İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki ölsünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böylece cezalandırırız
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki ölsünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böylece cezalandırırız
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
İnkâr edenlere de cehennem ateşi var. Ne haklarında hüküm verilir ki ölsünler ne de azapları hafifletilir. İşte böyle cezalandırırız tüm nankörleri biz.
Süleyman Ateşen ayrışan
Nankörlere de cehennem ateşi vardır. (Orada) Onlara ne (ölümle) hükmedilir ki, ölsünler ve ne de onlardan cehennem azabı biraz hafifletilir. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
And for those who disbelieve will be the fire of Hell. [Death] is not decreed for them so they may die, nor will its torment be lightened for them. Thus do we recompense every ungrateful one
Fransızca
Et ceux qui ont mécru auront le feu de l'Enfer: on ne les achève pas pour qu'ils meurent; on ne leur allège rien de ses tourments. C'est ainsi que Nous récompensons tout négateur obstiné
İspanyolca
Pero quienes no hayan creído serán castigados con el fuego del Infierno, [allí] no morirán ni se les aliviará el tormento; así castigo a quienes rechazan [el Mensaje]
Rusça
А тем, которые не уверовали, уготован огонь Геенны. С ними не покончат так, чтобы они могли умереть, и их мучения не облегчатся. Так Мы воздаем каждому неверующему
Endonezce
Dan orang-orang yang kafir, bagi mereka neraka Jahanam. Mereka tidak dibinasakan hingga mereka mati, dan tidak diringankan dari mereka azabnya. Demikianlah Kami membalas setiap orang yang sangat kafir
Bengalce
আর যারা কাফের হয়েছে, তাদের জন্যে রয়েছে জাহান্নামের আগুন। তাদেরকে মৃত্যুর আদেশও দেয়া হবে না যে, তারা মরে যাবে এবং তাদের থেকে তার শাস্তিও লাঘব করা হবে না। আমি প্রত্যেক অকৃতজ্ঞকে এভাবেই শাস্তি দিয়ে থাকি।
Kâfirler için içinde ebedî kalacakları cehennem azabı vardır. Ölmeleri için hükmedilmez ki, ölüp azaptan kurtulsunlar. Onlar için cehennem azabından hiçbir şey hafifletilmez. İşte Rabbinin nimetlerine nankörlük eden her inkârcıyı biz, kıyamet günü bunun gibi bir ceza ile cezalandırırız.
36- Kafir olanlara gelince onlar için cehennem ateşi vardır. Onlar hakkında ne ölüm hükmü verilir -ki ölsünler (de kurtulsunlar)- ne de azaplarından bir şey hafifletilir. İşte kafir olan herkesi böyle cezalandırırız. 37- Onlar orada imdat dileyerek şöyle feryât edecekler:“Rabbimiz! Bizi çıkar (ve dünyaya gönder) de önceden işlediklerimizin dışında (ve onların yerine) salih ameller işleyelim.”(Buyuracak ki:)“Size, düşünecek kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı da geldi. O halde tadın (azabı!) Zira zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.”
36. Yüce Allah, cennetliklerin halini ve nimetlerini söz konusu ettikten sonra cehennemliklerin de halini ve azaplarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kafir olanlara gelince” yani peygamberlerin kendilerine getirdikleri delilleri ve mucizeleri bile bile reddedip Rablerine kavuşmayı inkâr edenlere gelince; “Onlar için cehennem ateşi vardır.” Orada en ağır bir şekilde azap görürler, en ileri derecede cezalandırılırlar. “Onlar hakkında ne ölüm hükmü verilir -ki ölsünler” de azaptan yana rahatlasınlar, “ne de” cehennemdeki “azaplarından bir şey hafifletilir.” Azabın şiddeti ve dehşeti, her an ve en kısa zaman dilimlerinde dahi aralıksız devam edecektir. “İşte, kafir olan” yani küfrü devam ettirip giden, küfür üzere ısrar eden “herkesi böyle cezalandırırız.”
37. “Onlar orada imdat dileyerek şöyle feryât edecekler” Bağırıp çağrışırlar, yardım ve imdat isterler ve derler ki:“Bizi çıkar (ve dünyaya gönder) de işlediklerimizin dışında (ve onların yerine) salih ameller işleyelim.” Böylelikle günahlarını itiraf edecekler, Allah’ın, haklarında adaletle hüküm verdiğini bilecekler. Ama döndürülmeyi istediklerinde iş işten geçmiş olacaktır. Onlara şöyle denilecektir:“Size, düşünecek kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar bir ömür vermedik mi?” Düşünüp öğüt almak isteyen kimsenin, amel edebileceği kadar bir süre yaşatmadık mı? Biz dünyada sizleri yaşattık ve üzerinize rızıkları bol bol gönderdik. Rahatlığın sebeplerini hazırlayarak ömrünüzü uzattık ve ardı arkasına ilâhî delilleri ve âyetleri gönderdik. Arka arkaya uyarıcılarımız size geldi. Sizleri bollukla ve darlıkla bize dönüp yönelesiniz diye imtihan ettik. Ancak hiçbir uyarının size faydası olmadı. Hiçbir öğütten de yararlanmadınız. Biz cezanızı da erteledik. Nihayet ömürleriniz bitip ecelleriniz geldi, en kötü bir halde bu dünya yurdundan göçtünüz ve amellerin karşılığının verileceği bu yurda geldiniz. Şimdi de geri döndürülmeyi istiyorsunuz! Heyhat ki heyhat...! Artık buna imkân yok! İş işten geçti! Rahim ve Rahman olan, size gazaplanmış, ateş azabı alabildiğine şiddetlenmiş, cennetlikler de sizleri unutmuştur. Cehennemde hor kılan azap içerisinde ebedi olarak kalmaya devam edin. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:“O halde tadın” azabı! “Zira zalimlerin” kendilerine yardım edip de o ateşten kendilerini çıkartacak yahut azaplarını kısmen dahi olsa hafifletecek “hiçbir yardımcısı yoktur.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Âhiret sahnelerine yer veren bu ve benzeri âyetlerde, dünyada iken yapılan uyarıları hafife alan inkârcıların kötü âkıbetle karşılaştıklarında kendilerine yeni bir fırsat verilmesi için çırpınmaları tasvir edilir ve bu feryatların hiçbir yarar sağlamayacağı vurgulanır (ayrıca bk. Mü’minûn 23/107-108).
Kâfirler için içinde ebedî kalacakları cehennem azabı vardır. Ölmeleri için hükmedilmez ki, ölüp azaptan kurtulsunlar. Onlar için cehennem azabından hiçbir şey hafifletilmez. İşte Rabbinin nimetlerine nankörlük eden her inkârcıyı biz, kıyamet günü bunun gibi bir ceza ile cezalandırırız.