Önceki ayet· 35:1Sonraki ayet· 35:3

Fâtır Suresi 2. Ayet· 35:2

↗ Fâtır suresi
Mekki
مَّا يَفۡتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحۡمَةٖ فَلَا مُمۡسِكَ لَهَاۖ وَمَا يُمۡسِكۡ فَلَا مُرۡسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü'dür, Hakim'dir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü'dür, Hakim'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah'ın insanlar için açıp yaydığı rahmeti hiç kimse tutup kısamaz. Onun tutup kıstığını ise O'ndan sonra salıp açacak yoktur. Azîz'dir O, Hakîm'dir.
Süleyman Ateş
Allah, insanlara bir rahmet açtı mı onu tutan olamaz, O'nun tuttuğunu da O'ndan sonra salacak yoktur. O, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
Whatever Allah grants to people of mercy - none can withhold it; and whatever He withholds - none can release it thereafter. And He is the Exalted in Might, the Wise
Fransızca
Ce qu'Allah accorde en miséricorde aux gens, il n'est personne à pouvoir le retenir. Et ce qu'Il retient, il n'est personne à le relâcher après Lui. Et c'est Lui le Puissant, le Sage
İspanyolca
Nada ni nadie puede impedir que una misericordia de Dios alcance a la gente; pero si Él la retuviese, no hay nada ni nadie que pudiera hacer que les llegara. Él es el Poderoso, el Sabio
Rusça
Никто не удержит милость, которую Аллах открывает людям. А то, что Он удерживает, никто не может ниспослать после Него. Он - Могущественный, Мудрый
Endonezce
Apa saja di antara rahmat Allah yang dianugerahkan kepada manusia, maka tidak ada yang dapat menahannya; dan apa saja yang ditahan-Nya maka tidak ada yang sanggup untuk melepaskannya setelah itu. Dan Dia lah Yang Mahaperkasa, Mahabijaksana
Bengalce
আল্লাহ মানুষের জন্য অনুগ্রহের মধ্য থেকে যা খুলে দেন, তা ফেরাবার কেউ নেই এবং তিনি যা বারণ করেন, তা কেউ প্রেরণ করতে পারে না তিনি ব্যতিত। তিনি পরাক্রমশালী প্রজ্ঞাময়।
Çince
无论安拉赏赐你们什么恩惠,绝无人能加以阻拦;无论他扣留什么恩惠,在禁施之后,绝无人能加以开释。他确是万能的,确是至睿的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Her şeyin hazineleri Allah'ın elindedir. Allah, insanlar için rızıktan, hidayetten, mutluluktan ve bunun dışındaki nimetlerden bir şey açtığında O'nu bundan hiç kimsenin alıkoyması mümkün değildir. Bunlardan herhangi bir şeyi tutup da vermeyecek olursa, hiç kimsenin bunlardan herhangi bir şeyi salıvermeye de gücü yetmez. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği mutlak güç sahibidir. Yaratmasında, takdirinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediği (özellikleri) artırır. Çünkü Allah'ın, her şeye gücü yeter. 2- Allah'ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmeti engelleyebilecek yoktur, O’nun engellediğini de salıverecek yoktur. O, Azîzdir, Hakîmdir. (Mekke’de inmiştir. 45 âyettir) 1. Yüce Allah, kerim ve mukaddes zatını gökleri, yeri ve onların içerdiği varlıkları yarattığından ötürü övmektedir. Çünkü bütün bunlar kudretinin kemaline, hükümranlığının kapsamına, rahmetinin genişliğine, hikmetinin harikuladeliğine ve bilgisinin kuşatıcılığına delildir. Yüce Allah yaratmayı söz konusu ettikten sonra emir ve idaresini içeren hususu da söz konusu etmektedir ki o da “melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler” kılmasıdır. Onları gerek kadere dair emirlerin idaresinde gerekse dini emirlerinin tebliğ edilmesinde kendisi ile yarattıkları arasında elçilik görevini yapmak üzere aracı kılmıştır. Yüce Allah’ın melekleri elçiler kılmış olduğunu söz konusu ederek onlardan hiçbirisini istisna etmemiş olması, Rablerine itaatlerinin, O’nun emirlerine bağlılıklarının kemal derecesinde olduğuna delildir. Nitekim Yüce Allah, başka bir yerde şöyle buyurmaktadır:“Kendilerine verdiği emirlerde Allah’a isyan etmezler. Ne emrolunurlarsa onu yaparlar.”