Önceki ayet· 43:16Sonraki ayet· 43:18

Zuhruf Suresi 17. Ayet· 43:17

↗ Zuhruf suresi
Mekki
وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحۡمَٰنِ مَثَلٗا ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدّٗا وَهُوَ كَظِيمٌ
Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan biri, Rahman'a benzer gösterdiği/Rahman'a isnat ettiği kız evlatla müjdelendiğinde, yüzü simsiyah kesilir de öfkeden yutkunur durur.
Süleyman Ateş
Onlardan birine Rahman'a benzer olarak anlattığı (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.8%
İngilizce
And when one of them is given good tidings of that which he attributes to the Most Merciful in comparison, his face becomes dark, and he suppresses grief
Fransızca
Or, quand on annonce à l'un d'eux (la naissance) d'une semblable de ce qu'il attribue au Tout Miséricordieux, son visage s'assombrit d'un chagrin profond
İspanyolca
[A los que niegan el Mensaje,] cuando se le anuncia a alguno de ellos que ha tenido lo que él atribuye al Misericordioso [una hija mujer], su semblante se ensombrece y mastica su ira
Rusça
Когда кому-либо из них сообщают весть о рождении той, которую они приписывают Милостивому, его лицо чернеет, и он сдерживает свой гнев
Endonezce
Dan apabila salah seorang di antara mereka diberi kabar gembira dengan apa (kelahiran anak perempuan) yang dijadikan sebagai perumpamaan bagi (Allah) Yang Maha Pengasih, jadilah wajahnya hitam pekat karena menahan sedih (dan marah)
Bengalce
তারা রহমান আল্লাহর জন্যে যে, কন্যা-সন্তান বর্ণনা করে, যখন তাদের কাউকে তার সংবাদ দেয়া হয়, তখন তার মুখমন্ডল কালো হয়ে যায় এবং ভীষণ মনস্তাপ ভোগ করে।
Çince
他们妄言至仁主有女儿,但他们中的一个听说自己的妻子生女儿的时候,他的脸色变成暗淡的,而且他是拗怒的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlardan birisine kendisinin bir kız evladı doğduğu müjdesi verildiği zaman aşırı üzüntüden ve kederi sebebi ile yüzü simsiyah kesilir, öfkeyle dolar. Nasıl olur da doğum haberi kendisine haber verildiği zaman üzülüp kederlendiği kız çocuğunu Rabbine nispet eder?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
15- Onlar, kullarından kimisini O’nun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür. 16- Demek O, yarattıkları içinden kızları (evlat) edindi de size ayrıcalık tanıyarak oğulları size ayırdı, öyle mi? 17- Halbuki onlardan biri, Rahman’a isnat ettiği o (kız çocuğu) ile müjdelenince yüzü simsiyah kesilir de içi gam ve kederle dolar. 18- Zinet içinde yetiştirilen ve tartışma sırasında meramını ifade edemeyen (kızları) mı (ona yakıştırıyorlar)? 19- Onlar, Allah’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışlarına şahit mi olmuşlar? Onların bu şahitlkleri yazılacak ve (ondan dolayı) sorgulanacaklardır. 20- Yine onlar dediler ki:“Eğer Rahman dileseydi biz, o (putlara) ibadet etmezdik.” Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, ancak asılsız zanlarda bulunuyorlar. 21- Yoksa Biz onlara bu (Kur'ân’dan) önce bir kitap vermişiz de onlar (bu konuda) ona mı dayanıyorlar? 22- Hayır, aksine onlar:“Biz, atalarımızı bir din üzere bulduk ve şüphesiz biz onların izinden gitmekteyiz” derler. 23- Senden önce hangi şehre bir uyarıcı gönderdi isek mutlaka oranın refah içinde şımarmış elebaşları da aynı bu şekilde:“Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve şüphesiz biz, onların izine uymaktayız” demişlerdir. 24- (O uyarıcı onlara:)“Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı (onlara uyacaksınız)?” dediğinde onlar: “Şüphesiz biz, sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” dediler. 25- Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların âkıbetlerinin nasıl olduğuna bir bak! 15. Yüce Allah, kendisine evlat isnad eden müşriklerin söyledikleri çirkin sözleri haber vermektedir. Oysa O tektir, Sameddir, eş de edinmemiştir, evlat da. Hiç kimse de O’na denk değildir. Onların bu iddiaları birkaç bakımdan batıldır: 1. Evvela bütün mahlukat O’nun kullarıdır. Kul olmak ise evlat olmaya aykırıdır. 2. Evlat, babasından bir parçadır. Yüce Allah ise yarattıklarından ayrıdır. Sıfatlarında ve niteliklerinde onlardan tamamı ile farklıdır. Evlat babasının bir parçası olduğundan dolayı Yüce Allah’ın evladının olması imkânsızdır. 16. 3. Onlar meleklerin Allah’ın kızları olduğunu iddia ederler. Bilindiği gibi kızlar, erkeklerden daha zayıftır. O halde Allah nasıl kızları kendine alır da erkek çocukları onlara tahsis eder ve bu konuda onlara üstünlük verir? Zira o takdirde onlar bu hususta Allah’tan daha üstün olurlar! Yüce Allah ise bundan çok yüce ve münezzehtir. 17. 4. Onların Allah’a nispet ettikleri tür olan kızlar, onlara göre çocuklar içinde en düşük ve kendilerince en hoşlanılmayanıdır. O kadar ki onlar, kız çocuklarından tiksindiklerinden dolayı:“onlardan biri, Rahman’a isnat ettiği o (kız çocuğu) ile müjdelenince yüzü simsiyah kesilir de içi gam ve kederle dolar.” Bu ise onun, böyle bir evladı istemediğinden, ondan hoşlanmadığından ve ondan nefret ettiğinden dolayıdır. Peki, hoşlanmadıkları şeyi nasıl olur da Allah’a nispet eder ve yakıştırırlar? 18. 5. Kızlar; hem vasıf hem de konuşma ve meramını ifade etme itibariyle daha eksik bir konumdadırlar. Bundan dolayı Yüce Allah: Güzelliğinin tamamlanması için kendi dışında kalan harici şeylerle güzelleştirilmek sureti ile “zinet içinde yetiştirilen ve” kişinin söyleyeceği sözü açıklamasını gerektiren “tartışma sırasında meramını ifade edemeyen” delillerini açıklayamayan ve içindeki maksatları dile getiremeyenleri “mi” Allah’a nispet ediyorlar? Bu nasıl olur? 19. 6. Onlar, “Allah’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar.” Allah’ın mukarreb/yakınlaştırılmış kulları olan meleklere karşı küstahça bir iddiada bulunarak onları ubûdiyet/kulluk ve Allah’ın önünde boyun bükme mertebesinden, Allah’ın özelliklerinden birisinde O’na ortak olma mertebesine yükselttiler. Daha sonra da onları erkeklik mertebesinden dişilik mertebesine indirdiler. Kendisi hakkında yalan iddialarda bulunarak peygamberlerine karşı inatlaşanların çelişkilerini açıkça ortaya koyan Allah’ın şanı ne yücedir? 7. Yüce Allah, onların melekleri yaratmasına tanık olmadıklarını belirterek onların görüşlerini reddetmektedir. Peki, hakkında hiçbir bilgilei olmadığı herkes tarafından bilinen bir hususta nasıl böyle konuşabiliyorlar? Böyle bir tanıklıkta bulunduklarından dolayı mutlaka sorgulanacaklardır ve bu tanıklık aleyhlerine yazılacak, bundan dolayı da cezalandırılacaklardır. 20. Yüce Allah’ın:“Yine dediler ki: Eğer Rahman dileseydi biz, onlara ibadet etmezdik.” buyruğuna gelince: Onlar, bu sözleri ile meleklere ibadet etmelerine Allah’ın dilemesini delil göstermişlerdir. Müşrikler hep böyle bir delile başvuragelmişlerdir. Ancak bu, hem aklen hem de dinen tamamiyle geçersiz bir delildir. Aklı başında olan hiç kimse, kaderi delil göstermeyi kabul etmez. Herhangi bir konuda böyle bir yol izleyecek olsa da bu konuda ayağını sağlam bir şekilde yere basamaz, sürekli bunu devam ettiremez. Dinen de Yüce Allah, böyle bir şeyi delil göstermeyi batıl saymış ve böyle bir delil getirmeyi yalnızca kendisine ortak koşanların ve peygamberlerini yalanlayanların sözü olarak bize nakletmiştir. Şanı Yüce Allah, kullara karşı delili ortaya koymuştur ve geriye hiçbir kimsenin O’na karşı getirecekleri hiçbir delil ve bahaneleri kalmamıştır. Bundan dolayı burada Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, ancak asılsız zanlarda bulunuyorlar.” Hiçbir delili olmayan bir tahminlerde bulunuyor ve gelişigüzel iddialar ortaya atıyorlar. 21. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Yoksa Biz onlara bu (Kur'ân’dan) önce bir kitap vermişiz de onlar (bu konuda) ona mı dayanıyorlar?” Bu kitap mı onlara davranışlarının yerinde olduğunu, sözlerinin doğru olduğunu haber vermektedir? Durum hiç de öyle değildir. Zira Yüce Allah, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i onlara korkutucu ve uyarıcı olmak üzere göndermiştir ve onlara ondan başka herhangi bir uyarıcı da gelmemiştir. Yani onların, iddialarına ne aklî ne de naklî bir delilleri vardır. Her iki türden delil de olmadığına göre geriye batıldan başka bir şey kalmıyor. 22. Evet, onların bu konuda delil diye ileri sürdükleri oldukça çok cılız bir dayanakları vardır. O da kâfir olan sapık atalarını taklit etmeleridir. Atalarını taklit etmelerini ileri sürerek peygamberlerin davetini terk etmektedirler. Bundan dolayı Yüce Allah, burada şöyle buyurmaktadır:“Hayır, aksine onlar: “Biz, atalarımızı bir din üzere bulduk ve şüphesiz biz onların izinden gitmekteyiz” Yani bundan dolayı biz, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiğine uymayız “derler” 23. “Senden önce hangi şehre bir uyarıcı gönderdi isek mutlaka oranın refah içinde şımarmış elebaşları” yani nimetlere dalıp gitmiş, dünyalığın azdırdığı, malların gaflete düşürdüğü ve hakka karşı büyüklük taslayan ileri gelenler “aynı bu şekilde: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve şüphesiz biz, onların izine uymaktayız” demişlerdir.” Yani bunların bu sözleri söylemeleri, yeni ve görülmedik bir şey değildir. Bu sözleri ilk söyleyenler de bunlar değildir. Bu, sapık müşriklerin, sapık atalarını taklit ederek bunu delil diye ileri sürmelerinden maksatları, hakka ve hidâyete uymak değildir. Bu, katıksız bir taassup olup kasıtları, izlemekte oldukları bâtılı desteklemektir. Bundan dolayı her bir peygamber, bu batıl ve geçersiz gerekçe ile karşılarına çıkanlara şöyle demişlerdir: 24. “Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı (onlara uyacaksınız)?” hidâyete ulaşmak için bana uymayacak mısınız? “dediğinde onlar: Şüphesiz biz, sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz, dediler.” Böylelikle onların hakka ve hidâyete tâbi olmak istemedikleri, asıl maksatlarının batılın ve hevânın ardından gitmek olduğu anlaşılmaktadır. 25. “Biz de” onlar, bu batıl şüphelerine dayanarak hakkı yalanlayıp reddettikleri için “onlardan intikam aldık. Yalanlayanların âkıbetlerinin nasıl olduğuna bir bak!” O halde bunlar, yalanlamalarını sürdürmekten sakınsınlar. Yoksa öncekilerin başına gelenlerin bir benzeri onların başına da gelir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrik Araplar kız çocuklarını istemedikleri, onları doğru dürüst insan saymadıkları, savaşa dayanıklı olmayıp, ömürlerini güzel görünmek için süslenmekle geçirmeleri gerekçesiyle kadın cinsini hor gördükleri halde hem meleklerin hem de Allah’a ortak kıldıkları putların dişi olduklarına inanır, ayrıca bu dişi putları Allah’ın kızları olarak kabul ederlerdi. Ayetlerde bu hurafî ve tutarsız inançlar reddedilmiştir.
Zuhruf Suresi 17. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlardan birisine kendisinin bir kız evladı doğduğu müjdesi verildiği zaman aşırı üzüntüden ve kederi sebebi ile yüzü simsiyah kesilir, öfkeyle dolar. Nasıl olur da doğum haberi kendisine haber verildiği zaman üzülüp kederlendiği kız çocuğunu Rabbine nispet eder?