Önceki ayet· 43:44Sonraki ayet· 43:46

Zuhruf Suresi 45. Ayet· 43:45

↗ Zuhruf suresi
Mekki
وَسۡـَٔلۡ مَنۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلۡنَا مِن دُونِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ءَالِهَةٗ يُعۡبَدُونَ
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?
Yaşar Nuri Öztürk
Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor: Rahman'dan başka ibadet edilecek tanrılar yapmış mıyız?
Süleyman Ateş
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Rahman'dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And ask those We sent before you of Our messengers; have We made besides the Most Merciful deities to be worshipped
Fransızca
Et demande à ceux de Nos messagers que Nous avons envoyés avant toi, si Nous avons institué, en dehors du Tout Miséricordieux, des divinités à adorer
İspanyolca
Y pregunta [a los pueblos que] les envié Mensajeros antes de ti: "¿Acaso les autoricé que adorasen a otro fuera del Misericordioso
Rusça
Спроси тех посланников, которых Мы отправили до тебя, сделали ли Мы помимо Милостивого других богов, которым можно поклоняться
Endonezce
Dan tanyakanlah (Muhammad) kepada rasul-rasul Kami yang telah Kami utus sebelum engkau, "Apakah Kami menentukan tuhan-tuhan selain (Allah) Yang Maha Pengasih untuk disembah
Bengalce
আপনার পূর্বে আমি যেসব রসূল প্রেরণ করেছি, তাদেরকে জিজ্ঞেস করুন, দয়াময় আল্লাহ ব্যতীত আমি কি কোন উপাস্য স্থির করেছিলাম এবাদতের জন্যে
Çince
你问问在你之前所派遣的众使者,我曾否在至仁主之外指定许多神灵供人崇拜。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor bakalım. Rahman'dan başka ibadet olunan ilahlar kılmış mıyız?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
40- O sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içerisinde bulunanlara doğru yolu sen mi göstereceksin? 41- Eğer seni (vefat ettirip içlerinden) alıp götürsek bile biz, onlardan kesinlikle intikam alacağız. 42- Yahut da onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Zira Bizim onlara gücümüz yeter. 43- O halde sen, sana vahyolunana sarıl! Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzeresin. 44- Şüphesiz o, hem senin hem de kavmin için bir şereftir/öğüttür. Yakında (ondan) sorguya çekileceksiniz. 45- Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor ki: Biz, Rahman’ın yanı sıra ibadet edilecek ilâhlar var etmiş miyiz? 40. Yüce Allah, Rasûlü’nü inkarcıların, çağrısını kabul etmeyişlerine karşı teselli ederek onlarda bir hayır bulunmadığını ve onların kendilerini hidâyete iletecek bir ruh temizliğine sahip olmadıklarını belirtmekte ve şöyle buyurmaktadır:“O” kulak vermeyen “sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut” görmezden gelen “körlere ve” sapık olduğunu bilip bundan hoşnut olduğundan dolayı da “apaçık bir sapıklık içerisinde bulunanlara doğru yolu sen mi göstereceksin?” Sağır sesleri işitmediği, kör görmediği gibi, apaçık sapıklık içerisinde bulunan da hidâyet bulamaz. Çünkü böyleleri Zikir’den yüz çevirdikleri için onların fıtratları ve akılları bozulmuştur. Onlar, bozuk inançlar uydurmuş ve çok kötü vasıflara sahip olmuşlardır. Bu inanç ve vasıfları da onların hidâyet bulmalarına engel olur ve helâke gidişlerinin daha da artmasına yol açar. Geriye böylelerinin ya dünyada ya da âhirette ibretli bir şekilde cezalandırılıp azaba uğratılmalarından başka geriye bir seçenek kalmamaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 41. “Eğer seni (vefat ettirip içlerinden) alıp götürsek bile biz, onlardan kesinlikle intikam alacağız.” Yani onları tehdit edegeldiğimiz azabı sana göstermeden önce seni alıp götürürsek, Bizim vermiş olduğumuz doğru habere dayanarak şunu bil ki; şüphesiz Biz onlardan intikam alacağız. 42. “Yahut da onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Zira Bizim onlara gücümüz yeter.” Ancak o azabın öne alınması yahut sonraya bırakılması, hikmetin gereğine bağlıdır. İşte seninle bu inkarcıların durumu bundan ibarettir. 