Önceki ayet· 43:60Sonraki ayet· 43:62

Zuhruf Suresi 61. Ayet· 43:61

↗ Zuhruf suresi
Mekki
وَإِنَّهُۥ لَعِلۡمٞ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمۡتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِۚ هَٰذَا صِرَٰطٞ مُّسۡتَقِيمٞ
O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir. O halde sakın o saat hakkında şüpheye düşmeyin; bana uyun. Dosdoğru yol budur.
Süleyman Ateş
O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir. O sa'atin geleceğinden hiç şüphe etmeyin, bana uyun, doğru yol budur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
And indeed, Jesus will be [a sign for] knowledge of the Hour, so be not in doubt of it, and follow Me. This is a straight path
Fransızca
Il sera un signe au sujet de l'Heure. N'en doutez point. Et suivez-moi: voilà un droit chemin
İspanyolca
[Diles, ¡oh, Mujámmad!:] "[El descenso a la Tierra de] Jesús es una prueba de la [proximidad de la] Hora [del Fin del Mundo]. Así que no duden y síganme, que este es el sendero recto
Rusça
Воистину, он (Иса, или Коран, или Мухаммад) является признаком Часа. Нисколько не препирайтесь по поводу него (Часа) и следуйте за Мной! Это - прямой путь
Endonezce
Dan sungguh, dia (Isa) benar-benar menjadi pertanda akan datangnya hari Kiamat. Karena itu, janganlah kamu ragu-ragu tentang (Kiamat) itu dan ikutilah Aku. Inilah jalan yang lurus
Bengalce
সুতরাং তা হল কেয়ামতের নিদর্শন। কাজেই তোমরা কেয়ামতে সন্দেহ করো না এবং আমার কথা মান। এটা এক সরল পথ।
Çince
这确是复活时的预兆,你切莫怀疑它,你应当顺从我,这是正路。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz İsa, ahir zamanda indiği zaman kıyametin büyük alametlerinden birisidir. Bu itibarla sakın kıyamet gününden şüphe etmeyin, mutlaka gerçekleşecektir. Size Allah katından getirdiğime uyun. Çünkü size bu getirdiğim içerisinde hiçbir eğrilik olmayan dosdoğru bir yoldur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
57- Meryem oğlu (İsa) misal verilince senin kavmin ondan dolayı hemen sevinç çığlıkları atmaya başladı. 58- Ve:“Bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu?” dediler. O misali sana sırf tartışma olsun diye verdiler. Dahası onlar, kavgacı bir topluluktur. 59- O, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına misal kıldığımız bir kuldur. 60- Eğer dileseydik, sizin yerinize yeryüzünde halef olacak melekler var ederdik. 61- Şüphesiz o, kıyamete dair bir bilgidir. O halde sakın kıyamet hakkında şüpheye düşmeyin ve bana uyun. Dosdoğru yol işte budur. 62- Şeytan sakın sizi (o yoldan) alıkoymasın. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır. 63- İsa, apaçık deliller ile geldiğinde dedi ki:“Ben size hikmeti getirdim ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı hususları size açıklamak için geldim. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” 64- “Hiç şüphesiz benim Rabbim de sizin Rabbiniz de Allah'tır. O halde yalnız O’na ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” 65- Sonunda o fırkalar, kendi aralarında ihtilafa düştüler. Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline! 57. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Meryem oğlu (İsa) misal verilince” yani Yüce Allah, ona ibadeti yasaklayıp ona ibadetin de tıpkı putlara ve Allah’a ortak koşulan varlıklara ibadet gibi olduğunu bildirince “senin” seni yalanlayan “kavmin ondan dolayı” bu misal sebebiyle “hemen sevinç çığlıkları atmaya başladı.” Yani sana olan düşmanlıklarını ortaya koyarak seslerini yükseltmeye, böylelikle getirdikleri delilleri ile galip geldiklerini ve üstünlük sağladıklarını iddia etmeye koyuldular. 58. “Ve: Bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu, dediler” Kastettikleri İsa aleyhisselam’dır. Çünkü ona da diğer bütün varlıklara da ibadet etmek yasaklanmıştır. Yine onlara ibadet edenlere yapılan tehdit de ortaktır. Zira bu konuda Yüce Allah’ın şu buyruğu nazil olmuştu:“Gerçekten siz de Allah’tan başka taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.”