Dünya hayatının süsü ile gerçek değer arasındaki ayrım, seksen dokuz ayetlik bu surenin adında da yankılanır: zuhruf altın süs ve gösterişli bezek demektir ve sure adını, bu süslerin geçici bir pay olarak anıldığı ayetten alır. Mekkî sure nüzul sıralamasında altmış üçüncü sıradadır; iki kesik harfle başlar ve kitabın Arapça bir Kur'an olarak indirildiği bildirimiyle devam eder.
Sure boyunca en çok işlenen konu, gelen her elçiyle alay edilmesi ve atalardan devralınan yolun sorgusuz sürdürülmesidir. Melekleri dişi saymak, Allah'a çocuk isnat etmek ve peygamberliğin iki şehrin ileri gelenlerinden birine verilmesi gerektiği beklentisi, bu tutumun örnekleri olarak sıralanır. Metin buna karşılık yaratılışın düzenine döner: yerin bir beşik gibi kılınması, üzerinde yolların açılması, gökten ölçüyle su indirilmesi ve insanın hizmetine verilen binekler anılır. Böylece tevhid ile şirk arasındaki ayrım hem bir soy ve alışkanlık meselesi hem de bir gözlem meselesi olarak kurulur.
Ortada yer alan Mûsâ ve Firavun bölümü aynı tutumun tarihteki karşılığını gösterir. Firavun'un elindeki imkânlara dayanarak kendini üstün görmesi, elçiyi ise zayıf ve neredeyse konuşamaz sayması aktarılır; sonuç suda boğulmadır. İsa'nın anılışı ise onun bir kul ve bir örnek olduğunun belirtilmesiyle, hakkında ihtilafa düşülen görüşlerin karşısına konur. Sure, yalanlayanlardan yüz çevirip esenlik dilemeyi bildiren kısa bir kapanışla biter; tartışmanın uzatılmadığı bu son, metnin genel tonuyla uyumludur.
Zuhruf suresi 89 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 63).
Bu sayfada Zuhruf suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.