43. “O halde sen, sana vahyolunana” hem fiilen hem de sahip olunmasını emrettiği sıfatlara sahip olmak suretiyle, ona davet ederek, gerek bizzat kendine gerekse de başkalarına onun hükümlerini uygulamaya gayret ederek “sarıl!” “Çünkü sen” Yüce Allah’a ve O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran “dosdoğru bir yol üzeresin.” Bu da senin, sana vahyolunana daha çok sarılmanı ve onunla hidâyet bulmanı gerektirmektedir. Çünkü sen onun hak, adalet ve doğrunun ta kendisi olduğunu bildiğin için çok sağlıklı bir temel üzere binanı kurmuş oluyorsun. Senden başkaları ise binalarını şüphe, vehim, zulüm ve haksızlık üzere kurmaktadırlar. 44. “Şüphesiz o,” yani bu Kur’ân-ı Kerîm “hem senin hem de kavmin için bir şereftir/öğüttür.” Büyük bir övünç kaynağıdır, üstün bir değerdir. Kadri ölçülemeyecek ve gerçek niteliği ile bilinemeyecek kadar büyük bir nimettir. Aynı şekilde bu kitap, ihtiva ettiği dünyevi ve uhrevi hayırları sizlere hatırlatarak öğüt vermekte, sizi bunlara teşvik etmekte, diğer taraftan şerri de hatırlatıp ondan sakındırmaktadır. “Yakında” ondan, onun gereğini yerine getirip de yüceldiniz ve ondan faydalandınız mı yoksa gereğini yerine getirmediniz mi diye “sorguya çekileceksiniz.” Eğer gereğini yerine getirmedinizse o, sizin aleyhinize delil olacak ve siz bu nimete karşı nankörlük etmiş olacaksınız. 45. Böyle bir şey var mı ki müşriklerin bu hususta peygamberlerden birisine uyduklarına dair ellerinde bir tür delil olmuş olsun? Eğer sen, onlara bunu soracak ve durumları hakkında bilgi edinmek isteyecek olursan o peygamberlerden hiçbir kimsenin Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeye davet ettiğini göremezsin. İlkinden sonuncusuna kadar bütün peygamberler, tek başına Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeye çağırmışlardır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki Biz her ümmete: Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının, diyen bir peygamber göndermişizdir.”(en-Nahl, 16/36) Allah’ın gönderdiği her bir peygamber: Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka hiçbir hak ilâhınız yoktur, demiştir. İşte bu, müşriklerin şirklerine dair hiçbir dayanaklarının bulunmadığını, ister sağlıklı aklî delil olsun, ister peygamberlerden gelmiş naklî bir delil olsun hiçbir delillerinin olmadığını göstermektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’in daveti ve tevhid mücadelesi anlatılırken yeri geldikçe geçmiş tecrübelere temas edilmektedir. Buradaki örnek Hz. Mûsâ ile Mısır’ın tanrı kralı Firavun ve tebaası arasında geçen olaylar, tartışmalar ve alınan ibretlik sonuçlardır. Bu âyetlerde iki nokta dikkat çekmektedir: 1. İnkârcıların bilinçlerinin derinliklerinde bir Allah inancı vardır, çeşitli telkinler ve dünyanın çekici menfaatleri bu temel duyguyu köreltmiş veya üstünü küllerle örtmüştür. Allah yine rahmetinin eseri olarak inkârcıları bazı felâketlerle uyarınca bu temel duygu ve inanç açığa çıkmakta, ona sığınılmakta, sıkıntı geçince yine inkâra dönülmektedir. 2. Tevhid inancı bütün peygamberlerin ortak tebliğleri ve inanç ilkeleridir. Kendilerine kitap gönderilmiş topluluklara sorulduğunda veya eski kitapların kalıntıları okunduğunda anlaşılmaktadır ki, Allah hiçbir zaman kendisi dışında bir varlığa kulluk edilmesine izin vermemiştir. Hz. Mûsâ’nın mücadelesi de bunun bir kanıtıdır. 54. âyette “halkının aklını çeldi” şeklinde çevirdiğimiz cümle, yöneten ve yönetilen ilişkisi bakımından çok önemlidir. Kelimenin aslı, Türkçe’de de kullanılan istihfâf kökündendir. Bu kelime Arapça’da “acele ettirdi, aldattı, bilgisizliklerinden yararlandı, onları bilgisizlikleri ve güçsüzlükleri yüzünden hafife aldı, istediği gibi yönlendirdi” mânalarını ifade etmektedir. Totaliter yönetimlerde yöneticilerin istemediği şey, halkın bilgilenmesi, doğruyu öğrenmesi, örgütlenerek hakkını talep edecek kadar güçlenmesidir. Firavun da aynı yola başvurmuş, Hz. Mûsâ’nın gerçeğe ve tevhide yönelik davetini sabote etmiş, halkın sağlıklı düşünmesini engellemiş, geleneklerden ve gözler önündeki alâyişten yararlanarak toplumu âdeta büyülemiş ve saltanatını devam ettirmenin yolunu bulmuştur. Ancak, şairin dediği gibi, “Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde!”
Zuhruf Suresi 45. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor bakalım. Rahman'dan başka ibadet olunan ilahlar kılmış mıyız?