217- Ve o Aziz ve Rahim olana tevekkül et. 218- O ki seni (namaza) kalkınca da görür. 219- Secde edenler arasında (namazın bir rüknünden diğerine) geçişini de. 220- Şüphesiz her şeyi işiten ve bilen yalnızca O’dur.
217. Kulun emrolunduklarını yerine getirebilmesi için en büyük yardımcısı, hiç şüphesiz Rabbine güvenip dayanması ve emrolunduğunu yerine getirmek için kendisine başarı ihsan etmesi için yüce Mevlası’ndan yardım dilemesidir. O bakımdan Yüce Allah, kendisine tevekkülü emrederek:“Ve o Aziz ve Rahim olana tevekkül et” buyurmaktadır. Tevekkül, menfaatlerin sağlanıp zararların önlenmesi hususunda kalbin Yüce Allah’a güvenip dayanmasıdır. Bununla beraber isteğinin gerçekleşeceği hususunda da hüsnü zan beslemektir. Şüphesiz Yüce Allah Azizdir, Rahimdir. O, izzetiyle hayırları ulaştırmaya ve kuluna gelecek kötülükleri önlemeye kadirdir. Rahmeti sayesinde de o kuluna bu şekilde muamele eder.
218-219. Daha sonra Yüce Allah, Peygamber’in Yüce Allah’a yakın olmaya ve ihsan konumuna yükselmeye yardımcı olacak hususa dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır. “O seni kalkınca da görür. Secde edenler arasındaki dolaşmanı da.” Yani O, şu pek büyük ibadet olan namazı kılarken, kıyamda olduğun vakit seni görür. Rüku ve secde arasında gidip gelmeni de görür. Allah'ın özellikle namazı söz konusu etmesi, fazilet ve şerefinden ötürüdür. Çünkü namazda Rabbinin huzurunda olduğunu bilen bir kimse, Rabbinin huzurunda saygı ve zilletle boyun eğer, namazını eksiksiz kılar. Namazı eksiksiz kılmakla diğer amellerini de tamamlar. Ve namaz ile diğer işlerine karşı yardım elde eder. 220. “Şüphesiz her şeyi” farklılıklarına, türlü ve değişik olmalarına rağmen bütün sesleri “işiten,” bilgisiyle açık olanları, gizlilikleri, görüneni ve görünmeyeni “bilen yalnızca O’dur.” Kulun, Rabbinin bütün hallerinde kendisini gördüğünü, söylediği bütün sözlerini işittiğini hatırında bulundurması, kalbindeki karar, düşünce ve niyetleri dahi bildiğinin şuuruna varması, elbette ki onun ihsan makamına ulaşmasına yardımcı olur.
Bu buyruk, Allah Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanlardan: Muhammed’in üzerine bir şeytan iniyor, diyen kimselere ve onun şair olduğunu iddia edenlere bir cevaptır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Akraba” diye tercüme ettiğimiz aşiret kelimesi, terim olarak kabile karşılığı kullanıldığı gibi kabilenin altında daha küçük bir topluluğu da ifade etmektedir (Yûsuf Halaçoğlu, “Aşiret”, DİA, IV, 9). Önceki âyetlerde Hz. Peygamber’in genel anlamda insanlık için uyarıcı olarak görevlendirildiği ifade edilirken bu âyetlerde de özel olarak akrabalarını uyarması emredilmektedir. Bu buyruk Peygamber’in akrabası olmanın kimseye sorumluluğunu yerine getirmeme gibi bir ayrıcalık kazandırmadığını ifade etmesi bakımından önemlidir. Bu âyet inince Hz. Peygamber Kureyş kabilesine mensup inanan inanmayan, yakın uzak akrabasını veya temsilcilerini Safâ tepesinde toplayarak yakınlarından birinin peygamber olmasının Allah katında kimseye bir fayda sağlamayacağını, her şahsı ancak kendi imanının ve sâlih amelinin kurtaracağını haber vermiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 26).
Allah Teâlâ 213-217. âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında bütün müminlere hitap etmekte, dini tebliğ hususunda her müminin kendisine en yakın kimselerden başlamasını emretmekte; özellikle din önderlerinin hakkı tebliğ konusunda başarılı olmaları için kendilerine tâbi olan müminlere kol kanat germelerini yani onlara karşı alçak gönüllü, şefkatli, merhametli olmalarını ve iyi davranmalarını; kendilerine karşı inanç bağlamında düşmanca bir tavır takındıkları takdirde ise onlara sahip çıkmamalarını istemektedir. İsyan eden akrabalardan uzak durmak, gerek Hz. Peygamber’in gerekse diğer din önderlerinin kalplerinde, yakınlarıyla olan münasebetlerinde soğukluk, belki de düşmanlık meydana getirebilir. Bu sebeple Allah önderlerin, karşılaşacakları düşmanca davranışlara aldırış etmemelerini ve Allah’a dayanıp güvenmelerini öğütlemekte, Allah’ın herkesten güçlü olduğuna ve rahmetiyle müminleri düşmanlardan koruyacağına işaret etmektedir.
Bazı müfessirler, “Huzurunda durduğun ve secde edenlerle birlikte yere kapandığın zaman seni gören Allah’a güvenip dayan” meâlindeki 218-219. âyetleri “her nerede olursan ol seni gören” şeklinde yorumlamışlardır (Taberî, XIX, 123-125). Ayrıca “secde edenlerle birlikte yere kapandığın zaman seni gören” ifadesini, “Seni Allah’ın birliğine inanmış olan bir peygamberin sulbünden diğer peygamberin sulbüne nakledip nihayet bu ümmette ortaya çıkaran” şeklinde yorumlayanlar da olmuştur (Şevkânî, IV, 116).