Önceki ayet· 26:172Sonraki ayet· 26:174

Şuarâ Suresi 173. Ayet· 26:173

↗ Şuarâ suresi
Mekki
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرٗاۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!
Süleyman Ateş
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned
Fransızca
et Nous fîmes pleuvoir sur eux une pluie (de pierres). Et quelle pluie fatale pour ceux qui sont avertis
İspanyolca
Hice caer sobre ellos una lluvia [de piedras]. ¡Qué lluvia aterradora para los que habían sido advertidos
Rusça
и пролили на них дождь. Как же пагубен дождь тех, кого предостерегали
Endonezce
Dan Kami hujani mereka (dengan hujan batu), maka betapa buruk hujan yang menimpa orang-orang yang telah diberi peringatan itu
Bengalce
তাদের উপর এক বিশেষ বৃষ্টি বর্ষণ করলাম। ভীতি-প্রদর্শিত দের জন্যে এই বৃষ্টি ছিল কত নিকৃষ্ট।
Çince
我降雨去伤他们,被警告者所遭的雨灾,真恶劣!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Üzerlerine şiddetli yağmur yağdırır gibi gökten taş yağdırdık. Lût'un, Yüce Allah'ın azabından uyardığı ve sakındırdığı bu yağmur ne de korkunçtu. İşledikleri günah ve münkerleri yapageldikleri için bu azap onların başına geldi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
160- Lût kavmi de peygamberleri yalanladılar. 161- Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti:“Korkup sakınmaz mısınız?” 162- “Ben size (gönderilmiş) güvenilir bir peygamberim.” 163- “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” 164- “Bu (davetim) için sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak âlemlerin Rabbine aittir. 165- “Siz, insanlar arasında erkeklere yaklaşıyorsunuz, öyle mi?!” 166- “Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi de terk ediyorsunuz demek?! Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” 167- Dediler ki:“Ey Lût, eğer vazgeçmezsen kesinlikle sürülüp çıkarılanlardan olacaksın.” 168- Dedi ki:“Ben sizin bu yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” 169- “Rabbim, beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.” 170- Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. 171- Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç. 172- Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. 173- Onların üzerine (feci) bir (taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır! 174- Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. 175- Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir. 160-167. Yani Lût, kendisinden önce sözü geçen peygamberler gibi kavmini davet etti. Onlar da kendilerinden önce sözü edilen kavimler gibi Lût’a karşılık verdiler. Böylelikle küfürde kalpleri birbirine benzediği gibi söyledikleri sözler de birbirine benzedi. Lût kavmi şirkleri ile birlikte daha önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği bir hayasızlık da işliyorlardı. Onlar son derece pis ve tiksinti veren bir iş olan erkeklere yaklaşmayı tercih ediyorlardı. Yüce Allah’ın kendileri için yaratmış olduğu zevcelerinden yüz çeviriyorlardı. Buna sebep ise onların günahta aşırı gitmeleri ve haddi aşmalarıydı. Lût bu işten vazgeçmelerini ısrarla söyleyip durdu. Nihâyet ona:“Ey Lût, eğer vazgeçmez isen kesinlikle” bu şehirden “sürülüp çıkarılanlardan olacaksın” dediler. 168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi:“Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.” 170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. Onların üzerine” pişirilmiş çamurdan yapılmış taşlardan bir “yağmur yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!” Allah onlardan hiçbir kimse kalmamak üzere hepsini helâk etti. “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada yaşlı kadından maksat Hz. Lût’un eşidir (bk. Tahrîm 66/10). Rivayete göre bu kadın iman etmemişti. Kocasının, misafirleri halktan gizli olarak evine davet etmesinden rahatsız olduğu veya bazı işaretlerle onları halka haber verdiği için Lût kavmi ile birlikte o da helâk oldu. Hûd sûresinin 82. âyetinde bildirildiğine göre ceza olarak bu kavmin üzerine taş yağdırılmıştır. 173. âyette yağdırıldığı bildirilen yağmurdan maksadın da bu taş yağmuru olması muhtemeldir. Böylece Lût kavmi inançsızlık ve ahlâksızlığının cezasını çekerek tarih sahnesinden silinip gitmiştir (Lût ve kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/77-83).
Şuarâ Suresi 173. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Üzerlerine şiddetli yağmur yağdırır gibi gökten taş yağdırdık. Lût'un, Yüce Allah'ın azabından uyardığı ve sakındırdığı bu yağmur ne de korkunçtu. İşledikleri günah ve münkerleri yapageldikleri için bu azap onların başına geldi.