Önceki ayet· 35:4Sonraki ayet· 35:6

Fâtır Suresi 5. Ayet· 35:5

↗ Fâtır suresi
Mekki
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ
Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allah(ın affına güvendirmek sureti) ile aldatmasın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
O mankind, indeed the promise of Allah is truth, so let not the worldly life delude you and be not deceived about Allah by the Deceiver
Fransızca
O hommes! La promesse d'Allah est vérité. Ne laissez pas la vie présente vous tromper, et que le grand trompeur (Satan) ne vous trompe pas à propos d'Allah
İspanyolca
¡Oh, gente! La promesa de Dios es verdadera. Que no los alucine la vida mundanal, y que el Seductor no los aparte de Dios
Rusça
О люди! Воистину, обещание Аллаха истинно. Пусть не обольщает вас мирская жизнь, и пусть соблазнитель (дьявол) не обольщает вас относительно Аллаха
Endonezce
Wahai manusia! Sungguh, janji Allah itu benar, maka janganlah kehidupan dunia memperdayakan kamu dan janganlah (setan) yang pandai menipu, memperdayakan kamu tentang Allah
Bengalce
হে মানুষ, নিশ্চয় আল্লাহর ওয়াদা সত্য। সুতরাং, পার্থিব জীবন যেন তোমাদেরকে প্রতারণা না করে। এবং সেই প্রবঞ্চক যেন কিছুতেই তোমাদেরকে আল্লাহ সম্পর্কে প্রবঞ্চিত না করে।
Çince
人们啊!安拉的应许,确是真实的,所以绝不能让今世的生活欺骗你们,绝不要让猾贼以安拉的优容欺骗你们。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey insanlar! Allah'ın vadetmiş olduğu yeniden dirilme, ceza (karşılık) ve kıyamet günü hakkında hiçbir şüphe olmayan hakikattir. Dünyanın lezzetleri ve arzuları sakın sizi, bu gün için salih ameller ile hazırlık yapmaktan alıkoymasın. Sakın şeytan, batılı süsleyerek ve dünya hayatına meylettirerek sizi kandırmasın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
5- Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı (şeytan) da sakın sizi Allah ile aldatmasın. 6- Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin ehlinden olmaya davet eder. 7- Kâfir olanlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise mağfiret ve büyük bir mükafat vardır. 5. “Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın” öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılığının görüleceğine dair “vaadi haktır.” Onda hiçbir şüphe, hiçbir tereddüt yoktur. Nakli ve aklî deliller buna delâlet etmektedir. O’nun vaadi hak olduğuna göre bu vaade hazır olun, değerli vakitlerinizi salih amellerle değerlendirmeye bakın. Bu hususta size hiçbir şey engel olmasın. “O halde dünya hayatı sakın sizi” lezzetleri, arzuları ve nefsî istekleri ile “aldatmasın.” Yaratılış gayenizden uzaklaştırarak başka şeylerle oyalamasın. “O çok aldatıcı” olan şeytan “da sakın sizi Allah ile aldatmasın.” 6. “Çünkü şeytan sizin” gerçek bir “düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin.” Onun düşmanlığını göz ardı etmeyin, aklınızdan çıakrmayın. Bir an dahi onunla savaşmayı ihmal etmeyin. Çünkü o, sizin kendisini göremeyeceğiniz bir yerden sizi görmektedir. O, her zaman sizin için pusudadır. “O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin ehlinden olmaya davet eder.” İşte kendisine uyanlar hakkındaki gayesi ve planı budur. Kendisine uyanları en çetin azap ile alabildiğine hakîr düşürmek istemektedir. 