Önceki ayet· 43:56Sonraki ayet· 43:58

Zuhruf Suresi 57. Ayet· 43:57

↗ Zuhruf suresi
Mekki
۞وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوۡمُكَ مِنۡهُ يَصِدُّونَ
Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi
Meal ihtilafı: 10% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi
Elmalılı Hamdi Yazır
Meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Meryem'in oğlu, bir örnek olarak ortaya konunca, senin toplumun buna karşı hemen bağırıp çağırmaya başladı.
Süleyman Ateş
Meryem oğlu, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin, ondan ötürü yaygarayı bastılar:
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.7%
İngilizce
And when the son of Mary was presented as an example, immediately your people laughed aloud
Fransızca
Quand on cite l'exemple du fils de Marie, ton peuple s'en détourne
İspanyolca
Cuando se mencionó el ejemplo del hijo de María [Jesús], tu pueblo clamó indignado
Rusça
А когда приводят в пример сына Марьям (Марии), твой народ радостно восклицает
Endonezce
Dan ketika putra Maryam (Isa) dijadikan perumpamaan, tiba-tiba kaummu (Suku Quraisy) bersorak karenanya
Bengalce
যখনই মরিয়ম তনয়ের দৃষ্টান্ত বর্ণনা করা হল, তখনই আপনার সম্প্রদায় হঞ্জগোল শুরু করে দিল
Çince
当麦尔彦的儿子被举为例的时候,你的宗族立刻喧哗,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müşrikler, Hristiyanların ibadet etmiş oldukları İsa'nın Allah Teâlâ'nın şu ayetinin umumuna dahil olduğunu zannettiler: "Siz ve Allah'ı bırakıp da kulluk ettiğiniz şeyler, Cehennem'in odunusunuz. Oraya gireceksiniz." (Enbiyâ Suresi: 98) Yüce Allah, putlara ibadet etmeyi nehyettiği gibi ona ibadet etmeyi de yasakladı. -Ey Rasûl!- Kavmin tartışmada gürültü ve bağırtı çıkararak sözlerini şöyle sürdürürler: "Biz ilahlarımızın İsâ'nın derecesinde olmalarına razıyız." Yüce Allah onlara cevap olarak bu ayeti indirdi: "Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar Cehennem'den uzaklaştırılmışlardır.'' (Enbiya Suresi: 101)
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
57- Meryem oğlu (İsa) misal verilince senin kavmin ondan dolayı hemen sevinç çığlıkları atmaya başladı. 58- Ve:“Bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu?” dediler. O misali sana sırf tartışma olsun diye verdiler. Dahası onlar, kavgacı bir topluluktur. 59- O, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına misal kıldığımız bir kuldur. 60- Eğer dileseydik, sizin yerinize yeryüzünde halef olacak melekler var ederdik. 61- Şüphesiz o, kıyamete dair bir bilgidir. O halde sakın kıyamet hakkında şüpheye düşmeyin ve bana uyun. Dosdoğru yol işte budur. 62- Şeytan sakın sizi (o yoldan) alıkoymasın. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır. 63- İsa, apaçık deliller ile geldiğinde dedi ki:“Ben size hikmeti getirdim ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı hususları size açıklamak için geldim. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” 64- “Hiç şüphesiz benim Rabbim de sizin Rabbiniz de Allah'tır. O halde yalnız O’na ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” 65- Sonunda o fırkalar, kendi aralarında ihtilafa düştüler. Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline! 57. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Meryem oğlu (İsa) misal verilince” yani Yüce Allah, ona ibadeti yasaklayıp ona ibadetin de tıpkı putlara ve Allah’a ortak koşulan varlıklara ibadet gibi olduğunu bildirince “senin” seni yalanlayan “kavmin ondan dolayı” bu misal sebebiyle “hemen sevinç çığlıkları atmaya başladı.” Yani sana olan düşmanlıklarını ortaya koyarak seslerini yükseltmeye, böylelikle getirdikleri delilleri ile galip geldiklerini ve üstünlük sağladıklarını iddia etmeye koyuldular. 58. “Ve: Bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu, dediler” Kastettikleri İsa aleyhisselam’dır. Çünkü ona da diğer bütün varlıklara da ibadet etmek yasaklanmıştır. Yine onlara ibadet edenlere yapılan tehdit de ortaktır. Zira bu konuda Yüce Allah’ın şu buyruğu nazil olmuştu:“Gerçekten siz de Allah’tan başka taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.”