Önceki ayet· 26:203Sonraki ayet· 26:205

Şuarâ Suresi 204. Ayet· 26:204

↗ Şuarâ suresi
Mekki
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bizim azabımızı acele mi istiyorlar?
Süleyman Ateş
Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
So for Our punishment are they impatient
Fransızca
Est-ce qu'ils cherchent à hâter Notre châtiment
İspanyolca
¿Acaso no te desafiaban pidiéndote que les apresurara Mi castigo
Rusça
Неужели они торопят мучения от Нас
Endonezce
Bukankah mereka yang meminta agar azab Kami dipercepat
Bengalce
তারা কি আমার শাস্তি দ্রুত কামনা করে
Çince
难道他们要求我的刑罚早日实现吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu kâfirler şöyle söyleyerek azabımızın gelmesinde acele ediyorlar: "İddia ettiğin üzere göklerin üzerimize parçalar halinde azap indirmesine kadar sana asla iman etmeyeceğiz."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
204- Şimdi bunlar, azabımızın mı çabucak gelmesini istiyorlar? 205- Ne dersin; biz onları nice seneler (dünya nimetlerinden) faydalandırsak, 206- Sonra da tehdit edildikleri (azap) onlara gelse, 207- Faydalandırıldıkları (o nimetlerin) onlara ne yararı olacak? 204. “Şimdi bunlar” hiçbir şekilde küçümsenemeyecek, basit görülemeyecek, pek büyük ve can yakıcı olan “azabımızın mı çabucak gelmesini istiyorlar?” Onları aldatan nedir? Onların böyle bir azaba katlanabilecek kadar güçleri ve takatleri mi var ki? Yoksa bu azabı geri püskürtebilecek yahut bu azap geldiği takdirde onu kaldırabilecek bir güce mi sahipler? Yoksa onlar, bizim aciz olduğumuzu, böyle bir azabı getiremeyeceğimizi mi zannederler? 205-207. “Ne dersin; biz onları nice seneler (dünya nimetlerinden) faydalandırsak” yani azabı onlara indirmekte acele etmeyip dünya hayatından yararlansınlar diye onlara uzun yıllar mühlet versek “Sonra da tehdit edildikleri (azap) onlara gelse, faydalandırıldıkları (o nimetlerin)” lezzetlerin, arzu ve heveslerin “onlara ne yararı olacak?” Yani hiçbir şeyin onlara faydası olmaz. Çünkü aldıkları lezzetler, tattıkları zevkler geçip gitmiş, yok olmuştur. Geriye sadece veballeri kalmıştır. Ayrıca zevk içinde geçirdikleri sürenin uzunluğu dolayısıyla da azapları kat kat arttırılmıştır. Burada azabın gelip çatmasından ve onu hak edecek şeylerden onları sakındırma söz konusudur. Önemli olan o azaba uğramamktır, yoksa azabın çabuk ya da geç gelmesinin hiçbir önemi yoktur. Bunun sağlayacağı bir fayda da yoktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zâhiren 203. âyet ile 204. âyet arasında bir çelişki varmış gibi görünmektedir. Zira ilk bakışta birinden, ansızın gelen azap karşısında inkârcıların mühlet istedikleri, diğerinden ise azabın çabucak gelmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır. Gerçekte ise çelişki ifadede değil, inkârcıların bu ifadelerle özetlenen tutumlarındadır. Çünkü 203. âyete göre onlar, beklemedikleri azapla âhirette karşılaşınca azaplarının ertelenerek, yanlışlarını telâfi etmeleri için kendilerine yeni bir hayat, yeni bir fırsat tanınmasını isteyeceklerdir. Oysa 204. âyete göre daha önce onlar, –alay yollu ifadelerle– Hz. Peygamber’in söyledikleri doğru ise hemen şimdi başlarına taş yağdırmasını veya elem verici bir azap göndermesini Allah’tan istemişlerdi (bk. Enfâl 8/32).
Şuarâ Suresi 204. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu kâfirler şöyle söyleyerek azabımızın gelmesinde acele ediyorlar: "İddia ettiğin üzere göklerin üzerimize parçalar halinde azap indirmesine kadar sana asla iman etmeyeceğiz."