Önceki ayet· 26:3Sonraki ayet· 26:5

Şuarâ Suresi 4. Ayet· 26:4

↗ Şuarâ suresi
Mekki
إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةٗ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ
Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.
Süleyman Ateş
Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.0%
İngilizce
If We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled
Fransızca
Si Nous voulions, Nous ferions descendre du ciel sur eux un prodige devant lequel leurs nuques resteront courbées
İspanyolca
Si quisiera les enviaría un signo del cielo, ante el cual sus cuellos se inclinarían con sumisión
Rusça
Если Мы пожелаем, то ниспошлем им с неба знамение, перед которым покорно склонятся их шеи
Endonezce
Jika Kami menghendaki, niscaya Kami turunkan kepada mereka mukjizat dari langit, yang akan membuat tengkuk mereka tunduk dengan rendah hati kepadanya
Bengalce
আমি যদি ইচ্ছা করি, তবে আকাশ থেকে তাদের কাছে কোন নিদর্শন নাযিল করতে পারি। অতঃপর তারা এর সামনে নত হয়ে যাবে।
Çince
如果我意欲,我将从天上降示他们一个迹象,他们就为它而俯首贴耳。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer biz onların üzerine gökten bir mucize indirmeyi dilersek, onu indiririz. Böylece boyunları zillet içinde eğilip kalır. Fakat biz onları imtihan etmek için böyle yapmak istemedik. Acaba onlar gayba iman edecekler mi?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Tâ, Sîn, Mîm. 2- Bunlar apaçık Kitabın âyetleridir. 3- Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin. 4- Eğer istesek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de onun karşısında (ister istemez) boyun bükerler. 5- Onlara Rahman’dan yeni bir öğüt geldiği her seferinde mutlaka ondan yüz çevirirler. 6- İşte onlar (hakkı) yalanladılar. O nedenle alay etmekte oldukları şeyin haberleri yakında kendilerine gelecektir. 7- Yeryüzüne bakmazlar mı ki Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik. 8- Şüphesiz bunda bir işaret/delil vardır. Ama onların çoğu mü’min olmazlar. 9- Gerçekten Rabbin, Aziz ve Rahimdir. (Mekke’de inmiştir. 227 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-2. Yüce Yaratıcı, apaçık ve açıklayıcı, ilâhî bütün istekleri, şer’î bütün maksatları gösteren bu Kitab’ın âyetlerinin ta’zim edilmesine delil olacak bir işarette bulunmaktadır. Bu Kitab’ın âyetlerine dikkatle bakan bir kimse, hiçbir şekilde bu Kitabın verdiği haberler yahut hükümler hakkında en ufak bir şüphe ve tereddüde kapılmaz. Çünkü bu Kitap gâyet açıktır. O, en şerefli ve üstün manalara delâlet etmektedir. Ayrıca koyduğu hükümlerin hikmetini ve bağlantılı olduğu münasebeti de açıkça ortaya koymaktadır. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bu Kitap ile insanları uyarıp korkutuyor, bu Kitap ile dosdoğru yola iletiyordu. Bu Kitap sayesinde Allah’ın takvâ sahibi kulları doğru yolu buluyor; ancak haklarında bedbahtlığın takdir edildiği kimseler de bu Kitaptan yüz çeviriyorlardı. Bundan dolayı Peygamberimiz de iman etmeyişlerine, samimi olarak iyiliklerini istemedeki aşırı tutkusu dolayısı ile oldukça ileri derecede üzülüyordu. Bundan dolayı Yüce Allah peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: 3. “Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.” Kendini o kadar sıkıntıya sokuyorsun ki neredeyse kendini helâk edeceksin. Böyle yapma, onlar iman etmiyorlar diye duyduğun üzüntü sebebiyle kendini yiyip tüketme. Çünkü hidâyet Allah’ın elindedir. Sen üzerindeki tebliğ vazifeni eksiksiz yerine getirmiş bulunuyorsun. Bu Kur’ân-ı Kerîm’in ötesinde bir mucize olamaz ki biz iman etmeleri için onlara onu indirelim. Şüphesiz hidâyeti bulmak için bu Kur’ân-ı Kerîm yeterlidir, tatmin edicidir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 4. “Eğer istesek gökten üzerlerine” gönderilmesini teklif ettikleri mucizelerden “bir mucize indiririz de” yalanlayanlar “onun karşısında (ister istemez) boyun bükerler.” Ancak buna ihtiyaç yoktur. Bunda bir maslahat da bulunmamaktadır. Çünkü o vakit iman etmelerinin hiç faydası olmaz. Zira fayda sağlayan iman, gıyaben/görmeden yapılan imandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin âyetlerinin birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin âyetlerinden biri geldiği gün daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez.”