(el-Enbiyâ, 21/98) Onların haksız yere getirdikleri zalimce delillerinin açıklaması şöyledir: Onlar dediler ki: Ya Muhammed, biz de sen de şunu kabul ediyoruz: İsa, Allah’ın yakın kullarındandır. Onun güzel bir âkıbeti vardır. Peki, Allah’tan başka bütün mabudlara ibadeti yasaklarken bizim mabudlarımız ile onu ne diye eşit tuttun? Senin delilin batıl olmasaydı böyle bir çelişkiye düşmez ve:“Gerçekten siz de Allah’tan başka taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.” demezdin. Onlara göre bu âyet-i kerimedeki ifade, hem putlarını hem de İsa aleyhisselam’ı kapsamaktadır. Buna göre bu bir çelişkidir ve delilin çelişkili olması da batıl olduğunu gösterir. İşte onların delil gördükleri ve ondan dolayı sevinç çığlıkları attıkları ve birbirlerini tebrik edercesine ileri sürdükleri şey, bundan ibarettir. Yüce Allah’a hamdolsun ki bu, şüphelerin en zayıfı ve en çürüğüdür. Çünkü Yüce Allah’ın Mesih İsa’ya ibadetle putlara ibadeti yasaklamış olmasının sebebi, ibadetin yalnızca Yüce Allah’ın hakkı oluşundan dolayıdır. Ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onların dışındaki herhangi bir varlık, hiçbir şekilde ibadete layık değildir. O halde İsa aleyhisselam’a ibadetle başka varlıklara ibadeti eşit şekilde yasaklamanın şüpheyi gerektirecek tarafı nedir? İsa aleyhisselam’ın üstün kılınması ve onun, Rabbi nezdinde yakın bir kul olması, bu konuda onunla diğer mabudlar arasında (mabud olarak görülmesi bakımından) herhangi bir fark olmasını gerektirmez. Zira o, ancak Yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirdiği bir kuldur: 59. “O ancak kendisine nimet” nübüvvet, hikmet, ilim ve amel “verdiğimiz ve İsrailoğullarına” babasız olarak var edildiği için, kendisi vasıtası ile Yüce Allah’ın kudretini anlayabilecekleri “misal kıldığımız bir kuldur.” Yüce Allah’ın: “Gerçekten siz de Allah’tan başka taptığınız şeyler de cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.”(el-Enbiya, 21/98) buyruğunu ileri sürerek yapılan itiraza üç açıdan cevap verilebilir: 1. Öncelikle Yüce Allah’ın:“siz de Allah’tan başka taptığınız şeyler de” buyruğunda geçen (ve “şey” diye tercüme edilen) “ما” kelimesi, Arapça’da akıl sahibi olmayan varlıklar için kullanılır. O nedenle bunun kapsamına Mesih aleyhisselam ve benzerleri girmez. 2. Bu ayetteki itap, Mekke ve çevresinde bulunan müşriklere yöneliktir. Onlar ise İsa’ya değil sadece putlara ve heykellere tapınıyorlardı. 3. Yüce Allah, bu âyet-i kerimeden sonra şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz kendileri için daha önceden tarafımızdan iyilik takdir edilmiş olanlar, işte onlar oradan (cehennemden) uzak tutulalacaklardır.”(el-Enbiyâ, 21/101) Şüphesiz ki İsa, onun dışındaki diğer peygamberler ve Allah’ın diğer dostları, bu âyet-i kerimenin kapsamı içerisine girmektedir. 60. Yani sizin yerinize yeryüzünde size halef olacak melekler yaratırdırk da yeryüzünde onlar yaşarlardı. Biz de onlara kendi türlerinden olan melekleri peygamber olarak gönderirdik. Siz ise ey insanlar! Meleklerin sizlere peygamber gönderilmesine tahammül edemezsiniz. O halde Allah’ın sizlere, sizin cinsinizden ve kendilerinden vahiy bilgisini öğrenme imkânını bulabileceğiniz insanları peygamber olarak göndermesi, O’nun size bir rahmetidir. 61. “Şüphesiz o” İsa aleyhisselam “kıyamete dair bir bilgidir.” Kıyamete bir delildir. Onu babasız olarak bir anneden var etmeye kadir olan, öldükten sonra ölüleri kabirlerinden diriltmeye de kadirdir. Yahut İsa aleyhisselam, ahir zamanda inecek ve onun inişi, Kıyamet alâmetlerinden bir alâmet olacaktır. “O halde kıyamet hakkında asla şüpheye düşmeyin.” Kıyametin kopacağı hususunda hiç şüpheniz olmasın. Çünkü onun hakkında şüphe etmek küfürdür. Size vermiş olduğum emirlere uymak ve yasakladığım hususlardan da uzak durmak sureti ile “bana uyun.” Yüce Allah’a ulaştıracak “dosdoğru yol işte budur.” 62. “Şeytan sakın sizi” Allah’ın size vermiş olduğu emirlere uymaktan “alıkoymasın. Çünkü o” şeytan “sizin apaçık bir düşmanınızdır.” Sizi yoldan çıkarmayı arzular ve bunun için bütün gayretini ortaya koyar. 