Önceki ayet· 35:15Sonraki ayet· 35:17

Fâtır Suresi 16. Ayet· 35:16

↗ Fâtır suresi
Mekki
إِن يَشَأۡ يُذۡهِبۡكُمۡ وَيَأۡتِ بِخَلۡقٖ جَدِيدٖ
Dilerse sizi yokeder, yeniden başkalarını yaratır
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Dilerse sizi yokeder, yeniden başkalarını yaratır
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.
Yaşar Nuri Öztürk
Dilerse sizi yok eder, yepyeni bir halk getirir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Dilese sizi götürür ve yeni bir halk getirir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
If He wills, He can do away with you and bring forth a new creation
Fransızca
S'Il voulait, Il vous ferait disparaître, et ferait surgir une nouvelle création
İspanyolca
Si Él quisiera, los haría desaparecer y crearía a otros seres [creyentes]
Rusça
Если Он пожелает, то погубит вас и приведет новые творения
Endonezce
Jika Dia menghendaki, niscaya Dia membinasakan kamu dan mendatangkan makhluk yang baru (untuk menggantikan kamu)
Bengalce
তিনি ইচ্ছা করলে তোমাদেরকে বিলুপ্ত করে এক নতুন সৃষ্টির উদ্ভব করবেন।
Çince
如果他意欲,他将毁灭你们,而创造新的众生。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer Allah Teâlâ dilerse, sizi helak edeceği bir helak ile yok eder de sizin yerinize Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan yeni bir halk getirir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
15- Ey insanlar! Siz, tamamen Allah’a muhtaçsınız. Allah ise hiçbir şeye/kimseye muhtaç değildir, her hamde layıktır. 16- Dilerse sizi yok eder ve (yerinize) yeni bir halk getirir. 17- Bu, Allah’a göre zor değildir. 18- Hiçbir günahkar nefis bir başkasının günahını yüklenmez. Eğer günah yükü ağır olan bir kimse, kendi yükünü taşıması için birini çağırsa, akraba dahi olsa onun o yükünden (hiç kimse) hiçbir şey taşımaz. Sen, ancak gıyaben Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsin. Kim arınırsa ancak kendi yararına arınmış olur. Dönüş, yalnız Allah’adır. 15. Yüce Allah, bütün insanlara hitap ederek onların durumlarını ve bütün yönleri ile Allah’a muhtaç olduklarını belirtmektedir. Evvela var olmak için O’na ihtiyaçları vardır. O, kendilerini var etmese idi, onlar var olamazlardı. Güç ve organlar gibi imkânlarla donatılmaya ihtiyaçları vardır. Bunları O kendilerine vermemiş olsaydı ne olursa olsun hiçbir iş yapamazlardı. Gıdalar, rızıklar, gizli ve açık nimetlerle Allah’ın kendilerine yardım etmesine ihtiyaçları vardır. O’nun lütuf ve ihsanı, işleri onlara kolaylaştırması olmasaydı, hiçbir şekilde rızık ve nimetlere sahip olamazlardı. Musibetlerin kendilerinden uzaklaştırılmasında, hoşlanmadıkları şeylerin bertaraf edilmesinde, keder ve sıkıntıların ortadan kaldırılmasında da O’na ihtiyaçları vardır. O, onları uzaklaştırıp sıkıntılarını açmayacak, zorluklarını gidermeyecek olsaydı hoşlarına gitmeyen ve kendilerini oldukça rahatsız eden halleri devamlı olurdu. Çeşitli şekillerde görülüp gözetilmelerinde ve işlerinin idare edilmesinde de O’na ihtiyaçları vardır. Onu ilâh edinip O’na ibadet etmek, O’nu sevmek, O’na bağlanmak, ibadeti yalnız O’na has kılmak hususunda da O’na muhtaçtırlar. Eğer bu hususta onlara tevfikini vermeyecek olsa helâk olurlar; ruhları, kalpleri ve halleri bozulur giderdi. Bilmediklerinin kendilerine öğretilmesinde, kendilerine faydalı olacak hususları yapmalarında da O’na ihtiyaçları vardır. O, kendilerine öğretmeyecek olsa onlar kendiliklerinden öğrenemezlerdi. Eğer onlara başarı vermeyecek olsa onlar hallerini düzeltemezlerdi. Bütün anlamları ile ve bütün yönleri ile tamamen O’na muhtaçtırlar. Bu ihtiyaçlarının bazılarını ister fark edebilsinler, ister edemesinler bu böyledir. Fakat aralarından Allah’ın başarı ihsan edip de dinî ve dünyevî bütün hallerinde O’na muhtaç olduğunu gören, yalnızca O’na yalvarıp yakaran, bir göz kırpacak kadar dahi olsa kendisini nefsine bırakmamasını O’ndan dileyen, bütün hususlarında kendisine yardımcı olmasını isteyerek bu gerçeği bir an dahi hatırından çıkartmayan bir kimsenin, Rabbi ve ilâhının tam anlamı ile inâyetine mazhar olmaya layık olduğu açıktır. Çünkü o Rab, böyle bir kuluna annenin kendi evladına olan merhametinden bile daha merhametlidir. “Allah ise hiçbir şeye/kimseye muhtaç değildir, her hamde layıktır.” Bütün yönleri ile ve hiçbir şekilde muhtaç olmayış yalnız O’nun için söz konusudur (Ğanî’dir). Yarattığı varlıkların ihtiyaç duyduklarına O’nun ihtiyacı yoktur. Onların gerek duydukları hiçbir şeye gerek duymaz. Çünkü O, kemâl sıfatlara sahiptir. Bütün sıfatları kemal