Aynı anlatı kalıbının peş peşe yeniden kurulduğu bir kıssalar dizisi, bu surenin omurgasını oluşturur. Mekke döneminde inen 227 ayetlik metin, nüzul sıralamasında 47. sıradadır; adı ise şairler anlamına gelir ve kapanışa yakın yerde şairlerin, yapmadıkları şeyleri söyleyen kimseler olarak anıldığı bölümden gelir.
Bu tekrar, Kur'an içinde en belirgin biçimde kalıplaşmış anlatı örgülerinden birini meydana getirir. Nûh, Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb'ın kavimleriyle giriştiği tartışmalar art arda, neredeyse aynı kalıpla anlatılır: elçi ortaya çıkar, sorumluluk bilincine çağırır, tebliği karşılığında hiçbir ücret istemediğini belirtir, kavmi onu yalanlar ve sonuç helâk olur. Her bölüm, çoğunluğun inanmadığını hatırlatan aynı iki cümleyle kapanır. Bu zincirin en uzun halkasını Firavun ve çevresi oluşturur; Mûsâ ile aralarındaki karşılaşma, sihirbazların secdeye kapanışı ve ardından gelen tehdit ayrıntılı biçimde aktarılır. Firavun, kibri yüzünden yıkılan yönetici tipinin örneği olarak konumlandırılır.
Kalıbın bu ısrarlı dönüşü, surenin dokusunu bir ritim meselesine dönüştürür: ayetler kısa, kafiye düzeni belirgin, cümleler çoğunlukla tek soluklu. Konu dağılımında azap, Allah korkusu, rahmet ve itaat başlıklarının yan yana durması da bu yapıyla açıklanır; her kıssa aynı dersi farklı bir kavimle yeniden kurar. Sure, açılışta inanmamaları yüzünden neredeyse kendini tüketecek durumda olan bir elçiden söz eder ve sonunda haksızlığa uğrayanların hakkını aramasına yapılan atıfla kapanır.
Şuarâ suresi 227 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 47).
Bu sayfada Şuarâ suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.