63. “İsa” ölüleri diriltmek, anadan doğma körü ve abraş/alaca hastalarını iyileştirmek vb. gibi onlara getirdiği mucizeler ile peygamberliğinin doğruluğunu ve onlara getirdiklerinin gerçekliğini ortaya koyan “apaçık deliller ile geldiğinde” İsrailoğullarına “dedi ki: Ben size hikmeti” peygamberliği ve bilinmesi gereken şeyleri bilinmesi gereken şekilde bildirmek üzere “getirdim ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı hususları size açıklamak için geldim.” Anlaşmazlık konularında size hakkı ve doğru cevabı size açıklayarak sizleri içine düştüğünüz karışıklıktan kurtarmak üzere geldim. İsa aleyhisselam, Mûsâ aleyhisselam’ın şeriatini ve Tevrat’ın hükümlerini mükemmelleştirici ve tamamlayıcı olarak gelmişti. Ayrıca o, birtakım kolaylıklar da getirmişti. Bunlar ise ona itaat ile bağlanmayı ve getirdiği şeyleri kabul etmeyi gerektiriyordu. “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” Allah’a tek olarak ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet edin. O’nun emirlerine uyun ve yasaklarından kaçının. Bana da iman ve itaat edin. 64. “Hiç şüphesiz benim Rabbim de sizin Rabbiniz de Allah'tır. O halde yalnız O’na ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” Bu ifadelerde Yüce Allah’ın rububiyet tevhidi dile getirilmektedir. Çünkü gizli ve açık bütün nimetlerle bütün mahlukatı besleyenin, Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde ubûdiyet/uluhiyet tevhidi de ikrar edilmektedir. Bu da Yüce Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın tek başına ibadet etme emri ile dile getirilmektedir. Ayrıca İsa aleyhisselam kendisinin Allah’ın kullarından birisi olduğunu, hristiyanların hakkında söyledikleri gibi “Allah’ın oğlu” yahut “Üçün üçüncüsü” olmadığını da bildirmekte ve bu hususların, Yüce Allah’a ve O’nun cennetine ulaştıran dosdoğru yol olduğunu da haber vermektedir. 65. İsa aleyhisselam, İsrailoğullarına bunları getirdikten sonra “o fırkalar” yani inkar üzere birleşmiş olan gruplara “kendi aralarında ihtilafa düştüler.” Onların her birisi İsa aleyhisselam ile ilgili batıl bir görüş ortaya attı ve onun getirdiği şeyleri reddetti. Allah’ın hidâyete ilettiği, onun risaletine tanıklık eden, bütün getirdiklerini tasdik edip “O, Allah’ın kulu ve rasûlüdür”, diyen mü’minler müstesnâ. “Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline!” Onların kederleri, üzüntüleri ne kadar büyük, o gündeki hüsranları ne kadar fazla olacaktır!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûrenin 45. âyetinde peygamberler tarihine atıf yapılarak hiçbir devirde Allah’ın, putlara tapılmasına izin vermediği ifade edilmişti. Yine Mekke’de nâzil olan Meryem sûresinde (19/16 vd.) Hz. Meryem ve oğlu Îsâ’dan bahsedilmişti. Çevrelerindeki hıristiyanların inanç ve ibadetlerinden haberdar olan müşrikler, tevhid inancına peygamberlerden şahit ve kanıt getirildiğini işitince, kendilerine göre iyi bir açık yakaladıklarını zannederek gürültü kopardılar; Kur’an’ın açıklamalarına bakarak kendi yanlışlarını düzeltecek yerde, hıristiyanların yanlışını alarak Kur’an’a karşı çıktılar; “Onlar Îsâ’ya tapıyorlardı, biz de putlarımıza tapıyoruz, hem bizimkiler ondan daha iyi” dediler. 58. âyetteki “o mu” sorusunda geçen zamirin Hz. Peygamber’e ait olduğunu, müşriklerin mukayeseyi tanrıları ile Hz. Îsâ arasında değil, Peygamberimiz arasında yaptıklarını söyleyen tefsirciler de vardır. Hangi yorum alınırsa alınsın tartışmada karşı tarafın delilleri çürük öncüllere dayanmakta, farklı şeyler birbirine benzetilmekte, sırf tartışmayı kazanabilmek için mantık hileleri yapılmaktadır. Hâsılı laf anlamaz, inatçı müşriklerden oluşan bir muhalefet söz konusudur.
Zuhruf Suresi 57. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Müşrikler, Hristiyanların ibadet etmiş oldukları İsa'nın Allah Teâlâ'nın şu ayetinin umumuna dahil olduğunu zannettiler: "Siz ve Allah'ı bırakıp da kulluk ettiğiniz şeyler, Cehennem'in odunusunuz. Oraya gireceksiniz." (Enbiyâ Suresi: 98) Yüce Allah, putlara ibadet etmeyi nehyettiği gibi ona ibadet etmeyi de yasakladı. -Ey Rasûl!- Kavmin tartışmada gürültü ve bağırtı çıkararak sözlerini şöyle sürdürürler: "Biz ilahlarımızın İsâ'nın derecesinde olmalarına razıyız." Yüce Allah onlara cevap olarak bu ayeti indirdi: "Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar Cehennem'den uzaklaştırılmışlardır.'' (Enbiya Suresi: 101)