Şûrâ, danışma ve istişare demektir; sure adını, müminlerin işlerini aralarında danışarak yürütmesini anlatan bir ayetteki kelimeden alır. Mekke döneminde inen sure 53 ayettir ve nüzul sırasında 62. sıradadır. Ayrı ayrı harf dizileriyle açılması, Kur'an içinde ender rastlanan bir başlangıç biçimidir.
Surenin ana ekseni vahyin kendisidir. Vahyin geçmiş peygamberlere de aynı kaynaktan geldiği, Nûh'tan İbrahim, Musa ve İsa'ya uzanan çizgide aynı dinin bildirildiği ve asıl istenenin bu ortak zeminde ayrılığa düşmemek olduğu anlatılır. Buradan Allah'ın rablığı, kudreti ve rahmeti konularına geçilir; rızkın bir ölçüyle verilmesi, dilediğine yayılıp dilediğine daraltılması, bunun bir cömertlik eksikliği değil bir düzen olduğu belirtilir. İman ile küfür, tevhid ile şirk sure boyunca karşılıklı olarak konumlandırılır. Diriliş ve ilahi adalet ise tartışmanın son durağıdır; anlaşmazlıkların hükmünün nihayetinde Allah'a ait olduğu tekrarlanır.
Metnin dikkat çeken bir bölümü, müminlerin niteliklerini sıralayan pasajdır. Öfkelendiklerinde bağışlamaları, işlerini danışarak görmeleri, haksızlığa uğradıklarında dayanışmaları burada anılır ve sabredip affetmenin ağır bir iş olduğu belirtilir. Bu yönüyle sure, akîde tartışmasının ortasına bir topluluk ahlakı tarifi yerleştirir. Ayetler orta uzunluktadır; benzetmeler seyrek ama etkilidir, rüzgârın kesilmesiyle deniz yüzeyinde duraklayan yelkenli gemi bunların en somut örneğidir.
Şûrâ suresi 53 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 62).
Bu sayfada Şûrâ suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.