Önceki ayet· 43:65Sonraki ayet· 43:67

Zuhruf Suresi 66. Ayet· 43:66

↗ Zuhruf suresi
Mekki
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِيَهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar?
Süleyman Ateş
Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
Are they waiting except for the Hour to come upon them suddenly while they perceive not
Fransızca
Attendent-ils seulement que l'Heure leur vienne à l'improviste, sans qu'ils ne s'en rendent compte
İspanyolca
¿Acaso esperan que la Hora [del Juicio] les llegue por sorpresa, sin que se den cuenta
Rusça
Неужели они ожидают чего-либо, кроме Часа, который наступит для них внезапно, так что они даже не почувствуют его приближения
Endonezce
Apakah mereka hanya menunggu saja kedatangan hari Kiamat yang datang kepada mereka secara mendadak, sedang mereka tidak menyadarinya
Bengalce
তারা কেবল কেয়ামতেরই অপেক্ষা করছে যে, আকস্মিকভাবে তাদের কাছে এসে যাবে এবং তারা খবর ও রাখবে না।
Çince
他们只企望着复活时不知不觉地忽然来临他们。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İsa hakkında ayrılığa düşmüş olan bu gruplar, farkında olmadıkları bir sırada kıyamet vaktinin ansızın kendilerine gelip çatmasını mı bekliyorlar? Eğer kıyamet, onlar küfürleri üzerindeyken gelirse şüphesiz onların akıbetleri acı verici bir azaptır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
66- Onlar ille de kıyametin hiç farkında değillerken kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? 67- O gün dostlar birbirlerine düşmandır. Ancak takvâ sahipleri müstesnâ. 68- “Ey kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.” 69- “(Ne mutlu size ki) âyetlerimize iman eden ve (Allah'a) teslim olmuş kimseler (idiniz). 70- “Siz de eşleriniz de sevinç içerisinde girin cennete!” 71- Altın tepsiler ve kadehler (onlara ikram edilmek üzere) etraflarında dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Hem sizler orada ebedi kalacaksınız. 72- İşte bu cennet, yaptığınız ameller sebebiyle size miras verilmiştir. 73- Sizin için orada pek çok meyveler vardır. Siz onlardan yersiniz. 66. “Onlar” yani yalanlayanlar “ille de kıyametin hiç farkında değillerken kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?” O geleceği vakit, onu ve onun gerçekleşeceğine dair haber getirenleri yalanlayanların hallerini hiç sorma! 67. “O gün” Kıyamet günü “dostlar” küfür, yalanlamak ve Allah’a isyan üzere birbirleri ile dostluk edenler “birbirlerine düşmandır.” Çünkü dünyadaki dostluk ve sevgileri Allah için değildi, o nedenle Kıyamet gününde dostlukları düşmanlığa dönüşecektir. “Ancak takvâ sahipleri” şirkten ve masiyetlerden sakınanlar “müstesnâ.” Onlar, kendi rızası için birbirlerini sevdikleri zatın varlığı devam edeceğinden sevgileri de devam edecektir, kesintiye uğramayacaktır. 68. Yüce Allah, takvâ sahiplerinin mükâfatını, Kendisinin kıyamet gününde onlara kalplerini sevince boğacak, kendilerinden her türlü afet ve kötülüğü uzaklaştıracak bir mahiyette sesleneceğini söz konusu ederek şöyle buyuracaktır:“Ey kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de” Bundan sonra karşılaşacağınız hususlarda size herhangi bir korku ve endişe erişmeyecektir. Daha önce geçmişler dolayısı ile de bir üzüntünüz olmayacaktır. Hoşlanılmayan şeyler hiçbir şekilde söz konusu olmayacağına göre bu, sevilen ve arzulanan her şey gerçekleşecek demektir. 69. “(Ne mutlu size ki) âyetlerimize iman eden ve (Allah'a) teslim olmuş kimseler (idiniz).” Yüce Allah, onları Allah’ın âyetlerine iman etmekle nitelendirmektedir. Bu da hem onları tasdik etmeyi, hem de anlamlarını bilmek, gereklerince de amel etmek gibi kendileri olmaksızın tasdikin tamamlanması söz konusu olmayan hususları kapsamaktadır. Yine onlar Allah’a teslim olmuş, bütün hallerinde O’nun buyruklarına itaat etmiş kimselerdir. Böylelikle onlar hem zahiri, hem de Batıni amelleri işleme vasfını bir arada taşımış olmaktadırlar. 