Gökleri ve yeri yoktan yaratan sıfatıyla açılan sure, adını da bu açılışta geçen fâtır kelimesinden alır; kelime yarıp yaratan, yokken var eden anlamını taşır. Mekke döneminde inen metin 45 ayetten oluşur ve nüzul sırasında 43. sıradadır.
Surenin ağırlığı ilahî kudret ve ilim üzerindedir. Rüzgârların bulutları taşıması, ölü toprağın suyla canlanması, gece ile gündüzün birbirine katılması, güneş ile ayın belirli bir ölçüye bağlanması, tatlı ve tuzlu suların yan yana durması gibi gözlemlenebilir olgular arka arkaya sıralanır. Bu sıralamanın amacı doğa tasviri yapmak değildir; her örnek, hem yaratmanın hem de yeniden diriltmenin aynı kudrete dayandığı sonucuna bağlanır. Buna karşılık Allah'tan başka çağrılanların bir çekirdek kabuğu kadar bile mülke sahip olmadığı bildirilir.
Sure insanın konumunu da bu çerçevede tarif eder: insan muhtaçtır, Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Kimsenin başkasının günah yükünü taşımayacağı, uyarının ancak görmediği hâlde Rabbinden çekinenlere ulaştığı belirtilir. Metnin en dikkat çekici bölümü, birbirini izleyen kısa karşıtlık cümleleridir; kör ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcaklık, diri ile ölü peş peşe karşılaştırılır ve bu ritmik dizi, uzun cümleli pasajların arasında keskin bir vurgu yaratır. Kapanışa doğru geçmiş toplulukların akıbetine, takdirin önceden bilinmesine ve cezanın belli bir süreye ertelenmesine değinilir.
Fâtır suresi 45 ayetten oluşur ve Mekki bir suredir (nüzul/iniş sırası: 43).
Bu sayfada Fâtır suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.