Önceki ayet· 35:6Sonraki ayet· 35:8

Fâtır Suresi 7. Ayet· 35:7

↗ Fâtır suresi
Mekki
ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيدٞۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَأَجۡرٞ كَبِيرٌ
İnkar eden kimselere çetin azap vardır
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnkar eden kimselere çetin azap vardır
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edenler için şiddetli bir azab vardır. İman edip salih amel işleyenler için de bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Küfre sapanlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip hayra ve barışa yönelik ameller işleyenlere gelince onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül olacaktır.
Süleyman Ateş
İnkar edenler için çetin bir azab var; inanıp iyi işler yapanlara da mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Those who disbelieve will have a severe punishment, and those who believe and do righteous deeds will have forgiveness and great reward
Fransızca
Ceux qui ont mécru auront un dur châtiment, tandis que ceux qui croient et accomplissent les bonnes œuvres auront un pardon et une grosse récompense
İspanyolca
Los que rechazan el Mensaje recibirán un castigo severo, mientras que los creyentes que obren rectamente obtendrán el perdón y una gran recompensa
Rusça
Тем, которые не уверовали, уготованы тяжкие мучения. А тем, которые уверовали и совершали праведные деяния, уготованы прощение и великая награда
Endonezce
Orang-orang yang kafir, mereka akan mendapat azab yang sangat keras. Dan orang-orang yang beriman dan mengerjakan kebajikan, mereka memperoleh ampunan dan pahala yang besar
Bengalce
যারা কুফর করে তাদের জন্যে রয়েছে কঠোর আযাব। আর যারা ঈমান আনে ও সৎকর্ম করে, তাদের জন্যে রয়েছে ক্ষমা ও মহা পুরস্কার।
Çince
不信道者,将受严厉的刑罚;信道而且行善者,将蒙赦宥和重大的报酬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şeytana tabi olarak Allah'ı inkâr eden kâfirler için şiddetli bir azap vardır. Allah'a iman edip salih ameller işleyenlerin günahları için Allah'tan bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır ki, bu mükâfat cennettir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
5- Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı (şeytan) da sakın sizi Allah ile aldatmasın. 6- Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin ehlinden olmaya davet eder. 7- Kâfir olanlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise mağfiret ve büyük bir mükafat vardır. 5. “Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın” öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılığının görüleceğine dair “vaadi haktır.” Onda hiçbir şüphe, hiçbir tereddüt yoktur. Nakli ve aklî deliller buna delâlet etmektedir. O’nun vaadi hak olduğuna göre bu vaade hazır olun, değerli vakitlerinizi salih amellerle değerlendirmeye bakın. Bu hususta size hiçbir şey engel olmasın. “O halde dünya hayatı sakın sizi” lezzetleri, arzuları ve nefsî istekleri ile “aldatmasın.” Yaratılış gayenizden uzaklaştırarak başka şeylerle oyalamasın. “O çok aldatıcı” olan şeytan “da sakın sizi Allah ile aldatmasın.” 6. “Çünkü şeytan sizin” gerçek bir “düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin.” Onun düşmanlığını göz ardı etmeyin, aklınızdan çıakrmayın. Bir an dahi onunla savaşmayı ihmal etmeyin. Çünkü o, sizin kendisini göremeyeceğiniz bir yerden sizi görmektedir. O, her zaman sizin için pusudadır. “O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin ehlinden olmaya davet eder.” İşte kendisine uyanlar hakkındaki gayesi ve planı budur. Kendisine uyanları en çetin azap ile alabildiğine hakîr düşürmek istemektedir. 