleri Yüce Allah şimdi size göstermiş bulunuyor. “İşte (onlara): Girin cennete!” yani bu zayıf gördüğünüz kimselere bir ikram ve lütuf olmak üzere “Dünyada iken işlediklerinizden dolayı, salih amelleriniz sebebi ile cennete girin”, denilmiştir. “Geleceğe dönük hoşunuza gitmeyecek şeylerden yana “size hiçbir korku yoktur ve siz” geçmiş dolayısı ile “üzülecek de değilsiniz.” Aksine güven ve huzur içerisinde olacak, her türlü hayra nail olup sevineceksiniz. Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir:“Şüphe yok ki o günahkârlar iman edenlerin bir kısmına gülerlerdi. Yanlarından geçtiklerinde de birbirlerine kaş-göz işareti yaparlardı... İşte bugün de iman edenler o kâfirlere gülerler, tahtlar üzerinden bakarlar.”(el-Mutaffifin, 83/29-35) İlim adamları ve müfessirler, A’raf’takilerin kim oldukları ve amellerinin ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda doğru olan görüş şudur: Bunlar iyilikleri ve kötülükleri eşit olan bir topluluktur. Ne kötülükleri ağır bastığı için cehenneme girmiş olacaklar, ne de iyilikleri ağır bastığı için cennete girmiş olacaklardır. Böylece Allah’ın dilediği bir süre A’raf’ta kalacaklardır. Daha sonra Yüce Allah, rahmeti ile onları cennete koyacaktır. Çünkü O’nun rahmeti gazabını geçer ve ona galip gelir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sözlükte hicab kelimesi “perde” demek olup burada cennetle cehennem veya cennet ehliyle cehennem ehli arasındaki bir engeli ifade eder. Fahreddin er-Râzî, hicabın “Ve hemen aralarına kapısı da olan bir duvar çekilir ...” (Hadîd 57/13) meâlindeki âyette geçen “sur” anlamını ifade ettiğini belirtmiştir (XIV, 86). Sözlükte “Yüksek mekân, her şeyin en yüksek noktası” anlamındaki a‘râf ise cennetle cehennem arasındaki bir yerin adıdır. Tefsirlerde cennet ve cehennemin yerleri, birbirine uzaklıkları, cennettekilerle cehennemdekilerin birbirlerine seslerini nasıl duyurdukları, cennetle cehennem arasındaki “sur” ile “perde” ve “a‘râf”ın mahiyeti, a‘râftakilerin kimler olduğu hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüşse de âhiret meselelerini akıl ve tecrübeye dayanarak açıklayıp çözümlemek mümkün olmadığı için bu konularda sadece nassın verdiği bilgilerle yetinip bunların gerçek olduğuna iman etmek, hakikat ve mahiyetinin ne olduğunu ise Allah’ın ilmine havale etmek en uygun tutumdur. Mümin için önemli olan, âhiretin hak olduğu, orada mutlak, kesin ve en adaletli bir şekilde herkesin yargılanacağı, sonuçta iyilerin cennetle ödüllendirileceği, kötülerin cehennemle cezalandırılacağıdır. Âyetteki bilgilere göre â‘râfta bulunacak olanların bir kısmı, iyileri de kötüleri de simalarından tanıyacak kadar yetkinlik sahibi kimselerdir. Bunlar, ya dereceleri nisbeten düşük olduğu veya üstün dereceli olmakla birlikte, herkesin gözetlenip teşhis edilebileceği a’râf denilen yüksek yerde bir süre bekleyerek iyileri ve kötüleri birbirinden ayırmakla görevlendirildikleri için orada bekleyecekler; cennet ehline esenlik dileyecek, başlarını cehennem ehline çevirince de kendilerini onlarla birlikte bulundurmaması için Allah’a niyaz edeceklerdir.
A'râf Suresi 47. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
A'raf ashabının bakışları cehennem ashabına çevrilip onların içinde bulundukları şiddetli azabı gördüklerinde Allah’a dua ederek şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizleri, seni inkâr eden ve sana ortak koşan zalimler topluluğuyla beraber kılma!"