Önceki ayet· 42:29Sonraki ayet· 42:31

Şûrâ Suresi 30. Ayet· 42:30

↗ Şûrâ suresi
Mekki
وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٖ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖ
Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder
Elmalılı Hamdi Yazır
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.
Yaşar Nuri Öztürk
Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor.
Süleyman Ateş
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir. (Allah, hatalarınızın) Birçoğunu da affeder.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
And whatever strikes you of disaster - it is for what your hands have earned; but He pardons much
Fransızca
Tout malheur qui vous atteint est dû à ce que vos mains ont acquis. Et Il pardonne beaucoup
İspanyolca
Si los aflige una desgracia, es consecuencia de [los pecados] que sus propias manos han cometido, a pesar de que Dios les perdona muchas faltas [por Su gracia]
Rusça
Любое бедствие постигает вас лишь за то, что приобрели ваши руки, и Он прощает вам многое
Endonezce
Dan musibah apapun yang menimpa kamu adalah karena perbuatan tanganmu sendiri, dan Allah memaafkan banyak (dari kesalahan-kesalahanmu)
Bengalce
তোমাদের উপর যেসব বিপদ-আপদ পতিত হয়, তা তোমাদের কর্মেরই ফল এবং তিনি তোমাদের অনেক গোনাহ ক্ষমা করে দেন।
Çince
凡你们所遭遇的灾难,都是由于你们所作的罪恶;他饶恕你们的许多罪过。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Nefislerinize veya mallarınıza gelen her musibet, sizin kendi elleriniz ile elde ettiğiniz günahların yüzündendir. Böyle olduğu halde Yüce Allah, çoğunu affeder ve sizi sorumlu tutmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
30- Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. Bununla beraber O, çoğunu da affeder. 31- Siz yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır. 30. Yüce Allah, bize şunu bildirmektedir: Gerek bedenlerinde, gerek mallarında, gerek çoluk çocuklarında, gerek sevdiklerinde ve onlar için değerli olan varlıklarda kulların karşı karşıya kaldıkları her bir musibet, ancak önceden kendi elleri işledikleri kötülükler sebebiyledir. Yüce Allah’ın affedip bağışladıkları ise bundan çok daha fazladır. Şüphesiz Allah, kullara zulmetmez, ama onlar kendi kendilerine zulmederler:“Eğer Allah, kazandıkları sebebi ile insanları cezalandıracak olsa idi, yeryüzünün sırtında dolaşan hiçbir canlı bırakmazdı.”(Fâtır, 35/45) 31. Yüce Allah’ın cezaları ertelemesi bir ihmal manasına gelmediği gibi ceza vermekten yana bir acizlikten dolayı da değildir. “Siz yeryüzünde” Allah’ın üstünüzde hakim olan kudretini “âciz bırakacak değilsiniz.” Aksine sizler, yeryüzünde âciz kimselersiniz. Allah’ın hakkınızda uygulamak istediği hükümlerine karşı koyamazsınız. “Sizin Allah’tan başka” işlerinizi üstlenecek ve böylelikle faydanıza olan şeyleri sizin için gerçekleştirecek “ne bir dostunuz ne de” size gelecek zararları önleyebilecek “bir yardımcınız vardır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Musibet kelimesi “istenmeyen, kötü durumlar, felâketler” anlamına gelir. İnsanın başına gelen her musibetin kendi yapıp ettikleri yüzünden olduğu belirtilirken, gerek evrendeki fiziksel ve sosyal yasaları görmezden gelmesi ve gerekli önlemleri almaması, gerekse Allah’a isyan teşkil eden davranışlarda bulunması sebebiyle dünyada karşılaştığı sıkıntı, acı ve felâketlerin kendi kusurunun bir sonucu olduğuna dikkat etmesi istenmektedir. Fakat başka âyetlerde hatırlatıldığı üzere bütün insanlar kusurlarının tamamından dolayı dünyada bire bir cezalandırılmış olsa dünya altüst olurdu; işte âyetin devamında yüce Allah’ın bunların birçoğunu affettiği, başka bazı âyetlerde de nihaî hüküm ve cezanın âhirete ertelendiği ifade edilmiştir. Sabırlarının sınanması, ruhen olgunlaşmalarına, sevap ve yüksek mertebe elde etmelerine yahut günahlarının bağışlanmasına vesile kılınması gibi sebeplerle, kusuru ve günahı olmadığı halde bazı insanların sıkıntı ve felâketlere mâruz bırakılabildiğini gösteren âyet ve hadislerde ise (bk. Zemahşerî, III, 405; Süleyman Uludağ, “Belâ”, DİA, V, 380), burada belirtildiği anlamda yani son tahlilde o kişinin aleyhine sayılabilecek, gerçekten “kötü” olarak nitelenebilecek bir durum söz konusu olmadığı için, onları burada kastedilen “musibet”in kapsamı dışında düşünmek uygun olur. Bu noktaya açıklık getirmek amacıyla birçok müfessir burada sadece günahkârlara hitap edildiği yorumunu yapmıştır (Zemahşerî, III, 405; Beyzâvî, V, 412-413). Muhammed Esed ise muhtemelen aynı kaygı ile yani Kur’an’ın diğer ifadeleri ve İslâmî öğretilerle çelişmeyen bir izah olması için buradaki musibeti öteki dünyada karşılaşılacak felâketler şeklinde yorumlamıştır (II, 989, 990).
Şûrâ Suresi 30. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Nefislerinize veya mallarınıza gelen her musibet, sizin kendi elleriniz ile elde ettiğiniz günahların yüzündendir. Böyle olduğu halde Yüce Allah, çoğunu affeder ve sizi sorumlu tutmaz.