Önceki ayet· 43:36Sonraki ayet· 43:38

Zuhruf Suresi 37. Ayet· 43:37

↗ Zuhruf suresi
Mekki
وَإِنَّهُمۡ لَيَصُدُّونَهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ
Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Süleyman Ateş
O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.5%
İngilizce
And indeed, the devils avert them from the way [of guidance] while they think that they are [rightly] guided
Fransızca
Ils [Les diables] détournent certes [les hommes] du droit chemin, tandis que ceux-ci s'estiment être bien guidés
İspanyolca
Ellos [los demonios] apartan del camino, pero [los incrédulos] creen que están bien encaminados
Rusça
Они не будут пускать их на путь Аллаха, а те будут считать, что они следуют прямым путем
Endonezce
Dan sungguh, mereka (setan-setan itu) benar-benar menghalang-halangi mereka dari jalan yang benar, sedang mereka menyangka bahwa mereka mendapat petunjuk
Bengalce
শয়তানরাই মানুষকে সৎপথে বাধা দান করে, আর মানুষ মনে করে যে, তারা সৎপথে রয়েছে।
Çince
那些恶魔,妨碍他们遵循正道,而他们却以为自己是遵循正道的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kur'an'dan yüz çevirenlerin üzerine musallat edilen bu şeytanlar, onları Allah'ın dininden uzaklaştırırlar. Böylece Yüce Allah'ın emirlerine uymazlar ve yasaklarından da sakınmazlar. Kendilerinin hidayet üzere olduklarını zannederler. Onlar, bu sebepten dolayı sapıklıklarından da tövbe etmezler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
36- Kim Rahmân’ın Zikrini/Kur'ân’ı görmezden gelirse Biz, ona bir şeytan musallat ederiz de artık o, onun arkadaşı olur. 37- O (şeytanlar), onları doğru yoldan alıkoyarlar, onlar ise kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. 38- Nihâyet o, huzurumuza geldiğinde (şeytan arkadaşına) şöyle diyecek: “Keşke benimle senin aran, doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı. Zira sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” 39- (Dünyada) zulme saptığınız için bugün azapta ortak olmanız, size hiçbir fayda sağlamayacaktır. 36. Yüce Allah, zikrinden yüz çeviren kimselere vereceği büyük cezayı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kim Rahman’ın Zikrini” Kur’ân-ı Azimi “görmezden gelirse” ondan yüz çevirir ve uzak durursa “Biz, ona bir şeytan musallat ederiz.” Kur’ân-ı Kerîm, Rahman olan Allah’ın kullarına ihsan ettiği en büyük rahmettir. Bu rahmeti kabul ile karşılayan, en hayırlı bağışı kabullenmiş, en üstün hedef ve maksatları gerçekleştirmiş olur. Ondan yüz çevirip reddeden kimse ise öyle bir zarara uğramış olur ki artık bundan sonra ebediyen mutlu olamaz. Üstelik Rahman, ona oldukça azgın bir şeytanı musallat kılar. Bu şeytan, hep onunla birlikte olur, ona arkadaşlık eder, boş vaatlerde bulunur, onu hayallere daldırır ve günahlara sürükler. 37. “O (şeytanlar), onları” dosdoğru “yoldan” ve dosdoğru dinden “alıkoyarlar, onlar ise” şeytanın batılı kendilerine süslü ve güzel göstermesi, onların da haktan yüz çevirmeleri dolayısı ile “kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” Bu iki neden, işte bu sonucu doğurur. “Böyle bir kimse kendisi hidâyette olmadığı halde hidâyet üzere olduğunu sandığından dolayı acaba mazur görülebilir mi?” denilecek olursa buna şöyle cevap verilir: Cehaletlerinin kaynağı, hidâyete erme imkânları olduğu halde bile bile Allah’ın zikrinden/Kur’ân’dan yüz çevirmek olan bu ve benzeri kimselerin mazeretleri kabul edilmez. Çünkü bunlar imkanları olmakla birlikte hidâyete iltifat etmemişler ve bâtıla yönelmişlerdir. Esas suç ve günah da onların bu yaptığıdır. 38. Allah’ın zikrinden yüz çeviren kimsenin dünya hayatında iken şeytan ile olan hali yukarda geçti. O, sapıklık ve azgınlık içindedir ve hakikatleri tersyüz görmektedir. Âhirette Rabbinin huzuruna geleceği zamandaki durumuna gelince; bu durum çok daha kötüdür. Zira sonu, pişmanlık, yürek acısı, hiçbir şekilde hafiflemeyecek bir keder ve o şeytan arkadaşıyla ipleri koparma olacaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Nihâyet o, huzurumuza geldiğinde (şeytan arkadaşına) şöyle diyecek: “Keşke benimle senin aran, doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı. Zira sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“O gün (her) zalim, ellerini ısırıp: Keşke peygamberle birlikte hak yolu tutmuş olsaydım, der. Eyvah bana, keşke filanı dost edinmeseydim! Andolsun ki bana geldikten sonra beni Zikir’den o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımsız bir halde ortada bırakır.”(el-Furkan, 25/27-29) 39. Yani Kıyamet gününde sizin, dostlarınızla ve şeytan arkadaşlarınızla ortaklaşa azap görmenizin size hiçbir faydası olmayacaktır. Zira siz zulümde de ortaktınız, onun cezasında ve azabında da ortak olacaksınız. Aynı şekilde musibetinizin ortak oluşu dolayısıyla birbirinizden teselli bulma imkanınız da olmayacaktır. Çünkü musibet, eğer dünyada meydana gelir ve ona uğrayanlar ortaklaşa olurlarsa bu musibet, nispeten onlara hafif gelir ve biri diğerinin musibetini görerek teselli bulur. Âhiretteki musibet ise her türlü cezayı birlikte ihtiva eder ve orada asgari bir rahat yoktur. Böyle bir teselliden kaynaklanacak rahat dahi yoktur. Rabbimiz! Senden esenlik ve rahmetinle bize rahat ve huzur ihsan etmeni dileriz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanın iç dünyasında daima bir ikilik, çelişkili eğilim ve çekim vardır. Bunların iyi olan, yani Allah rızasına çeken kısmı, insan fıtratına yüklenmiş bulunan din duygusundan, ezelî sözleşmeden, ilâhî ruhtan ve melekten gelir. İnsan gördüğü eğitimin de yardımıyla iradesini kullanarak kendini bu çekime bıraktığı (İslâm’ın anlamı da budur), resulün mesajını rehber edindiği sürece nefsin ilâhî ruha dönük yönü gelişir, bunun rengi bütünü kaplar. Kötüye, aşağı varlık tabakalarına çeken güce teslim olduğu, ilâhî mesaja kulaklarını tıkadığı sürece de artık onun danışmanı kendine mahsus şeytandır. Şeytanın işi, meleğinkinin tersine insanı Allah’tan uzaklaştırmak, beşerî arzuların tutsağı haline getirmektir. Böyle bir ömür geçirip ölen insan rabbinin huzuruna çıkarıldığında yaptıklarının ve seçiminin ne kadar yanlış olduğunu anlayacak, fakat iş işten geçmiş olacaktır.
Zuhruf Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kur'an'dan yüz çevirenlerin üzerine musallat edilen bu şeytanlar, onları Allah'ın dininden uzaklaştırırlar. Böylece Yüce Allah'ın emirlerine uymazlar ve yasaklarından da sakınmazlar. Kendilerinin hidayet üzere olduklarını zannederler. Onlar, bu sebepten dolayı sapıklıklarından da tövbe etmezler.