Önceki ayet· 26:210Sonraki ayet· 26:212

Şuarâ Suresi 211. Ayet· 26:211

↗ Şuarâ suresi
Mekki
وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ
Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara yaraşmaz, zaten güçleri de yetmez.
Süleyman Ateşen ayrışan
Bu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
It is not allowable for them, nor would they be able
Fransızca
cela ne leur convient pas; et ils n'auraient pu le faire
İspanyolca
no les corresponde ni tienen poder para hacerlo
Rusça
Это не подобает им, и они не способны на это
Endonezce
Dan tidaklah pantas bagi mereka (Alquran itu), dan mereka pun tidak akan sanggup
Bengalce
তারা এ কাজের উপযুক্ত নয় এবং তারা এর সামর্থ?451; রাখে না।
Çince
那对于他们既不是适宜的,也不是他们所能的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kur'an'ı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbine indirmek onlara (Şeytanlara) düşmez; zaten buna güçleri de yetmez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
208- Biz hiçbir ülkeyi (halkına gönderilmiş) uyarıcıları olmaksızın helâk etmedik. 209- (Bu uyarıcılar onlar için) bir öğüt ve hatırlatmaydı. Yoksa Biz asla zalim değiliz. 210- O (Kur'ân’ı) şeytanlar indirmemiştir. 211- Bu, onlara yaraşmaz, zaten buna güçleri de yetmez. 212- Çünkü onlar, (vahyi) işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır. 208-209. Yüce Allah, yalanlayanları helâk etmesindeki mükemmel adaletini haber vermekte, ileri sürecekleri mazeretlerini ortadan kaldırmaksızın hiçbir ülke ahalisini helâk ve azaba uğratmadığını, onlara apaçık âyet ve belgelerle gelen uyarıcı peygamberler gönderdiğini, bu peygamberlerin onları hidâyete çağırıp helâk olmaya götüren yollardan uzak durmalarını emrettiğini, onlara Allah’ın âyetlerini hatırlatarak, Allah’ın gerek nimet ve gerekse intikam günlerine dikkatlerini çektiklerini bildirmektedir. Bütün bunlar, onlar için “bir öğüt ve hatırlatmaydı.” Onlara karşı delil ortaya konmuş, mazeret kapıları kapatılmıştı. “Yoksa Biz asla zalim değiliz.” Hiçbir ülke ahalisini uyarmadan helâk etmedik. Uyarılardan habersiz ve gaflet içerisinde onları azap ile yakalamadık. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Biz, bir rasûl göndermedikçe de azap etmeyiz.”(el-İsra, 17/15); “Müjdeleyici ve korkutucu peygamberler (gönderdik ki) insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı sunacak bir bahaneleri olmasın.”(en-Nisa, 4/165) 210-211. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in kemalini ve üstünlüğünü beyan ettikten sonra, onu her türlü eksiklikten tenzih etmekte ve gerek nüzulü esnasında gerek nüzulünden sonra ins ve cin şeytanlarına karşı onu himaye ettiğini belirterek şöyle buyurmaktadır:“O (Kur'ân’ı) şeytanlar indirmemiştir. Bu, onlara yaraşmaz” hallerine yakışmaz ve uygun düşmez, “zaten buna güçleri de yetmez.” 212. “Çünkü onlar, (semada Kur'ân’ı) işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır.” Kur’ân-ı Kerîm’i işitmekten uzak tutuldukları gibi, Kur’ân-ı Kerîm’in korunması için onları uzak tutucu unsurlar da hazırlanmıştır. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i meleklerin en güçlüleri olan Cebrail indirmişdir. Şeytanın ona yanaşmaya gücü yoktur. Hatta onun yakınlarına dahi yaklaşamaz. Bu da Yüce Allah’ın:“Şüphesiz ki Zikri indirenler Bizleriz. Ve muhakkak onu koruyacak olanlar da Bizleriz”(el-Hicr, 15/9) buyruğunu andırmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mekkeli bazı müşrikler risâlet görevinin ilk yıllarında Peygamber efendimizin karanlık güçler ve kötü ruhlarla ilişkisi olan bir kâhin olduğunu iddia ediyor, Kur’an’ı ona bir şeytanın getirdiğini söylüyorlardı (krş. Tûr 52/29); zira onların inançlarına göre kâhinlerin söylediklerini onlara şeytanlar telkin ediyordu. Bu sebeple onlara göre Resûlullah’ın getirdiği Kur’an da, olsa olsa, bir şeytan sözü olabilirdi. Söz konusu âyetler bu tür yersiz iddiaları reddetmektedir (Râzî, XXIV, 171; İbn Âşûr, XIX, 198). Hz. Peygamber’in şahsında genel olarak insanlığa hitap eden 213. âyet, Kur’an’ın Allah kelâmı olduğu delilleriyle ispatlandıktan sonra artık insanın şeytanların vesvese ve telkinlerine aldanıp da Allah’a ortak koşmaması, O’nunla birlikte başka ilâhlara tapmaması gerektiğini, aksi takdirde şiddetli cezaya çarptırılacağını haber vermektedir.
Şuarâ Suresi 211. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kur'an'ı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbine indirmek onlara (Şeytanlara) düşmez; zaten buna güçleri de yetmez.