(el-Enbiyâ, 21/98) Onların haksız yere getirdikleri zalimce delillerinin açıklaması şöyledir: Onlar dediler ki: Ya Muhammed, biz de sen de şunu kabul ediyoruz: İsa, Allah’ın yakın kullarındandır. Onun güzel bir âkıbeti vardır. Peki, Allah’tan başka bütün mabudlara ibadeti yasaklarken bizim mabudlarımız ile onu ne diye eşit tuttun? Senin delilin batıl olmasaydı böyle bir çelişkiye düşmez ve:“Gerçekten siz de Allah’tan başka taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.” demezdin. Onlara göre bu âyet-i kerimedeki ifade, hem putlarını hem de İsa aleyhisselam’ı kapsamaktadır. Buna göre bu bir çelişkidir ve delilin çelişkili olması da batıl olduğunu gösterir. İşte onların delil gördükleri ve ondan dolayı sevinç çığlıkları attıkları ve birbirlerini tebrik edercesine ileri sürdükleri şey, bundan ibarettir. Yüce Allah’a hamdolsun ki bu, şüphelerin en zayıfı ve en çürüğüdür. Çünkü Yüce Allah’ın Mesih İsa’ya ibadetle putlara ibadeti yasaklamış olmasının sebebi, ibadetin yalnızca Yüce Allah’ın hakkı oluşundan dolayıdır. Ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onların dışındaki herhangi bir varlık, hiçbir şekilde ibadete layık değildir. O halde İsa aleyhisselam’a ibadetle başka varlıklara ibadeti eşit şekilde yasaklamanın şüpheyi gerektirecek tarafı nedir? İsa aleyhisselam’ın üstün kılınması ve onun, Rabbi nezdinde yakın bir kul olması, bu konuda onunla diğer mabudlar arasında (mabud olarak görülmesi bakımından) herhangi bir fark olmasını gerektirmez. Zira o, ancak Yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirdiği bir kuldur: 59. “O ancak kendisine nimet” nübüvvet, hikmet, ilim ve amel “verdiğimiz ve İsrailoğullarına” babasız olarak var edildiği için, kendisi vasıtası ile Yüce Allah’ın kudretini anlayabilecekleri “misal kıldığımız bir kuldur.” Yüce Allah’ın: “Gerçekten siz de Allah’tan başka taptığınız şeyler de cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz.”(el-Enbiya, 21/98) buyruğunu ileri sürerek yapılan itiraza üç açıdan cevap verilebilir: 1. Öncelikle Yüce Allah’ın:“siz de Allah’tan başka taptığınız şeyler de” buyruğunda geçen (ve “şey” diye tercüme edilen) “ما” kelimesi, Arapça’da akıl sahibi olmayan varlıklar için kullanılır. O nedenle bunun kapsamına Mesih aleyhisselam ve benzerleri girmez. 2. Bu ayetteki itap, Mekke ve çevresinde bulunan müşriklere yöneliktir. Onlar ise İsa’ya değil sadece putlara ve heykellere tapınıyorlardı. 3. Yüce Allah, bu âyet-i kerimeden sonra şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz kendileri için daha önceden tarafımızdan iyilik takdir edilmiş olanlar, işte onlar oradan (cehennemden) uzak tutulalacaklardır.”(el-Enbiyâ, 21/101) Şüphesiz ki İsa, onun dışındaki diğer peygamberler ve Allah’ın diğer dostları, bu âyet-i kerimenin kapsamı içerisine girmektedir. 60. Yani sizin yerinize yeryüzünde size halef olacak melekler yaratırdırk da yeryüzünde onlar yaşarlardı. Biz de onlara kendi türlerinden olan melekleri peygamber olarak gönderirdik. Siz ise ey insanlar! Meleklerin sizlere peygamber gönderilmesine tahammül edemezsiniz. O halde Allah’ın sizlere, sizin cinsinizden ve kendilerinden vahiy bilgisini öğrenme imkânını bulabileceğiniz insanları peygamber olarak göndermesi, O’nun size bir rahmetidir. 61. “Şüphesiz o” İsa aleyhisselam “kıyamete dair bir bilgidir.” Kıyamete bir delildir. Onu babasız olarak bir anneden var etmeye kadir olan, öldükten sonra ölüleri kabirlerinden diriltmeye de kadirdir. Yahut İsa aleyhisselam, ahir zamanda inecek ve onun inişi, Kıyamet alâmetlerinden bir alâmet olacaktır. “O halde kıyamet hakkında asla şüpheye düşmeyin.” Kıyametin kopacağı hususunda hiç şüpheniz olmasın. Çünkü onun hakkında şüphe etmek küfürdür. Size vermiş olduğum emirlere uymak ve yasakladığım hususlardan da uzak durmak sureti ile “bana uyun.” Yüce Allah’a ulaştıracak “dosdoğru yol işte budur.” 62. “Şeytan sakın sizi” Allah’ın size vermiş olduğu emirlere uymaktan “alıkoymasın. Çünkü o” şeytan “sizin apaçık bir düşmanınızdır.” Sizi yoldan çıkarmayı arzular ve bunun için bütün gayretini ortaya koyar. 