7. Daha sonra Yüce Allah, insanların şeytana itaat edip etmeme bakımından iki kısma ayrıldıklarını söz konusu etmekte ve her bir kısmın karşılaşacağı mükâfat ya da cezayı şöylece dile getirmektedir:“Kâfir olanlar” peygamberlerin getirdiklerini, kitapların kesin olarak bildirdiklerini inkâr edenler “için” cehennem ateşinde “şiddetli” hem özü itibari ile hem nitelikleri itibari ile çetin “bir azap vardır.” Ve orada ebediyen kalacaklardır. Kalpleri ile Allah’ın kendisine iman etmeye davet ettiği şeylere “iman edip” azaları ile de bu imanın gereklerini yerine getirip “salih ameller işleyenlere ise” kötülüğü ve hoşlanmadıkları şeyleri kendilerinden uzaklaştıracak şekilde günahlarının bağışlanması demek olan “mağfiret ve” kendisi ile arzuladıklarını elde edecekleri “büyük bir mükafat vardır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayette, “aldatma ustası” diye çevirdiğimiz ğarûr kelimesiyle şeytanın kastedildiği belirtilmiştir (Taberî, XXII, 117). Müteakip âyet de bu açıklamayı desteklemektedir. Şeytanın aldatması daha çok, kişiye “Allah çok bağışlayıcıdır, en büyük günahları bile affeder; bu kadarcık günahtan bir şey çıkmaz” gibi telkinlerde bulunması şeklinde açıklanmıştır (meselâ bk. Zemahşerî, III, 268). 6. âyetin “Siz de onu düşman belleyin” diye çevrilen cümlesi için, “Allah’ın buyruklarına ve yasaklarına titizlikle uyarak şeytana karşı çıkın ve onu hayal kırıklığına uğratın” gibi izahlar yapılmıştır (meselâ bk. İbn Atıyye, IV, 430). Aynı âyetin “Çünkü o kendisine uyacaklara, yandaşlarına yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur” şeklinde çevrilen kısmını, “Çünkü o kendisine uyanlara, yandaşlarına çağrıda bulunur, böylece onlar da yakıcı ateşin mahkûmlarından olurlar” şeklinde de tercüme etmek mümkündür (İbn Âşûr, XXII, 261-262; İblis ve şeytan hakkında bilgi için bk. Fâtiha 1/1 [Eûzü]; Bakara 2/34; Nisâ 4/117-121; Enfâl 8/48; Kehf 18/50-54; şeytanın Allah’a itaat yolunu seçenleri saptırmak için her türlü çabayı harcayacağına dair sözleri için bk. A‘râf 7/17; Hicr 15/39). 8. âyetin “kötü işleri kendilerine hoş görünüp, onları güzel bulan kimse” şeklinde çevrilen kısmı yeni bir isim cümlesinin öznesi olup yüklemi gizlenmiştir. Bu sebeple, ifade akışına uygun düşen değişik yüklemlere göre bu kısım için şöyle meâller de verilebilir: a) Böyle kimseler için mi üzülüp kendini helâk ediyorsun? b) Bunlar, Allah’ın hidayet nasip ettiği kimseler gibi midir? (Zemahşerî, III, 269; Şevkânî, IV, 388). Bu âyette Hz. Peygamber’e ve tebliğ görevini yaparken onun yolunu izleyenlere bir teselli verildiği açıktır. Dolayısıyla, âyetin devamındaki, “Allah dilediğini sapkınlık içinde bırakır, dilediğini de doğruya iletir” cümlesini buna göre yorumlamak gerekir. Yüce Allah’ın, kulun hiçbir katkısı olmadan onu sapkınlığa ve dolayısıyla cehenneme itmesi O’nun engin hikmetiyle bağdaşmaz. Allah’ın bir kimseyi dalalette bırakması, kendisine verilen akıl yeteneğini ve irade gücünü kötüye kullanmakta ısrar etmesi sebebiyle onu tercihiyle ve sonuçlarıyla baş başa bırakması demektir. Birçok âyet ve hadiste yer alan açıklamaların ışığında, bu tür ifadelerin, Allah’ın mutlak iradesine bir gönderme yapma veya –burada olduğu gibi– dini tebliğle görevli olanların başkalarını hidayete eriştirmekle yükümlü olmadıklarını ve zaten buna güçlerinin yetmeyeceğini belirtme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fâtır Suresi 5. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey insanlar! Allah'ın vadetmiş olduğu yeniden dirilme, ceza (karşılık) ve kıyamet günü hakkında hiçbir şüphe olmayan hakikattir. Dünyanın lezzetleri ve arzuları sakın sizi, bu gün için salih ameller ile hazırlık yapmaktan alıkoymasın. Sakın şeytan, batılı süsleyerek ve dünya hayatına meylettirerek sizi kandırmasın.