(el-En’am 6/158) 5. “Onlara Rahman’dan” kendilerine emirler veren, yasaklar koyan, onlara neyin fayda vereceğini, neyin de zararlı olacağını hatırlatan “yeni bir öğüt geldiği her seferinde mutlaka ondan” hem kalpleriyle hem bedenleriyle “yüz çevirirler.” Bu yeni gelen öğütten yüz çevirişleri bu şekildedir. Genelde yeni gelen bir öğüt de öncekinden daha beliğ ve etkili olur. Bundan dahi yüz çevirdiklerine göre gelecek başka öğütlerden yüz çevirmemeleri mümkün mü? Bunun sebebi ise onlarda hayır namına hiç şeyin olmaması, öğütlerin onlara fayda sağlamamasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 6. “İşte onlar” hakkı “yalanladılar.” Yalanlamak, onların değişmez ve vazgeçilmez bir karakteri haline gelmiştir. “O nedenle alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir.” Onların: Yalandır, dedikleri azap, pek yakında başlarına gelecek, onları bulacaktır. Çünkü azap sözü onlara hak olmuştur. 7. Yüce Allah kişiye fayda sağlayan tefekküre dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:“Yeryüzüne bakmazlar mı ki, biz orada her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik.” Bütün bitki türlerinden hem görünüşleri güzel, hem de pek faydalı bitkiler bitirdik. 8. “Şüphesiz bunda” Yüce Allah’ın ölüleri ölümlerinden sonra diriltmesine dair “bir işaret/delil” bir belge “vardır.” O, yeri ölümünden sonra dirilttiği gibi ölüleri de diriltecektir. “Ama onların çoğu mü’min olmazlar.” Bu da Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir: “Sen ne kadar hırs göstersen de insanların çoğu iman etmezler.”(Yusuf, 12/103) 9. “Gerçekten Rabbin” bütün mahlukatı emri altına alan, ulvi alemin de süfli alemin de kendisine itaat ettiği “Aziz” ve rahmeti her şeyi kuşatmış, lütuf ve ihsanı bütün canlılara erişmiş “Rahimdir.” O, öyle Azizdir ki bedbaht olanları çeşitli azap ve cezalarla helâk etmiştir. Bahtiyar mü’minlere de öyle merhametlidir ki onları her türlü kötülük ve beladan kurtarmıştır. Yüce Yaratıcı Kur’ân-ı Kerîm’de Mûsâ aleyhisselam’ın kıssasını, başka kıssalardan daha çok tekrarlamıştır. Çünkü bu kıssa, pek büyük hikmet ve ibretleri ihtiva eder. Bu kıssada Mûsâ’nın zalimlerle ve mü’minlerle başından geçenlere dair haberler vardır. Mûsâ büyük bir şeriatın sahibidir. Kur’ân-ı Kerîm’den sonra ilâhi kitabların en faziletlisi olan Tevrat da ona indirilmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlerde müşriklerin Kur’an’a inanmamalarından ve ona karşı gösterdikleri düşmanca tavırdan dolayı üzülen Hz. Peygamber ve müminler teselli edilmektedir (krş. Kehf 18/6; Fâtır 35/8). Çünkü Peygamber’in görevi onları zorla iman ettirmek değil, Kur’an’ı tebliğ edip doğru yolu göstermektir (Nahl 16/82). 4. âyette ifade edildiği üzere Allah Teâlâ isteseydi inkârcıları iman ettirecek bir mûcize ve bir felâket göndererek onların boyun eğmelerini sağlardı. Ancak böyle bir zorlama imtihan hikmetine aykırıdır. Allah dünyayı, hayatı ve ölümü imtihan için yaratmıştır. İnsanın bu imtihanı kazanması serbest ve özgür iradesiyle Allah’a inanmasına ve itaat etmesine bağlıdır.
Şuarâ Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer biz onların üzerine gökten bir mucize indirmeyi dilersek, onu indiririz. Böylece boyunları zillet içinde eğilip kalır. Fakat biz onları imtihan etmek için böyle yapmak istemedik. Acaba onlar gayba iman edecekler mi?