63. “İsa” ölüleri diriltmek, anadan doğma körü ve abraş/alaca hastalarını iyileştirmek vb. gibi onlara getirdiği mucizeler ile peygamberliğinin doğruluğunu ve onlara getirdiklerinin gerçekliğini ortaya koyan “apaçık deliller ile geldiğinde” İsrailoğullarına “dedi ki: Ben size hikmeti” peygamberliği ve bilinmesi gereken şeyleri bilinmesi gereken şekilde bildirmek üzere “getirdim ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı hususları size açıklamak için geldim.” Anlaşmazlık konularında size hakkı ve doğru cevabı size açıklayarak sizleri içine düştüğünüz karışıklıktan kurtarmak üzere geldim. İsa aleyhisselam, Mûsâ aleyhisselam’ın şeriatini ve Tevrat’ın hükümlerini mükemmelleştirici ve tamamlayıcı olarak gelmişti. Ayrıca o, birtakım kolaylıklar da getirmişti. Bunlar ise ona itaat ile bağlanmayı ve getirdiği şeyleri kabul etmeyi gerektiriyordu. “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” Allah’a tek olarak ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet edin. O’nun emirlerine uyun ve yasaklarından kaçının. Bana da iman ve itaat edin. 64. “Hiç şüphesiz benim Rabbim de sizin Rabbiniz de Allah'tır. O halde yalnız O’na ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” Bu ifadelerde Yüce Allah’ın rububiyet tevhidi dile getirilmektedir. Çünkü gizli ve açık bütün nimetlerle bütün mahlukatı besleyenin, Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde ubûdiyet/uluhiyet tevhidi de ikrar edilmektedir. Bu da Yüce Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın tek başına ibadet etme emri ile dile getirilmektedir. Ayrıca İsa aleyhisselam kendisinin Allah’ın kullarından birisi olduğunu, hristiyanların hakkında söyledikleri gibi “Allah’ın oğlu” yahut “Üçün üçüncüsü” olmadığını da bildirmekte ve bu hususların, Yüce Allah’a ve O’nun cennetine ulaştıran dosdoğru yol olduğunu da haber vermektedir. 65. İsa aleyhisselam, İsrailoğullarına bunları getirdikten sonra “o fırkalar” yani inkar üzere birleşmiş olan gruplara “kendi aralarında ihtilafa düştüler.” Onların her birisi İsa aleyhisselam ile ilgili batıl bir görüş ortaya attı ve onun getirdiği şeyleri reddetti. Allah’ın hidâyete ilettiği, onun risaletine tanıklık eden, bütün getirdiklerini tasdik edip “O, Allah’ın kulu ve rasûlüdür”, diyen mü’minler müstesnâ. “Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline!” Onların kederleri, üzüntüleri ne kadar büyük, o gündeki hüsranları ne kadar fazla olacaktır!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“O, kıyamete ait bir bilgidir” cümlesi ile müşriklere kıyamet hatırlatılmakta, dünyada düzenlerini bozmamak için saplandıkları putperestliğin âhirette başlarına neler getireceğine dikkat çekilmektedir. “Kıyamete ait bilgi”nin ne olduğu konusunda “Kur’an, âhir zaman peygamberi, Hz. Îsâ’nın tekrar dünyaya gelmesi” şeklinde farklı yorumlar yapılmıştır. Bazı tefsirciler, bu âyetten biraz önce Hz. Îsa’dan söz edildiği için “o” zamirinin Hz. Îsâ’ya işaret ettiği yorumunu yapmışlardır. Halbuki Îsâ’dan bahseden âyetler bittikten sonra başka bir konuya, 40-44. âyetlerde zikredilen “son peygambere tâbi olmanın gerekliliği” konusuna geçilmiştir. Zaten diğer peygamberlerin örnek olarak zikredilmesi de ana konuyla (son peygambere inanma ve onu izleme konusu) ilgilidir. Ayrıca bu âyetler gelirken henüz Hz. Îsâ gelmiş olmadığına göre âyetin müşrikler için bir şey ifade etmesi, “kıyamet bilgisi veya alâmeti”nin, görüp anlayabilecekleri bir şey olmasına bağlıdır; bu da Îsâ değil, Kur’an’dır, kendisinin son peygamber olduğunu söyleyen hâtemü’l-enbiyâdır. Müşriklere düşen görev, akıllarını başlarına devşirmeleri, şeytana değil, kıyametten önce gelen son peygambere kulak vermeleri ve böylece doğru yolu bulmalarıdır.
Zuhruf Suresi 61. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz İsa, ahir zamanda indiği zaman kıyametin büyük alametlerinden birisidir. Bu itibarla sakın kıyamet gününden şüphe etmeyin, mutlaka gerçekleşecektir. Size Allah katından getirdiğime uyun. Çünkü size bu getirdiğim içerisinde hiçbir eğrilik olmayan dosdoğru bir yoldur.