sıfatı, bütün vasıfları celâl vasfıdır. Dünyada da âhirette de mahlukatın ihtiyaçlarını karşılamış olması da O’nun muhtaç olmayışının bir tecellisidir. O zatı ile ve isimleri ile her hamde layık olandır (Hamîd). Çünkü isimlerinin hepsi en güzeldir. Sıfatları ile de hamde layık olandır, çünkü hepsi yücedirler. Fiilleri ile de hamde layıktır. Çünkü O’nun fiilleri lütuftur, ihsandır, adalettir, hikmettir ve rahmettir. Emir ve yasaklarında da hamde layıktır. O, sahip olduğu sıfatları dolayısı ile, bağışladığı lütuf ve nimetleri dolayısı ile, amellere adaletle karşılık vermesi dolayısı ile hep hamde layık olandır. O, muhtaç olmayışında hamde layık olan, hamde layık oluşunda da muhtaç olmayandır. 16. Bu buyruk ile şu anlamın kastedilmesi muhtemeldir: Ey insanlar! O, dilerse sizi yok eder ve Allah’a sizden daha çok itaat eden kimseleri getirir. Bu durumda ifade, onları helâk ve yok etme mahiyetinde bir tehdittir ve O’nun meşietinin böyle bir şeyi yapabilecek durumda olduğunu anlatmaktadır. Bu buyruk ile öldükten sonra diriliş ve kabirlerden çıkartılışın da kastedilmiş olması da muhtemeldir. Yani Yüce Allah’ın iradesi, her hususta etkindir ve O, ölümünüzden sonra sizleri yeniden yaratmaya kadirdir. Ancak bunun Allah tarafından takdir edilmiş belli bir süresi vardır. Bu süre öne de alınmaz, sonraya da kalmaz. 17. Bu, Allah için imkânsız bir şey değildir ve O, bunu yapmaktan âciz kalmaz. 18. “Hiçbir günahkar nefis bir başkasının günahını yüklenmez” buyruğu daha önce (16. âyet-i kerime ile ilgili) sözünü ettiğimiz ikinci anlama delâlet etmektedir. Yani kıyamet gününde herkes amelinin karşılığını görecektir, günahının cezasını çekecektir. Kimse kimsenin günahını yüklenmeyecektir. “Eğer günah yükü ağır” büyük ve küçük günahlarla yükleri ağırlaşmış “olan bir kimse kendi yükünü taşıması için birini çağırsa” yani günahlarının bir bölümünü taşımak üzere birilerinden yardım istese “akraba dahi olsa onun o yükünden (hiç kimse) hiçbir şey taşımaz.” Akraba bile akrabanın yükünü taşımaz. Âhiretin durumu dünyanın durumu gibi değildir. Orada dostun dosta, arkadaşın arkadaşa yardımı söz konusu değildir. Aksine kıyamet gününde kul, kendi anne babası ve yakın akrabaları dahi olsa, birilerinden alacak bir hakkının olmasını temenni edecektir. “Sen, ancak gıyaben Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsin.” Yani senin uyarıp korkutmanı kabul ederek onlardan yararlanabilecek kimseler ancak iç ve dış, gizli ve açık bütün hallerinde gıyaben Allah’tan korkan kimseler ile namazı dosdoğru kılan, yani sınırlarına, şartlarına, rükünlerine, farzlarına ve huşû’una riâyet ederek gereği gibi kılan kimselerdir. Çünkü Yüce Allah’tan korkmak, kulun yerine getirmemesi halinde cezayı gerektirecek şeylerden korkmasını, işlenmesi halinde de azabı gerektirecek şeylerden çekinip uzak durmasını gerektirir. Namaz ise hayra çağırır, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. “Kim arınırsa ancak kendi yararına arınmış olur.” Her kim riya, kibir, yalan, aldatma, hile, kandırmaca, ikiyüzlülük vb. gibi günah ve kötü huylardan kendisini arındırır, buna karşılık doğruluk, ihlâs, alçakgönüllülük, yumuşaklık, kullara samimi olarak öğüt vermek gibi huylarla bezenir; kin, kıskançlık ve bunların dışında kalan kötü huylardan kalbini arındırmak sureti ile güzel ahlak sahibi olursa, şüphesiz onun bu arınmasının faydası ve getirisi kendisinedir. Amelinden hiçbir şey de boşa gitmez. “Dönüş yalnız Allah’adır.” O, bütün insanlara dünyada iken yaptıklarının karşılığını verecektir. Dünyada işledikleri ve yaptıklarından hesaba çekecek, küçük, büyük ne varsa hepsini mutlaka ortaya koyacaktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyetin “Yerinize yenilerini yaratır” diye çevrilen kısmı “Sizin türünüzden başka nesillere hayat hakkı tanır” şeklinde anlaşıldığı gibi, “Başka bir tür yaratır” ve “Sizin bilmediğiniz başka bir âlem var eder” tarzında da yorumlanmıştır (Şevkânî, IV, 395). Yenilerin temel özelliği ise, Allah’a itaat etme, buyruklarına uyup yasaklarından kaçınma şeklinde tasvir edilir (Taberî, XXII, 127). İbn Âşûr’un yorumuna göre burada insanlar hak ettikleri halde Cenâb-ı Allah’ın onları helâk etmeyip –sınav alanı olan dünyada– kendilerine imkân ve mühlet verdiği belirtilmektedir (XXII, 286).
Fâtır Suresi 16. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer Allah Teâlâ dilerse, sizi helak edeceği bir helak ile yok eder de sizin yerinize Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan yeni bir halk getirir.