Doğrusu onlar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı bir tuzak hazırladılar ise gerçekten biz de onların hazırlamış oldukları tuzaklarına karşı kat kat daha sağlam bir tuzak ile tedbir almada kararlıyız.
79- Yoksa onlar (hakka tuzak kurmaya) karar mı verdiler? Öyleyse Biz de kararlıyız. 80- Yoksa onlar, içlerinde sakladıklarını ve fısıldaşmalarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Elbette (işitiyoruz); üstelik yanlarındaki elçilerimiz de (onları) yazıyorlar.
79. “Yoksa onlar” yani hakkı yalanlayanlar, ona karşı inatla direnenler “(hakka tuzak kurmaya) karar mı verdiler?” Hakka ve hakkı getirene karşı allanmış, pullanmış batılı ileri sürerek bir hile ve tuzak mı kurdular? “Öyleyse Biz de kararlıyız.” Onların hile ve tuzaklarına galip gelecek, bozacak ve iptal edecek bir tedbirinizi son derece sağlam almışız. Bu da Yüce Allah’ın hakkı ortaya koymak ve batılı da çürütmek için hazırlamış olduğu sebep ve delillerle olur. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Hayır, Biz hakkı batıl üzerine bırakırız da hak onun beynini darmadağın eder...”(el-Enbiya, 21/18)
80. “Yoksa” cahillikleri ve zulümleri dolayısı ile “onlar içlerinde” hiç konuşmayıp kalplerinde sır olarak “sakladıklarını ve fısıldaşmalarını” kendi aralarında gizli saklı konuşmalarını “işitmiyoruz mu sanıyorlar?” Yani onlar, bundan dolayı mı masiyet işliyorlar ve gizli saklı oldukları için bu masiyetlerden sorumlu tutulmayacaklarını, cezalarını çekmeyeceklerini mi zannediyorlar? Yüce Allah, onların bu kanaatlerini reddederek şöyle buyurmaktadır:“Elbette (işitiyoruz).” Biz, onların gizlediklerini de fısıltılarını da biliyoruz. “Üstelik yanlarındaki elçilerimiz” şerefli melekler “de” onların bütün yaptıklarını “yazıyorlar.” Bu yaptıkları kayda geçip saklanacak ve Kıyamet gününde onlara gösterilecektir. Böylelikle yaptıkları her şeyi karşılarında hazır bulacaklardır. Zira Rabbin kimseye zulmetmez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûrenin sonunda yine ana konuya, peygamberin tevhid mücadelesine dönülüyor. Fıtrî aklın hükümlerinden, müşriklerin inanç ve pratiklerinden de yararlanılarak putların tanrı olamayacağı, Allah’tan başka hiçbir varlıkta tanrılık niteliklerinin bulunmadığı, Allah’ın çocuğunun olmasının düşünülemeyeceği, bunun Tanrı kavramına ve O’nun temel niteliklerine ters düştüğü ikna edici bir üslûp içinde açıklanıyor.
79. âyetin geliş sebebi olarak, hicrete yakın günlerde Mekkeli müşriklerin toplanıp Hz. Peygamber’i öldürme kararı almaları olayı zikredilmiştir. Onlar bu kararı almışlar, fakat Allah’ın ezelde verdiği karar gerçekleşmiş, Peygamber efendimiz kurulan tuzaktan kurtulmuştur.
89. âyet bütün tebliğciler için geçerli bir ilkeyi ifade etmektedir: Tebliğcinin vazifesi bildirmektir, yapılacak her şey yapıldıktan sonra inkârda direnenler kendi hallerine bırakılır, insanları zorla imana getirmek için savaşılmaz, farklı inanç taşıyanlarla barış içinde yaşanır. Savaşın sebebi karşı tarafın hukuk tanımazlığıdır, insan hak ve hürriyetlerine saldırmasıdır. Bunlar engellenir, hak ve özgürlükler kurtarılır, hür düşünceleri ve iradeleri ile inkârı seçenlerin gerçeği anlamaları ya zamana veya âhirete bırakılır.
Doğrusu onlar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı bir tuzak hazırladılar ise gerçekten biz de onların hazırlamış oldukları tuzaklarına karşı kat kat daha sağlam bir tuzak ile tedbir almada kararlıyız.