(et-Tahrîm, 66/6) Melekler, Allah’ın kendilerine vermiş olduğu görevlerde O’nun izni ile işleri idare eden varlıklar olduklarındanallah buna güç yetirişlerini ve hızlıca hareket edişlerini söz konusu etmekte ve onları “kanatlı” kıldığını, bu kanatlarla uçtuklarını ve emrolundukları işleri hızlıca yerine getirdiklerini belirtmektedir. Onların “ikişer, üçer ve dörder” yani O’nun hikmetinin gereğine göre kimilerinin iki, kimilerinin üç, kimilerinin de dört kanadı vardır. “O, yaratmada dilediği (özellikleri) artırır.” Yarattıklarından kimisine yaratılış vasıflarında, gücünde, güzelliğinde, malum azaların sayısında, seslerin güzelliğinde, nağmelerinde vs… kimisine göre daha fazla özellikler verir. “Çünkü Allah'ın, her şeye gücü yeter.” O’nun kudreti, istediğini gerçekleştirmeye yeter. Hiçbir şey O’na zor gelmez. Yarattıklarından kimisini kimisine daha üstün ve fazla özellikte kılmış olması da bunlardan birisidir. 2. Daha sonra Yüce Allah, idarenin, vermenin ya da vermemenin tek başına kendisinin elinde olduğunu söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Allah'ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmeti engelleyebilecek yoktur, O’nun” onlara rahmetinden vermeyerek “engellediğini de salıverecek yoktur.” İşte bu, bütün yönleri ile yalnızca Yüce Allah’a bağlanmayı, ihtiyacı yalnızca O’na arzetmeyi, O’ndan başkasına dua etmemeyi, O’ndan başkasından korkmamayı ve her bir şey sadece O’ndan ummayı gerektirir. “O, Azîzdir.” Her şeyi emrinin altına bulundurandır. “Hakîmdir.” Her bir şeyi yerli yerince koyan ve olması gereken konumunda bulundurandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Mekke döneminin ilk yıllarında inen sûrenin bu ilk âyetlerinde, tek tanrı inancını zedeleyen telakkilerin yıkılması ve bu konudaki muhâkeme ârızalarının onarılması hedeflenmekte; yüce Allah’ın mutlak kudret ve egemenliği ile ilgili uyarılar yapılmaktadır. Bunları şöyle özetlemek mümkündür: 1. Hamd, evrendeki bütün varlıkların yegâne yaratıcısı ve sahibi olan yüce Allah’a mahsustur (dilimizdeki övme ve teşekkür kelimeleriyle hamd arasındaki farklar için bk. Fâtiha 1/2; Râzî’nin Kur’an’da “el-hamdü lillâh” diye başlayan beş sûre bulunmasından hareketle yaptığı bir yorum için bk. XXV, 238-239). 2. Melekleri yaratan, onlara dilediği yapıyı veren ve görevlerini belirleyen O’dur. 3. Hayır kapılarını açma ve kapama O’nun irade ve kudretine bağlıdır; kula yaraşan, başkalarından değil yalnız O’nun lutfundan istemektir. 4. Nimetlerin asıl kaynağı O olduğuna göre, şükre lâyık olan da O’dur. 5. Tevhid mücadelesinde en ağır yükleri taşıyan peygamberlerin karşılaştığı ortak tavır, yalancılıkla itham edilmek olmuş, fakat bu önyargılı tutum iman nurunu söndürmeye yetmemiştir. 6. Yüce Allah olup bitenlerden haberdardır; her işin inceden inceye hesabının görüleceği bir gün mutlaka gelecektir. “Yoktan var eden” diye çevirdiğimiz 1. âyetteki fâtır kelimesinin kök anlamı “yaratmak, yoktan var etmek, bir şeyi yapmada ilk olmak, icat etmek”tir. Yüce Allah, evreni ve evrendeki bütün varlıkları ilk olarak yaratması, her varlığa aslî (fıtrî) özelliklerini vermesi sebebiyle kendi zâtını “fâtır” olarak nitelemiştir (Zemahşerî, III, 266). Âyetin “melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan” şeklinde çevrilen kısmını “ikişer, üçer, dörder kanatlı melekleri elçiler kılan” şeklinde de tercüme etmek mümkündür (İbn Âşûr, XXII, 249). Büyük ve küçük melekler, vahyi iletmek, Allah’ın kulları ve evren ile ilgili emirlerini yerine getirmek gibi görevleri sebebiyle O’nun elçileridir. “Kanatlar” şeklinde çevrilen ecniha kelimesi (tekili: cenâh), bir şeyin kol, kanat gibi cüzlerini veya yönlerini ifade eder. Kanat kelimesinin bu âyette ve Hz. Peygamber’in bazı hadislerinde hakikat anlamında mı yoksa meleklerin engelleri süratle ve kolayca aşma gücüne sahip olduklarını ifade etmek üzere, mecaz yollu mu kullanılmış olduğunu kesin olarak ortaya koyan bir delil bulunmamaktadır (İbn Âşûr, XXII, 249). Hakikat anlamında kullanılmış olsa da bunun mahiyet ve biçimini Allah bilir. Tefsirlerde değişik açıklamalar yapılmış olmakla beraber, buradaki sayıların muayyen bir miktar bildirmeyip çokluğu belirttiği