70. “Siz de eşleriniz de sevinç içerisinde girin cennete!” Yani sizin gibi amelde bulunan eşleriniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız vb. gibi sizinle amel yönünden birlikte bulunanların hepsi, ebediyen kalacağınız yer olan cennete girin. Orada sizler, nimetler içerisinde ikramlara mazhar olacaksınız. Rabbinizin lütfundan sizlere pek çok hayırlar, sevinçler ve lezzetler verilecektir ki dillerin bunları anlatabilmesine imkân yoktur. 71. “Altın tepsiler ve kadehler (onlara ikram edilmek üzere) etraflarında dolaştırılır.” Ebedi kılınmış Vildân hizmetçileri, onların yemeklerini en güzel ve en değerli kaplar olan altın tepsilerde, içeceklerini de en güzel kaplar olan ve camların şeffaflığından daha şeffaf, gümüşten, kulpsuz bardaklar ile onlara sunulacaktır. “Orada” yani cennette “canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır.” Bu öyle kapsamlı bir ifadedir ki her türlü nimeti, sevinci, göz aydınlığını ve kalbî neşeyi kapsar. Canların çektiği her türlü yiyecekler, içecekler, giyecekler, eşler, gözlerin zevk alacağı güzel manzaralar, çiçek açmış ağaçlar, mükemmel nimetler, süslü yapılar vb. görüntüler orada vardır. Oradakiler için en mükemmel ve en üstün şekilde bunlar hazırlanmıştır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Onlar için orada meyveler ve istedikleri her şey vardır.”(Yâsîn, 36/57)“Hem sizler orada ebedi kalacaksınız.” Bu da cennetliklerin nimetlerinin mükemmelliğini ortaya koymaktadır. Orada ebedi kalmak söz konusudur. Bu ise nimetlerinin devamını, sürekli artmasını ve hiç bir şekilde kesintiye uğramamasını ifade eder. 72. “İşte” en mükemmel niteliklere sahip olduğu bildirilen “bu cennet, yaptığınız ameller sebebiyle size miras verilmiştir.” Yani amellerinizden dolayı Allah burayı size miras vermiş, lütfu ile onu amellerinizin mükâfatı kılmış ve rahmeti ile orada bunca nimetleri hazırlamıştır. 73. “Sizin için orada pek çok meyveler vardır.” Nitekim bir başka âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:“İkisinde de her meyveden çifter çifter vardır.”(er-Rahman, 55/52)“Siz onlardan yersiniz.” Canların çektiği bu lezzetli meyvelerden istediğinizi seçersiniz, dilediğinizi yersiniz. Yüce Allah, cennetteki nimetleri söz konusu ettikten sonra cehennem azabını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Îsâ’nın getirdiği hikmet, beşer aklına yol gösterecek ve yalnızca akılla bilinemez konuları aydınlatacak, ihtilâfa düştükleri alanlarda son sözü söyleyecek olan vahiydir. Vahiy bu fonksiyonu yerine getirmiş, fakat gerek yahudiler ve gerekse daha sonra hıristiyanlar yine de ihtilâfa düşmüşler, çeşitli mezheplere ayrılmışlardır. Bunun sebebi zulümdür. Burada zulmün anlamı, şeytana uyarak ve geçici dünya menfaatlerine öncelik vererek vahyin kıymetini bilmemek, peygambere kulak asmamak, bu büyük rahmet ve nimetten istifade etmemektir. Tabii bu zulmün sonu da cehennemdir, ebedî saadet fırsatının zayi edilmesidir. Peygamberlerin olağan üstü gayretlerine rağmen yola gelmeyen inkârcıların gerçeği kabul edebilmeleri için kıyametin kopması gerekmektedir, onlar ancak bunu gördükten sonra inanacaklardır. Fakat kıyamet birden kopacağı, kendilerini inançsız ve hazırlıksız yakalayacağı için bu bilgi ve kabulün bir faydası olmayacaktır.
Zuhruf Suresi 66. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İsa hakkında ayrılığa düşmüş olan bu gruplar, farkında olmadıkları bir sırada kıyamet vaktinin ansızın kendilerine gelip çatmasını mı bekliyorlar? Eğer kıyamet, onlar küfürleri üzerindeyken gelirse şüphesiz onların akıbetleri acı verici bir azaptır.