Önceki ayet· 2:12Sonraki ayet· 2:14

Bakara Suresi 13. Ayet· 2:13

↗ Bakara suresi
Medeni
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ ءَامِنُواْ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُۗ أَلَآ إِنَّهُمۡ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعۡلَمُونَ
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.
Süleyman Ateş
Onlara: "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" dense, "O beyinsizlerin inandığı gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir; fakat bilmezler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And when it is said to them, "Believe as the people have believed," they say, "Should we believe as the foolish have believed?" Unquestionably, it is they who are the foolish, but they know [it] not
Fransızca
Et quand on leur dit: «Croyez comme les gens ont cru», ils disent: «Croirons-nous comme ont cru les faibles d'esprit?» Certes, ce sont eux les véritables faibles d'esprit, mais ils ne le savent pas
İspanyolca
Cuando se les dice: "¡Crean como ha creído la gente!" Responden: "¿Es que vamos a creer como lo hacen los tontos?" ¿Acaso no son ellos los tontos? [Sí,] pero no lo saben
Rusça
Когда им говорят: «Уверуйте так, как уверовали люди», - они отвечают: «Неужели мы уверуем так, как уверовали глупцы?». Воистину, именно они являются глупцами, но они не знают этого
Endonezce
Dan apabila dikatakan kepada mereka, "Berimanlah kamu sebagaimana orang lain yang telah beriman!" Mereka menjawab, "Apakah kami akan beriman seperti orang-orang yang kurang akal itu beriman?" Ingatlah, sesungguhnya mereka itulah orang-orang yang kurang akal, tetapi mereka tidak tahu
Bengalce
আর যখন তাদেরকে বলা হয়, অন্যান্যরা যেভাবে ঈমান এনেছে তোমরাও সেভাবে ঈমান আন, তখন তারা বলে, আমরাও কি ঈমান আনব বোকাদেরই মত! মনে রেখো, প্রকৃতপক্ষে তারাই বোকা, কিন্তু তারা তা বোঝে না।
Çince
有人对他们说:“你们应当像众人那样信道。”他们就说:“我们能像愚人那样轻信吗?”真的,他们确是愚人,但他们不知道。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı gibi iman etmeleri emredildiğinde, inkâr ve alay ederek şu sözlerle cevap verdiler: Aklı kıt olanlar gibi iman mı edelim! Hak olan şüphesiz onların akılsız olduklarıdır. Ancak onlar bunu bilmezler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
13- Onlara “İnsanların iman ettiği gibi iman edin” denilince, onlar; “O akılsızların iman ettikleri gibi mi iman edelim?” derler. Doğrusu, onlar akılsızların tâ kendileridir. Fakat bilmezler. 13. Yani münafıklara insanların iman ettiği gibi iman edin -ki burada ashab-ı kiram (r.anhum)’ın imanı kastedilmektedir ki bu da hem kalp, hem de dil ile iman etmek demektir-, denilirse, onlar kendi batıl iddialarına göre “o sefihlerin iman ettikleri gibi mi iman edelim” derler. Onlar -Allah onları kahretsin- bu sözleriyle ashab-ı kiramı kastediyorlardı. Çünkü ashab-ı kiramın iman edip vatanlarını terk etmelerini ve kâfirlere düşman olmalarını akılsızlık olarak kabul ediyorlardı. Onlara göre akıl, bu davranışların zıddını yapmayı gerektirir. İşte bundan dolayı ashab-ı kiramın akılsız olduklarını iddia etmişlerdi. Buna bağlı olarak da asıl kendilerinin akıl ve üstün düşünce sahibi olduklarını iddia etmiş oluyorlardı. Allah onların bu iddialarını reddederek, gerçekte akılsızların kendileri olduğunu haber vermektedir. Çünkü gerçek akılsızlık insanın kendi nefsinin menfaatine olan şeyleri bilmemesi ve kendisine zararlı olacak işler işlemesidir. Dolayısıyla bu, onlara uyan bir sıfattır ve onlar hakkında geçerlidir. Öte yandan akıllık ve sağlıklı düşünce, insanın maslahatına olan şeyleri bilip kendisine faydalı olacak şeyleri yapması ve zararlı olacak şeyleri de önlemek için çalışmasıdır. Bu nitelik ise ancak ashab-ı kirama ve mü’minlere uymaktadır. O halde asıl muteber olan, sahip olunan nitelikler ve delillerdir. Yoksa kuru iddiaların ve boş sözlerin hiçbir değeri yoktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İman ve inkâr yalnızca akıl ve bilgi işi olsaydı bütün akıl ve bilgi sahipleri inanır veya inanmazlardı. Halbuki tarih boyunca ileri düzeyde akıl ve ilim sahibi kişiler arasında hem iman edenler hem de inkâr edenler bulunmuştur. Bu sebeple iman edenler akıllarıyla övünmezler; hidayeti, imana kavuşmayı, kendi irade ve tercihleri yanında Allah’ın hidayet ve yardımına da bağlarlar, O’na şükrederler. İnkârcılar ise yalnız akıllarına güvenir, akıl üstü varlıklara inanmaktan kurtulduklarını düşünür, iman ehlini akılsızlıkla, saflıkla, ekonomik ve kültürel yönlerden geri kalmışlıkla vasıflandırırlar, imanı bu etkenlere bağlarlar. 13. ve yukarısındaki âyetler işte bu tavır ve psikolojiyi açığa çıkarmakta; asıl akılsızların, aklını doğru kullanmayanlar, tercihlerini iman ve İslâm yönünde yapmayanlar olduklarını ilân etmektedir.
Bakara Suresi 13. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onlar, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı gibi iman etmeleri emredildiğinde, inkâr ve alay ederek şu sözlerle cevap verdiler: Aklı kıt olanlar gibi iman mı edelim! Hak olan şüphesiz onların akılsız olduklarıdır. Ancak onlar bunu bilmezler.