Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi
Elmalılı Hamdi Yazır
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Resulleri onlara açık-seçik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.
Süleyman Ateşen ayrışan
Eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (üzülme çünkü) bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı Kitap getirmişlerdi (yine de onları yalanladılar).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
And if they deny you - then already have those before them denied. Their messengers came to them with clear proofs and written ordinances and with the enlightening Scripture
Fransızca
Et s'ils te traitent de menteur, eh bien, ceux d'avant eux avaient traité (leurs Messagers) de menteurs, cependant que leurs Messagers leur avaient apporté les preuves, les Ecrits et le Livre illuminant
İspanyolca
Pero si te desmienten, también desmintieron sus antecesores a Mis Mensajeros, que se les presentaron con pruebas y con las escrituras y el Libro luminoso
Rusça
Если они не сочли тебя лжецом, то ведь их предшественники также считали лжецами посланников. Их посланники приносили им ясные знамения, Писания и освещающую книгу
Endonezce
Dan jika mereka mendustakanmu, maka sungguh, orang-orang yang sebelum mereka pun telah mendustakan (rasul-rasul); ketika rasul-rasulnya datang dengan membawa keterangan yang nyata (mukjizat), zubur, dan kitab yang memberi penjelasan yang sempurna
Bengalce
তারা যদি আপনার প্রতি মিথ্যারোপ করে, তাদের পূর্ববর্তীরাও মিথ্যারোপ করেছিল। তাদের কাছে তাদের রসূলগণ স্পষ্ট নিদর্শন, সহীফা এবং উজ্জল কিতাবসহ এসেছিলেন।
Ey Resul! Eğer kavmin seni yalanlarsa sabret! Kavmi tarafından yalanlanan ilk peygamber sen değilsin. Âd, Semûd ve Lût kavmi gibi senden önce gelip geçmiş olan ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara, Allah katından kendilerinin doğru olduğuna dair apaçık deliller ve iyice düşünüp dikkat eden kimseler için sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.
25- Eğer seni yalanlıyorlarsa (bil ki) onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi. 26- Sonra kâfir olanları (ansızın azapla) yakaladım. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış!?
25. Yani ey peygamber! Her ne kadar bu müşrikler seni yalanlıyor iseler de sen ilk yalanlanan peygamber değilsin. Zira “onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara” hakka ve haber verdikleri hususlarda doğru söylediklerine dair “apaçık deliller, sahifeler” pek çok hükümlerin kendilerinde toplandığı yazılı kitaplarla “ve aydınlatıcı” vermiş olduğu doğru haberler ve adaletli hükümlerle ışık saçan “kitaplar getirmişlerdi.” Dolayısıyla onların peygamberlerini yalanlamaları, herhangi bir şüphe yahut da peygamberlerin getirdiklerindeki bir kusurdan dolayı değildi. Aksine onlar, zalimlikleri ve inatları dolayısı ile yalanlamışlardı.
26. “Sonra kâfir olanları” çeşitli cezalarla “yakaladım. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış!?” Ben bu yaptıklarını kabul etmeyip en çetin bir şekilde reddettim ve en ağır ibretlik cezalarla onları cezalandırdım. Bu yüzden bu şerefli Rasûlü yalanlamaktan sakının. Yoksa sözü edilenlere isabet eden can yakıcı azap ve oldukça vahim ve rezil edici haller sizin başınıza da gelir.
Yüce Allah, asılları ve maddeleri aynı olan zıt varlıkları yaratmış olduğunu, bunlar arasında görülen ve bilinen farklılıklar ve ayrılıklar bulunduğunu haber vermektedir. Böylelikle kullara kudretinin kemaline ve hikmetinin harikuladeliğine dair deliller göstermektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlerde kendisine, ilâhî mesajı bütün insanlığa ulaştırma gibi ağır bir görev yüklenmiş olan ve yakın çevresindeki birçok insanın şirk batağından çıkmamak için direndiklerini gördüğünden ruhen daralmış bulunan Resûl-i Ekrem teselli edilmekte, onun, insanları uyarmakla görevli olduğu ve herkesi imana getirmek gibi bir vazifesinin bulunmadığı bildirilmekte, önceki peygamberlerin durumları hatırlatılarak mâneviyatını yüksek tutması istenmektedir.
24. âyetin son cümlesi, ilâhî mesajın ve tevhid çağrısının bütün insanlığı kapsayacak biçimde peygamberler vasıtasıyla ulaştırıldığını ifade etmektedir. Her topluluğa Allah tarafından bir uyarıcı gönderilmiş, uzun veya kısa bir süre uyarıcının mesajı korunmuş, sonra unutulmuş (araya fetret yani mesajın unutulduğu, bozulduğu bir süre girmiş), arkadan yeni bir uyarıcı gönderilmiştir. Burada bu ifadeye yer verilmesindeki maksat iki şekilde açıklanabilir: a) Kendi toplumunda şiddetli baskı ve eziyetlere mâruz kalan Resûl-i Ekrem’e önceki peygamberlerin de benzeri durumlarla karşılaştığını hatırlatıp ona direnme gücü aşılamak (ki 25. âyet bu yorumu destekler niteliktedir), b) Hz. Muhammed’in daha önce hiç karşılaşılmamış bir görev iddiasıyla ortaya çıkmış olmadığına dikkat çekmek ve böylece Kur’an’ın muhataplarını kendilerini bağlayan bir argüman üzerinde düşünmeye çağırmak. Bu durumda onlara düşen, peşinen reddetmek yerine onun gerçek bir peygamber olup olmadığını araştırmak olacaktır (Râzî, XXVI, 18).
Ey Resul! Eğer kavmin seni yalanlarsa sabret! Kavmi tarafından yalanlanan ilk peygamber sen değilsin. Âd, Semûd ve Lût kavmi gibi senden önce gelip geçmiş olan ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara, Allah katından kendilerinin doğru olduğuna dair apaçık deliller ve iyice düşünüp dikkat eden kimseler için sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.