söylenebilir. Âyetin devamında Allah Teâlâ’nın yaratma veya yaratılmışlarda dilediği arttırmayı yapma gücüne sahip olduğunun belirtilmesi ve Hz. Peygamber’in Cebrâil’i altı yüz kanatlı olarak gördüğüne dair rivayet bu anlayışı destekleyen delillerdendir (Zemahşerî, III, 266; Elmalılı, VI, 3973). Âyette, bir yandan meleklere inanmanın İslâm’ın iman esasları arasında önemli bir yer tuttuğuna, diğer yandan da onları yaratan ve görevlendirenin yüce Allah olduğuna, yani bu inancın Allah’a ortak koşma sınırına vardırılmaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Böylece –özellikle Araplar arasında yaygın bulunan– bazı putları melekleri sembolize eden, melekleri de insanları Allah’a yaklaştırmada aracılık eden varlıklar olarak görme telakkisi eleştirilmiş olmaktadır. Burada şöyle bir inceliğe işaret edildiği söylenebilir: Cenâb-ı Allah’ın bazı işler için melekleri görevlendirmesi veya vasıta kılması, insanların kulluklarını ifa ederken onları aracı kılmasına haklılık kazandırmaz; kulluk yalnız Allah’a yapılır. Meleklerin varlık sebebini de tam olarak yalnız, onları yaratan bilir. Fakat bunun hikmetleri üzerinde İslâm âlimleri bazı açıklamalar yapmaya çalışmışlardır. Bu hikmetlerden, tefsir etmekte olduğumuz âyet kümesi ile yakından ilgili olanı şudur: Melek inancına sahip olan kimse, kendisini iyiliğe çağıran her sese kulak verir; çünkü bunun meleğin sesi olduğuna, –5 ve 6. âyetlerde belirtildiği üzere– kötülüğe çağıran sesin de şeytana ait olduğuna inanır. Nitekim Hz. Peygamber bu konuda şöyle bir uyarıda bulunmuştur: “Şeytan da melek de insana sokularak kalbine bir şeyler getirir. Şeytanın işi kötülüğü telkin edip hakkı yalanlamaktır. Meleğin işi ise iyiyi tasvip edip hakkı doğrulamaktır. İçinde böyle bir duyguyu bulan kimse onun Allah’tan olduğunu bilsin ve O’na hamdetsin. Şeytanın telkinini hisseden ise şeytandan korunması için Allah’a sığınsın” (Tirmizî, “Tefsîr”, 3. Melekler hakkında bilgi için bk. Bakara 2/30; Ahmet Saim Kılavuz, “Melek”, İFAV Ans., III, 187-190). “O dilediği kadar fazlasını da yaratır” diye çevrilen cümle, “O yarattıklarında dilediği arttırmayı yapar” şeklinde de anlaşılmıştır. Bazı müfessirler bu ifadeyi, Allah Teâlâ’nın meleklerin kanatlarını dilediği kadar arttırabileceği şeklinde açıklamışlardır. Bazılarına göre ise bunu daha genel bir bakışla yorumlamak mümkündür. Onlara göre burada, meleklerle ilgili ifadenin uyandıracağı hayret sebebiyle muhataplara âdeta şöyle denmektedir: Evrende gördüğünüz mükemmel düzen ve denge ilâhî kudretin son sınırı gibi düşünülmemelidir. Allah dilerse müşahede veya tesbit ettiğiniz güzellik ve mükemmelliklerin, akıl, güç, ilim, sanat gibi imkân ve donanımların daha nicelerini yaratır (Zemahşerî, III, 267; Şevkânî, IV, 387). 2. âyetin ilk cümlesinde söz konusu edilen “ilâhî rahmetin kısıl­ması”yla ilgili olarak dua, tövbe, başarı veya hidayetin nasip edilmemesi gibi açıklamalar yapılmışsa da sınırlandırıcı bir yoruma gitmeden, “Allah’ın insanlar için rahmeti açması”nı, O’nun rahmet hazinelerinden değişik nimetler lutfetmesini, “kısması”nı da bu nimetlerden mahrum bırakmasını içine alacak şekilde anlamak uygun olur (Şevkânî, IV, 387). Taberî de âyetin bu kısmını şöyle açıklamıştır: Hayır kapılarının anahtarları da kilitleri de Allah’ın elindedir; onu kime açarsa artık kimse onu kapayamaz, kime de kapatırsa kimsenin onu açmaya gücü yetmez (Taberî, XXII, 115).
Fâtır Suresi 2. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Her şeyin hazineleri Allah'ın elindedir. Allah, insanlar için rızıktan, hidayetten, mutluluktan ve bunun dışındaki nimetlerden bir şey açtığında O'nu bundan hiç kimsenin alıkoyması mümkün değildir. Bunlardan herhangi bir şeyi tutup da vermeyecek olursa, hiç kimsenin bunlardan herhangi bir şeyi salıvermeye de gücü yetmez. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği mutlak güç sahibidir. Yaratmasında, takdirinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.