Önceki ayet· 26:163Sonraki ayet· 26:165

Şuarâ Suresi 164. Ayet· 26:164

↗ Şuarâ suresi
Mekki
وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
Yaşar Nuri Öztürk
"Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız âlemlerin Rabbi'ndendir."
Süleyman Ateş
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
And I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds
Fransızca
Je ne vous demande pas de salaire pour cela; mon salaire n'incombe qu'au Seigneur de l'univers
İspanyolca
No les pido remuneración a cambio [de transmitirles el Mensaje]. Mi recompensa me la dará el Señor del Universo
Rusça
Я не прошу у вас за это вознаграждения, ибо вознаградит меня только Господь миров
Endonezce
Dan aku tidak meminta imbalan kepadamu atas ajakan ini; imbalanku hanyalah dari Tuhan seluruh alam
Bengalce
আমি এর জন্যে তোমাদের কাছে কোন প্রতিদান চাই না। আমার প্রতিদান তো বিশ্ব-পালনকর্তা দেবেন।
Çince
我不为传达使命而向你们索取任何报酬;我的报酬,只归众世界的主负担。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
"Rabbim katından size getirip tebliğ ettiğim şeylerden dolayı sizden bir karşılık talep etmiyorum. Mükâfatımı ancak mahlukatın Rabbi olan Allah verecektir. (Mükâfatımı vermek) Başkasına ait değildir."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
160- Lût kavmi de peygamberleri yalanladılar. 161- Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti:“Korkup sakınmaz mısınız?” 162- “Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir peygamberim.” 163- “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” 164- “Bu (davetim) için sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak âlemlerin Rabbine aittir. 165- “Siz, insanlar arasında erkeklere yaklaşıyorsunuz, öyle mi?!” 166- “Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi de terk ediyorsunuz demek?! Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” 167- Dediler ki:“Ey Lût, eğer vazgeçmezsen kesinlikle sürülüp çıkarılanlardan olacaksın.” 168- Dedi ki:“Ben sizin bu yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” 169- “Rabbim, beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.” 170- Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. 171- Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç. 172- Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. 173- Onların üzerine (feci) bir (taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır! 174- Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. 175- Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir. 160-167. Yani Lût, kendisinden önce sözü geçen peygamberler gibi kavmini davet etti. Onlar da kendilerinden önce sözü edilen kavimler gibi Lût’a karşılık verdiler. Böylelikle küfürde kalpleri birbirine benzediği gibi söyledikleri sözler de birbirine benzedi. Lût kavmi şirkleri ile birlikte daha önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği bir hayasızlık da işliyorlardı. Onlar son derece pis ve tiksinti veren bir iş olan erkeklere yaklaşmayı tercih ediyorlardı. Yüce Allah’ın kendileri için yaratmış olduğu zevcelerinden yüz çeviriyorlardı. Buna sebep ise onların günahta aşırı gitmeleri ve haddi aşmalarıydı. Lût bu işten vazgeçmelerini ısrarla söyleyip durdu. Nihâyet ona:“Ey Lût, eğer vazgeçmez isen kesinlikle” bu şehirden “sürülüp çıkarılanlardan olacaksın” dediler. 168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi:“Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.” 170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. Onların üzerine” pişirilmiş çamurdan yapılmış taşlardan bir “yağmur yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!” Allah onlardan hiçbir kimse kalmamak üzere hepsini helâk etti. “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Lût aleyhisselâm, Hz. İbrâhim’in kardeşi Haran’ın oğludur. İbrâhim aleyhisselâm ile birlikte Irak’tan ayrılıp Filistin’e gitmiş, daha sonra da Ölüdeniz (Lût gölü) kıyısında yaşayan inkârcılık ve sapık ilişkiler (homoseksüellik) içinde bulunan Sodom ve Gomore halkını ıslah etmekle görevlendirilmiş bir peygamberdir (bk. A‘râf 7/80).
Şuarâ Suresi 164. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
"Rabbim katından size getirip tebliğ ettiğim şeylerden dolayı sizden bir karşılık talep etmiyorum. Mükâfatımı ancak mahlukatın Rabbi olan Allah verecektir. (Mükâfatımı vermek) Başkasına ait değildir."