7. Daha sonra Yüce Allah, insanların şeytana itaat edip etmeme bakımından iki kısma ayrıldıklarını söz konusu etmekte ve her bir kısmın karşılaşacağı mükâfat ya da cezayı şöylece dile getirmektedir:“Kâfir olanlar” peygamberlerin getirdiklerini, kitapların kesin olarak bildirdiklerini inkâr edenler “için” cehennem ateşinde “şiddetli” hem özü itibari ile hem nitelikleri itibari ile çetin “bir azap vardır.” Ve orada ebediyen kalacaklardır. Kalpleri ile Allah’ın kendisine iman etmeye davet ettiği şeylere “iman edip” azaları ile de bu imanın gereklerini yerine getirip “salih ameller işleyenlere ise” kötülüğü ve hoşlanmadıkları şeyleri kendilerinden uzaklaştıracak şekilde günahlarının bağışlanması demek olan “mağfiret ve” kendisi ile arzuladıklarını elde edecekleri “büyük bir mükafat vardır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayette, “aldatma ustası” diye çevirdiğimiz ğarûr kelimesiyle şeytanın kastedildiği belirtilmiştir (Taberî, XXII, 117). Müteakip âyet de bu açıklamayı desteklemektedir. Şeytanın aldatması daha çok, kişiye “Allah çok bağışlayıcıdır, en büyük günahları bile affeder; bu kadarcık günahtan bir şey çıkmaz” gibi telkinlerde bulunması şeklinde açıklanmıştır (meselâ bk. Zemahşerî, III, 268). 6. âyetin “Siz de onu düşman belleyin” diye çevrilen cümlesi için, “Allah’ın buyruklarına ve yasaklarına titizlikle uyarak şeytana karşı çıkın ve onu hayal kırıklığına uğratın” gibi izahlar yapılmıştır (meselâ bk. İbn Atıyye, IV, 430). Aynı âyetin “Çünkü o kendisine uyacaklara, yandaşlarına yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur” şeklinde çevrilen kısmını, “Çünkü o kendisine uyanlara, yandaşlarına çağrıda bulunur, böylece onlar da yakıcı ateşin mahkûmlarından olurlar” şeklinde de tercüme etmek mümkündür (İbn Âşûr, XXII, 261-262; İblis ve şeytan hakkında bilgi için bk. Fâtiha 1/1 [Eûzü]; Bakara 2/34; Nisâ 4/117-121; Enfâl 8/48; Kehf 18/50-54; şeytanın Allah’a itaat yolunu seçenleri saptırmak için her türlü çabayı harcayacağına dair sözleri için bk. A‘râf 7/17; Hicr 15/39). 8. âyetin “kötü işleri kendilerine hoş görünüp, onları güzel bulan kimse” şeklinde çevrilen kısmı yeni bir isim cümlesinin öznesi olup yüklemi gizlenmiştir. Bu sebeple, ifade akışına uygun düşen değişik yüklemlere göre bu kısım için şöyle meâller de verilebilir: a) Böyle kimseler için mi üzülüp kendini helâk ediyorsun? b) Bunlar, Allah’ın hidayet nasip ettiği kimseler gibi midir? (Zemahşerî, III, 269; Şevkânî, IV, 388). Bu âyette Hz. Peygamber’e ve tebliğ görevini yaparken onun yolunu izleyenlere bir teselli verildiği açıktır. Dolayısıyla, âyetin devamındaki, “Allah dilediğini sapkınlık içinde bırakır, dilediğini de doğruya iletir” cümlesini buna göre yorumlamak gerekir. Yüce Allah’ın, kulun hiçbir katkısı olmadan onu sapkınlığa ve dolayısıyla cehenneme itmesi O’nun engin hikmetiyle bağdaşmaz. Allah’ın bir kimseyi dalalette bırakması, kendisine verilen akıl yeteneğini ve irade gücünü kötüye kullanmakta ısrar etmesi sebebiyle onu tercihiyle ve sonuçlarıyla baş başa bırakması demektir. Birçok âyet ve hadiste yer alan açıklamaların ışığında, bu tür ifadelerin, Allah’ın mutlak iradesine bir gönderme yapma veya –burada olduğu gibi– dini tebliğle görevli olanların başkalarını hidayete eriştirmekle yükümlü olmadıklarını ve zaten buna güçlerinin yetmeyeceğini belirtme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fâtır Suresi 7. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şeytana tabi olarak Allah'ı inkâr eden kâfirler için şiddetli bir azap vardır. Allah'a iman edip salih ameller işleyenlerin günahları için Allah'tan bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır ki, bu mükâfat cennettir.